Bu bir reklamdır.




Aşk İmiş Her Ne Var û‚lemde


Google Reklamları


Aşk İmiş Her Ne Var û‚lemde ile ilgili benzer olabilecek konular...

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


20 Temmuz 2007, 11:22:48
nur_ay
Mesajlar: 2983
Bugün Allah için ne yaptınız?















Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar





Aşk İmiş Her Ne Var û‚lemde


Aşk imiş her ne var âlemde
İlm bir kıyl u kâl imiş ancak.
Fuzuli


Mevlana, “Yaratıldı yaratılalı göklerin dönüşünü aşk dalgasından bil. Aşk olmasaydı dünya donar kalırdı." ve Yû»nus “Evvel yer gök yoğ idi var idi aşk bünyâdı." diyor. Dünya sevgi üzerine kurulmuş ve sevgi ile dönmektedir. Sevgisiz başlanan iş ya başlamadan yahut hayırsız biter ve sevgisiz atılan her adım çıkmaz sokaklarda kaybolur gider. Ve aşk, sevginin şiddetli ve sevgiden kuvvetli hâlidir. Aşk ki; bülbülün, güle rengini vermesi; pervanenin şem’e teslim-i cânı; cânın, cânân yoluna feda edilmesi… Fuzû»lî, âlemde her ne varsa aşktan ibârettir, ilim sadece dedikodudan ibarettir diyor. Hazf ettiğimiz kıtanın başındaki iki mısrada da mealen, ilim tahsil etmek suretiyle yücelmeye çalışmanın; gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayal olduğunu söylüyor. 16. asrın medrese mezunu, dolayısıyla matematik, tıp, astronomi; bunların yanında tefsir, fıkıh, hadis ilimlerini tahsil etmiş, yani bir yönü ilim adamı olan Fuzû»lî’ ye bu sözler pek de yakışır görünmüyor. Zira ilk emri “Oku" olan bir dinin mensubu ve“İlim Çin’de dahi olsa tahsil ediniz." yahut “İlim müminin yitik malıdır, nerede bulursa alsın." diyen bir Peygamber (s.a.s.)’in ümmeti nasıl olur da ilmi, dedikodudan ibaret birşey olarak tanımlayabilir. Fuzû»lî, yalnız yaşadığı asırda değil, sonraki yüzyıllarda da örnek alınmış, şiirlerine nazireler yazılmaya çalışılmış güçlü bir şairdir. O, bırakın diğer meslek dallarını, büyük ölçüde ilhama ve hayale dayanan şiir sanatının bile ilimden hâlî olamayacağını söyleyen bir büyük sanatkârdır. Fuzû»lî, ilimsiz şiir, temelsiz duvara benzer, temeli olmayan binanın yıkılması da gayet kolaydır der. Şiirin ilmini bilen şair de herhâlde cehaleti savunmayacaktır.

Fuzû»lî, okuyucusuna vermek istediği mesajını doğrudan vermez, ne anlatacaksa onunla ilgili çarpıcı bir söz söyler, okuyucuyu sarsar, dikkatini çeker ve mesajını da görünen mananın içine gizler. Okuyucusunu düşündürmeden, anafora sokmadan, çilesine ortak etmez Fuzû»lî... O hâlde ne diyor şair. Gelin, Fuzû»lî’nin söylemek istediklerini anlamak için Tazarrunâme’siyle meşhur Sinan Paşa’dan ve gönüllerin mütevazı sultanı Yû»nus Emre’den aşk ve ilim hususunda yardım isteyelim. Sinan Paşa “Aşk efsane ve efsun değildir. Aşk san’at-ı her dû»n değildir. Her aşk davası eden âşık olmaz; her muhabbetten dem uran sadık olmaz. İlâhî herkes merd-i aşk olmaz ve değme kalbde derd-i aşk bulunmaz. Aşk bir kimyadır, onun madeni can olur; aşk bir gevherdir, onun mekânı kân olur. Aşk bir zevktir onun da şeydaları var; aşk bir hurû»ştur, onun da deryaları var." diyor. Demek ki, her âşığım diyen âşık olamaz; zira aşk sıradan bir his değildir, dolayısıyla aşk değme kalplerde mekân tutmaz çünkü; aşk yüce gönüller mesleğidir.

