Bu bir reklamdır.




Hamilelik Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler


Google Reklamları


Hamilelik Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler ile ilgili benzer olabilecek konular...

Hamilelik Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler hakkında arama bilgileri...

Ziyaretçilerimiz bu sayfayı bulmak için Google`da şu aramaları yaptılar.
Siz de; bir dahaki gelişinizde, bu aramaları yaparak, bu sayfayı kolaylıkla bulabilirsiniz.

hamıleliıkte 6 ay dıkkat edılmesı seyler - hamileik sürecinde dikkat edilmesi gerekenler - hamilelikte sinema - hamile iken sinemaya gidilir mi - hamile kadının dikkat etmesi gereken husus - hamileler sinemaya gidebilirmi - Gebelıkte dıkkat edılecek durumla

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


30 Temmuz 2007, 09:10:01
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11279
Su testisi taşıyan adamı takip edin!















Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar



Anne Adayları Lütfen Dikkat!

Hamile kadınlar her zaman birşeyleri dert ederler.Soluduğumuz hava kirli mi?İçtiğimiz su temiz mi? Eşimin içtiği sigara yada bu sabahiçtiğim kahve bebeğimin sağlığına zarar verebilir mi? Ya dişçide çektirdiğim röntgen?Bu tür kaygılar hamileliği gereksiz yere sinir bozucuhale getirebilir. Ama bilgi; hem bunlardan kurtulmanızı sağlar hem de sağlıklı bir bebeğiniz olma olasılığını arttırır.Hamileliğiniz sırasındabebeğinize zarar vermemek istiyorsanız lütfen aşağıdakilere bir göz atın:

ALKOL
Hamileliğimizin ikinci ayına kadar genellikle hamile kalındığından habersiz olduğumuz için;bunu bilmemiz halinde asla yapmayacağımızşeyleri, bilmeden yaparız. Hamilelik süresince fazla içki içmenin bebekte birçok soruna yol açtığı gösterilmiştir.Bebeğin kan dolaşımına giren alkol miktarının annekanındaki alkol yoğunluğuna yaklaşık olduğu ve annenin aldığı alkolü bebeğinde paylaştığı göz önüne alınırsa bu pekde şaşırtıcısayılmaz. Alkolü bedenden atmak için gereken süre bebekte annenin iki katıdır.Yani anne hafif çakırkeyifken, bebek sarhoştur.

Hamilelik boyunca ağır alkol alımı (günde 5-6 kadeh şarap,bira, rakı) ciddi doğum koplikasyonlarının yanı sıra bebekle ilgili alkolsendromunada yol açar. Bu durumda bebek normalden küçüktür ve genellikle zihinsel özürlüdür.Baş, yüz, kollar, bacaklar ve merkezi sinir sisteminde(beyin ve omurilik) bir çok yapı bozukluğu vardır.Ayrıca bu bebeklerde yenidoğan döneminde(doğum sonrası ilk 28 gün) ölüm oranı yüksektir.Bebekte daha sonra çocukluk dönemindede öğrenimsel, davranışsal ve toplumsal uyumla ilgili sorunlar oluşur.

İçki içmeyi sürdürmenin riski doza bağlıdır,ne kadar çok içerseniz ,bebeğinize vereceğiniz zarar o kadar çokolur. Hamilelikte orta derece alkol tüketimi bile(günde 1-2 kadeh) düşük riskinin artması,düşük doığum ağırlığı ve doğum sırasında komplikasyonlar gibi çeşitliciddi sorunlara yol açabilir. Çocuklar büyüdüğündede davranışlarını,öğrenme yeteneklerini ve çevrelerine gösterecekleri uyumuetkilemektedir.

Bazı kadınlar hamilelikleri süresince hafif örneğin geceleri bir kadeh içmelerine karşın sağlıklı bebekleri olabilir.Ancak bunun hiçbirgarantisi yoktur. Hamilelikte güvenli alkol dozu, eğer varsa bilebilinmemektedir. Eğer gün sonunda yorgunluğunuzu atmak için bir kokteyl almayı veya akşam yemeğinde bir kadeh şarap içmeyi adet halinegetirdiyseniz, belkide şimdi bu yaşam biçiminizi değiştirmenin tam sırasıdır.Gevşemek içim içki alıyorsanız müzik, masaj, ılık banyo,spor, okuma gibi başka yöntemleri seçebilirsiniz.

SİGARA
Hamilelikten önce içtiğiniz süre ne kadar olursa olsun sigaranın gelişmekte oln bebeğe zarar verdiği konusunda kesin bir kanıtyoktur. Ama hamilelik sirasında içilen sigara kesin ve belgelenmiş hasarlarvermektedir. Sigara hamilelikte düşük ve ölü doğuma sebepolduğu gibi çeştli komplikasyonlarda sigara içen annelerde çok daha sık gözlenmektedir.Bunlar arasında vajinalkanama, anormal plasenta yerleşimi,plasentanın erken ayrılması,erken kese yırtılması ve erken doğumdur.
Sigaranın en sık rastlanan etkisi ise düşük doğum ağırlığıdır.Sanayileşmiş ülkelerde küçük doğan bebeklerin üçte birinden sigara sorumlututulmaktadır.Düşük doğum ağırlığı ise bereberinde artan hastalık ve bebek ölüm riskini getirir.

Sigaranın başka potansiyel riskleride vardır.Anneleri sigara içen bebeklerde apne (ani soluk almanın durması)olasılığı fazladır. Sigara içmeyen annelerin bebeklerine göre Ani Bebek Ölüm Sendromu iki kat fazladır.Ayrıca genelde sigara içen annelerin bebekleri içmeyenlerinki kadar sağlıklı değildir.

Bu bebeklerin büyümelerinin sigara içmeyen annelerin bebeklerinin büyümelerine yetişemediğine, uzundönemde bedensel ve zihinsel kusurları olduğuna ve hiperaktif olduklarına dair kanıtlar vardır.

