Bu bir reklamdır.




AllahIN VARLIĞINI İSPATLAYAN DELİLLER


Google Reklamları


AllahIN VARLIĞINI İSPATLAYAN DELİLLER ile ilgili benzer olabilecek konular...

AllahIN VARLIĞINI İSPATLAYAN DELİLLER hakkında arama bilgileri...

Ziyaretçilerimiz bu sayfayı bulmak için Google`da şu aramaları yaptılar.
Siz de; bir dahaki gelişinizde, bu aramaları yaparak, bu sayfayı kolaylıkla bulabilirsiniz.

Allahin varligini kanitlayan 10delil aciklamali - allahin esi ve benzeri olmadigina kanitlar - kuranda kar taneleri - allahın varlık ve birliğini gösteren deliller - fizik allah - allah - ALLAHIN VARLIĞINA DELİL SÖZLER

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


22 Kasım 2008, 03:19:04
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11285
Su testisi taşıyan adamı takip edin!















Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar



AllahIN VARLIĞININ DELİLLERİ ONUN VAR OLDUĞUNU İSPATLAYAN DELİLLER


Allah İNSANLARA DELİL GÖNDERDİĞİNDEN BİRÇOK KURANI KERİM AYETİNDE BAHSEDER...

"Ey Resulüm de ki:

İşte benim yolum budur!

Ben insanları Allah'ın yoluna DÜŞÜNMEKSİZİN, TAKLİT YOLUYLA DEĞİL; DELİLE DAYANARAK, idrâklerine hitab ederek dâvet ediyorum.

Ben de, bana tâbi olanlar da böyleyiz. Allah'ı bütün eksikliklerden tenzih ederim. Ben asla müşriklerden değilim." (Yusuf Suresi 108)



"Göklerde ve yerde Allah'ın varlığını, birliğini, kudretini gösteren nice deliller vardır ki,insanlar yanından geçip gittikleri halde yüzlerini çevirdiklerinden farkına varmazlar." (Yusuf Suresi 105)

"Rabbinizden size muhakkak ki deliller gelmiştir.Artık kim gözünü açar görürse kendi lehine, kim de hakkı görmeyip batılı seçerse kendi aleyhinedir. (Sen de ki:) 'Ben sizin üzerinizde bekçi değilim.'" (En'am Suresi 104)

"Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün sürelerinin değişmesinde, insanlara fayda sağlamak üzere denizlerde gemilerin süzülüşünde, Allah'ın gökten indirip kendisiyle ölmüş yeri canlandırdığı yağmurda ve yeryüzünde hayat verip yaydığı canlılarda, rüzgarların yönlerini değiştirip durmasında, gökle yer arasında emre hazır bulutların duruşunda, Elbette aklını çalıştıran kimseler için Allah'ın varlığına ve birliğine nice deliller vardır." (Bakara Suresi 164)

"Gerçeği bilmeyenler dediler ki: "Allah bizimle konuşmalı veya bize mûcize gösterilmeli değil miydi?" Onlardan öncekiler de buna benzer sözler söylemişlerdi. Kalpleri nasıl da birbirine benziyor! Gerçekleri iyice bilmek isteyenler için delilleri apaçık gösterdik." (Bakara Suresi 118)

"Eğer yeryüzündeki ağaçlar hep kalem olsa, deniz de arkasından yedi deniz daha kendisine destek olduğu halde mürekkep olsa, yine de Allah'ın kelimeleri yazmakla tükenmez. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir." (Lokman Suresi 27)

"Allah öyle bir Allah'tır ki; gökleri ve yeri yarattı, gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli meyveler çıkardı; emri gereğince denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi, ırmakları da emrinize verdi. Sürekli olarak yörüngelerinde hareket eden ay ve güneşi, geceyi ve gündüzü sizin emrinize verdi. O, Kendisinden isteyebileceğiniz her şeyi size verdi. Allah'ın nimetini saymak isterseniz sayamazsınız! Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür." (İbrahim Suresi 32-33-34)


ŞİMDİ O'NUN DELİLLERİNDEN SADECE UFAK BİR DEMET SUNMAYA ÇALIŞALIM.



1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

23 Aralık 2008, 10:45:06
Cevap #1
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11285
Su testisi taşıyan adamı takip edin!
Dna’daki Olağanüstü Bilgi Kapasitesi

İnsanın tek bir DNA molekülünde tam bir milyon ansiklopedi sayfasını, başka bir deyişle yaklaşık 1000 kitabı dolduracak miktarda bilgi bulunur.

Dikkat edin; tam 1.000.000 ansiklopedi sayfası veya 1000 kitap...

Bu demektir ki, her bir hücrenin çekirdeğinde, insan vücudunun işlevlerini kontrol etmeye yarayan bir milyon sayfalık bir ansiklopedinin içerebileceği miktarda bilgi kodlanmıştır.

Bir benzetme yapacak olursak, dünyanın en büyük ansiklopedilerinden biri olan 23 ciltlik Encyclopedia Britannica’nın bile toplam 25 bin sayfası vardır. Bu durumda, karşımıza olağanüstü bir tablo çıkar.