Şiirin asıl anlamına döneceğiz, ama Fuzû»lî’nin dedikodu dediği ilimden de söz edelim biraz. Allah Teâlâ “Ilmi, dileyene veririm" buyuruyor. Bu demektir ki insan, isterse her türlü ilmi, kapasitesince tahsil edebilir. Fakat her ilim tahsil eden kişi Allah’ın rızasına uygun hareket etmeyebiliyor, ya da insanlığa zerrece faydası olmayabiliyor; nitekim bugün maddenin en küçük parçası diye bilinen atom bile parçalanıyor ilim sayesinde, fakat maalesef bu bilginin birçoğu insanlığın mahvı için kullanılıyor, dolayısıyla ilim tek başına insanı kurtarmıyor o hâlde eksik olan birşeyler var. Insan ilmin zirvesine de tırmansa içinde aşk yoksa, kazandığı ilmin insanlığa da bir faydası olmayacaktır. Yû»nus Emre, Fuzû»lî’den sözbaşı yaptığımız mısraları âdeta şu dörtlüğü ile şerhediyor: Akıl ne bilir aşkı kim Mağrur oluptur aklına Aşkı bu gün bu Yunus'a Sorun sorun aşka selâVe Yû»nus: İlim ilim bilmektir/ İlim kendin bilmektir/ Sen kendini bilmezsin /Ya nice okumaktır diyor. Yû»nus Emre bunları söyleyip kendini bir tarafa çekmiyor; niçin ve nasıl okumak gerektiğini de açıklıyor: Okumaktan mânâ ne/  Kişi Hakkı bilmektir/ Çün okudun bilmezsin / Ha bir kuru emektir. Yani okumanın mânâsı insanın kendini ve Allah’ı bilmesiyle son bulmalı; eğer onca ilmin sonunda O’nu bulamıyorsan boşuna emek harcıyorsun demektir. Yû»nus Emre, Kişi Hakkı bilmektir mısraını tevriyeli yani iki anlama gelecek şekilde kullanmıştır. Allah’ı bilmek ve kişi hakkı bilmek; yani başkalarının hakkına tecavüz etmemek anlamlarında düşünmüş. Her hâlükârda okumanın gayesine vurgu yapmıştır. İşte Fuzû»lî’nin dedikodudan ibaret bulduğu ilim, Yunus Emre’nin bir kuru emek, ya da abes yere yelmek diye tarif ettiğidir. Ve Yû»nus Emre faydasız, gayesiz ilimle meşgul olmaktansa; bir gönüle girmeyi tavsiye ediyor. Gönle girmek de ancak sevgi ile aşk ile mümkündür. Aşk ki, menşei Yaratan’a dayanıyor. Bir şair diyor ki: Kendi hüsnün hû»blar şeklinde peydâ eyledin, Çeşm-i âşıktan dönüp sonra temâşâ eyledin. İlâhî! Kendi güzelliğini (insanlara sevdirmek için güzelliklerini bir ayna hükmündeki) güzellerin yüzünde yansıttın da sonra dönüp bir de onu, âşıkın gözüyle temaşaya koyuldun. Şiir, sözün özüdür aslında. Ciltler dolusu malumatın, darası alınmışıdır şiir...

Fuzû»lî’nin meramını şimdi daha iyi anlayabiliriz sanırım. Ne diyor Fuzû»lî: Insanın huzuru kendini bilmesi ile mümkündür. Kendini bilen Rabbini de bilecektir.Dolayısıyla bir imtihan için gelinen dünyada ne işle meşgul olursan ol, ilim adamı ol,tüccar ol, sanatkâr ol, çiftçi ol... yaptığın her işte aşk olsun. Çünkü aşk, aklın doğru ve hayırlı yönde işlemesine yardımcı bir histir. Bize de ancak bütün bunları düşünmemize vesile olduğu için, Fuzû»lî’ye “Aşk olsun" demek düşüyor.