Bir çalışmada hamilelik sırasında ve sonrasında sigara içen annelerin çocuklarının solunum sistemi hastalıklarına daha yatkın olduğu,diğer çocuklara göre daha kısa boylu oldukları ve okul başarılarının daha az olduğu gösterilmiştir.Bütün bu yan etkilere sebep olan karbonmonoksitzehirlenmesi; annenin kanındaki yüksek oranda karbonmonoksitin plasenta yolu ilebebeğe geçmesi ve bebeğin daha az oksijen almasıdır.Sigara içtiğinizde bebeğiniz duman dolu bir rahmin içine hapsedilmişolur, kalp atışları hızlanır. Hepsinden kötüsü büyüyemez ve gelişemez.

Haberler hep kötü değildir. Bazı çalışmalar hamileliğin erken döneminde sigara içmeyi bırakan kadınların(4.aydan önce olmalı) bebeğe zarar verme riskini sigara içmeyen annelerle aynı düzeye indirdiğini göstermektedir.

Daha erken olması çok daha iyidir ama son ayda bile sigarayı bırakmak, doğum sırasında bebeğe giden oksijen akımını korumaya yardımcı olur.Bazı kadınlar için sigarayı bırakmak hamileliğinerken döneminde ani bir tiksinti geliştiğinden çok kolaydır.Eğer bu kadar şanslı değilseniz, başka yöntemleri hatta hipnozu biledeneyebilirsiniz.

İnsanların çoğu sigarayı bıraktıklarında yoksunluk belirtileri yaşarlar.Bu belirtiler ve yoğunlukları kişiden kişiye değişir.En sık görülenler sigara için çok şiddetli özlemduymak, sinirlilik, kaygı, huzursuzluk, eller ve ayaklarda uyuşma,baş dönmesi, yorgunluk, uyku ve mide bağırsak bozukluklarıdır. Bazı insanlar ise başlangıçta hem bedensel,hemde zihinsel güçlerinde azalma hissederler.Bütün bunlar geçici durumlardır ve bunları azaltmak için birşeyleryapabilirsiniz.

Kahveden kaçının, çünkü sinirliliğinizi arttırabilir.Dinlenin, alıştırma yapın (nikotinden aldığınız uyarının yerini doldurmak için).Zihninizi bir kaç gün dinlenmeye bırakın, zihinsel çaba gerektirmeyen işler yapın,sinemaya yada sigara içmenin yasak olduğu yerlere gidin.Sigarayı bırakmanın kötü etkileri birkaç gün ile birkaçhafta arasında sürer,ama yararı siz ve bebeğiniz için yaşam boyu devam edecektir.

Sigara içmek yalnız içen kişiyi değil,çevresindeki herkesi etkiler.Buna karnında gelişmekte olan bebeği ile anne adayıdadahildir. Bu nedenle eşiniz,evinizde yaşayanlar yada yan masada çalışan iş arkadaşınız sigara içtiğinde neredeyse sizin içmeniz kadar etkilenecektir.Eğer eşiniz sigarayı bırakmayacağını söylüyorsa,ona en azından evin dışında yadasizden ve bebeğinizden uzakta içmesinisöyleyebilirsiniz.

Sigarayı bırakması elbette hem kendi sağlığı hemde bebeğin doğduktan sonraki uzun dönem sağlığı için çok dahaiyidir. Çalışmalar, annenin yada babanın sigara içmesinin çocuklarında solunum sorunlarına ve akciğer gelişiminde bozulmaya neden olduğunu göstermiştir.

KAFEİN
Kafein kahve, çay, kola gibi içeceklerde bulunur ve annenin aldığı kafein plasentadan geçerek bebek kan dolaşımına girer.İnsanlar üzerinde ve gelişen bebeğe kafeinin nasıl bir etki yaptığı yada zararı olup olmadığı henüz tam açıklığa kavuşmuş değildir.Ama en son çalışmalardan biri günde 2 fincan kahve eşdeğeri kafeinin düşük riskini iki katına çıkardığını göstermiştir.Anne adaylarının eldeki bilgilerartana kadar kahve içmemeleri daha akıllıca olur.

Kafeinli kahve, çay yada kolayı bırakmanız için başka ek nedenlerde vardır.Hepsinden önce bunların idrar söktürücü etkiside vardır,anne ve bebek sağlığı için gerekli olan sıvı ve kalsiyumu bedenden uzaklaştırır.Sık idrara çıkma sorununuz varsa, kahve bunu arttıracaktır.

İkinci olarak, kahve ve çay özellikle krema ve tatlandırıcılarla kullanılıyorsa tıkayıcıdır ve gereksiniminiz olan besinlere karşı iştahınızıtıkayabilir.Kola yalnız tıkayıcı değildir,aynı zamanda bazı kimyasal maddeler ve gereksiz şeker içerir.

Üçüncüsü kafein hamilelikte normal duygu durumu dalgalanmalarını arttırıp,yeterince dinlenmenizi engelleyebilir.

Dördüncü olarak kafein sizin ve bebeğinizin ihtiyacı olan demirin emilmesini engelleyebilir. Yapılan bazı araştırmalar göstermiştir ki,aşırı kafein tüketimi anormal kalp atımı,hızlı solukalma, yenidoğanda titremeler ve ileriki yaşamında şeker hastalığı gelişimi ile sonuçlanabilir.

Kafein alışkanlığınızdan nasıl kurtulursunuz?
İlk adım bırakmak için bir motivasyonunuz olmasıdır.Bu hamilelikte kolaydır,çünkü amaç sağlıklı bir bebeğiniz olmasıdır.İkinci olarak kafeine niçin düşkün olduğunuzu belirlemeli ve bu ihtiyacınızı gidermek için yerine neler koyabileceğinizi bulmaktır.Eğer kahvenin yadaçayın tadını seviyorsanız ve sıcak bir içecek sizi çekiyorsa,kafeini alınmış olanları seçebilirsiniz.

