Bu bir reklamdır.




EDEP ile ilgili hadisler


ilgiliFORUM.com

EDEP ile ilgili hadisler ile ilgili benzer olabilecek konular...

EDEP ile ilgili hadisler  hakkında arama bilgileri...

Ziyaretçilerimiz bu sayfayı bulmak için Google`da şu aramaları yaptılar.
Siz de; bir dahaki gelişinizde, bu aramaları yaparak, bu sayfayı kolaylıkla bulabilirsiniz.

peygamberimizin edep hakkinda soyledikleri - edep ile ilgili hadis - edep ile alakalı özlü sözler - edepsizlik uzerine hadis - gariplik ile ilgili hadisler - edep ile ilgili hadisler - peygamberimizin kadinlarla ilgili edep hadisleri

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


14 Mayıs 2008, 02:34:03
Forum
Admin
Mesajlar: 74656
Türkiye'nin En Faydalı Forumu...

EDEP ile ilgili hadisler

UTANMA DUYGUSU (HAYû‚), DEûERİ VE BU DUYGUYA SAHİP OLMAYA TEŞVİK ETMEK
 
682. İbni Ömer radıyallâhu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem, utangaç kardeşine bu huyunu terketmesini söyleyen Medine’li bir müslümanın yanından geçerken ona:
“Onu kendi haline bırak; zira hayâ imandandır” buyurdu.
 
Buhârî, ûŽmân 16, Edeb 77; Müslim, ûŽmân 57–59. Ayrıca bk. Tirmizî, ûŽmân 7; Nesâî, ûŽmân 27; İbni Mâce, Mukaddime 9, Zühd 17.
 
 
683. İmrân İbni Husayn radıyallâhu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Hayâ ancak hayır kazandırır. ”
 
Buhârî, Edeb 77; Müslim, ûŽmân 60
 
Müslim’in bir rivayetine göre ise:
“Hayânın hepsi hayırdır”, buyurdu.
 
Müslim, ûŽmân 61
 
 
684. Ebû» Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“İman yetmiş (veya altmış) kadar daldan ibarettir. Bunların en yükseği lâ ilâhe illallah demek, en aşağısı da insana zarar veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Utanmak da imanın dallarından biridir. ”
 
Buhârî, ûŽmân 3; Müslim, ûŽmân 58. Ayrıca bk. Ebû» Dâvû»d, Sünnet 14; Tirmizî, Birr 80; Nesâî, ûŽmân 16; İbni Mâce, Mukaddime 9
 
 
685. Ebû» Saîd el–Hudrî radıyallahu anh’ şöyle dedi:
Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem örtünme çağına girmiş bir genç kızdan daha utangaçtı. Hoşlanmadığı bir şey gördüğünde bunu yüzüne bakınca anlardık.
 
Buhârî, Menâkıb 23, Edeb 72, 77; Müslim, Fezâil 67. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 17
 
 
686. Ebû» Saîd el–Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kıyamet gününde Allah Teâlâ’ya göre en fena insan, karısıyla mahremiyetini paylaştıktan sonra onun sırrını ifşâ eden kimsedir. ”
 
Müslim, Nikâh 123, 124. Ayrıca bk. Ebû» Dâvû»d, Edeb 32.
 
 
687. Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Hz. Ömer, kızı Hafsa’nın dul kaldığı zamandan bahisle dedi ki:
– Osman İbni Affân ile karşılaştım ve ona Hafsa’dan söz ederek “İstersen sana Hafsa’yı nikâhlayayım” dedim. Osman:
– Hele bir düşüneyim, cevabını verdi. Aradan birkaç gün geçtikten sonra karşılaştığımızda, “Şimdilik evlenemeyeceğim” dedi. Sonra Ebû» Bekir’e rastladım. Ona da:
– İstersen sana kızım Hafsa’yı nikahlayayım, dedim. O ise sustu; ağzını açıp da bir söz söylemedi. Bu sebeple ona Osman’a gücendiğimden daha fazla kızdım.
Aradan birkaç gün geçtikten sonra Hafsa’ya Nebiyy–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem talip oldu. Ben de kızımı ona nikâhladım. O sıralarda Ebû» Bekir’le karşılaştığımızda bana:
– Hafsa’yla evlenmemi istediğin, benim de sana cevap vermediğim zaman herhalde bana gücenmişsindir, dedi. Ben:
– Evet, diye cevap verdim. Ebû» Bekir şunları söyledi:
– Bana bu konuyu açtığında sana bir cevap vermeyişimin sebebi, Hz. Peygamber’in Hafsa ile evlenmekten söz etmesidir. Elbette Resû»lullah’ın sırrını ifşâ edemezdim. Şayet Nebiyy–i Muhterem Hafsa ile evlenmekten vazgeçseydi, elbette onunla evlenirdim.
 
