Bu bir reklamdır.




EROZYONDAN KORUNMA YOLLARI


Google Reklamları


EROZYONDAN KORUNMA YOLLARI ile ilgili benzer olabilecek konular...

EROZYONDAN KORUNMA YOLLARI hakkında arama bilgileri...

Ziyaretçilerimiz bu sayfayı bulmak için Google`da şu aramaları yaptılar.
Siz de; bir dahaki gelişinizde, bu aramaları yaparak, bu sayfayı kolaylıkla bulabilirsiniz.

erozyonun baş etme yolları - toprak erozyonundan korunma yolları - erozyonun oluşumunu etkileyen faktörler kısaca - erozyondan korunalım - erezyon ve korunma yolları görseller - erezyondan korunma yolları nelerdir maddele - turkiyede toprak erzyonundan korunma yollari

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


22 Eylül 2008, 05:25:11
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11285
Su testisi taşıyan adamı takip edin!















Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar



Erozyon ve Korunma Yolları

Toprak Erozyonunun Sebepleri:
 
* Toprağın Sular tarafından aşındırılması
* Rüzgarlar
* Bitki örtüsü
* Buzullar
* Sel
* Yangın

Korunma yolları:
Ağaçlandırma, Bitki örtüsü, Baraj Gölleri yapma,
Tarlalar eğime yatay sürülmeli
Ağaç kesimlerine karşı tedbirler

DÜNYADA EROZYON
Dünyamızın yüzeyine yerkabuğu denmesi bir rastalantı değildir. Gezegenin üzerindeki bütünhayat, kıtaları kaplayan incecik ve hassas toprak kabuğuna bağlıdır. Bu kabuk olmasa, yaşam Okyanuslardan karalara atlayamazdı. Bitkilerekinler, ormanlar, hayvanlar ve tabii ki insanlar olmayacaktı.

Gezegenimizin eti olan bu değerli kabuk son derece yavaş meydana gelmesine karşılık son derece süratle ortadan kalkabilir. Bir parmak derinliğinde bir toprak tabakasının oluşması için, asırlar geçmesine gerekmektedir. Olumsuz şartlar bir iki mevsimde bu tabakayı yok edip okyanuslara taşıyabilir. Topraktan oluşmuş yerkabuğu, kendisini oluşturan bu tabakayı süratle kaybetmektedir.

Worldwatch Institute, her sene toprağın üst tabakasının 24 milyar tonunun kaybedildiğini ileri sürmektedir. Son yirmi sene içerisinde ABDdeki bütün ekili alanı kaplayacak kadar toprak kaybolup gitmiştir. Olay gittikçe vahimleşmektedir.

Bu kriz, özellikle dünya üzerindeki kararların üçte birinden fazlasını kaplayan kurak alanlarda ortaya çıkmaktadır. Çölleşme, toprak tabakasının son derece hassas, bitki tabakasının son derece ince ve iklimin son derece sert olduğu bu bölgelerde kendini hissettirmektedir. Toprak her yerde bozulabilir ama kuru iklideki bozulmaya çölleşme adı verilmektedir. Dünya üzerindeki 5.200.000.000 hektarlık tarımda kullanılan kurak alanların %70i özelliklerini yitirmiştir. Dolayısıyla çölleşme, toplam kara alanının %30una zarar vermektedir.

Afrikada kurak alanların %73ünü kapsayan bir milyon hektarın üzerinde arazi, orta derecede veya ciddi bir çölleşme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Asyada 1.4 milyon hektar aynı şeklide etkilenmektedir. Fakat, bu problem sadece kalkınmakta olan ülkelere mahsus değildir. Ciddi bir şekilde veya orta derecede çölleşmiş kurak alanların en fazla bulunduğu kıta- %74 ile Kuzey Amerikadır. Avrupa Birliğindeki ülkelerin beş tanesinde çölleşme sorunları mevcuttur. Asyada en fazla etkilenen bölgeler eski Sovyetler Birliğinde yer almaktadır.

Genel olarak bakılırsa, çölleşme tehlikesi ile karşı karşıya olan kurak alana sahip 110 ülke olduğu görülür. Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), çölleşmenin genel maliyetinin senede 42 milyar dolar olduğunu hesaplamıştır. Sadece Afrikanın yıllık kaybı 9 milyar dolardır.

Manevi kayıplar ise, daha ağır olmuştur. Dünya nüfusunun beşte biri demek olan bir milyardan fazla insanın yaşamı tehlikededir. 135 milyon kişi-Fransa, İtalya, İsviçre ve Hollandada yaşayanların toplamı kadar- doğup büyüdükleri yerleri terk etmek mecburiyetinde kalabilirler. Toz haline dönüşmekte olan yerleri bugüne kadar kaç kişinin terk edip gittiği bilinmemekle beraber mutlaka milyonları bulmaktadır. Mali ve Burkina Fasoda yaşamakta olanların altıda biri, kendi yörelerini terk etmek zorunda kalmışlar ve bunun bir sonucu olarak da, şehirlerin çevrelerindeki gecekondular fazlalaşmıştır. 1965 ile 1988 seneleri arasında Mauritanianın başşehri Nouakchottda yaşamakta olanların toplam nüfusa oranı %9.9dan %41e yükselmiş ve göçebelerin oranı ise %73ten %7ye düşmüştür.