Ama en sağlıklısı tüm bunların yerine%100 saf meyve sularını tüketmenizdir.Eğer kafeinin uyarıcılığına gereksiniminizvarsa, daha doğal ve daha uzun etkili uyarıyı alıştırma veiyi besinlerden,sizi canlandıracak birşey yapmaktan (dansetmek, koşmak, yürüyüş) alabilirsiniz. Kafeini bıraktıktan sonra kuşkusuz bir kaç günkendinizi kötü hissedeceksiniz ama daha sonra herzamankinden iyi hissedeceksiniz.

Kafein tiryakilik yapan bir maddedir ve aniden bırakanlardabaş ağrısı, sinirlilik, yorgunluk, uyuşukluk gibi yoksunluk belirtileriolur. Bu nedenle kafeini yavaş yavaş bırakmak daha akıllıcaolur. Fincanınızı her gün biraz daha azaltarak,en sonunda hiç içmemeyi başarabilirsiniz.

Şu önerilere dikkat edin
• Kan şekerinizin ve enerji düzeyinizin düşmesine fırsat vermeyin.Protein ve karışık karbonhidratlardan zengin besinleri küçük porsiyonlar halinde ve sık yiyin.
• Her gün bol egzersiz yapın.
• Uykunuzu alın.Bu kafeinsiz daha kolay olacaktır.


X IŞINLARI (RÖNTGEN)
Hamilelik sırasında çekilen röntgenlerin güvenli olup olmadığı karmaşık bir konudur,ama tanısal amaçlı çekilen bu filmlerin bebeğe zarar vermesi çok nadirdir.Röntgen ışınlarından yayılan radyasyonun zarar verip vermeyeceğini üç etken belirler.Birincisi;radyasyon miktarıdır.Cenin ve bebekte ciddi hasar yalnızca çok yüksek dozlarda (50-250 rad)oluşur.Çağdaş röntgen araçları çok nadir olarak 5 rad dan fazla ışın yaydıkları içingenellikle bir sorun oluşmaz.

İkinci etken, ışının ne zaman alındığıdır. Çok yüksek dozlarda bile yumurtanın rahme yerleşmesinden önce dokunun etkilenme riski yoktur.Bebeğin organlarının gelişiminin erken dönemlerinde (döllenme sonrası 3-4.haftalar) ve hamilelik boyunca merkezi sinir sisteminin zarar görme riski vardır. Ama bu yalnızca yüksek dozlarda gerçekleşir.

Üçüncü etken ise, rahmin gerçekten ışına maruz kalmasıdır.Günümüzün röntgen cihazları,görmek istenen alanı iyi belirlemekte ve diğer bölgeleri ışından korumaktadır.Röntgen filmlerinin çoğu anenin karın ve kalça bölümüne böylece rahme gelecek ışınları önlemek için kurşun bir levha ile çekilir.Ama karın röntgeninin bile zararlı olma olasılığı 10 rad dan fazla ışık yaymadığı için yoktur.

Ama tabiki ne kadar küçük olursa olsun gereksiz risk almanında bir mantığı yoktur.Bu nedenle genellikle acil önemi olmayan röntgen çekimlerinin doğumdan sonraya ertelenmesiönerilir. Bebeğin röntgen ışınlarından zarar görme olasılığı düşük olduğu için,anne adayının sağlığı açısından gereken bir röntgeninde çekilmesinden vazgeçilip anne tehlikeye atılmamalıdır.

Hamilelik sırasında röntgen ışınlarının küçük zararı aşağıdaki kurallara uyularak en aza indirilebilir:

• Sizden röntgen çektirmenizi isteyen doktora hamile olduğunuzu mutlaka söyleyin.
• Hamilelik sırasında çok gerekli olmadıkça röntgen çektirmeyin.
• Yerine daha güvenli bir tanısal işlem kullanılabiliyorsa röntgen çektirmeyin.
• Eğer röntgen şartsa,ehliyetli ve güvenilir bir merkezde çekilmesine özen gösterin.
• Teknisyenin uyarılarını dikkatle dinleyip,özellikle çekim sırasında kımıldamamaya dikkat ederek,çekimin yinelenmemesini sağlayın.
• Hepsinden önemlisi röntgen çektirmeniz gerekiyorsa,zamanınızı olası zararları hakkında kaygılanıp durarak geçirmeyin.Unutmayın ki, emniyet kemerinizi bağlamayı unuttuğunuz durumda bile bebek daha büyük bir tehlike altındadır.


ŞEKER YERİNE KULLANILAN TATLANDIRICILAR
Rejimciler için tatsız bir süpriz olacak ama şeker yerine kullanılan tatlandırıcılar kilonun korunmasında nadiren faydalıolurlar. Bu tatlandırıcılarla kilo kontrolü sağlansa bile anne adaylarının bunları kullanırken dikkatli olmaları önerilir.Ne yazık ki, hamilelikte sakkarin kullanımı ile ilgili yeterince araştırma bulunmamaktadır.Hayvan deneyleri, hamilelerin bu maddeyi almalarının, yavrularda kanser gelişimine yol açtığını göstermiştir.Tatlandırıcılar insanda plasentayı geçtiği ve bebekteki dokulardan çok yavaş atıldığı için,hamilelik öncesi ve hamilelik süresince sakkarin kullanılmaması akıllıca olur.

Öte yandan çalışmalar,hamilelik sırasında tatlandırıcı olarak aspartamın(nutrasweet) kullanılmasının zararlı etkisi olmadığını göstermiştir.Hekimlerin çoğu hamilelik sırasında bu tatlandırıcının ılımlı miktarda kullanılmasına izinverebilir. Ama aspartamlı tatlandırıcıların katıldığı pek çok ürünün besin değeri olmadığından hamile kadınların bunları alırken seçici olmasında fayda vardır.

Hamilelik sırasında en güvenilir tatlılar doğal meyve ve meyve sularıdır. Daha besleyici tatlı ve içecekler yerine midenizi diyet içeceklerle doldurmak size bir fayda sağlamayacaktır.



