Hikaye (Küçük Prens'ten)


Google Reklamları


Hikaye (Küçük Prens'ten) ile ilgili benzer olabilecek konular...

Hikaye (Küçük Prens'ten) hakkında arama bilgileri...

Ziyaretçilerimiz bu sayfayı bulmak için Google`da şu aramaları yaptılar.
Siz de; bir dahaki gelişinizde, bu aramaları yaparak, bu sayfayı kolaylıkla bulabilirsiniz.

prens ve prensesin konu?malar? - küçük prens ile ilgili şiirler kısa - küçük prensi adlı hikayeyi yorumlamak - pirensle tilki hikaye tamamla - en g?zel hikayeler ve hikayenin i?inde il?in? kelimeler - KUCÜK PIRENS OLMAK HIKAYELERI - küçük prens hikaqyesi oku

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


13 Aralık 2006, 03:59:05
Mütekaid
Mesajlar: 825





















Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar



Çölün, kayaların ve karların arasında uzun bir süre yürüyen küçük prensin karşısına sonunda bir yol çıktı. Ve bütün yollar sizi insanlara götürür.

Yol boyunca yürümeye devam etti küçük dostumuz. Karşısına bir gül bahçesi çıktı.



“Günaydın” dedi güllere. Onlar da: “ Günaydın” diye karşılık verdiler.

Küçük prens onlara baktı uzun uzun. Hepsi de kendi çiçeğine benziyordu. Şaşkınlıkla:

“Siz kimsiniz?” diye sordu.

“Biz gülleriz” diye yanıtladı çiçekler.

“Ah!” diye haykırdı küçük prens. Ve birdenbire içi büyük bir üzüntüyle doldu. Kendi çiçeğinin evrendeki eşsiz bir tür olduğunu sanıyordu. Öyle demişti çiçek. Ve işte burada, küçük bir bahçenin içinde, aynı çiçekten tam beş bin tane vardı!

“Eğer burada olsaydı, bana yine sitem ederdi” diye düşündü. “Sanki ölecekmiş gibi durmadan öksürürdü. Yalanını bu şekilde ört bas etmeye çalışırdı muhakkak. Ve ben de hastabakıcılık numarası yapardım. Aksi takdirde gerçekten de ölürdü. Altta kalmaktansa ölmeyi tercih ederdi.”

Sonra kendi kendine : “Eşsiz bir çiçeğim olduğu için kendimi zengin sanmıştım. Oysa o sıradan bir gülmüş sadece. Peki yanardağlarıma ne demeli? Boyları sadece dizlerime geliyor ve birisi sönmüş durumda. Tüm bunlar beni hiç de önemli bir prens yapmaz.”

Kendini çimenlerin üstüne bıraktı ve ağlamaya başladı küçük prens.



 
****
 

İşte o sırada bir tilki çıkıverdi ortaya.

“Günaydın” dedi tilki.

“Günaydın” dedi küçük prens kibarca. Ama etrafına baktığında kimseyi göremedi.

“Buradayım! Elma ağacının altında.”

“Sen kimsin? Çok güzel görünüyorsun.”

“Ben bir tilkiyim.”

“Benimle oynar mısın? Öyle mutsuzum ki” dedi küçük prens.

“Seninle oynayamam” dedi tilki, “ben evcil değilim.”

“Buna çok üzüldüm” dedi küçük prens. Ama biraz düşündükten sonra: ”Evcil ne demek?” diye sordu.

“Anladığım kadarıyla sen buralı değilsin” dedi tilki, “ne arıyorsun buralarda?”

“İnsanları arıyorum,” dedi küçük prens, “ peki ama ‘evcil’ ne demek?”

“İnsanlar,” dedi tilki, “tüfeklerle dolaşırlar ve avlanırlar. Tam bir baş belasıdırlar. Bir de tavuk yetiştirirler. Tüm işleri bundan ibarettir. Sen de mi tavuk arıyorsun?”

“Hayır, ben arkadaş arıyorum. Ama ‘evcil’ ne demek?”

“Genellikle ihmal edilen bir iş. ‘Bağ kurmak’ anlamına gelir.”

“Bağ kurmak mı?”



“Evet. Örneğin, sen benim için sadece küçük bir çocuksun. Diğer küçük çocuklardan hiçbir farkın yok benim için. Sana ihtiyacım da yok. Aynı şekilde, ben de senin için dünyadaki yüz binlerce tilkiden biriyim sadece. Bana ihtiyaç duymuyorsun. Ama beni evcilleştirirsen eğer, birbirimize ihtiyacımız olacak. Sen benim için tek ve eşsiz olacaksın, ben de senin için.”

