Bu bir reklamdır.




HAYVANLARDA YAVRU ŞEFKATİ


Google Reklamları


HAYVANLARDA YAVRU ŞEFKATİ ile ilgili benzer olabilecek konular...

HAYVANLARDA YAVRU ŞEFKATİ hakkında arama bilgileri...

Ziyaretçilerimiz bu sayfayı bulmak için Google`da şu aramaları yaptılar.
Siz de; bir dahaki gelişinizde, bu aramaları yaparak, bu sayfayı kolaylıkla bulabilirsiniz.

hayvan sefkati ile ilgili yazilar - anne ördek ve yavruları nasil bakilir - hayvanların şefkati yazı - hayvanlarda yavru şevkati - hayvanlarin yavrularina sevkatleri videolari - ASLAN ?LE YAVRU

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


03 Ocak 2009, 01:08:35
butterfly
Mesajlar: 9















Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar



Hepsinin Yavru Sevgisi Bambaşka..   ::)

Kedi

Kedi yavruları doğduklarında kör ve son derece savunmasızlardır. Yaklaşık 100 gr ağırlığındaki bu minik yavrulara bakabilmek için anne kedi çok az uyur. Sürekli, yavrularının sıcak kalmaları ve acıktıklarında her an süt emebilmeleri için karnına yakın bölgelerde durmalarını sağlamaya çalışır.

Zürafa

Doğumdan sonraki birkaç gün içerisinde anne zürafa, zamanını yavrusunu yalayarak ve koklayarak geçirir, bu şekilde hem yavru temizlenmiş olur hem de annesinin kokusunu öğrenir. Bu koku, anne ve yavrunun kalabalık bir sürünün içinde birbirlerini bulmaları gerektiğinde işe yarayacaktır. Herhangi bir sıkıntılı durum içerisinde bulunan yavru, annesinin dikkatini çekmek için çeşitli sesler çıkarır. Annesi de onu sesinden hemen tanır ve yardımına koşar.

Ördek
Ördeklerin iyi yüzmelerinin nedenlerinden biri, ayak parmaklarının arasındaki ağlardır. Bir ayaklarını geriye ittiklerinde bu ağlar onlara daha fazla itme kuvveti verebilmek için genişler. Bu önemli özellik ördek yavrularında doğdukları ilk andan itibaren vardır. Ördek yavrularını yaşamaları için gerekli olan bütün özelliklerle birlikte yaratan, herşeyi bilen Allah'tır.

Fil

Yeni doğmuş bir fil, sürüdeki diğer bütün filler tarafından büyük bir sevgi ve şefkatle karşılanır. Eğer yavrunun annesi ölürse, sütü olan bir başka dişi fil yavruyu emzirmeye devam edecektir.

Anne ilk 6 ay boyunca her yerde yavrusunu takip eder. İkisi de sürekli olarak birbirleriyle bağlantılı olduklarını ifade eden sesler çıkarırlar. Bir yavru fil az da olsa sıkıntı ya da herhangi bir tehlikeli durum içerisinde olduğunu belirten bir ses çıkarırsa, grubun bütün üyeleri durumu incelemek için biraraya gelirler. Bu, düşmanlara karşı oldukça caydırıcı bir davranıştır.

ZEBRA

Anne zebra yavrusunu korumak için ölümü bile göze alır. Bir saldırı olduğunda kendisini yavrusu ile saldırganlar arasında siper eder. Yavrudan çok daha hızlı koşabildiği halde, özellikle yavrusundan daha yavaş koşar. Böylece yırtıcı hayvanların onlara yetişmesi halinde yavru kurtulacak ve kendisi ölecektir. Bu çok tehlikeli olayın sonunda anne zebranın hayatını kaybettiği de olur. Kendi hayatını ortaya koyarak yavrusunu koruyan zebraların bu davranışlarını evrim teorisinin hayali iddialarıyla açıklamak mümkün değildir.

Aslan

Aslan doğadaki en güçlü canlılardan biridir. Düşmanlarına karşı son derece yırtıcı olabilen aslanlar, yavrularına gelince çok hassas davranmaktadırlar. Aslan yavruları doğduklarında çok küçüktür. Üç aylıkken et yemeye başlamalarına rağmen anne ve gruptaki diğer aslanlar altı aylık olana kadar yavruları emzirmeye devam ederler.



