Başörtüsü Yasağı İlk Kez Ne Zaman Başladı?


Google Reklamları





Başörtüsü Yasağı İlk Kez Ne Zaman Başladı? ile ilgili benzer olabilecek konular...

Başörtüsü Yasağı İlk Kez Ne Zaman Başladı? hakkında arama bilgileri...

Ziyaretçilerimiz bu sayfayı bulmak için Google`da şu aramaları yaptılar.
Siz de; bir dahaki gelişinizde, bu aramaları yaparak, bu sayfayı kolaylıkla bulabilirsiniz.

başörtüsünü yasaklayan ilk lider kim - atatürk başörtüsünü neden yasakladı - türkiyede baş örtüsü ne zaman yasaklandı - başörtüsünü kim yasakladı - başörtü yasaklayan kim - atatürk basörtüsünü yasakladi mi - başörtüsü kim yasakladı

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


06 Aralık 2010, 12:29:56
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11504
Su testisi taşıyan adamı takip edin!












Sponsorlu Bağlantılar

sponsorlu bağlantılar

BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI

Ne zaman başladı? Nereden geliyor?
Yasağın nedenleri nelerdir? Bu yasağı ilk kim başlattı?


Başörtüsü Yasağı


Halkın kılık kıyafetiyle uğraşma ve zorla kıyafet dayatma girişimleri Cumhuriyet'le birlikte başladı. Şapka dayatması ile cadde ve sokaklar mantar tarlasına dönüştü. Daha sonra zabıta teşkilatı, sarıklı, şalvarlı, çarşaflı vatandaşları şehirlere sokmamaya başladı. Malını, canını vererek vatanı düşmandan kurtaranların evlatları bu vatana sokulmuyordu. Onlar köyde ve kırda kalmaya mahkum ediliyorlardı. Bir taraftan “Köylü milletin efendisidir” deniliyor, ama bu efendi şalvarıyla şehre girmek istediğinde şehir girişinden dönmek zorunda kalıyordu.

Dondurucu kış gününde bebeğinin üstünden çıkardığı çarşafı top mermisine sararak siperlere cephane taşıyan Türk anaları kıyafetinden dolayı şehre sokulmuyordu. Ama rejimin adı Cumhuriyet'ti. Cumhuriyet ise “Halkın kendi kendini yönetmesiydi.” Okuldaki kitaplarda böyle yazıyordu. Sokakta bunun tersi uygulanıyordu. Bırakın halkın kendi kendini yönetmesini halkın ne giyeceğini bile başkaları belirliyor ve dayatıyordu.

Daha önce peçeyi ve çarşafı yasaklayan statüko, Celal Bayar'ın cumhurbaşkanlığı döneminde çarşafı tercih eden kadınları özendirmek için eşarp ve pardesü dağıtılıp kadınların çarşafları toplatılmıştı. O zaman modernlik olarak sunarak özendirdikleri ve teşvik ettiklerini bugün tehlike ilan ediyorlar. Şimdi de kadınların başörtüsü takmasını yasaklıyor, başörtüsünü gericilik olarak sunuyorlar.

Derin Yapı, 27 Mayıs Darbesi sonrasında 1961 yılı başında aldığı gizli kararla yasakları çok ileri götürdü. 1961'de alınan kararla, Anadolu'daki kızların okuması bir şekilde engellenecek, eğer engel olunamayanlar olursa da, bu kızlar okullarda baştan çıkarılacak veya etkisiz hale getirilecekti. Okumak isteyen mütedeyyin kesim en büyük tehlike idi. Okullar ve yurtlardaki ortamlar mütedeyyin kesimlerin kızları okutma arzusunu dizginletiyordu.

Doksanlı yıllara gelindiğinde bu iş iyice zıvanadan çıktı. 28 Şubat döneminde Batı Çalışma Grubu'ndan generaller YÖK'ün ve rektörlerin toplantılarına katılıyor türban yasağının yoğunlaştırılması için öneriler getiriyorlardı. Generaller, başörtüsü yasağının uygulanması konusunda rektörlere de güvenmiyor, yalnızca YÖK'ün yetkili olmasını emrediyorlardı. YÖK ve üniversiteler bilimi ve eğitimi bırakmış darbecilerin kıyafet zaptiyesi haline gelmişti.

1998'in Haziran ayında dönemin Hava kuvvetleri Komutanı İlhan Kılıç, resim yarışmasında dereceye giren bir öğrencinin annesine, “Başörtüsünü türban gibi takmama” öğüdünde bulunduktan sonra şöyle diyordu. “Bizim, Anadolu'da tarlada çalışana, Karadeniz'de sırtında odun taşıyana tepkimiz yok.” Generalin başörtülülere reva gördüğü iş, tarlada ırgatlık yapmak veya sırtında odun taşımak idi. Bu zihniyete göre örtüsüyle TBMM'ye girmek isteyen kadın, “Cumhuriyet'e karşı cereyan ve bölücü” olarak suçlanıyordu. Hakaretin sahibi Çankaya'da oturan Süleyman Demirel'di.