Mikroskobik hücrenin içindeki, ondan çok daha küçük bir çekirdekte bulunan bir molekülde, milyonlarca bilgi içeren, dünyanın en büyük ansiklopedisinin 40 katı büyüklüğünde bir bilgi deposu saklı durmaktadır.

Bu da yaklaşık 1000 ciltlik, dünyada başka eşi, benzeri olmayan dev bir ansiklopedi demektir.

Her gün, 24 saat boyunca, hiç durmadan her saniyede insanın gen bilgilerinden bir tanesi okunacak olsa, bu işlemin tamamlanması için 100 yıl geçmesi gerekmektedir.

DNA’daki bilgimizin kitap haline getirildiğini varsaydığımızda ise, bu kitapları üst üste koyduğumuz takdirde, kitapların yüksekliği 70 metreye erişecektir.

Yapılan tespitlere göre ise, bu dev ansiklopedi yaklaşık 3 milyar farklı konuda bilgiye sahiptir.

Eğer DNA’daki bilgileri kağıt üzerine yazılı hale getirseydik, kağıtların uzunluğu Kuzey Kutbu’ndan Ekvator’a kadar uzanacaktır.

1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

23 Aralık 2008, 10:47:49
Cevap #2
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11285
Su testisi taşıyan adamı takip edin!

Bu organeller neden bir araya geldiler?
Nasıl bir araya geldiler?
Hangisinin hangi göreve sahip olduğunu onlara kim söyledi?
Görev paylaşımını kim yaptı?
Hadi görev paylaşımı bir şekilde oldu diyelim.. Peki o zaman her biri ayrı bir sistem olan organeller nasıl oluştu?
Neden bir tanesi çıkıp da ben bu hücreye hapsolmak istemiyorum arkadaş diyip ana işleyişi bozmadı?
Nasıl oluyor da ateistlerce kendi kendine oluştuğu "iddia edilen" bu hücre sistemi saat gibi tıkır tıkır işliyor.

Sistemler belli elemanlardan oluşur. Kainatta birçok sistemler vardır ve herbirinin yine alt elemanları vardır. Tıpkı yukarıdaki elemanlar (organeller) gibi... Fakat hangi sisteme bakarsanız bakın, bir ahenk, bir senkronizasyon görürsünüz. Hiç şaşmayan kurulmuş bir saat gibi işlerler.

En önemlisi de hayattaki bu kadar sistemden bir benzerini meydana getirmek istediğimizde belki oturup saatlerce düşünmemiz gerekiyor. Planlar çizmemiz gerekiyor.

Yukarıdaki entegre tesis (Hücre) birçok HAYATSAL İŞLEMİ başarıyla gerçekleştiriyor. Biz farkında bile olmadan neler oluyor neler... ve sözüm ona ateistler bunun kendiliğinden oluştuğunu iddia ediyor.

Bugün Intel firması ürettiği işlemcilerin içerisine milyonlarca transistör yerleştiriyor ve küçük bir işlemci üretiyor. Bu işlemci yukarıdaki hücre sisteminin yaptıklarının çook az bir kısmını bile yapamayacak kadar beceriksiz bir işlemci iken ve o işlemciyi meydana getirmek için kocaman bir şirket ve birçok bilimadamının özverili çalışmalarına ihtiyaç varken, bir hücrenin oluşmasına TESADÜFİ demek ne kadar akıl karıdır???
1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

24 Aralık 2008, 12:06:34
Cevap #3
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11285
Su testisi taşıyan adamı takip edin!
Her kar tanesi birbirinden farklı muhteşem kristallerden oluşur.Bunlar gerçek kar kristallerinin çok büyütülmüş fotoğrafları.Matematikte altın oran denilen fibonacci sayıları her kar tanesinde karşımıza çıkıyor.Milyarlarca kar tanesinin her birindeki bu sanat gösterisi bize evrende tesadüfe yer olmadığını gösteriyor.Allah'ın yaratmasındaki sanat her yerde.





Ayrıca her kar tanesinin kendine has bir figürü vardır. yani yukarıdaki gibi her bir kar tanesi ayrı bir model, ayrı bir desende iner yeryüzüne...

Hem de ne kadar simetrik ve özenle hazırlanmış gibi duruyor değil mi?

Hala nası oluyor da bazı insanlar bütün bu ve benzeri doğa olaylarının """tesadüfen oluştuğuna""" inanabiliyorlar?
1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

24 Aralık 2008, 02:22:19
Cevap #4
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11285
Su testisi taşıyan adamı takip edin!
YAPRAK DİVERJANSINI YAPRAĞA KİM ÖĞRETTİ???



Çevremizdeki bitkilere, ağaçlara baktığımızda, dalların ve yaprakların gelişigüzel, dağınık bir şekilde dizilmiş olduklarını düşünebiliriz. Oysa, her ağaçta, hangi dalın nereden çıkacağı ve yaprakların dal çevresindeki dizilişleri, hatta çiçeklerin simetrik şekilleri dahi belirli sabit kurallar ve mucizevi ölçülerle belirlenmiştir.