Buhârî, Nikâh 33, 36, 46, Megâzî 12. Ayrıca bk. Nesâî, Nikâh 30
 
 
688. û‚işe radıyallahu anhâ şöyle dedi:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in hanımları onun yanında otururlarken Fâtıma tıpkı Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem gibi yürüyerek çıkageldi. Resû»l–i Ekrem onu görünce sevindi ve “merhaba kızım”diyerek sağ veya sol yanına oturttu. Sonra Fâtıma’nın kulağına bir şeyler fısıldadı. Fâtıma yüksek sesle ağlamaya başladı. Onun aşırı üzüntüsünü görünce kulağına bir şey daha fısıldadı. Bu defa Fâtıma güldü. Fâtıma’ya:
– Hanımları yanındayken Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem sadece sana bir sır verdi; sen de ağladın, dedim ve Resû»lullah kalkıp gidince, ona: “Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem sana ne söyledi?” diye sordum. Fâtıma:
– Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sırrını kimseye söyleyemem, dedi.
Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat edince de:
– Senin üzerindeki analık hakkıma dayanarak Resû»lullah’ın sana verdiği sırrı bana söylemeni istiyorum, dedim. Fâtıma:
– Şimdi olabilir, dedi ve şunları söyledi: Resû»l–i Ekrem kulağıma ilk defa bir şey söylediğinde, Cebrâil’in nâzil olan Kur’an âyetlerini baştan sona okumak üzere her yıl bir –veya iki– defa geldiğini, fakat bu yıl aynı maksatla iki defa geldiğini söyledi ve “Ecelimin yaklaştığını anlıyorum; Allah’a karşı saygıda kusur etme ve sabırlı ol! Benim senden önce gitmem ne iyi!” buyurdu. Bunun üzerine gördüğün gibi çok ağladım. Benim çok üzüldüğümü görünce, kulağıma tekrar bir şeyler fısıldayarak: “Fâtıma! Mü’min hanımların – veya bu ümmetin kadınlarının– hanımefendisi olmak istemez misin?” buyurdu. O zaman da gördüğün gibi güldüm.
 
Buhârî, Menâkıb 25, Fezâilü ashâbi’n–nebî 12, Megâzî, 83, İsti’zân 43; Müslim, Fezâilü’s–sahâbe 97–99. Ayrıca bk. İbni Mâce, Cenâiz 64.
 
 
689. Sâbit el–Bünânî’nin rivayet ettiğine göre Enes İbni Mâlik ona şunları söyledi:
Ben çocuklarla oynarken Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem yanıma geldi; bize selâm verdi ve beni bir işe gönderdi. Bu sebeple annemin yanına geç döndüm. Eve varınca annem:
– Niye geç kaldın? diye sordu.
– Resû»lullah beni bir işe göndermişti; onun için geciktim, dedim. Annem:
– Neymiş o iş? diye sorunca:
– Bu bir sırdır, dedim. Bunun üzerine Annem:
– Resû»lullah’ın sırrını kimseye söyleme, dedi.
Enes bu olayı anlattıktan sonra Sâbit el–Bünânî’ye şunları söyledi:
– Şayet bu sırrı birine açacak olsaydım, vallahi sana söylerdim, Sâbit!
 
Müslim, Fezâilü’s–sahâbe 145, 146
 
 
690. Ebû» Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Münâfığın alâmeti üçtür:
Konuşunca yalan söyler.
Söz verince sözünde durmaz.
Kendisine bir şey emanet edilince hiyanet eder. ”
 
Buhârî, ûŽmân 24, Şehâdât 28, Vesâyâ 8, Edeb 69; Müslim, ûŽmân 107–108. Ayrıca bk. Tirmizî, ûŽmân 14; Nesâî, ûŽmân 20
 
Müslim’in bir rivayetinde şu ilâve vardır:
“Oruç tutsa, namaz kılsa, müslüman olduğunu söylese de”
 
(Müslim, ûŽmân 109–110)
 
 
691. Abdullah İbni Amr İbni û‚s radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Dört huy kimde bulunursa, o adam tam münafık olur. Bir kimsede bu huylardan biri bulunursa, o huydan vazgeçinceye kadar onda münafığın özelliklerinden biri var demektir. O dört huya sahip olan kimse:
Kendisine bir şey emanet edilince hiyânet eder.
Konuşunca yalan söyler.
Bir antlaşma yapınca sözünde durmaz.
Düşmanlık yapınca da aşırı gider. ”
 
Buhârî, ûŽmân 24, Mezâlim 17, Cizye 17; Müslim, ûŽmân 106. Ayrıca bk. Tirmizî, ûŽmân 14; Nesâî, ûŽmân 20
 
 
692. Câbir radıyallahu anh’den şöyle dediği rivayet edilmiştir:
Bir gün Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bana:
“Eğer Bahreyn’den zekât malı gelirse sana şöyle şöyle şöyle doldurup veririm” buyurdu. Fakat Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem vefat edene kadar Bahreyn’den mal gelmedi.
Bahreyn’den mal geldiği zaman Ebû» Bekir radıyallahu anh:
– Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’in birine va’di veya borcu varsa bize baş vursun, diye ilân etti. Bunun üzerine onun huzuruna vararak:
– Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bana böyle böyle demişti, dedim.
Ebû» Bekir elini ganimet malına daldırıp bir avuç aldı. Bunları sayınca 500 tane olduğunu gördüm. O zaman Ebû» Bekir bana:
– Bunun iki mislini daha al, dedi.
 