08 Ocak 2009, 04:35:24
Cevap #1
berfo
Mesajlar: 20
ayy çok tatlı :Dyerım ben onları yerım.Bende bu hayvancıklar hakkında farklı bi bilgi buldum.

Çölde kavurucu sıcaklıktaki kumların üzerinde kilometrelerce ilerledikten sonra yanında hiçbir yardımcı araç olmaksızın tekrar başladığı yere dönebilen, 121oC gibi muazzam bir sıcaklıkta hayatını sürdürülebilen, 200 metrelik bir gökdeleni hiç zorlanmadan zıplayarak geçen canlıların olduğunu biliyor musunuz? Bu gibi şaşırtıcı yetenekler ve dayanıklılık, insanlar ile karşılaştırıldığında, hayvanların ne kadar üstün ve mucizevi özelliklere sahip oldukları açıkça ortaya çıkmaktadır. Allah'ın ilhamıyla hareket eden bu canlılar Rabbimiz'in kusursuz yaratışını gözler önüne sermektedirler.

En Zor Koşullarda Yaşayan Canlı

Bilim adamları, çok zor koşullarda yaşayabilen bir canlıyı keşfettiler. Bu canlı 121oC'de yaşadığı için "Strain 121" adı verilen tek hücreli bir mikroorganizma. Uzmanların görüşüne göre, yüksek sıcaklıklarda yaşayabilen bu tür canlılar, Dünya henüz soğumadan yaşamaya başlamış olabilirler.

Science dergisinde yayınlanan bu araştırmayı, Massachusetts Üniversitesi'nden Kazem Kashefi ve Derek Lovley isimli iki bilim adamı yürüttü. Profesör Lovley, "Amacımız sıcaklık sınırını aşmak değildi. Bir organizmanın genel özellikleri arasında, yaşayabildiği sıcaklık aralığına da bakılır. Isıyı giderek artırdık ve bu organizma yaşamaya devam etti. En sonunda bu canlıyı, bütün organizmaları öldüren basınçlı buhar cihazına koyduk" dedi.

121 Co'de 10 saat geçirdikten sonra yaşamaya devam eden Strain 121, araştırma sonunda 131 Co'de ölmüştür. Şimdiye kadar ise canlıların yaşayabildiği en yüksek sıcaklığın 113oC olduğu düşünülüyordu. Strain 121 adlı mikroorganizma, Pasifik Okyanusu'nun 2400 metre derinliklerinde, demir ve sülfür bileşiklerinin yoğun olduğu Juan de Fuca bölgesinde bulundu. Okyanus zemininden fışkıran kaynar sularda yaşayabilen bu canlının bir diğer mucizevi özelliği ise oksijen yerine demir soluyor olması.

6 mm'lik Boyuyla 70 cm Zıplıyor

Bir İngiliz hayvanbilimcinin yaptığı araştırma, dünyanın en iyi yüksek atlayıcısının 6 mm boyundaki çayır köpüğü böceği olduğunu belirledi. Bilim adamının yaptığı araştırma sonuçlarına göre, çayır köpük böceği 70 cm'den daha fazla zıplayabiliyor. Ağustosböceğini andıran çayır köpük böceği Philaenus spumarius, arka bacaklarını mancınık gibi kullanarak kendini yükseğe fırlatabiliyor. Böcek, bir tür kilit sistemi sayesinde bacaklarında depolayabildiği kas enerjisini zıplamak için kullanıyor. Araştırmacıların görüşüne göre, insan çayır köpüğü böceğinin yeteneğine sahip olsaydı 200 metrelik gökdelenin üzerinden rahatça atlayabilecekti.

Minik Haritacılar

Karıncaların yiyecek aramak için çok uzak mesafelere gidip tekrar yuvalarına dönebilmeleri, araştırmacıların hayvanlar aleminde en çok dikkatlerini çeken konular arasında bulunur. Karıncalardaki bu yön bulma kabiliyeti, özellikle Büyük Sahra'da yaşayan çöl karıncasında açıkça ortaya çıkıyor. Bu karınca türü, çorak çöl ortamında yüzlerce metre yolu aşıp tekrar yuvasına dönmeyi başarıyor. Alman ve İsviçreli biyolog ve zoologlardan oluşan bir grup bilim adamı, onlardaki bu özelliği arabalardaki kilometre saatine benzetiyorlar. Çünkü karıncalar şaşmaz bir biçimde aynı mesafeyi gidip gelebiliyorlar.