EV İÇİ TEHLİKELER

Ev temizleme ürünleri:
Bir çok temizlik ürünü yıllardır kullanımda ve temiz evler ile doğumsal kusurlar arasında birbağlantı henüz kurulamadı.Temizlik maddelerini ara sıra tesadüfen solumanın gelişmekte olan bebeğe zararlı bir etkisi olduğunu henüz hiçbir çalışma gösteremedi.Eğer temizlik ürünlerine maruz kaldıysanız bunun için kaygılanmayın ama hamileliğin kalan süresi boyunca makul ölçüde temizlik yapın.

Aşağıdaki uyarılara dikkat edin
• Ürünün kuvvetli bir kokusu ve dumanı varsa doğrudan solumayın.Havalandırması iyi olan bir yerde kullanın yada hiç kullanmayın.
• Aerosoller yerine pompalı spreyler kullanın.
• Hiç bir zaman(hamile değilken bile) klorlu ürünleri amonyaklı olanlarla birleştirmeyin,bu karışım öldürücü dumanlar çıkarabilir.
• Etiketlerinde zehirli olduğuna ilşkin uyarı bulunan fırın temizleyici ve leke çıkarıcı ürünleri kullanmaktan kaçının.
• Temizlik yaparken lastik eldivenler kullanın,Bu yalnızca ellerinizi korumakla kalmaz,deriden zehirli kimyasal maddelerin emiliminide engeller.
• Temizlik yaparken her zaman bulunduğunuz ortamı havalandırmaya özen gösterin.


Kurşun:
Son yıllarda kurşunun uzun yıllardır boya parçalarını yutan çocuklarda zeka geriliği yaptığıbilinmektedir. Hamile kadınları ve bebeğide etkilediği keşfedilmiştir.Bu metale fazla miktarda maruz kalmak hamilelerde yüksek tansiyon riskini arttırmakta ve hatta düşük nedeni olmaktadır.Bebekte ciddi davranış sorunları ve nörolojik sorunlardan,küçük doğumsal kusurlara kadar değişen zararlara neden olur.

Neyse ki kurşuna maruz kalmaktan korunmak, yol açtığı sorunların yanında çok kolaydır.İçme suyu,kurşunun ana kaynağı olduğu için,suyunuzun kurşunsuz olduğundan emin olun.Evinizin boyasıda kurşun içerebileceğinden,herhangi sebeple evinizin boyası kazınıyorsa evden uzakdurun. Başka bir kaynak da çini porselen yada çanak çömlekteki kurşunun bulaştığıyiyeceklerdir. Eğer kuşku duyduğunuz antika yada eski bir tabak yada sürahiniz varsa içinde gıda saklamayın.

Böcek öldürücüler:
Bazı böcekler sizin için bir tehdit gibi görünsede aslında hamilelik açısından tehlike oluşturmazlar.Ama onları yok etmek için kullandığınız ilaçlar bebeğiniz için daha büyük bir tehlikedir.Bulunduğunuz bölge yeni ilaçlandıysa,koku kaybolana kadar dışarıçıkmayın.

Pencerelerinizi kapayın. Eğer apartmanınız ilaçlanıyorsa ve siz bunuerteletemezseniz, kendi evinizin kapı ve pencerelerini sıkıca kapayın.Mutfak dolaplarını sıkıca kapatın ve yemek hazırlanan bölümünün üzerini örtün.Apartmandan bir iki gün uzak durun ve eve döndüğünüzde sık sık pencerelerini açıp havalandırın.

Mümkünse böceklerle doğal yolla mücadele edin.Kazara böcek ilacına maruz kaldıysanız hemen paniğe kapılmayın.Kısa süre ve dolaylı maruz kalma bebeğinize hemen zarar vermez.Açık havaya çıkın ve derin nefes alıp verin



Hamilelikte Tatil ve Seyahat

Hamilelik sırasında bir mola vermek harika bir fikir,bulunduğunuz yerden uzakta geçireceğiniz birkaç gün sizi çok rahatlatacaktır.Tek yapmanız gereken bu seyahate çıkmadan önce doktorunuz ile görüşüp güvenliğiniz için neler yapmanız gerektiğini öğrenmek.Seyahate karar verdiğinizde bulunduğunuz yere en yakın hastanenin nerede olduğunu öğrenin.Ayrıca tıbbi dosyanızın bir fotokopisini yanınızda bulundurmak iyi bir fikirdir.

Uzun turlar ve farklı bölgeler(çok sıcak veya soğuk) sizi yorabilir. Hamileliğin zaten fiziksel aktivitenizi azaltacağını düşünerek,sizi daha az yoracak daha dinlendirici yerler seçin. Bazı hekimler hamileliğin erken dönemlerinde düşük tehlikesi olabileceğinden,ve hamileliğin son haftalarında doğum yaklaştığından seyahati önermeyebilirler.

Araba veya uçak seyahati
Araba seyahatlerinizde sık mola vererek, tren seyahatlerinizde oturduğunuz yerden sık kalkıp kısa bir yürüyüş yaparak kan dolaşımınızındüzenlenmesine yardımcı olmalısınız.Yolculuklarınızda sık tuvalet ihtiyacınızı hatırlayarak tuvalete yakın yerleri tercih edin.Bu yolculuklarda emniyet kemerinizi takmayı unutmayın.Bu sarsıntılarda bebeğinize gelebilecek zararları önleyecektir.

Uçak ile seyahat
Eğer uçak yolculuğu yapacaksanız, uçak şirketinin hamile yolcular için olan tüm uygulamalarını öğrenin. Hamileliğinizin 28-36 haftalarında bu yolculuk için doktorunuzdan bir sakınca olmadığına dair belge almanızgerekecektir.

36. haftadan sonra ise muhtemelen uçuşunuza izinverilmeyecektir. Hamile kadınlar için basıçsız kabinleri olan küçük uçaklarla uçmak uygun değildir.Çünkü basınç değişiklikleri su keselerinin erken patlamasına neden olabilir.Uçak yolculuklarında bol sıvı alın. Uçarken vücudunuz daha kolay su kaybedip dehidrate olabilir.