Bitkiler ilk yaratıldıkları günden beri bu matematik kurallarına harfi harfine uyarlar. Yani hiçbir yaprak veya hiçbir çiçek tesadüfen ortaya çıkmaz. Bir ağaçta kaç dal olacağı, dalların nereden çıkacağı, bir dal üzerinde kaç yaprak olacağı ve bu yaprakların hangi düzenlemeyle yerleşeceği önceden bellidir. Ayrıca her bitkinin kendine özgü dallanma ve yaprak diziliş kuralları vardır.

Bilim adamları bitkileri sadece bu dizilişlerine göre tanımlayıp sınıflandırabilmektedirler. Olağanüstü olan ise, örneğin Çin'deki bir kavak ağacı ile İngiltere'deki bir kavak ağacının aynı ölçü ve kurallardan haberdar olmaları, aynı oranları uygulamalarıdır (!). Her bitkiyi kendine özgü matematiksel hesaplarla en estetik şekilde yaratan, tüm bu estetiğin ve kusursuz hesaplamalarla yapılan tasarımın sahibi, sonsuz ilim sahibi olan Allah'tır. Kuran'da da bildirildiği gibi;

"Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemiştir. O'na mülkünde ortak yoktur, herşeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir." (Furkan Suresi, 2)

Bitki türüne göre değişen bu diziliş şekilleri dairesel veya sarmal yapı şeklindedir. Bu özel dizilişin en önemli sonuçlarından biri yaprakların bir diğerini gölgelemeyecek şekilde yerleşmiş olmalarıdır. Botanikte "yaprak diverjansı" olarak tanımlanan bu oranlara göre bitkilerde yaprakların gövde etrafına dizilişlerindeki düzen belirli sayılarla belirlenmiştir. Bu diziliş son derece kompleks bir hesaba dayanır. Bir yapraktan başlayıp, gövde etrafında dönerek aynı hizadaki diğer yaprağa rastlayıncaya kadar yapmamız gereken tur sayısı (N) ile, bu turlar arasında karşılaştığımız yaprak sayılarını (P), sırasıyla N ve P ile gösterirsek, P/N oranı, bitkilerde "yaprak diverjansı" olarak adlandırılır. Bu oranlar çayır bitkilerinde (otlarda) 1/2, bataklık bitkilerinde 1/3, meyve ağaçlarında (elma) 2/5, muz türlerinde 3/8, soğangillerde 5/13'tür.

Aynı türe ait her ağacın bu orandan haberdar olup, kendi cinsi için belirlenmiş orana uyması büyük bir mucizedir. Örneğin bir muz ağacı bu oranı nereden bilir ve bu orana nasıl uyabilir? Bu hesaba göre, her muz ağacının çevresinde bir yapraktan başlayıp 8 kere tur attığınızda, aynı hizadaki diğer yaprağa rastlayacaksınız. Ve bu turlar arasında 3 yaprakla karşılaşacaksınız. Güney Afrika'dan Latin Amerika'ya kadar nereye giderseniz gidin, bu oran şaşmayacaktır. Sadece böyle bir yaprak diziliş oranının olması dahi canlıların tesadüfen oluşmadıklarını, kusursuz ve son derece kompleks bir oran, hesap, plan ve tasarımla yaratıldıklarını gösteren önemli bir delildir. Canlıların genetik yapılarına böyle bir oranı kodlayan, onları bu bilgi ve özellikle yaratan üstün bir ilim ve akıl sahibi olan Allah'tır.

Ağaç formları içinde en çok rastlanan modellerden biri, gövdenin birbirine tam zıt yönünden çıkan yaprak ve dal çiftleridir. Tohum açıldıktan sonra iki tane yaprak açar, bu yapraklar 180 derecelik bir açıyla karşılıklı olarak dizilmişlerdir. İlk iki yapraktan sonra gelişen diğer iki yaprak ise maksimum dağılımı sağlamak için zıt tarafta, birinci çifte sağdan açı yaparak gelişir. Böyle bir durumda bir dalın etrafında 90 derecelik açılara sahip dört adet yaprak dizilmiş olur. Yani bu dala tepeden bakacak olursak, yaprakların tam bir kare oluşturacak şekilde 90 derecelik açılarla dizildiklerini ve üstteki yaprakların bu sayede alttaki yaprakları örtmediğini görürüz. Bu görmeye alışık olduğumuz bir şekildir. Ancak, insanların çoğu tohumların neden özellikle bu şekilde açtığını düşünmezler. Oysa bu, bir planın ve tasarımın sonucudur. Ve amaç, yaprakların üst üste çıkarak birbirlerini örtmelerini engellemek ve hepsinin güneş ışığından faydalanabilmelerini sağlamaktır.