“Anlamaya başlıyorum” dedi küçük prens. “Bir çiçek var. Sanırım o beni evcilleştirdi.”

“Olabilir. Dünyada böyle şeyler hep olur.” dedi tilki.

“Ama bu çiçek dünyada değil.”

Tilki şaşırmıştı. “Başka bir gezegende mi?”

“Evet.”

“Peki orada avcılar da var mı?”

“Hayır, yok.”

“Bu çok ilginç. Peki ya tavuklar?”

“Hayır. Tavuklar da yok.”

“Eh, hiçbir yer mükemmel olmuyor” dedi tilki içini çekerek. Sonra kendini anlatmaya başladı:



“Benim yaşamım çok tekdüze. Ben tavukları avlarım, avcılar da beni. Bütün tavuklar birbirine benzer. Bütün insanlar da öyle. Bu yüzden biraz sıkılıyorum. Ama beni evcilleştirirsen eğer, yaşamıma bir güneş doğmuş olacak. Senin ayak seslerin benim için diğerlerinden farklı olacak. Ayak sesi duyduğum zaman hemen saklanırım. Ama seninkiler, bir müzik sesi gibi beni gizlendiğim yerden çıkaracaklar. Şu buğday tarlalarını görüyor musun? Ben ekmek yemem. Buğday benim hiçbir işime yaramaz. Bu yüzden de bu tarlaların benim için hiçbir anlamı yoktur. Bu da çok üzücü. Ama sen beni evcilleştirseydin, bu harika olurdu. Altın renkli saçların var senin. Ben de altın renkli başakları görünce seni hatırlardım. Ve rüzgarda çıkardıkları sesi severdim.”

Sustu tilki ve uzun bir süre küçük prense baktı.

“Senden rica ediyorum. Lütfen beni evcilleştir!” dedi.

“Elbette” dedi küçük prens. “Ama burada çok kalamayacağım. Bulmam gereken yeni dostlar ve anlamam gereken çok şey var.”

“İnsan ancak evcilleştirirse anlar” dedi tilki. “İnsanlarınsa artık anlamaya zamanları yok. Her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ama dostluk satılan bir dükkan olmadığı için, hiç dostları olmaz. Eğer bir dost istiyorsan, evcilleştir beni!”

“Ne yapmam gerekiyor peki?” diye sordu küçük prens.

“Çok sabırlı olmalısın. Önce çimenlerin üstüne, biraz uzağıma oturmalısın. Ben gözümün ucuyla seni izleyeceğim, sen hiçbir şey söylemeyeceksin. Sözcükler yanlış anlamaların kaynağıdır. Her gün biraz daha yakınıma oturacaksın...”

Ertesi gün küçük prens yine geldi.

“Her gün aynı saatte gelmelisin” dedi tilki. “Örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. Mutluluğum her dakika artar. Saat dörtte artık sevinçten ve meraktan deli gibi olurum. Ne kadar mutlu olduğumu görmüş olursun. Ama günün herhangi bir vaktinde gelirsen, yüreğim saat kaçta senin için çarpacağını bilemez. İnsanın belli alışkanlıkları olmalıdır.”



“Alışkanlıklar mı?”

“Bunlar da çoğunlukla ihmal edilir” dedi tilki. “Bir günü diğer günlerden, bir saati diğer saatlerden farklı kılan şeylerdir. Örneğin, şu benim avcıların da alışkanlıkları vardır. Perşembeleri kızlarla dansa giderler. Bu yüzden de Perşembe benim için harika bir gündür. Üzüm bağlarına kadar yürüyebilirim. Ama avcılar dansa herhangi bir gün gitseydi, benim için hiçbir günün özelliği olmayacaktı ve asla tatil yapamayacaktım.”

Böylelikle küçük prens tilkiyi evcilleştirdi. Ve ayrılma vakti geldiğinde “Ah! Sanırım ağlayacağım” dedi tilki.

“Benim bunda bir suçum yok” dedi küçük prens. “Seni üzmek istememiştim. Evcilleştirilmeyi sen istedin.”

“Doğru, haklısın” dedi tilki.

“Ama ağlayacağını söyledin!”

“Evet, öyle.”