Buhârî, Kefâle 3, Hibe 18, Şehâdât 28, Farzu’l–humüs 15, Cizye 4, Megâzî 73; Müslim, Fezâil 60–61
 
 
693. Abdullah İbni Amr İbni û‚s radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Abdullah! Falan adam gibi olma! Çünkü o, gece ibadetine devam ederken artık kalkmaz oldu. ”
 
Buhârî, Teheccüd 19; Müslim, Sıyâm 185. Ayrıca bk. Nesâî, Kıyâmü’l–leyl 59; İbni Mâce, İkâme 174.
 
 
694. Adî İbni Hâtim radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Yarım hurma vermek suretiyle de olsa kendinizi cehennem ateşinden koruyunuz. O kadarını da bulamayanlar, güzel bir sözle olsun kendilerini korusunlar. ”
 
Buhârî, Edeb 34, Zekât 10, Rikak 49, 51, Tevhîd 36; Müslim, Zekât 66–70. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 37, Kıyâmet 1; Nesâî, Zekât 63–64; İbni Mâce, Mukaddime 13, Zekât 28
 
 
695. Ebû» Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Güzel söz sadakadır. ”
 
Buhârî, Edeb 34, Cihâd 128, Müslim, Zekât 56
 
696. Ebû» Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Din kardeşini güler yüzle karşılamaktan ibaret bile olsa, hiçbir iyiliği küçümseme. ”
 
Müslim, Birr 144. Ayrıca bk. Tirmizî, Et`ime 30, Birr 45
 
ANLAŞILIR ŞEKİLDE KONUŞMAK
 
{KARŞISINDAKİNE SÖZÜ AÇIK SEÇİK SÖYLEMEK VE İYİ ANLAMASI İÇİN GEREKTİûİNDE TEKRARLAMAK}
 
697. Enes radıyallahu anh’in belirttiğine göre:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sözünün iyi anlaşılması için konuşmasını üç defa tekrarlardı. Bir topluluğun yanına varıp onları selâmlayacağı zaman üç defa selâm verirdi.
 
Buhârî, İlim 30, İsti’zân 13. Ayrıca bk. Tirmizî, İsti’zân 28
698. û‚işe radıyallahu anhâ şöyle dedi:
Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’in konuşması, herkesin anlayacağı şekilde açık seçikti.
 
Ebû» Dâvû»d, Edeb 18
 
 
699. Cerîr İbni Abdullah radıyallahu anh’den:
Vedâ haccında Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:
“Halkı sustur da dinlesinler” dedikten sonra şöyle buyurdu:
“Benden sonra, birbirinin boynunu vuran kâfirlere benzemeyin”
 
Buhârî, İlim 43, Megâzî 77, Diyât 2, Edâhî 5; Müslim, ûŽmân 118–120, Kasâme 29. Ayrıca bk. Buhârî, Hac, 132, Hudû»d 9, Tevhîd 24; Ebû» Dâvû»d, Sünnet 15; Tirmizî, Fiten 28
ÖûÜT VERİRKEN ÖLÇÜLÜ OLMAK
 
700. Ebû» Vâil Şakîk İbni Seleme şöyle dedi:
İbni Mes`û»d radıyallahu anh bize perşembe günleri vaaz ederdi. Adamın biri ona:
– Ebû» Abdurrahman! Keşke bize her gün vaaz etsen, dedi.
İbni Mes`û»d ona şunları söyledi:
– Sizi usandırmamak için her gün vaaz etmiyorum. Nitekim Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem de, bıkıp usanmayalım diye, dinlemeye istekli olduğumuz günleri kollardı.
 
Buhârî, İlim 11, 12, Daavât 69; Müslim, Münâfikîn 82, 83. Ayrıca bk. Tirmizî Edeb 72
701. Ebü’l–Yakzân Ammâr İbni Yâsir radıyallahu anhümâ, Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim, dedi:
“Bir adamın namazı uzun kıldırıp hutbeyi kısa kesmesi dini iyi bildiğini gösterir. Bu sebeple namazı uzun kıldırıp hutbeyi kısa kesiniz. ”
 
Müslim, Cum`a 47.
702. Muâviye İbni Hakem es–Sülemî radıyallahu anh şöyle dedi:
Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasında namaz kılarken cemâatten biri aksırdı. Ben de hemen “yerhamükellah” dedim. Cemaat bana dik dik bakmaya başladı. Bunun üzerine:
– Vay başıma gelenler! Yâhu bana niye öyle bakıyorsunuz? deyince de, ellerini uyluklarına vurmaya başladılar. Onların beni susturmaya çalıştıklarını görünce kızdım; ama yine de sustum.
Anam, babam Resû»l–i Ekrem’e fedâ olsun. Ne ondan önce ne de ondan sonra kendisinden daha iyi bir öğretici görmedim. Vallahi beni ne azarladı ne dövdü ne de sövdü. Namazı kıldırıp bitirince bana:
– “Bu ibadetin adı namazdır. Namaz kılarken dünya kelâmı konuşulmaz. Çünkü namaz tesbih, tekbir ve Kur’an okumaktan ibarettir” dedi veya buna benzer bir şey söyledi. Ben de:
– Yâ Resû»lallah! Ben yeni müslüman oldum. Allah Teâlâ İslâmiyet’i gönderdiği halde hâlâ kâhinlere gidenlerimiz var! dedim. Bana:
– “Sen kâhinlere gitme!” buyurdu. Ben tekrar:
– Aramızda uğursuzluğa inanan adamlar var, deyince de:
– “Bu onların gönüllerinde hissettikleri bir duygudur. Bu duygu onları işlerinden alıkoymasın” buyurdu.
 