Tropik bölgelere seyahat
Genelde malarya (sıtma) açısından risk taşıyan tropik bölgelere gidilmesine izinverilmez. Bu hem anne hem çocuk için riskli olur. Annenin ölü doğum yapma riski artar.Ayrıca hamilelikte sıtma ilaçları zararlıdır.

Aşılama
Hamilelere özellikle canlı virus aşıları önerilmez.Ağızdan alınan ölü polyo (çocuk felci) aşısıuygulanabilir. Duktorunuz ile aşılamanın tüm ayrıntılarını konuşmalısınız.

Anne adaylarının tatile çıkmasında herhangi bir sakınca var mı?
Doğumdan sonraki yorucu ve bir süre için de olsa anneyi eve kapatan dönem düşünülürse, hamilelik dönemi güzel bir tatil için gerçekten de son şans diyebiliriz. Ancak, gebeliğin son iki ayında anne adaylarının uzun süreli yolculuklardan kaçınması gerekiyor. Bunun dışındaki zamanlar için anne adayının öncelikle doktoruyla konuşarak onay alması gerekiyor.

Tatil mekanının seçiminde anne adayının dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?
Bu konuda oldukça dikkatli olmak gerekir. Aşırı sıcak ve yüksek rakımlı bölgeler anne adayları için uygun değildir. Yurt dışına gitmeyi planlıyorsanız, az gelişmiş ülkelere seyahat etmekten kaçınmalısınız. Çünkü hem bu ülkekerdeki tıbbi imkanların yetersizliği hem de bu ülkekerde yaygın olarak görülen malarya ( sıtma ) gibi mikrobik hastalıklar gebeliği olumsuz etkiler.

Tatile çıkan anne adaylarının karşılaşabileceği sorunlar ve önlemleri nelerdir?
Seyahate çıkan kişilerde en sık görülen problemlerin başında mikrobik ishal gelir. İshal aşırı sıvı kaybına yol açar. Bu durum anne adayının sağlığını ve anne adayından bebeğe olan kan akımını bozarak, gelişmekte olan bebeği olumsuz etkiler. Seyahate çıkarken ishali önlemek için önerilen antibiyotikleri hamilelerin kullanması sakıncalıdır. Anne adaylarında ishal görüldüğünde bol sıvı almak ve hekime danışarak antibiyotik kullanmak gereklidir.

Bu risk nedeniyle tatilde beslenme konusunda dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?
Özellikle gezi sırasında içilen suya çok dikkat edilmesi, sadece kapalı kutularda satılan içeceklerin içilmesi, içeceklere kesinlikle buz eklenmemesi gerekmektedir. Dışarıda hazırlanmış salata, az pişmiş et ve mayonezli ürünlerin tüketilmesinden kaçınılmalıdır. Kendiniz ve bebeğiniz açısından düzenli beslenmelisiniz. Özellikle sıcak bölgelere giderseniz bol bol sıvı almaya özen gösterin. Buz kalıpları birçok yerde şebeke suyundan yapıldığı için içecekleri buzsuz tüketin. Lifli besinlerden zengin beslenmeniz ise kabızlığı önler.

Tatil sırasında üzerinde durulması gereken başka önemli noktalar nelerdir? Öncelikle gidilecek yerdeki sağlık kurumları ve kapasiteleri belirlenmelidir. Acil durumlarda başvurabileceğiniz telefon numaralarını belirlemeniz gerekir.

Ayrıca kan grubunuz, kullandığınız ilaçlar, alerjik reaksiyonlar ve gebeliğinizle ilgili tıbbi bilgilerin ve hekiminize ulaşılabilecek telefon numaralarının yanınızda bulundurmanız gerekir.

Tatile çıkmak hangi anne adayları için riskli olabilir?
Düşük öyküsü, rahim ağzı yetmezliği, dış gebelik öyküsü, erken doğum öyküsü, vajinal kanama, düşük riski, çoğul gebelik, hipertansiyon, diyabet, kalp hastalığı, diğer organ sistemlerine ağit kronik hastalığı olan gebelerin özellikle yurt dışı ve uzak yerlere seyahat etmekten kaçınmaları gerekir.

Araba ve uçak yolculukları anne adayı için herhangi bir risk taşır mı?
Araba ile yolculuk sırasında rahat edebileceğiniz koltuğu seçin gerekirse sırtınızı ve boynunuzu yastıkla destekleyin ve mutlaka emminiyet kemerinizi bağlayın. Emminiyet kemeriniz karnınızı sıkmayacak şekilde yeterince gevşek olmalıdır.

Uzun sürecek yolculuklada saatte bir durarak biraz dolaşın. Yanınızda açıktığınızda atıştırabileceğiniz hafif ve besleyici yiyecekler ile su, meyve suyu gibi içecekler bulundurun. Yolculuk süresince tuvalete gitmeyi ertelemeyin bu idrar yolu enfeksiyonlarına neden olabilir.

Uçak yolculuğuna birçok havayolu şirketi 36. haftasına dek uçuşlara izin verir. Ancak gebeliğin son 3 ayında özellikle 4 saatten fazla sürecek uçak yolculuğu zorunlu olmadıkça önerilmez. Özellikle uzun sürecek uçak yolculuklarında mutlaka bol sıvı alın, her yarım saatte bir kalkarak dolaşın ve bacakalrınızı sık sık hareket ettirin.

Mümkünse uçağın kanat hizsındaki bölümde ve kalkarken rahat edebileceğiniz koridor kenerında bir koltuğa oturun. Tüm uçuş boyunca mutlaka kemerinizi bağlı tutun.

Yolculuk sırasında hemen doktora başvurulması gereken durumlar var mıdır?
Vajinal kanama, şiddetli karın ağrısı, aşırı kusma, vücutta şişlik, şiddetli baş ağrısı, ishal, ateş, ve bebeğin hareketlerinde azalma durumlarında doktora başvurmak gereklidir.