Daha karmaşık bir form olan spiral şekline de çok sık rastlanır. Bitkideki bu spiral hareketi gözlemlemek için bir ip kullanılabilir. Bir yaprağın tabanına ip bağlayıp sonra ipi dallara ve budaklara kadar uzatın, geldiğiniz her yaprağın gövdesinde bir kere halka yapın, kavisler mümkün olduğunca düzgün olsun. Bu yöntemle, kara ağaç veya ıhlamur ağacında yaprakların ortalama olarak komşu yaprakta budağın etrafında yarı yol kadar (180 derece) dolandığını görürsünüz; böylece ip yaprak başına 1/2 dönüşle bağlanır. Kayın ağacının yaprakları yalnızca 120 derece aralıklara sahiptir; yaprak başına 1/3 döner. Elma ağacı 144 derece ile 2/5 dönüş, kara çam 5/13. Eğer matematiğe meraklı iseniz, bu oranların nasıl tesadüfen olmayıp, her bir payın ve birimin birbirine hemen bitişik olanların toplamı olduğunu bulursunuz. (aşağıda görüldüğü gibi) Her iki sayı dizilimi de aynı benzer ve basit işlemi yapar:

1, 1, 2 (1+1), 3 (1+2), 5 (2+3), 8 (3+5), 13 (5+8), 21 (8+13), 34 (13+21), 55 (21+34), 89 (34+55), 144 (55+89), 233 (89+144), 377 (144+233), ...

Bu özel dizilim, bu kuralı keşfeden Fibonacci isimli matematikçinin adı ile anılır ve "Fibonacci serisi" olarak bilinir. Bu kural estetik mükemmellik manasına gelir ve resim, heykel, mimari gibi alanlarda temel bir ölçü olarak kullanılmaktadır. Doğada çok sık rastlanılan bu oran bitkilerdeki ince hesap ve tasarımı anlamada önemli bir anahtardır.

Fibonacci dizisi doğada çok sık bir biçimde karşımıza çıkar. Bu sayılar kullanılarak üretilen kesirler, bize "Altın Oran"ı verir. Yani Fibonacci sayılarını aşağıda görüldüğü gibi birbirini takip eden kesirler halinde yazdığımızda, ortaya çıkan bölmelerin tamamı estetik mükemmellik manasına gelen ve çoğu zaman "Altın Oran" adı da verilen sayıdır:

1/1, 1/2, 2/3, 3/5, 5/8, 8/13, 13/21, 21/34, 34/55, 55/89...

Bitkilerin belirli matematik formüllere göre şekillenmiş olmaları onların özel olarak tasarlanmış olduklarının en açık delillerinden biridir. Bitkinin atomlarında, DNA'sında gördüğümüz hassas ölçüler ve dengeler, bitkinin dış görünümünde de ortaya çıkmaktadır. Bitkinin Güneş'ten maksimum faydalanması gibi hayati amaçların yanısıra, bitkiye estetik bir güzellik kazandıran bu formüller, belirli sayıdaki moleküllerin biraraya gelmesiyle ortaya çıkan renklerle birleştiğinde ortaya olağanüstü manzaralar çıkmaktadır.

İşte bu altın oran, sanatçıların çok iyi bildikleri ve uyguladıkları bir estetik kuralıdır. Bu orana bağlı kalarak üretilen sanat eserleri estetik mükemmelliği temsil ederler. Sanatçıların taklit ettikleri bu kuralla tasarlanan bitkiler, çiçekler ve yapraklar Allah'ın üstün sanatının birer örneğidirler.

Allah Kuran'da herşeyi bir ölçüyle yarattığını bildirmektedir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:

Yere (gelince,) onu döşeyip-yaydık, onda sarsılmaz-dağlar bıraktık ve onda herşeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik. (Hicr Suresi, 19)

... Allah, herşey için bir ölçü kılmıştır. (Talak Suresi, 3)

... O'nun katında herşey bir miktar (ölçü) iledir. (Ra'd Suresi, 8)

... Şüphesiz, Allah herşeyin hesabını tam olarak yapandır. (Nisa Suresi, 86)



KONUYLA İLGİLİ VİDEOYU BU ADRESTEN İNDİREBİLİRSİNİZ:
http://us2.fmanager.net/api_v1/productDetail.php?dev-t=7EZU2FZ0164&objectId=2997

Kaynak Siteler: www.altinoran.org - www.harunyahya.org - www.harunyahya.net


1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

24 Aralık 2008, 02:23:14
Cevap #5
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11285
Su testisi taşıyan adamı takip edin!
VÜCUDUMUZDAKİ PETROL RAFİNERİSİ


Bulunduğunuz yerden kalkıp yürümeniz, ayakta durmanız, nefes almanız, gözlerinizi açıp kapamanız kısacası hayatta olmanız için gereken enerji, hücrelerinizdeki mitokondri denilen santrallerde yapılır. Buradaki santral benzetmesinin abartılı olmadığı mitokondride gerçekleşen işlemler incelendiğinde açıkça görülecektir.

Hücrede enerji üretilmesinde başrolü oksijen oynar. Oksijenin pek çok yardımcısı vardır. Enerji üretiminin hemen her basamağında birçok farklı enzim devreye girer. Bir basamakta görevini tamamlayan enzimler son derece bilinçli bir hareketle, bir sonraki basamakta yerlerini başkalarına devrederler. Böylece, onlarca ara işlem, bu işlemlerde devreye giren yüzlerce farklı enzim ve sayısız kimyasal reaksiyon sayesinde besinlerde depolanan enerji hücrenin işine yarayacak hale getirilir. Bu enzim değişiklikleri sırasında hiç karışıklık çıkmaz, sıralamada hiçbir şaşma olmaz; tüm elemanlar çok disiplinli bir ekip şeklinde çalışmalarını sürdürürler.