Müslim, Mesâcid 33. Ayrıca bk. Ebû» Dâvû»d, Salât 167
703. İrbâz İbni Sâriye radıyallahu anh:
Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem bize çok tesirli bir öğüt verdi. Bu öğütten dolayı kalpler ürperdi, gözler yaşardı, diyerek devamı ve tamamı “Sünneti Koruma” bahsinde geçen hadisi rivayet etti.
 
Tirmizî, İlim 16; Ebû» Dâvû»d, Sünnet 5. Ayrıca bk. İbni Mâce, Mukaddime 6
VAKAR VE AûIRBAŞLILIK
 
704. û‚işe radıyallahu anhâ şöyle dedi:
Hz. Peygamber’in küçük dili görünecek şekilde kahkahayla güldüğünü hiç görmedim. O sadece tebessüm ederdi.
Buhârî, Tefsîru sû»re (46) 2, Edeb 68; Müslim, İstiskâ 16. Ayrıca bk. Ebû» Dâvû»d, Edeb 104.
 
 
NAMAZA, İLİM MECLİSİNE VE BENZERİ İBADETLERE AûIRBAŞLI VE VAKUR BİR ŞEKİLDE ÇAûIRMAK
 
 
705. Ebû» Hüreyre radıyallahu anh Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinlediğini söyledi:
“Kâmet getirildiği zaman namaza koşarak değil, ağırbaşlı bir şekilde yürüyerek geliniz. Yetişebildiğiniz kadarını imamla birlikte kılınız; yetişemediğiniz rekâtları da kendiniz tamamlayınız. ”
Müslim’in rivayetinde şöyle bir ilâve vardır:
“Herhangi biriniz namaz kılmaya karar verdiği zaman artık namazda sayılır. ”
 
Buhârî, Ezan 20, 21, Cum`a 18; Müslim, Mesâcid 151–155. Ayrıca bk. Ebû» Dâvû»d, Salât 54; Tirmizî, Salât 127; Nesâî, İmâme 57; İbni Mâce, Mesâcid 14
 
 
706. İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre o, Arefe günü Peygamber aleyhisselâm ile birlikte (Arafat’tan Müzdelife’ye) dönüyordu. Resû»l–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem arka tarafta bazı kimselerin bağırıp çağırdığını, devesini dövdüğünü ve develerin böğürdüğünü duyunca, onlara kamçısıyla işaret ederek şöyle buyurdu:
“İnsanlar! Yavaş olun! Acelecilik yapmakla sevap kazanılamaz. ”
 
Buhârî, Hac 94; Müslim, Hac 268. Ayrıca bk. Ebû» Dâvû»d, Menâsik 63; Nesâî, Menâsik 203.
 
 
707. Ebû» Hüreyre radıyallahu anh den rivayet edildiğine göre Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu:
“Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse akrabasına iyilik etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!”
 
Buhârî, Nikâh 80, Edeb 31, 85, Rikâk 23; Müslim, ûŽmân 74, 75, 77. Ayrıca bk. Ebû» Dâvû»d, Edeb 123; Tirmizî, Kıyâmet 50; İbni Mâce, Edeb 4
 
708. Ebû» Şüreyh Huveylid İbni Amr el–Huzâ`î radıyallahu anh, Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinlediğini söyledi:
– “Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine câizesini versin”.
Ashâb–ı kirâm:
– Yâ Resû»lallah! Misafirin câizesi nedir? diye sordular.
Peygamber aleyhisselâm da:
– “Onu bir gün ve bir gece ağırlamaktır. Misafirlik üç gündür. Misafiri üç günden fazla ağırlamak ise sadakadır. ”
 
Buhârî, Edeb 31, 85, Rikâk 23; Müslim, Lukata 14. Ayrıca bk. Ebû» Dâvû»d, Et`ime 5; Tirmizî, Birr 43; İbni Mâce, Edeb 5
 
Müslim’in bir başka rivayetine göre şöyle buyurdu:
– “Bir müslümanın din kardeşinin yanında onu günaha sokacak kadar kalması helâl değildir. ”
Ashâb–ı kirâm:
– Yâ Resû»lallah! İnsan din kardeşini nasıl günaha sokar? diye sorunca:
– “Misafirini ağırlayacak bir şeyi bulunmayan kimsenin yanında oturup kalmakla” buyurdu.
 
Müslim, Lukata 15, 16
 
 
709. Ebû» İbrâhim veya Ebû» Muhammed yahut Ebû» Muâviye Abdullah İbni Ebû» Evfâ radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem Hatice radıyallahu anhâ’yı cennette, içinde hiçbir gürültünün duyulmayıp hiçbir yorgunluğun hissedilmeyeceği, inciden yapılmış bir köşkle müjdeledi.
 