1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

14 Ocak 2008, 11:02:58
Cevap #1
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11279
Su testisi taşıyan adamı takip edin!
Hamileyim ve Midem Çok Bulanıyor

Hamile kaldığınızdan beri mide bulantılarından mı şikayetçisiniz?
O halde yalnız değilsiniz! Neredeyse tüm hamile kadınlar aynı ortak sorunu yaşıyor. Anne adaylarının 2/3’ünde bulantı ve 1/3’ünde kusma görülüyor.

Bebek bekliyor olmak her kadının yaşamındaki en özel anların başında geliyor. Ah! Bir de şu mide bulantıları olmasa...

Ne yazık ki bu çok özel zamanı yaşarken neredeyse tüm anne adayları bu problemi yaşıyor. Peki bulantılar neden oluyor?

Bu sorunun kesin bir yanıtı yok. Ancak bu şikayetlerin gebelikte salgılanan bazı hormonlar ve psikolojik faktörlerden kaynaklandığı tahmin ediliyor. Hamileliğin devamlılığını sağlayan ve plasenta tarafından salgılanan gebelik hormonu HCG aşırı duyarlı olan kadınlarda bulantı ve kusmaya neden oluyor. Hamileliğin 3. ayına doğru bu hormonlar kanda arttığı için bulantılar da şiddetleniyor.

Bulantılar olumlu

Normal bir mide bulantısı anne karnındaki bebeği etkilemiyor. Bu nedenle bebeğiniz için endişelenmenize gerek yok. Ayrıca bulantı sağlıklı bir hamileliğin göstergesi. Tabii eğer günden beş kereden fazla kusuyorsanız doktorunuza danışmanızda yarar var. Aşırı derecede sıvı kaybı sağlınız açısından sakıncalı olabilir. Kesinlikle doktorunuza danışmadan bulantı kesici hapları kullanmayın. Sadece doktor kontrolünde bu ilaçları alabileceğinizi unutmayın. Hekim kontrolü altında kullanıldığında bu ilaçları kullanmanızın hiçbir sakıncası yok. Bu arada bulantıların 16. haftadan sonra sona ereceğini aklınızdan çıkarmayın. O tarihten sonra bulantısız hamilelik günleri sizi bekliyor.

Bulantıya karşı öneriler

Ne kadar sağlıklı olduğunu söylesek de bu bulantılara katlanmak kolay değil, elbette. Ancak pratik bazı önerilerle bulantıların etkilerini en aza indirmek hiç de zor değil. İşte bazı küçük ama etkili tavsiyeler:

• Bulantının sabahları daha çok görüldüğü bir gerçek. O halde uyandıktan hemen sonra açlığınızı haifletmek ve bulantınızı önlemek için bir parça ekmek yemeniz son derece faydalı.

• Mideniz aşırı derecede bulanıyorsa yemek yapmak için mutfağa girmemeye özen gösterin.

• Herkes yemek yerken aynı sofrada oturmamaya çalışın.

• Çaydan ve kahveden uzak durun. Bu içecekler mideyi ekşiteceği için bulantıyı artırıyor. Bunun yerine az şekerli nane çayı ya da kola içebilirsiniz.

• Hem sağlıklı beslenmek hem de midenizi yormamak adına meyva, sebze gibi besinleri tercih edin. Yağlı ve aşırı baharatlı yiyeceklerden uzak durun. Bu arada yemeğinizi az az ama sık sık yemeği ihmal etmeyin.

• Eğer kusma problemi yaşıyorsanız sıvı almayı ihmal etmeyin. Bol bol su için.

• Kusmaya bağlı olarak hamilelerde bazen B1 ve B6 vitamini eksikliği görülüyor. Bunu önlemek için yemeklerinize yulaf katın ve doktorunuza danışarak vitamin takviyesi yapın.

• Tüm bu önlemlere karşın bulantı ve kusma şikayetiniz devam ediyorsa hiç vakit kaybetmeden doktorunuza danışın.



Yaşasın Hamileyim

Vücudunuzda yeni bir canlıya hayat vermek, sizin için mutlaka tanımsız bir mutluluk değil mi? Onun karnınızda adım adım geliştiğini izlemek çok heyecanlı olmalı. İşte anne karnından doğuma kadar giden yolculuğun inanılmaz öyküsü...

Bir kadın anne olacağını öğrendiği an hayatındaki en inanılmaz sevinci yaşıyor. Kendi canından bir cana hayat vermek... Gerçekten müthiş olmalı! Zaten bu nedenle anne adayları 9 ay boyunca hiçbir kaçırmak istemiyorlar. İlk andan, doğuma kadar yaşanan serüven, heyacan içinde yaşanıyor.

O kadar minicik ki...

Cinsel ilişkiyle birlikte, spermin, yumurta hücresine ulaşmasından 8 saat sonra, yeni hücre ilk defa bölünüyor. Yani, yumurta ve sperm hücresinin kromozomları (kalıtımsal özelliklerin taşıyıcısı), çiftler oluşturup, birbirlerine karışıyorlar.

Bu birleşmeden sonra, ilk hücre bölünüp, kalıtımsal özellikleri diğerlerine iletiyor. Döllenmeden kısa süre sonra, doğacak bebeğin göz renginin ne olacağı, annesinin koyu saçlarını mı, yoksa babasının açık saçlarını mı alacağı, annesinin ailesindeki gibi müziğe karşı yetenekli olup olmayacağı ve cinsiyeti kesinleşiyor. Döllenen yumurta hücresinin, yumurta kanalındaki yolculuğu yaklaşık 6 - 8 gün sürüyor. Döllenmiş hücre topluluğu, rahme ulaştığında toplu iğnenin başı büyüklüğünde oluyor. Ne kadar küçücük değil mi?

Yeni bir hayat...

Rahme ulaşan hücreler, artık yeni hayatın ayrımını fark etmeye başlıyorlar. Bu hücrelerin yarısı plasentanın oluşmasını sağlıyor. Diğer yarısından da embriyo gelişiyor.