Topraklarını yitirmiş olanlar, rüzgârın kendilerini götürdüğü yerlerde tekrar kök salmaya çalışmaktalarsa da uzaktaki ülkeler, bu göçten etkilenmektedir. Meksikalı göçmenleri, ABDne iten unsurlardan bir tanesi de çölleşmedir. Senegal Vadisinin yüksek ve orta bölgelerinde yaşayanların beşte ikisi şimdiden göç etmiştir. Fransadaki Bakel bölgesindeki nüfusu, köylerini geride bırakıp buraya göç etmiş insanların çoğunluğu oluşturmaktadır. Ama bir imkan bulunabilseydi, bu insanlar kendi memleketlerinde kalmayı tercih ederdi.

Yağış almayan bölgelerde halen sürmekte olan on silahlı çatışmanın başlamasının sebepleri arasında çölleşme de bulunmaktadır. Çölleşme, Somali gibi yerlerde siyasi dengesizlik, açlık ve toplumun parçalanmasına sebep olduğu gibi, insani yardım ve felaketleri önleme çabası şeklinde büyük miktarda harcamalara yol açmaktadır. Aynı zamanda küresel ısınma ve biyolojik çeşitliliğin kaybolması gibi, çevre koruma sorunlarını da ağırlaştırmaktadır.


TÜRKİYEDE EROZYON
Dünyada olduğu gibi Türkiyede de toprak kaybı sürecinin en önemli etkeni erozyondur. Arazi eğimi, iklim, bitki örtüsü ve toprak özelliklerinin etkileşimi sonucu oluşan doğal erozyonun yanısıra, insanın doğaya müdahalesi temeline dayanan bir dizi yapay etgen, erozyonu bir afet niteliğine dönüştürmektedir.

Türkiye kara yüzeyinin %90’ında çeşitli şiddetlerde erozyon cereyan etmektedir. Arazinin %63ü çok şiddetli ve şiddetli, %20si ise orta şiddetli erzyonla karşı karşıyadır. Ülke genelinde yaklaşık 67 milyon hektarlık bir arazide toprak giderek yok olmaktadır. Erozyon büyük ölçüde tarım alanlarında yaşanmaktadır.

İşlenen tarım alanların %75inde (yaklaşık 20 milyon Ha) yoğun erozyon görülmektedir. Diğer bir anlatımla Türkiye tarım alanlarının ancak 5.0 milyon hektarlık bölümünde erozyon yoktur. Su ve rüzgar erozyonu tüm ülke topraklarının %86.5inde cereyan etmekte, rüzgar erozyonu 506 bin hektarlık bir yayılımla daha çok kural iklime sahip olan Konya ve dolaylarında görülmektedir.

Türkiyede akarsularla birlikte alandan taşınan Toprak, ABDnin 7, Avrupanın 17 ve Afrikanın 22 katı daha fazla düzeydedir. Fırat Nehri, yılda 108 milyon ton, Yeşilırmak 55 milyon ton toprak taşımaktadır. Her yıl Keban barajına 32 milyon, Karakaya Barajına 31 milyon ton toprak birikmektedir. Erozyonla yılda 90 milyon ton bitki besin maddesi toprak birlikte yitirilmektedir. Her yıl tarım alanlarından 500 milyon ton, tüm ülke yüzeyinden 1,4 milyar ton verimli üst toprak, erozyonla kaybedilmektedir. Kaybedilen bu topraklar, 25 cm kalınlığında, yaklaşık 400 bin hektar genişliğinde bir araziye eşdeğerdir.

Yanlış toprak kullanımı, yanlış tarım uygulamaları, kent, sanayi, ulaşım ve benzeri yatırımların yanlış konumlanması süreci ise erozyonun hızını arttırdı. Afet nitelikli erozyon yetmezmiş gibi, tarım arazileri, özellikle de verimli tarım arazileri, tarım dışı kullanımlarla açık bir saldırı ve talanla karşı karşıya. 1978-1996 yıllarında amaç dışı tarım toprağı %33 artmış ve betonlaşarak elden çıkan verimli tarım toprağı 600 bin hektara, yani verimli alanların yaklaşık onda birine yaklaşmıştır.

Dogu ve Güneydogu Anadoluda Erozyon
-Firat Nehri tek basina; Gediz, Buyukmenderes, Kucukmenderes, Sakarya, Yesilirmak ve Seyhan nehirlerinin tasidigi ince materyali (Topragi) tasimaktadir.-

Bir ulkeyi vatan yapan, ne o ulkenin cografik konumu ve genisligi ne de denizleri, golleri, akarsulari ve daglaridir. Onu yurt yapan dogal kaynaklari ve onun basinda da uretiome elverisli topraklaridir.