Buhârî, Umre 11, Menâkıbü’l–ensâr 20, Nikâh 108, Edeb 23, Tevhîd 32, 35; Müslim, Fezâilü’s–sahâbe, 71–74. Ayrıca bk. Tirmizî, Menâkıb 61; İbni Mâce, Nikâh 56
 
 
710. Ebû» Mû»sâ el–Eş`arî radıyallahu anh’ın anlattığına göre bir gün evinde abdest alıp dışarı çıkarken kendi kendine: “Bugün Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’den hiç ayrılmayacağım; hep onun yanında bulunacağım”, dedi. Sonra Mescid’e gidip oradaki sahâbîlere Peygamber aleyhisselâm’ın nerede olduğunu sordu. Onlar da:
– Şu tarafa doğru gitti, dediler.
Ebû» Mû»sâ olanları şöyle anlattı:
Resû»l–i Ekrem’in gittiği yeri sora sora nihayet Eris Kuyusu’nun bulunduğu bahçede olduğunu öğrendim. Ben de bahçe kapısının yanına oturdum. Peygamber aleyhisselâm tuvalet ihtiyacını giderip abdest aldı. Ben de kalkıp yanına vardım. Baktım ki Eris Kuyusu’nun kenarındaki taşların üzerine, kuyu ağzındaki bileziğin tam ortasına oturmuş, baldırlarını açarak ayaklarını kuyuya sarkıtmış. Kendisine selâm verdikten sonra geri dönüp kapının yanına oturdum. Kendi kendime: “Bugün Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kapıcısı olacağım”, dedim. O sırada Ebû» Bekir radıyallahu anh gelerek kapıyı çaldı.
– Kim o? diye sordum.
– Ebû» Bekir, dedi.
– Biraz bekle, dedikten sonra Peygamber aleyhisselâm’ın yanına vardım ve: Yâ Resû»lallah! Ebû» Bekir geldi, huzura girmek için izin istiyor, dedim.
– “İzin ver ve onu cennetle müjdele”, buyurdu.
Geri dönüp Ebû» Bekir’e:
– İçeri gir, Resû»lullah seni cennetle müjdeliyor, dedim.
Ebû» Bekir içeri girdi. Peygamber aleyhisselâm’ın sağ tarafına geçip onun yanına, kuyunun ağzındaki taşın üzerine oturdu ve tıpkı Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem gibi baldırlarını açarak ayaklarını kuyuya sarkıttı.
Ben de geri dönüp yerime oturdum. Ben evden çıkarken abdest almakta olan kardeşim arkamdan yetişecekti. Onu düşünerek kendi kendime: “Eğer Allah Teâlâ falanın hayrını dilerse onu buraya getirir”, dedim. O sırada birinin kapıyı ittiğini gördüm.
– Kim o? diye sordum.
– Ömer İbnü’l–Hattâb, dedi.
– Biraz bekle, dedikten sonra Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına giderek selâm verdim ve: Ömer geldi, huzura girmek için izin istiyor, dedim.
– “İzin ver ve onu cennetle müjdele”, buyurdu.
Ömer’in yanına dönerek:
– Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem içeri girmene izin verdi ve seni cennetle müjdeledi, dedim.
Ömer içeri girdi. Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sol tarafına geçerek kuyunun ağzındaki taşın üzerine oturdu ve ayaklarını kuyuya sarkıttı.
Ben de dönüp kapının yanına oturdum. Kardeşimi düşünerek kendi kendime: “Eğer Allah Teâlâ falanın hayrını dilerse onu buraya getirir”, dedim. Bu sırada biri gelip kapıyı itti.
– Kim o? diye sordum.
– Osman İbni Affân, dedi.
– Biraz bekle, diyerek Peygamber aleyhisselâm’ın yanına gittim ve onun geldiğini haber verdim.
– “İzin ver ve başına gelecek belâ ile birlikte onu cennetle müjdele”, buyurdu.
Geri döndüm ve:
– İçeri gir, Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem başına gelecek belâ ile birlikte seni cennetle müjdeliyor, dedim.
Osman içeri girdi. Kuyu bileziğinde oturacak yer kalmadığını görünce, onların karşılarında bir başka yere oturdu.
Saîd İbnü’l–Müseyyeb dedi ki: Ben bu oturuş şeklini onların kabirlerine yordum.
 
Buhârî, Fezâilü’s–sahâbe 5, Edeb 119, Fiten 17, Ahbâru’l–âhâd 3; Müslim, Fezâilü’s–sahâbe 29. Ayrıca bk. Tirmizî, Menâkıb 18.
 
Buhârî’nin bir rivayetinde şu fazlalık vardır:
Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem bana kapıyı korumamı emretti.
O rivayette şu ilave de vardır:
Osman müjdeyi duyunca Allah’a hamd etti, sonra da: Allah yardımcım olsun, dedi.
 