Çoğalmakta olan hamilelik hücrelerinin genetik materyalinin yüzde 50´si babaya ait. Bu nedenle bebek hücreleri genetik açıdan annenin bağışıklık sistemine yabancı. Dolayısıyla, bebeğin yabancı bir organ gibi kadının bünyesi tarafından reddedilmesi gerekiyor. Ancak bugün için tam olarak aydınlatılamamış kontrol mekanizmalarıyla, embriyo reddedilmiyor, rahim içindeki mukoza zarına iyice tutunarak gelişmeye devam ediyor. İşte doğanın mucizesi! Plasentayı oluşturan hücreler, mukozada çoğalırken, buradaki kılcal damarları zedeliyor. Bu nedenle, bazı hamilelikler bu erken dönemde hafif ve zararsız kanamalara yol açıyor. Endişelenmenize hiç gerek yok.

Evet! Hamilesiniz!
Döllenmiş yumurta rahme yerleştiğinde, hormonlar, vücuda hamile olduğu sinyalini göndermeye başlıyor. Özellikle plasenta kaynaklı HCG hormonunun üretimi artıyor. Bu hormonun, hücrenin rahim duvarına tutunduğu ilk gündeki değeri 10´ken, 2 gün sonra 100´e kadar yükseliyor. Hamilelik testlerinde, hamile kadının vücudunda üretimi her 48 saatte yaklaşık ikiye katlanarak artan HCG´yi ölçmek çok kolay. Bu hormon belli bir düzeye geldiğinde, testte kullanılan çubuğun rengi değişiyor. Günümüzde kullanılan testler o kadar hassaslaştı ki, artık adetin ilk gecikmeye başladığı günde, kadının hamile olup olmadığı, kesin olarak öğrenilebiliyor.

9 aylık macera
Hamilelikte ilk muayene genellikle hamileliğin 5. haftasında yapılıyor. 5. hafta diyoruz, çünkü jinekologlar, hamileliği son adetin ilk gününden itibaren hesaplıyorlar. Doktorlar, ilk ultrason muayenesini;

• Hamileliğin rahim içine yerleşip yerleşmediği,

• Amniyos kesesinin büyüklüğü ve şekli,

• Anne adayının rahminde bebeğin gelişimini engelleyen miyomun olup olmadığı hakkında doğru bilgiler edinmek için yapıyorlar.


Anne adayı, ultrason ekranında sadece gri bir karaltı fark ediyor. Amniyos kesesi ekranda karanlık bir düzey gibi görünüyor. Anne adayının ekranda hareket görebilmesi biraz zaman alıyor. Çünkü bebeğin kalp atışının izlenmesi, son adetten 42 gün sonra gerçekleşiyor.

Hamileliğin 18. - 22. haftasında yapılan ikinci muayenede doktor, bebeğin gelişimini kontrol edip, kalp, çene - dudak - damak yapısı gelişimlerini de inceliyor. 28. - 32. hamilelik haftasında yapılan bebeğin gelişimi saptanıyor, iç organlarının durumu inceleniyor ve amniyos sıvısının miktarı ölçülüyor.

İlk 3 aya dikkat!

Hamileliğin ilk 3 ayında anne karnındaki bebekte gelişmeler görülüyor. Henüz gözle bile fark edilmeyen bir hücreden, yepyeni bir canlı oluşuyor. 12. hamilelik haftasında bebeğiniz, 6 - 7.5 cm boylarında ve 15 gr ağırlığında. Kalbi ve diğer organları gelişmeye başlamıştır bile. Minik eller ve ayaklar da şekillenmiş ve hareket halindedir. Artık bebeğiniz sadece 6 ay daha karnınızda gelişecek.

Hamileliğin ilk 3 ayında, anne adayının bedeninde büyük farklılıklar gözlenmiyor. Ancak bebeğin organları bu dönemde gelişmeye başladığından, sağlığınıza iki kat daha fazla özen göstermelisiniz. Bu nedenle eğer kullanıyorsanız, alkol ve sigarayı bırakın. Jinekoloğunuza danışmadan ilaç almayın.

Hamilelikte görülen belirtiler

Belirtiler
Adetin görülmemesi (Hamilelikte)
Sabah bulantılarının olması, bağırsak gazlarının artması(Hamileliğin 2 - 8 haftaları arasında)
Sık sık idrara çıkma(Hamileliğin 6 - 8 haftasından sonra)
Göğüslerin ağrıması ve şişmesi(Hamile kaldıktan birkaç gün sonra)
Göğüslerde ve karın altındaki deride mavi, pembe çizgilerin oluşması (Hamileliğin ilk 3 ayında)
Bazı yiyeceklere karşı aşırı istek duyulması(Hamileliğin ilk 3 ayında)
Göbekten aşağı doğru uzanan çizginin koyulaşması(Hamileliğin 4. - 5. ayında)




Hamilelikte Kilo Alımı

Hamilelikte kilo alımında belli bir sınırlama var mı?
Çok fazla kilo alınması 1970''li yıllardan önce istenmiyordu. Gebenin fazla kilo almasının gebelik tansiyonuna hatta zor doğumlara yol açacağına inanılıyordu. Bu kuşkular nedeniyle gebelikte kilo alımının tehlikeli olacağı söyleniyordu. Bu nedenle gebenin belli bir rejim uygulaması arzu ediliyordu. 1970''lerden sonra bu eğilim değişti. Kilo alımının bu tür risklere sebebiyet vermeyeceği tıp dünyası tarafından söylendi. Bu söylenilen risklerinin doğru olmadığı bilimsel olarak aydınlandı. Ancak unutulmamalı ki sağlıklı beslenme birincil şart.