Cumhurbaşkanının eşi Hayrunnisa Gül, geçen hafta Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nde konuştu. Statükonun savunucularının, modernitenin merkezi saydıkları Avrupa'nın kalbinde oldu bu konuşma. Ama Türkiye'de halkın temsil edildiği Meclis'e başörtülü bir bayan giremiyor milletvekili olarak.

Diyanet İşleri Başkanı, “Başörtüsü dinin gereğidir” diyor. CHP'liler, Şeytandan aldıkları ilhamla fetva vererek “Değil” diyorlar. Başörtüsü takmak Anayasa'ya aykırı diyorlar, ama TBMM Anayasayı değiştirmek istendiğinde, iktidar partisine kapatma davası açılıyor. Yapılan değişikliği CHP Anayasa Mahkemesi'ne götürülerek bozduruluyor. Bu da yetmezmiş gibi CHP lideri Kemal Kılıçtaroğlu gözümüze bakarak şöyle diyor: “Anayasada ve YÖK yasasında yasaklayıcı bir hüküm yok. Konu, Anayasa Mahkemesi'ne götürüldüğü için bu karar çıktı.” Demek ki Anayasa'da hüküm olmasa bile CHP isteyince mahkemeden böyle kararlar çıkıyormuş.

“Başörtülüler başı açıklara baskı yaparsa” diye hayali bir tehlikeden bahsediyor ama bunu yaparken başına kapatanlara kendileri resmen baskı uyguluyorlar. Başörtüsünün siyasi simge olduğunu söylüyorlar. Siyasi simge olmayı bir tehlike veya suçmuş gibi gösteriyorlar. Siyasi simge değil ama, siyasi simge olsa bile bu ülkede siyasi simge suç mudur? Şu an bazı fakültelerin koridorlarında en uç siyasi görüşlerin ve partilerin afişleri asılı. Bunlar neden suç değil? Öyleyse bunlar neden yasaklanmıyor.

Bazıları ise başörtüsünü bağlama biçimi üzerinden zırvalamaya devam ediyor. Bir kadın, başını açarak okula girince siyasi düşüncesini de beyninden çıkarmış mı oluyor? Kadın, saçının bir tutamını örtünün altından sallandırınca “tehlike” bertaraf mı edilmiş oluyor.

İşgalci Fransız askerleri bir kadının başörtüsüne el uzattığı için Maraşlılar savaş başlatmışlardı. Maraş'a “Kahraman” vasfı verilmesinin sebebi budur. Türk milleti, kadının başörtüsüne el uzatılmasını savaş sebebi saymışlardı. Memleket düşmandan kurtarılmıştı ki bu defa CHP o örtüye el uzattı. Kurtuluş Savaşı'nda Fransız askerlerinin yaptığını şimdi CHP ve bazı profesörler savunuyor ve uygulamaya çalışıyor. CHP bu Fransız askerlerinin yaptıklarını yapmaya daha ne kadar devam edecek.

Şimdi kart muhalefetin içinden çatlak sesler geliyor. 29 Ekim resepsiyonu için Çankaya Köşkü'ne çıkmayacaklarmış. Sebebi, başörtülü kadınların da resepsiyona katılacak olmasıymış. Yani cumhur (halk) cumhurbaşkanını seçecek, ama seçtiği kişinin mekanına giremeyecek. O resepsiyonda CHP'lilerin olmaması bir eksiklik oluşturmayacak. Arzu etmiyorlarsa gelmesinler. Ama CHP'lilere bir sorum var:

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, annesi Zübeyde Hanım ve eşi Latife Hanımla birlikte Çankaya Köşkü'nde resepsiyon verse katılmazdınız değil mi?

Tabi tabi katılmazdınız!

Alper TAN (Kanal A, Genel Yayın Yönetmeni)
18.10.2010




Allah'a Güven.

28 Kasım 2013, 03:35:37
Cevap #1
hanefi tuna
Ziyaretçi
benim dedm istediği zaman şehre iniyordu  biz yörüğüz erkeklerde şalvar giyer artık biz giymiyoruz ama  bu dediklerinizi babmdan hiç duymadımeğer öyle birşey olsaydı onların başına da gelirdi sizler demogoji yapıyorsunuz ilk zamanlar  belki fes  veya poşi takanlara olmuş ama bu tamamen o zabıtanın anlayıoşı  kapsamında  eğer hala şalvar giyenler varsa bunu yasakla değil serbestlikle açıklayabiliriz


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada Başörtüsü Yasağı İlk Kez Ne Zaman Başladı? ile ilgili olarak; Başörtüsü Yasağı İlk Kez Ne Zaman Başladı? hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri Dünyanın en ilginç olayları, komik, ilginç haberler, korkunç olaylar, garip, enteresan, esrarengiz olaylar hikayeler forumu, tuhaf iğrenç olaylar forumları... gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri Başörtüsü Yasağı İlk Kez Ne Zaman Başladı? siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Gerçek mutluluk, ancak gerçek sevgi ile yaşanabilir.

Copyright © 2006-2017 AjansMail
Her hakkı saklıdır.