Buhârî, Fezâilü’s–sahâbe 6
 
 
711. Ebû» Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:
Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’in etrafında, Ebû» Bekir ve Ömer radıyallâhu anhümâ’nın da bulunduğu bir grup insanla oturuyorduk. Bir ara Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem aramızdan kalkıp gitti. Uzunca bir süre dönmeyince, başına kötü bir iş gelmesinden korktuk ve telaşla yerimizden kalktık. Bu endişeyi ilk duyan bendim. Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’i araya araya ensardan Neccâr oğullarına ait bir bahçeye geldim. Giriş kapısını arayarak bahçenin etrafını dolandım; fakat bir kapı bulamadım. Bahçenin dışındaki bir kuyudan içeriye su veren küçük bir ark gördüm ve oradan büzülerek Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına girdim.
– “Ebû» Hüreyre! Sen misin?” diye sordu.
– Evet, yâ Resû»lallah! dedim.
– “Ne haber?” dedi.
– Aramızda otururken kalkıp gittin; geri dönmediğini görünce, sana bir kötülük yapılmasından korkup telaşlandık. İlk endişe duyan da ben oldum. Kalkıp bu bahçeye geldim ve tilki gibi iki büklüm içeri girdim. Diğerleri de arkadan geliyor, dedim.
Resû»l–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Ebû» Hüreyre!” diye seslendikten sonra ayakkabılarını çıkarıp verdi ve şunları söyledi: “Şu ayakkabılarımı alıp geri dön. Bu duvarın arkasında, gönülden inanarak “Lâ ilâhe illallah” diyen kime rastlarsan, onu cennetle müjdele!”
 
Müslim, ûŽmân 52
 
 
712. İbni Şümâse şöyle dedi:
Amr İbni û‚s ölüm döşeğindeyken yanına gittik. Yüzünü duvara döndü, uzun uzun ağladı. Bunun üzerine oğlu:
– Babacığım! Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem sana şu müjdeyi vermedi mi? Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem seni şöyle müjdelemedi mi? demeye başladı.
O zaman Amr İbni û‚s yüzünü bize dönerek dedi ki:
– û‚hiret için hazırladığımız en değerli azık “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resû»lullah” sözüdür. Hayatımda üç devir vardır. Bir zamanlar Resû»lullah’a benden fazla kin besleyen yoktu. Bir yolunu bulup da onu öldürmek benim en çok arzu ettiğim şeydi. Şayet bu haldeyken ölseydim, mutlaka cehennemlik olurdum. Allah Teâlâ gönlüme İslâm sevgisini koyunca, Peygamber aleyhisselâm’a gelerek: Elini uzat, sana biat edeceğim, dedim. O elini uzatınca, ben elimi geri çektim.
Bunun üzerine Resû»l–i Ekrem:
– “Ne oldu, Amr?” diye sordu.
– Şart koşmak istiyorum, dedim.
– “Neyi şart koşacaksın?” buyurdu.
– Bağışlanmamı, dedim.
– “Müslüman olmanın daha önceki günahları silip süpürdüğünü, hicret etmenin daha önce işlenen günahları yok ettiğini, haccetmenin daha önce yapılan günahları ortadan kaldırdığını bilmiyor musun?” buyurdu.
Artık Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’den daha çok sevdiğim biri yoktu. Gözümde ondan daha büyük biri mevcut değildi. Ona duyduğum saygıdan dolayı gözlerimi kandıra kandıra yüzüne bakamazdım. Biri bana onu anlatmamı isteseydi, yüzüne doya doya bakamadığım için bunu yapamazdım. Şayet bu haldeyken ölseydim, cennetlik olmayı umabilirdim. Sonra öyle işlere karıştık ki, o işler karşısında halimin nasıl olduğunu bilemiyorum.
Öldüğüm zaman arkamdan ne ağıt, ne de ateş yakılsın. Beni gömdüğünüz zaman üzerime toprağı yavaş yavaş atınız. Sonra bir deveyi boğazlayıp etini taksim edecek kadar bir zaman kabrimin yanından ayrılmayın ki, siz yanımdayken yerime alışayım ve Rabbimin elçilerine nasıl cevap vereceğimi düşüneyim.
 
Müslim, ûŽmân 192
VEDû‚LAŞMA
 
{YOLCULUK VE BENZERİ SEBEPLERLE AYRILIP GİDECEK KİMSENİN ARKADAŞIYLA VEDû‚LAŞMASI, ONA VASİYET VE DUA ETMESİ, ONUN DUASINI İSTEMESİ}
 
713. Zeyd İbni Erkam radıyallahu anh, şöyle dedi:
Bir gün Resû»lullah sallallâhu aleyhi ve sellem ayağa kalkarak bize bir konuşma yaptı. Allah’a hamd ü senâdan sonra bize öğüt verdi. Sonra da şöyle buyurdu:
– “Ey insanlar! Ben de bir insanım. Yakında Rabbimin elçisi bana da gelecek ve ben onun davetine uyup gideceğim. Size iki önemli şey bırakıyorum. Biri, insanı doğruya götüren bir rehber ve nur olan Allah’ın Kitabı Kur’an’dır. Allah’ın kitabına yapışın ve sımsıkı sarılın!”
Peygamber aleyhisselâm Kur’an’a sarılma ve ona bağlanma konusunda tavsiyelerde bulundu. Sonra sözüne şöyle devam etti:
“Size bir de Ehl–i beyt’imi bırakıyorum. Allah’tan korkun da Ehl–i beyt’ime saygılı davranın!”.
 