Hamile birinin ne kadar kilo alması uygun olarak kabul ediliyor?
Araştırmalar gebenin 300 ekstra kaloriye ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Bunun dışında hamile bayanın ideal olarak ortalama 10 - 12 kilogram alması gerekiyor. Tabii ki bu oran annenin gebe kalmadan önceki kilosuyla da yakından ilgili. Gebelik öncesi ideal kilonun altında olan bayanların daha fazla kilo almaya ihtiyaçları var. Dolayısıyla her gebeyi aynı kategoride değerlendirmek doğru değil. Annenin gebe kalmadan önceki kilosu ve gebelikte aldığı kilo bebeğin ağırlığını direkt olarak etkiliyor.

Annenin aldığı kilo bebeğin ağırlığını ne şekilde etkiliyor?
Örneğin gebelik süresince 9 kilodan az kilo alan kadınların normal seviyede kilo alan gebelere göre 2.3 kez daha fazla oranda düşük kilolu bebek doğurma riskleri var. Ayrıca 1,5 kat daha fazla bebek ölümlerine maruz kalıyorlar. Dolayısıyla gebelikte kilo alımının ideal ölçülerde olması bebeğin normal kiloda doğmasında önemli bir neden. Gebelikte düşük kilo alanların erken doğum yapma riskleri ise çok yüksek.

Gebelikte kilo alımının bebeğin doğum kilosuna etkilerini örneklemeniz mümkün mü?
Evet. Buna göre kütle endeks dediğimiz bir endeks hesap ediyoruz. Annenin boy ve kilosuna göre ideal bir kilo oranı hesap ediliyor. Ona göre bizim anne adaylarını 4 gruba ayırdık. Çok düşük tartısı olanlar, ortada olanlar. biraz fazla olanlar ve aşırı kilolular. Bu grup içerisinde çok düşük ağırlığı olanların bebeklerinin de düşük doğum tartılı olduğu görüldü. Bu kişilerin gebelik süresince aldığı kilonun bebeğin ağırlığı üzerinde çok etkili tespit edildi. Bu açıdan düşük ağırlıklı olanların hamilelikte daha fazla kilo almaları gerekiyor. Ancak aşırı kilolu anne adayların hamilelik süresince aldıkları kilonun bebeğin ağırlığına etki etmediği gözlendi. Tabii ki biz bunları sağlıklı anne adayları için söylüyoruz. Diyabetli bir annenin çocuğu çok şişman doğar ama bunun hamilelikte alınan kilo ile hiç bir alakası yoktur.

Bazen anne aşırı kilo almasına karşın bebeğin düşük kilolu olduğu durumlar yaşanıyor. Bunun nedenleri nedir?
Annenin bebeği beslemesiyle ilgili bir problemi söz konusu olabilir. Annenin yüksek tansiyonu bir damar hastalığı, bebeğin geçirdiği bir enfeksiyon ya da bilinmeyen bir neden bu duruma neden olan faktörler arasında. Annenin rahim içerisinde bebeğin kilo alımını engelleyen bir durum varsa mutlaka doktor kontrolüne alınmalı ve takip edilmeli. Bununla birlikte anne baba minyonsa bebek de genetik kodlama açısından minyon oluyor. Böyle olunca anne adayı40 kilo bile alsa dünyaya gelen bebek düşük kilolu oluyor. Bunun hiçbir sakıncası yok. Sağlıklı olması yeterli.

Anne adayları hamilelik döneminde alınan kiloları veremeyeceğinden endişe ediyorlar. Bu korkularında gerçekten haklılar mı yoksa kiloları vermek mümkün mü?
Gebelik süresince vücutta birtakım değişiklikler oluyor. Vücutta su artışı söz konusu. Normalde 50,60 gram olan rahim büyüyor. Plesanta dediğimiz bebeğin eşiği 500 gram ağırlığında. Bebeğin içinde yaşadığı suyun belli bir ağırlığı var. Sonuçta anne daha doğum yapar yapmaz ortalama 5 kilo kaybetmiş oluyor. Bir de vücuttaki suyun çekilmesi, değişikliklerin loğusalık döneminde düzelmesiyle anne 6 hafta içerisinde kilolarının büyük kısmını veriyor. O yüzden endişeye gerek yok! Tabii ki eski kilosuna bu süreçte dönemeyen anneler de var. Fakat hemen korkmasınlar. Doğum sonrası egzersizler yaparak ve diyetler yardımı ile kilo vermeleri mümkün.

Kilo vermekte güçlük çeken annelerin ne zaman diyete başlamasında yarar var?
Bir noktanın altını özellikle çizmek isterim. Gebelik sonrası, loğusalık döneminde emziren annenin normale göre 500 kalori fazla alması gerekiyor. Bu nedenle "ben artık doğurdum, rejime başlayabilirim." denmemeli. Annenin yine ekstra kaloriye ihtiyacı olduğunu bilmesi şart. Yağ, protein ve karbonhidrat olarak dengeli bir beslenmenin yanı sıra mineral, demir, kalsiyum ve folik asit ihtiyacını ekstradan anneye veriyoruz.
1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

15 Ocak 2008, 01:20:33
Cevap #2
hüda nur
Mesajlar: 1632
ben bir çocuk bekliyor olsam kesin sabahtan akşama kadar kusarım :D ne evliyim ne hamileyim şimdi bile mideme mukayyet olamıyorum ki bu durumda hiç olamam :D :D

25 Kasım 2011, 06:46:09
Cevap #3
Alperen Tekbaş
Ziyaretçi
annem hamile oldugunu yeni ogrendi 34 yaşında ben 12 yaşındayım annem hergün tek tük 1-2 tane sigara icer kardeşimde zarar görücü birşeyler olabilirmi ?


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada Hamilelik Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler ile ilgili olarak; Hamilelik Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri Sağlık bilgisi, Hangi hastalığa ne iyi gelir? hastalık neden olur? nasıl geçer? İnsan sağlığı hakkında bilgiler, sağlık ile ilgili konular... gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri Hamilelik Döneminde Dikkat Edilmesi Gerekenler siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Gerçek mutluluk, ancak gerçek sevgi ile yaşanabilir.

Copyright © 2006-2014 AjansMail
Her hakkı saklıdır.