Vedat Ali Tok



21 Temmuz 2007, 12:59:16
Cevap #1
nur_ay
Mesajlar: 2983
Bugün Allah için ne yaptınız?


Aşk imiş her ne var âlemde
İlim bir kıyl ü kâl imiş ancak

FUZû›LûŽ


Günümüzde pek çok yardımlaşma kurumu var. Bu kurumlar, ihtiyaç sahibi insanlarla yardım etmek isteyen insanları bir araya getiriyorlar. Allah rızasını amaçlayanlar yanında, bu kurumlarda da “gösteriş”ve “reklâm”ı öne çıkaranlar olabilir. Bizler, özellikle kendimizden sorumluyuz. İnsanlara maddî ya da manevî anlamda ne derece yardım ediyoruz.Yardım etmenin pek çok yolu var: Bir hastayı ziyaret, bir fakire sadaka, bir güleryüz, bir hatır sorma… Elimizdeki imkânlar ölçüsünde yardımda bulunma. Zekâtla, sadaka ile fakir ve yoksul insanlarla aramızda sıcak köprüler kurma. “Allah için yardım”ı amaçlayan insanlar olarak, bu sıcak köprüleri kurmak durumundayız. İnsanlara iyilik etmenin, onlara yardımda bulunmanın dinî, toplumsal bir sorumluluk olduğunu unutmadan, atalarımızın, “iyiliğe iyilik her kişinin, kötülüğe iyilik erkişinin kârı”dır sözü doğrultusunda, yüreklerimizi yardımlaşmanın sıcaklığıyla dolduralım. Yardım etme güzel bir ahlâk, insanî bir adımdır. Bu duygu, yardım edildiğinde gelişen, git gide büyüyen bir halkadır. Paylaşıldıkça artan bir değerdir. Bu değeri hayatımızın her ânında canlı ve sıcak tutmaya var mıyız.

Hayatın gerçeklerini Hakk’ın hakikâtlerine çevirmenin yolu; Hak olan aşkı aramaktan, maddeyi manaya veren en cömert sancıya talip olmaktan geçiyor. Aşk: ayın şın kaf. Yıllarca Işk olarak kullanılmış. Işk’ın sarmaşık anlamı olduğunu da düşünürsek, aşk ve sarmaşık arasındaki fıtrat ilişkisi bizim biricik duamız olmalı aslında…Aşk sarmaşık olup sarsın hepimizi. O’ndan, O’nun rızasından gayrı ne kadar hâl ve kâl varsa hak olana tebdil eylesin, yeşertsin... (Amin) Aslında yalnızca bir türlü aşk var. Amma görüntüleri binlerce... Hatta şu kâinatta yaratılmış olanların sayısınca çoğaltılabilir. Efendimizin aşkı, vatan aşkı, ilim ve görev aşkı, tabiat aşkı, iki canın aşkı...Tüm bu görüntüdeki aşklar, kaynağını unutmadığı müddetçe bâki kalacaktır. Allah aşkı için yapılan her iş, sonsuz güzellikleri muhteva eder bünyesinde ve sonsuz nimetler sunar, inanılmaz hadiseler yaşatır insana…İsmail’in bıçağını hangi aşk kör etmişti. Yakub’un göz yaşında hangi aşk akmaktaydı. Nuh’un tufan sonrası kavmi adına duyduğu pişmanlığında hangi aşk gizliydi. İlmi için, Efendimiz’in bir hadisini öğrenmek için çöller aşan Eyüp Sultan’ın vasıtası aşktan gayrı neydi? Daha dün, 270 kiloluk mermiyi Seyyid Onbaşı’ya kaldırtan aşk değil miydi? Dün vatanları için canlarını aşk adına verenlerin ülkesinde, o vatanı aşkla yaşatacak evlâtlar, çalışma aşkını hırsa değişmeyen çalışanlar; iki can arasındaki aşkı sıradan zevke indirgemeyen eşler, Rasû»lüllah aşkını, Rasû»lüllah’ın ahlâkı ile ahlâklanmak bilen müminlerle aşkın hakkı verilir. Aşkın hakkını verenlerden olmamız duasıyla. Yüreğimiz kurak kalmasın..

Ayşe Pervin Yaşa


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada Aşk İmiş Her Ne Var û‚lemde ile ilgili olarak; Aşk İmiş Her Ne Var û‚lemde hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri Aşk İmiş Her Ne Var û‚lemde siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Yapman gerekenleri yaparsan, mutlu olursun. (Z.Ç)

Copyright © 2014 AjansMail
Her hakkı saklıdır.