Bu haliyle, milimetrenin 100'de biri kadar olan hücrelerimizin içindeki "enerji santrali"nin, bir petrol rafinerisinden ya da bir hidroelektrik santralinden daha kompleks olduğunu söyleyebiliriz.

Bir petrol rafinerisi, petrolün ne olduğunu bilen, ham petrolü laboratuvar şartlarında analiz etmiş ve bu teknik bilgiler ışığında hareket eden mühendisler tarafından inşa edilir ve işletilir.Petrolün ne olduğunu bilmeyen insanların bir petrol rafinerisi inşa edebileceklerini düşünmek ise imkansızdır.


Hücrenin içinde proteinlerden oluşan mitokondri, aynı bir elektrik santrali gibi çalışır ve hücrenin ihtiyacı olan enerjiyi üretir.
Petrol üretiminden çok daha kompleks olan canlı hücresindeki enerji üretimi de aynı şekilde bilgi gerektirir. Ama bir hücrenin öğrenme kabiliyetinin olduğunu öne sürmek elbette ki gülünçtür. O halde böyle bir üretimi hücre nasıl gerçekleştirmektedir?

İşin doğrusu, hiçbir hücre biyolojik bir işlevi, sözcüğün gerçek anlamında "öğrenme" fırsatına sahip değildir. Eğer hücre ilk ortaya çıktığı anda böyle bir işlevi yerine getiremiyorsa daha sonra bunun üstesinden gelebilecek beceriyi elde etmek gibi bir şansı yoktur. Çünkü enerji üretiminde başrol oynayan "oksijen"in hücre üzerinde tahrip edici etkisi vardır. Hücre bu özelliklerle birlikte ortaya çıkmak zorundadır. Bu durum, hücrelerin tesadüfen ortaya çıkmış olamayacaklarının, Allah tarafından bir anda yaratıldıklarının delillerinden yalnızca bir tanesidir.

Allah milimetrenin 100'de biri kadar küçük bir alana sığdırdığı bu sanat ile bize gücünün sınırsızlığını göstermektedir.

1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

24 Aralık 2008, 02:23:38
Cevap #6
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11285
Su testisi taşıyan adamı takip edin!
KARACİĞERİN DEV BİR LABORATUVAR OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ?

Tam teşekküllü, son teknoloji ile donatılmış bir laboratuvarın kendi kendine oluşabileceğini kimse iddia etmez.

Ama evrimciler karaciğerde yer alan eşsiz laboratuvar kompleksinin kendi kendine oluştuğuna inanır ve bunu delil olmadan savunurlar. Çünkü Darwinizm insanların akıllarını örten bir büyü, batıl bir dindir.

Karaciğerinizin tek bir hücresinde 500 farklı kimyasal işlem gerçekleştirilir.Milisaniyeler (saniyenin binde biri) içinde kusursuz aşamalarla gerçekleşen bu işlemlerin çoğu laboratuvar koşullarında hala taklit edilememektedir.

Karaciğer hücresi, yediğimiz besinlerin hepsini hücrelerimizin kullanabileceği enerji olan şekere, yani glukoza çevirir. Kullanılmayan şekeri yağa çevirip depolar.

Şekerin yokluğunda ise proteinleri ve yağları şekere çevirip hücrelere sunar.

Kısacası biz, canımızın istediği her türde yiyeceği yerken, karaciğer bütün bu yiyecekleri vücudumuzun gereksinimine göre harcar, dönüştürür veya depolar.

Ve ilk insandan bu yana trilyonlarca karaciğer hücresi aynı şuur ve ilimle hiç şaşırmadan hareket etmektedir.

1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

24 Aralık 2008, 02:26:14
Cevap #7
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11285
Su testisi taşıyan adamı takip edin!
Evrendeki Hassas Dengeler

Evrenin genişleme hızından Dünya'nın Samanyolu Galaksisi'ndeki konumuna, Güneş'in yaydığı ışığın cinsinden suyun akışkanlık değerine, Ay'ın Dünya'ya olan uzaklığından, atmosferdeki gazların oranına kadar burada sayamadığımız sayısız faktör, insan yaşamının var olması için en ideal ölçülerde ayarlanmışlardır. Öyle ki bu sayısız faktörden sadece birindeki en ufak bir sapma dahi evrende canlı yaşamının asla var olmaması anlamına gelecekti.

Gerçekten de, evrende insanoğlunun var olması ve yaşamını sürdürmesi için gereken şartların her biri, "tek tek" birer mucize niteliğindedir. Gereken milyonlarca şartın biraraya gelmesi ise uçsuz bucaksız bir "mucizeler zinciri" oluşturur. Bir şeyin mucize olması ise, elbette Allah'ın varlığının ve üstün aklının delillerindendir. Kusursuz bir uyuma ve mükemmel bir tasarıma sahip olan evren, Allah'ın eşsiz ilmini ve kudretini bize tanıtır.

EVRENİN GENİŞLEME HIZINDAKİ MUCİZEVİ ÖLÇÜ

Evrenin genişleme hızı, evrenin şu anki yapısının oluşabilmesi açısından son derece kritik bir değere sahiptir. Eğer genişleme hızı çok az daha yavaş olsaydı, bütün evren, daha Güneş Sistemleri tam anlamıyla düzenlenemeden tekrar içine çökmüş olacaktı. Eğer evren biraz daha hızlı genişliyor olsaydı, madde ne galaksileri ne de yıldızları bir daha asla oluşturamayacak biçimde boşlukta dağılıp gidecekti. Her iki durum da, canlılığın ve bizlerin var olamaması anlamına geliyordu.

