18 Mart Çanakkale Zaferi Şiirleri


Google Reklamları





18 Mart Çanakkale Zaferi Şiirleri ile ilgili benzer olabilecek konular...

18 Mart Çanakkale Zaferi Şiirleri hakkında arama bilgileri...

Ziyaretçilerimiz bu sayfayı bulmak için Google`da şu aramaları yaptılar.
Siz de; bir dahaki gelişinizde, bu aramaları yaparak, bu sayfayı kolaylıkla bulabilirsiniz.

çanakkale zaferi şiiri - çanakkale şiirleri - 18 MART CANAKKALE - 18 mart çanakkale - Çanakkale Zaferi İle İlgili Resimler - çanakkale zaferi ile ilgili görsel - çanakkale zaferi ile ilgili resimler

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


07 Ekim 2013, 12:48:56
Forum
Forum Sitesi
Admin
Mesajlar: 86826












Sponsorlu Bağlantılar

sponsorlu bağlantılar

   

18 Mart Çanakkale Zaferi Şiirleri

 


 Çanakkale Zaferi 18 Mart Şiirleri
 

 
 
Çanakkale Mahşerinde

 
Çanakkale mahşerinde can pazarı kurulmuş
Toprağı şehitlerin kanlarıyla yoğrulmuş
 
İman en büyük silah vatan en sevgili yar
Bağrına taş bassın beklemesin analar
 
Eller duaya kalkmış bu son cuma namazı
Vatan onlardan razı onlar vatandan razı
 
En fedakar en cesur en büyük asker bizim
Sevinsin türk evladı çünkü bu zafer bizim
 
Düşmanın hayalleri gömüldü kara suya
Hangi millet galip gelir böyle şanlı orduya
 
Anlasın bütün cihan Çanakkale geçilmez
Şühedanın kanına asla değer biçilmez.
 
Coşkun Arslan
 
 18 Mart Çanakkale Zaferi Şiirleri ile ilgili resim
 
18 Mart Çanakkale

 
Bulutlar sarmıştı her yanı,
Kapkara bir geceydi,
Yağmur, bardaktan boşalırcasına,
Sağnak gibi yağıyordu,
Yedi düvelin gemilerinden yükselen,
Top, tüfek sesleri,
Her yanı inletiyordu,
Mustafa Kemalin askerleri,
Aslanlar gibi dövüşüyordu,
Ve Çanakkale kahramanca,
Düşmana selam veriyordu,
 
Kükrüyordu tepeden,
Mustafa Kemal,
Vatanıma ayak basacaksa düşman,
Yaşamanın ne gereği var,
En son nefer ölünceye kadar,
Dövüşeceksiniz aslanlar,
Görecek bütün dünya,
Ne aslanlar doğururmuş,
Emineler, Hatçeler, Ayşeler, Fatmalar.
 
Ali Osman Yılmaz
 
 18 Mart Çanakkale Zaferi Şiirleri ile ilgili resim
 
Çanakkale Şehitlerine
 

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
 
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.
 
Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.
 
Mehmet Akif Ersoy
 
 18 Mart Çanakkale Zaferi Şiirleri ile ilgili resim
 
Çanakkale Kahramanları

 
Malım, mülküm
Eşim, dostum
Yarim demediniz
Hiç tereddütsüz
Gidip can verdiniz
Elimde bardağım
Çayımı rahat içebiliyorsam
Çünkü siz orda öldünüz
Daha onbeşinde, onaltısında
Kurşunlara yürüdünüz
Helal edin hakkınızı
Yapabildiğim tek şey bugün
Bir Elhamla, iki damla gözyaşı
Ruhunuz şadolsun
Çanakkale Kahramanları
 
Ayşe Adlım
 
 18 Mart Çanakkale Zaferi Şiirleri ile ilgili resim
 
 
Bir Yolcuya
 

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.
 
Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda
İstiklal uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.
 
Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed'in düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanının akıttığı yerdir.
 
Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti
Yaptığı bu tümsek, amansız çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
 
Necmettin Halil ONAN
 
 18 Mart Çanakkale Zaferi Şiirleri ile ilgili resim

ilgiliFORUM.com



Forumlar okunmak ve paylaşmak içindir...

17 Mart 2016, 01:22:34
Cevap #1
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11486
Su testisi taşıyan adamı takip edin!
Çanakkale'de 18 mart günü okullar tatil olacak.

Çanakkale Valiliği, kent merkezi ile ilçelerdeki ilköğretim ve ortaöğretim okullarının 18 Mart'ta tatil edildiğini bildirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 101. yıl dönümünün 18 Mart'ta törenler ve etkinliklerle kutlanacağı belirtildi.
Allah'a Güven.


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada 18 Mart Çanakkale Zaferi Şiirleri ile ilgili olarak; 18 Mart Çanakkale Zaferi Şiirleri hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri En Güzel Sözler, güzel Şiirler, Yazılar forumu, anlamlı, duygusal mesajlar, şiir, makale, deneme vs. gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri 18 Mart Çanakkale Zaferi Şiirleri siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Gerçek mutluluk, ancak gerçek sevgi ile yaşanabilir.

Copyright © 2006-2017 AjansMail
Her hakkı saklıdır.