Müslim, Fezâilü’s–sahâbe 36
714. Ebû» Süleyman Mâlik İbni Huveyris radıyallahu anh şöyle dedi:
Biz aynı yaşlarda bir grup genç Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelmiş ve yirmi gün boyunca yanında kalmıştık. Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem çok merhametli ve şefkat dolu bir kimseydi. Bizim yakınlarımızı özlediğimizi anlayınca, geride ailemizden kimleri bıraktığımızı sordu. Biz de kendisine söyledik. O zaman şöyle buyurdu:
“Haydi ailenizin yanına dönün ve onların yanında kalarak kendilerini bilgilendirin. Onlara şu namazı şu vakitte, bu namazı bu vakitte kılmalarını söyleyin. Namaz vakti geldiğinde içinizden biri ezan okusun, en yaşlınız da size imam olsun. ”
 
Buhârî, Ezân 17, 18, 49, 140, Cihâd 42, Edeb 27, û‚hâd 1; Müslim, Mesâcid 292. Ayrıca bk. Nesâî, Ezân 8.
 
Buhârî bir rivayetinde şunu ilâve etmiştir:
“Benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz, siz de öyle namaz kılın. ”
 
Buhârî, û‚hâd 1
 
 
 
715. Ömer İbnü’l–Hattâb radıyallahu anh şöyle dedi:
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den umre yapmak için izin istedim. İzin verdi ve:
“Bizi duadan unutma, sevgili kardeşim!” buyurdu. Onun bu sözüne karşılık bana dünyayı verseler, bu kadar sevinmezdim.
 
Ebû» Dâvû»d, Vitir 23
 
Bir başka rivayete göre şöyle buyurdu:
“Sevgili kardeşim! Bizi de duana ortak et!”
 
Tirmizî, Daavât 110. Ayrıca bk. Ebû» Dâvû»d, Vitir 23; İbni Mâce, Menâsik 5
716. Sâlim İbni Abdullah İbni Ömer’in söylediğine göre, (babası) Abdullah İbni Ömer radıyallahu anhümâ bir yolculuğa çıkacak kimseye şöyle derdi:
Yanıma gel de, Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bizimle vedalaştığı gibi seninle vedalaşalım. Resû»l–i Ekrem şöyle vedalaşırdı:
“Dinini koruyup emanetlerini ifa etmen ve amellerini hayırla sonuçlandırman hususunda seni Allah’a emanet ediyorum. ”
 
Tirmizî, Daavât 44. Ayrıca bk. Ebû» Dâvû»d, Cihâd 73; İbni Mâce, Cihâd 24
717. Sahâbî Abdullah İbni Yezîd el–Hatmî radıyallahu anh şöyle dedi:
Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem orduyla vedâlaşmak istediği zaman:
“Dininizi koruyup emanetlerinizi ifa etmeniz ve amellerinizi hayırla sonuçlandırmanız hususunda sizi Allah’a emanet ediyorum. ” derdi.
 
Ebû» Dâvû»d, Cihâd 73.
 
 
718. Enes radıyallahu anh şöyle dedi:
Bir adam Peygamber aleyhisselâm’a gelerek:
– Yâ Resû»lallah! Yolculuğa çıkıyorum; bana dua et, dedi. Resû»l–i Ekrem de:
– “Allah sana takvâ nasib etsin” buyurdu. Adam tekrar:
– Bana dua et, deyince:
– “Allah günahını bağışlasın” buyurdu. O yine:
– Bana dua et, deyince de:
– “Bulunduğun her yerde, kolayca hayır yapmanı sağlasın” buyurdu.
 
Tirmizî, Daavât 45.
719. Câbir radıyallahu anh şöyle dedi:
Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem tıpkı bir Kur’an sû»resini öğretir gibi, bize her iş için istihâre yapmayı öğretirdi. Şöyle buyururdu:
“Herhangi biriniz bir iş yapmak istediğinde, farz namazlardan ayrı olarak iki rekât namaz kılsın, sonra da şöyle desin:
Allahım! Sen her şeyi bildiğin için, hakkımda hayırlı olanı bana da bildirmeni, senin gücün her şeye yettiği için, beni başarılı kılmanı ve hayırlı olanı nasip etmeni, senin o büyük kereminden niyaz ederim. Çünkü senin gücün her şeye yeter, benimki yetmez; sen her şeyi bilirsin, ben bilemem. Şüphesiz sen görülüp bilinmeyenleri de bilirsin.
Allahım! Eğer bu işin benim dinim, dünyam ve âhiretim için hayırlı olduğunu biliyorsan (râvi, sözün burasında Hz. Peygamber’in hangi ifadeyi kullandığında tereddüt etti. Onun şöyle demiş olabileceğini söyledi: “şimdi veya daha sonrası için hayırlı olduğunu biliyorsan”) onu yapmayı nasip et, kolaylık ver ve onu bana mübarek kıl. Şayet bu işin benim dinim, dünyam ve âhiretim için kötü olduğunu biliyorsan (yine râvi, sözün burasında Hz. Peygamber’in hangi ifadeyi kullandığında tereddüt etti. Onun şöyle demiş olabileceğini söyledi: “şimdi veya daha sonrası için kötü olduğunu biliyorsan”) onu benden, beni ondan uzaklaştır. Hayır nerede ise onu bana nasip et, sonra da gönlümü bu sonuca râzı kıl!” der ve isteyeceği şeyi söylerdi.
 