Ancak bunların hiçbiri gerçekleşmemiş ve evrenin genişleme hızının sahip olduğu son derece hassas değer sayesinde şimdiki evren ortaya çıkmıştır. Peki bu denge ne kadar hassastır?

Avustralya'daki Adelaide Üniversitesi'nden ünlü matematiksel fizik profesörü Paul Davies, bu soruyu cevaplamak için uzun hesaplar yapmış ve inanılmaz bir sonuca ulaşmıştır Davies'e göre, kainatın yaratıldığı büyük patlamanın ardından gerçekleşen genişleme hızı eğer milyar kere milyarda bir oranda (1/1018) bile farklı olsaydı, evren ortaya çıkamazdı. Milyar kere milyarda bir ifadesi rakamsal olarak şöyle yazılır:

"0,000000000000000001".


Yani bu derece astronomik küçüklükte bir farklılık dahi evrenin var olamaması demekti. Bu nedenle Big Bang herhangi bir patlama değil, her yönüyle çok iyi hesaplanmış ve düzenlenmiş bir oluşumdur.

GÖK CİSİMLERİNİN ARALARINDAKİ MESAFELER

Dünya gezegeni, bildiğimiz gibi Güneş Sistemi'nin bir parçasıdır. Güneş Sistemi ise, kusursuz bir planın ve mükemmel dengelerin bulunduğu bir mekandır. Güneş'in çapı, Dünya'nın çapının 103 katı kadardır. Bunu bir benzetmeyle açıklayalım: Eğer çapı 12.200 km olan Dünya'yı bir misket büyüklüğüne getirirsek, Güneş de bildiğimiz futbol toplarının iki katı kadar büyüklükte yuvarlak bir küre haline gelir. Asıl ilginç olan, aradaki mesafedir. Gerçeklere uygun bir model kurmamız için, misket büyüklüğündeki Dünya ile top büyüklüğündeki Güneş'in arasını yaklaşık 280 metre yapmamız gerekir. Güneş Sistemi'nin en dışında bulunan gezegenleri ise kilometrelerce öteye taşımamız gerekecektir.

Gök cisimlerinin uzaydaki dağılımı ve aralarındaki bu devasa boşluklar Dünya'da canlı hayatının var olabilmesi için zorunludur. Gök cisimleri arasındaki mesafeler Dünya'daki yaşamı destekleyecek biçimde pek çok evrensel güçle uyumlu bir hesap içinde düzenlenmiştir. Bu mesafeler, gezegenlerin yörüngelerini hatta varlıklarını doğrudan etkiler. Bu mesafeler biraz daha az olsaydı, yıldızlar arası kütle çekim güçleri gezegenlerin yörüngelerini kararsız hale getirecekti. Bu kararsızlık ise gezegenlerde çok uç sıcaklık değişimlerine yol açacaktı. Eğer uzaklıklar biraz daha fazla olsaydı, süpernovalarla uzaya fırlatılan ağır elementlerin dağılımı çok seyrek olacak ve Dünya gibi dağlık gezegenler oluşamayacaktı.

Yıldızlar arasındaki şu an var olan boşluklar bizimki gibi bir gezegen sisteminin var olabilmesi için en ideal mesafeye sahiptir. Kısacası evrendeki gök cisimlerinin dağılımı, insanın yaşamı için tam olması gereken ölçülerdedir. Aynı şekilde evrendeki dev boşluklar da, rastgele ortaya çıkmamışlardır; amaçlı bir yaratılışın sonucudurlar. (Harun Yahya, Evrenin Yaratılışı)

AKLIN SINIRLARINI ZORLAYAN İHTİMAL

Bize hayat imkanı veren böyle bir evrenin, bütün fiziksel değişkenler düşünüldüğünde tesadüfen oluşması ihtimali ne kadardır? Bu ihtimal milyar kere milyarda bir mi? Ya da trilyar kere trilyar kere trilyar ihtimalde bir mi? Yoksa daha da küçük bir sayı mı?

Prof. Roger Penrose'e göre bu ihtimal şudur: 10123 'de bir ihtimal! Bu sayının ne anlama geldiğini düşünmek bile zordur. Matematikte 10123 şeklinde yazılan bir rakam, 1 sayısının yanına 123 tane sıfır gelmesiyle oluşur. (Bu evrendeki tüm atomların sayısının toplamından, yani 1078 'den bile büyük, son derece astronomik bir sayıdır.) Matematikte 1050 'de 1'den daha küçük olasılıklar ise "sıfır ihtimal" sayılır. Ama sözünü ettiğimiz sayı, 1050'de 1'in trilyar kere trilyar kere trilyar katından bile çok daha büyüktür. Kısacası bu sayı bizlere, evrenin tesadüfle açıklanmasının kesinlikle imkansız olduğunu göstermektedir