Bitkisel ve hayvansal uretim ile Su, enerji ve endustri uretimi herseyden once toprak varligina ve topraklarin kulturune baglidir.

Politik bagimsizligin temelinde ekonomik bagimsizlik,ekonomik bagimsizligin temelinde de yetistirilen urunler ve ulke halkinin ulastigi refah yatar.

Savaslar, genelde toprak kazanma amacini tasir. Eger bu Topraklar nehir, ova, maden, petrol, orman gibi dogal kaynaklari da iceriyorsa bir anlam tasir. Nitekim, bu topraklarda savaslarla kan dokerek alinmis ve yine kan dokerek savunulmustur. Ulkeler baska ulkelere karsi her turlu ozveriye katlanarak topraklarini savunmaktadirlar. Oysa, erozyon canavari bu topraklari sessiz sedasiz alip goturebilmektedir.

Erozyon doganin yanlis kullanilmasi sonucu ortaya cikan bir olgudur. Yanlis kullanim sonucu dogal denge bozulmakta, boyle olunca da dogal dengenin vazgecilmez ogelerinden olan su ve ruzgar, arazi egimini ve dereleri kullanarak yikici bir guc konumuna gelmektedir. Bu kez savas, varligina her zaman gereksinme duyulan dogal olaylara karsi verilmektedir.

Erozyonla karsilasmayan onu tanimayan ulke yoktur. Ancak erozyonla savasarak sorunu cozmus ulkelerin yaninda, cozmeye calismis ulkeler de vardir. Bir de erozyon sorununu cozmeye calistigi halde sorunu giderek buyuyen ulkeler vardir ki yurdumuz bunlardan biridir. Dogu ve Guneydogu, ulkemizin en cok Erozyona ugrayan bolgeleridir. Bu demektir ki, doga en kotu bicimde bu bolgelerde kullanilmistir. Gercekten de sayilar bunu gostermektedir.

Bolge su potansiyeli acisindan yurdumuzun 1/3unu tasimaktadir. Yurdumuzun buyuk nehirlerinden ikisi Dicle ve Firat ve bunlarin kollari bolgeyi ag gibi kaplamaktadir.

Dogal bitki ortusunden arindirilmis ormanlik yerlerde ise, yaprak ve dal faydalanmasi nedeniyle humus tabakasi olmayan topraklar uzerinde erozyon son derece siddetli seyretmektedir.

Bolge alaninin, birinci sinif ile ikinci sinif tarim alanlarinin bir bolumunun disinda kalan tum arazide cesitli derecelerde erozyon surmektedir. Ornegin islemeli tarima uygun olmadigi halde tarim yapilan 3,5 milyon ha. alanda sidetli, 3,1 milyon ha. alanda ise cok siddetli erozyon surmektedir. Buna yaklasik 1,5 milyon bozuk ormanda eklendiginde 8,1 milyon ha. alanda siddetli ve cok siddetli erozyon oldugu gorulur. 2 milyon ha. alanda ise orta derecede erozyon vardir. Tum alani 12,2 milyon ha. olan bu bolgenin toplam 10,1 milyon ha. da da erozyon vardir ki bu da genel toplamin %83 u dur.

1960 li yillarda Tarman in yaptigi bir arastirmaya gore, Firat, yilda 55.862.000 m3, Dicle ise 10.592.000 m3. ince toprak tasimaktadir (Avcioglu 1983). Firat Nehri tek basina; Gediz, buyukmenderes, Kucukmenderes, Sakarya, Yesilirmak ve Seyhan nehirlerinin tasidigi ince materyali (Topragi) tasimaktadir. Bu rakamlarin 20 0yil oncesine iliskin oldugu ve doganin en cok son 20-30 yilda yikima ugratildigi dusunulurse, rakamin daha da urpertici boyutlara ulastigini soylemek yaniltici olmaz.




1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

09 Mayıs 2011, 02:28:37
Cevap #1
samet akyüz
Ziyaretçi
süper yaaaa ben bu sitedeki yazıdan not alacağım herhalde 100 alırım


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada EROZYONDAN KORUNMA YOLLARI ile ilgili olarak; EROZYONDAN KORUNMA YOLLARI hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri Bunları biliyor musunuz? pratik ilginç bilgiler, ne niye neden nasıl kullanılır? nereden neyden yapılır? yolları nelerdir? çeşitleri, türleri, faydaları, zararları, yararları, her türlü bilgi ve genel kültür yazıları... gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri EROZYONDAN KORUNMA YOLLARI siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Gerçek mutluluk, ancak gerçek sevgi ile yaşanabilir.

Copyright © 2006-2014 AjansMail
Her hakkı saklıdır.