Buhârî, Teheccüd 28, Daavât 48, Tevhîd 10. Ayrıca bk. Tirmizî, Vitr 18; İbni Mâce, İkâme 188.
BAZI İBADETLERİ YAPMAK İÇİN FARKLI YOLLARI KULLANARAK GİDİP GELMEK
 
{BAYRAM NAMAZINA, HASTA ZİYARETİNE, HAC, CİHAD, CENAZE NAMAZI VE BENZERLERİNE, FAZLA SEVAP KAZANMAK MAKSADIYLA BİR YOLDAN GİDİP BAŞKA BİR YOLDAN DÖNMEK}
 
 
720. Câbir radıyallahu anh şöyle dedi:
Bayram günlerinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem farklı yollardan gidip dönerdi.
 
Buhârî, ûŽdeyn 24
721. İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre şöyle dedi:
Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem (Medine’den çıkarken) Şecere yolundan çıkar, Mu`arres yolundan dönerdi. Mekke’ye de Seniyyetü’l–`ulyâ’dan (yukarı Seniyye yolundan) girer, Seniyyetü’s–süflâ’dan (aşağı Seniyye yolundan) çıkardı.
 
Buhârî, Hac 15; Müslim, Hac 223. Ayrıca bk. Ebû» Dâvû»d, Menâsik 44
722. û‚işe radıyallahu anhâ şöyle dedi:
Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem temizlenmeye, taranmaya, ayakkabısını giymeye varıncaya kadar her işe sağdan başlamayı pek severdi.
 
Buhârî, Vudû»’ 31, Salât 47, Et`ime 5, Libâs 38, 77; Müslim, Tahâret 66, 67. Ayrıca bk. Ebû» Dâvû»d, Libâs 41; Tirmizî, Cum’a 75; Nesâî, Tahâret 90, Gusül 17, Zînet 8, 63; İbni Mâce, Tahâret 42
723. Yine û‚işe radıyallâhu anhâ şöyle dedi:
Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem sağ elini temizlik ve yemek için, sol elini de tuvalette temizlenmek ve benzeri işler için kullanırdı.
 
Ebû» Dâvû»d, Tahâret 18
724. Ümmü Atıyye radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem kızı Zeyneb radıyallahu anhâ’yı yıkayan kadınlara şöyle buyurdu:
“Sağ tarafından ve abdest organlarından başlayın. ”
 
Buhârî, Vudû»’ 31, Cenâiz 10–11, Müslim, Cenâiz, 42–43. Ayrıca bk. Ebû» Dâvû»d, Cenâiz 29; Nesâî, Cenâiz 31; İbni Mâce, Cenâiz 8
 
 
725. Ebû» Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Biriniz ayakkabısını giyeceği zaman önce sağ ayağından, ayakkabısını çıkaracağı zaman da önce sol ayağından başlasın. Böylece sağ ayak ilk önce giyilen, en sonra çıkarılan ayak olsun. ”
 
Buhârî, Libâs 39; Müslim, Libâs 67. Ayrıca bk. Ebû» Dâvû»d, Libâs 41; Tirmizî, Libâs 37; İbni Mâce, Libâs 28
 
 
726. Hafsa radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem yerken, içerken ve giyinirken sağ elini, diğer işleri yaparken de sol elini kullanırdı.
 
Ebû» Dâvû»d, Tahâret 18
 
 
727. Ebû» Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Elbise giydiğiniz ve abdest aldığınız zaman sağ tarafınızdan başlayınız. ”
 
Ebû» Dâvû»d, Libâs 41; Tirmizî, Libâs 37 (mânen). Ayrıca bk. İbni Mâce, Tahâret 42
 
728. Enes radıyallahu anh şöyle dedi:
Resû»lullah sallallahu aleyhi ve sellem Mina’ya gelince hemen cemreye gitti ve taşları attı. Sonra Mina’daki dinlenme yerine gitti ve kurbanını kesti. Bu işler bitince berberi çağırdı ve ona önce başının sağ tarafını, sonra sol tarafını göstererek:
“Buralardan kes!” buyurdu. Daha sonra kesilen saçlarını halka dağıttı.
 
Buhârî, Vudû»’ 33 ; Müslim, Hac 323–325. Ayrıca bk. Ebû» Dâvû»d, Menâsik 78.
 
Diğer bir rivayet ise şöyledir:
Resû»l–i Ekrem cemrede taşları atıp, kurbanını kestikten sonra tıraş olmak istedi. Başının sağ yanını berbere uzattı; o da tıraş etti. Peygamber aleyhisselâm Ebû» Talha el–Ensârî’yi çağırarak kesilen saçlarını ona verdi. Sonra başının sol tarafını berbere uzatarak:
“Tıraş et!” buyurdu. Berber de tıraş etti. Resû»l–i Ekrem kesilen saçları yine Ebû» Talha’ya vererek:
 
“Bunları halka taksim et!” buyurdu.
 
Müslim, Hac 326. Ayrıca bk. Tirmizî, Hac 73


ALINTIDIR





Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada EDEP ile ilgili hadisler ile ilgili olarak; EDEP ile ilgili hadisler hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)'in hadis-i şerifleri... gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri EDEP ile ilgili hadisler siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Gerçek mutluluk, ancak gerçek sevgi ile yaşanabilir.

Copyright © 2006-2014 AjansMail
Her hakkı saklıdır.