İçinde yaşadığımız evrenin varoluşu ile ilgili matematiksel olarak tanımlanamayacak kadar yüksek sayıda ihtimal içinden, tam olması gereken ihtimalin en mükemmel şekilde oluşmuş olması, yaratılışın apaçık delillerindendir. Kuşkusuz böyle kusursuz bir evrende yaşıyor olmamız, kör tesadüflerin ya da şuursuz atomların aldıkları kararların, oluşturdukları düzenin bir eseri olamaz. Tüm kainat, canlı ve cansız varlıklarla birlikte Alemlerin Rabbi olan Allah'ın eşsiz ilmini ve sonsuz gücünü kanıtlar.

http://www.allahvar.com/evren/evren_03.html

1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

24 Aralık 2008, 02:27:54
Cevap #8
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11285
Su testisi taşıyan adamı takip edin!
ATOMDAKİ GÜCÜ ONA KİM VERDİ??? KENDİLİĞİNDEN BÖYLE BİR GÜCE SAHİP OLMASI NASIL AÇIKLANABİLİR???

Atomda Saklı Olan Büyük Güç

Allah, sonsuz kudretiyle evrenin en güçlü kuvvetini evrenin en küçük parçası olan atomların içine sığdırmıştır. Bu durum Allah'ın yaratma sanatının en büyük delillerinden biridir.

19. yüzyılın ilk yarısından bu yana yüzlerce bilim adamı atomun sırlarını ortaya çıkarabilmek için gece gündüz çalıştılar. Atomun şekli, hareketi, yapısı gibi çeşitli özelliklerini gün ışığına çıkaran bu çalışmalar, maddeyi ezeli ve ebedi bir varlık olarak kabul eden klasik fiziği temellerinden yıktı ve modern fiziğin temellerini attı.

Bu sorulara yanıt arayan pek çok fizikçi, çalışmalarının sonucunda tüm evrende olduğu gibi atomda da kusursuz bir düzen, şaşmaz bir denge ve bilinçli bir tasarım olduğu gerçeğinde birleştiler.

Son derece küçük olan bu parçacıklar, kendi içlerinde mükemmel bir organizasyona sahiptirler. Ancak atomdaki mucizevi yön bu kadarla kalmaz; atom aynı zamanda içinde çok muazzam bir enerjiyi de barındırır.

Atomun içinde saklı olan bu güç öylesine büyüktür ki, insanlık bu enerjinin keşfiyle artık okyanusları birleştiren dev kanallar açabilmekte, dağları oyabilmekte, suni iklimler üretebilmekte ve bunlar gibi daha birçok faydalı işi yapabilmektedir. Ama şunu da belirtmek gerekir ki, atomun içinde saklı olan güç, bir yandan bu şekilde insanlığa hizmet ederken, diğer yandan da insanlık için çok büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Öyle ki bu gücün kötüye kullanımıyla, 2. Dünya Savaşı sırasında Hiroşima ve Nagasaki’de on binlerce insan birkaç saniye gibi çok kısa bir süre içinde hayatlarını kaybettiler. Yakın geçmişte de, Rusya'daki Çernobil Nükleer Santrali'nde meydana gelen bir kaza, çok sayıda insanın ölmesine ya da sakat kalmasına yol açmıştı.

Çekirdekte Saklı Güç

Atom çekirdeğinin içinde, protonları ve nötronları birbirine bağlayan çok güçlü bir kuvvet vardır. Bu kuvvete, "Güçlü Nükleer Kuvvet" adı verilir. Nükleer enerji, çekirdekteki bu kuvvetin serbest bırakılmasıyla ortaya çıkar. Bu kuvvet üzerinde bir oynama yapılmadığı zaman kimseye bir zararı yoktur, ama insan müdahalesiyle milyonları öldüren bir güç haline gelebilmektedir. Atomun çekirdeğinde bulunan ve milyonlarca kişinin hayatını tehlikeye sokabilecek olan bu olağanüstü kuvveti, "fisyon" (nükleer parçalanma) ve "füzyon" (nükleer kaynaşma) tepkimeleri açığa çıkarmaktadır.

Bu kadar küçük bir tanenin içine bu kadar büyük bir enerji sığdırılması olağanüstü bir mucizedir. Allah insanlara sonsuz gücünü, yarattığı varlıklarda göstermekte, dilediği gücü dilediği yerde var etmektedir. İnsanlara da sonsuz ilminden ancak dilediği kadarını vermektedir.

Bu tepkimeler, ilk bakışta atomun çekirdeğinde gerçekleşiyor gibi gözükse de, aslında atomun bütün yapı taşlarının birlikte katıldığı tepkimelerdir. Fisyon adıyla bilinen reaksiyon atom çekirdeğinin bölünmesi, füzyon isimli reaksiyon ise iki çekirdeğin büyük bir güçle biraraya getirilip birleştirilmesi olayıdır. Her iki reaksiyonda da çok fazla miktarda enerji açığa çıkmaktadır.


http://www.allahvar.com/evren/evren_07.html

1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

24 Aralık 2008, 02:29:52
Cevap #9
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11285
Su testisi taşıyan adamı takip edin!