Sahra Çölü karıncaları yön bulmada yol entegrasyon sistemini kullanıyorlar. Bu sistemde karınca, yuvadan çıktıktan sonra yaptığı yürüyüş ve dönüş hareketlerinin toplamını, yuvaya olan uzaklığını hesaplamak için kullanır. Çöl karıncası adeta bir matematikçi gibi yaptığı bir dizi matematik işlemini şu şekilde gerçekleştirmelidir: Karınca, yuvasına olan mesafeyi küçük mesafelere böler; her bir mesafe uygun yön ve uzaklık vektörünü taşır. Bu vektörlerin toplamıyla yuvanın uzaklık ve yönünü veren 'homing' vektörü elde edilmiş olur.

Ancak sahra karıncasının ileri hareket ve dönüşlerini nasıl ölçtüğü ve bu hesapları nasıl yaptığı henüz açıklanamamıştır. Araştırmacılar, karıncalardaki yön bulma sisteminin özelliklerini, bu hayvanların inişli çıkışlı arazide yiyecek aramalarını inceleyerek ortaya koymaya çalışıyorlar. Yapılan bir deneyde özel iniş ve çıkışlardan oluşan zigzaglı bir ortam hazırlanmış ve karıncalara bu bölümde yiyecek aramaları öğretilmiş; eğitilmiş karıncaların, düz yüzeyli bir alana konulduklarında yiyecek arama işini daha kısa mesafede yaptıkları görülmüş. Bunun aksine, düz alanda eğitilen karıncaların ise, engebeli alana konulduklarında öncekine göre daha uzun yürüyüş yaptıklarıı saptanmış. Her iki deneyle karıncaların yiyeceği bir önceki eğitimlerine göre asıl uzaklığında değil, onun düz plan üzerine yansıyan mesafesinde aradıkları keşfedilmiş.

Araştırmacılar bu gözlemlerden şu sonucu çıkarmışlar: Karıncalar yönlerini, engebeli arazide katettikleri gerçek mesafeye göre hesaplamıyorlar. Onun yerine hareketlerini hayalî bir plana koyup bu planda yuvaya göre pozisyonlarını kaydediyorlar. Böylece, arazideki dalgalanmaları gözardı ederek, gitmek istedikleri noktayı buluyorlar. Üstelik, yuvalarına dönüşü genellikle farklı yoldan yaptıkları halde, yine de yuvalarına şaşırmadan ulaşabiliyorlar.

Bu konuda yoğun araştırmalar yapan Berlin Üniversitesi biyologları, karınca yön bulma sistemleri hakkında birkaç teori daha ortaya atmışlardır. Bu hayvanların aynı yol bulma kalıbını farklı yerlerde de kullanıp kullanmadıkları da araştırılmaktadır. Şuur ve zeka sahibi insanlar dahi zaman zaman daha önce gittikleri bir yere tekrar giderken yol bulma sorunu yaşarken, Allah'ın ilhamıyla hareket eden bu küçük canlılar yollarını şaşırmadan bulabiliyorlar. (Harun Yahya, Karınca Mucizesi)

Yukarıda saydığımız tüm canlıların sahip oldukları özellikleri onlara Allah vermiştir. Bu canlılar var edildikleri ilk günden beri, vücutlarındaki kusursuz sistemler ve sahip oldukları üstün kabiliyetlerle onları yoktan var eden yüce Rabbimiz'in apaçık varlığının delillerinden sadece birkaçını oluşturmaktadırlar.


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada HAYVANLARDA YAVRU ŞEFKATİ ile ilgili olarak; HAYVANLARDA YAVRU ŞEFKATİ hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri Hayvanlarla ilgili resimler, komik hayvan fotoğrafları, ilginç hayvan resimleri forumu... gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri HAYVANLARDA YAVRU ŞEFKATİ siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Gerçek mutluluk, ancak gerçek sevgi ile yaşanabilir.

Copyright © 2006-2014 AjansMail
Her hakkı saklıdır.