Ayrıca konu ile ilgili videoyu da izleyerek daha ayrıntılı bilgi sahibi olabilirsiniz:
* http://ilgiliforum.com/allahin-varligini-ispatlayan-deliller-video-t42889.0.html


Tabii ki Allah'ın delilleri bu kadarla sınırlı değildir!..

1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

15 Ağustos 2009, 09:04:34
Cevap #10
YENİ SİSTEM
Mesajlar: 5
O kadar şey sayılmış şimdi evrimcinin biri gelip diyecek ki yok efendim bunların hepsi "TESADÜFEN" oluştu. Bırakın ya. Bi de bu "söylem" bilimsel oluyor öyle mi? Tesadüflüğün ne gibi bir ispatı var acaba merak ettim. Bu insanlar bu olayların tesadüfen olduğunu nasıl ispat ediyor? Herhangi bir tesadüflük durumunu ispat edebilmek mümkün müdür?

29 Ocak 2012, 04:29:37
Cevap #11
vebo
Ziyaretçi

Ynt

İyi de bunların hiç birisi Allah' ın varlığını ispatlamıyor, bunlar insan fikri gibi, deneme tarzında yazılar..
size soruyorum ki anne-babanız hristiyan olsa ,ya da yahudi, siz hristiyan olmaz mıydınız?

şu zamana kadar hiç bir inanış biçimi ebedi olmamıştır, dinlerin en fazla 5000 yıl ömrü olmuştur

teknoloji geliştikçe islam,yahudilik,hristiyanlık dinleri de büyük ihtimalle yok olacaktır

29 Ocak 2012, 04:39:12
Cevap #12
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11285
Su testisi taşıyan adamı takip edin!
İyi de bunların hiç birisi Allah' ın varlığını ispatlamıyor, bunlar insan fikri gibi, deneme tarzında yazılar..
size soruyorum ki anne-babanız hristiyan olsa ,ya da yahudi, siz hristiyan olmaz mıydınız?

şu zamana kadar hiç bir inanış biçimi ebedi olmamıştır, dinlerin en fazla 5000 yıl ömrü olmuştur

teknoloji geliştikçe islam,yahudilik,hristiyanlık dinleri de büyük ihtimalle yok olacaktır


yapılan açıklamalardaki olayların, kendiliğinden-tesadüfen gerçekleştiğine inanıyorsanız, sizin için yapılabilecek tüm açıklamalar, bir ilah'ın varlığını ispat etmeye yetmez. çünkü bir şekilde tesadüfen gerçekleştiğine inanıyorsunuz. fakat yukarıdaki tüm açıklamaları okuyup, verilen tüm linklere girdiğinizde, oradaki açıklamaları da okuduğunuzda, göreceksiniz ki, her şey bir düzen içerisinde ve kusursuz bir yapıya sahip.

böyle kusursuz ve mükemmel yapılar, bize bunları bir yaratan olduğunu göstermektedir. şuursuz atomların bir araya gelerek, böylesine akıllı sistemler ve sanat eserleri meydana getirmesi bizce mümkün değildir ve yukarıdaki her açıklama birer delil hükmündedir.

1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

09 Kasım 2012, 02:38:30
Cevap #13
doğan gündoğan
Ziyaretçi
Nasılki kuranı indiren onu 1400 yıldır aynen koruyorsa dininide aynen koruyacaktır. Dinsizler bilmez ki dinsizlik dahi bir inançtır çünkü birşeylere inanmak insanın yaratılışında vardır. Yaratılışına aykırı şeyler söylemek gerçeği değiştirmez. Allah bir insanın kalbini mühürlerse ona ancak acınır. Çünkü cehennem ateşi dayanılması imkansız bir şeydir ona da yok diyen varsa buyursun yer altındaki magmaya baksın.


28 Nisan 2013, 02:08:04
Cevap #14
Doğukan Engin
Ziyaretçi
 Vebo, bu bir deneme türünde yazıdır bunlar Allah'ın varlığını ispatlamaz demişsin. Senin gibiler neden Allah'a inanmaz bilir misin? Hiçbir araştırma yapmadan, hiçbir şeye bakmadan sadece kendi bildiklerini okumaktan inanmazlar. Görmediğiniz bir şeye inanmak zor gelir. Eğer sadece bu sitelere girip muhalefet olmaya kalkmasaydın, açıp kur'an'ı okusaydın neyin ne olduğunu anlardın. Ayrıca deneme; gazete çevresinden alınan yazı türlerine girip, insanın kendi düşüncesini aktardığı yazılardır. Eğer burada yazanları iyice okusaydın bu yazının öğretici metinler başlığındaki bilimsel metinler sınıfından olduğunu görürdün. Fakat bunu bile araştırmaktan aciz olduğuna göre senin aklının alamadığı şeylerin var olduğu kesindir...


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada AllahIN VARLIĞINI İSPATLAYAN DELİLLER ile ilgili olarak; AllahIN VARLIĞINI İSPATLAYAN DELİLLER hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri Temel dini bilgiler ve bu bilgilere ulaşabileceğiniz kaynaklar... gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri AllahIN VARLIĞINI İSPATLAYAN DELİLLER siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Gerçek mutluluk, ancak gerçek sevgi ile yaşanabilir.

Copyright © 2006-2014 AjansMail
Her hakkı saklıdır.