“O halde evcilleştirilmek senin için pek iyi olmadı.”

“Hayır, oldu. Buğday tarlalarının rengini düşün.” Sonra da “Şimdi git ve güllere bir kez daha bak. O zaman kendi gülünün evrende eşsiz ve tek olduğunu anlayacaksın. Sonra bana veda etmek için buraya geri döndüğünde, sana hediye olarak bir sır vereceğim.” diye ekledi.

Küçük prens güllere bir kez daha bakmaya gitti.

“Hiçbiriniz benim gülüm gibi değilsiniz. Çünkü henüz hiçbiriniz evcilleşmediniz. Ve siz de hiç kimseyi evcilleştirmediniz” dedi onlara. “Siz tıpkı tilkinin benimle karşılaşmadan önceki hali gibisiniz. Dünyadaki binlerce tilkiden yalnızca biriydi o. Ama ben onunla dost oldum ve şimdi artık o özel bir tilki.”

Güller bu duyduklarına çok bozuldular.

“Evet, güzelsiniz. Ama boşsunuz. Sizin için kimse yaşamını feda etmez. Yoldan geçen herhangi biri, benim gülümün de size benzediğini söyleyebilir. Ama benim gülüm sizin her birinizden çok daha önemlidir. Çünkü ben onu suladım. Ve onu camdan bir korunakla korudum. Önüne bir perde gererek rüzgarın onu üşütmesini engelledim. Tırtılları onun için öldürdüm (birkaç tanesini bıraktık, sonradan kelebek oldular). Onun şikayetlerini ve övünmelerini dinledim. Bazan da suskunluklarına katlandım. Çünkü o benim gülüm.”

Bunları söyledikten sonra tilkinin yanına döndü.

“Hoşçakal” dedi.

“Hoşçakal” dedi tilki de. “Ve işte sırrım: Çok basit birşey. İnsan gerçekleri sadece kalbiyle görebilir. En temel şeyi gözler göremez.”

“Temel olan şeyi gözler göremez” diye tekrarladı küçük prens. Öğrendiğinden emin olmak istiyordu.

“Senin gülünün diğerlerinden daha önemli olmasını sağlayan şey, ona ayırdığın vakittir” dedi tilki. “İnsanlar bu en önemli gerçeği unuttular. Ama sen unutmamalısın. Evcilleştirdiğin şeye karşı her zaman sorumlusun. Gülüne karşı sorumlusun. ”

“Gülüme karşı sorumluyum” diye tekrarladı küçük prens, öğrendiğinden emin olmak için. Sonra yoluna devam etti.

...






13 Aralık 2006, 04:28:58
Cevap #1
hytsachma
Mesajlar: 847
Pencereden görünen gökyüzüne inat...
abi eline sağlık... okumadım ama sağolasın gene de.

13 Aralık 2006, 04:38:09
Cevap #2
Mütekaid
Mesajlar: 825
Okusaydın daha iyi olurdu ya , neyse :) Sen de sağolasın...

13 Aralık 2006, 04:46:58
Cevap #3
quXZed
Global Moderatör
Mesajlar: 1257
sEVERytHING


abi okucam ben de ama çok meşgulüm bi de uykum var bi de seni çok seviyom bi dee büyüksünn : )

13 Aralık 2006, 04:48:10
Cevap #4
nur_ay
Mesajlar: 2973
Bugün Allah için ne yaptınız?


abi okucam ben de ama çok meşgulüm bi de uykum var bi de seni çok seviyom bi dee büyüksünn : )

bu kadar iltifatı yazana kadar şimdiye konuyu okumuştunuz.... :D

13 Aralık 2006, 04:52:36
Cevap #5
quXZed
Global Moderatör
Mesajlar: 1257
sEVERytHING

yağma öncesi gürlemeler bunlar : ) sen bi de okuyunca gör

13 Aralık 2006, 04:54:40
Cevap #6
Mütekaid
Mesajlar: 825
Bİlmukabele quXZed... Madem yorgunsun, imkanın varsa şekerli bir Türk kahvesi iç..Ne yorgunluk ne de uyku kalır...İltifatlardan sonra okumana da lüzum kalmadı, muafsın :)

13 Aralık 2006, 04:57:06
Cevap #7
nur_ay
Mesajlar: 2973
Bugün Allah için ne yaptınız?

yağma öncesi gürlemeler bunlar : ) sen bi de okuyunca gör

O zaman okuduktan sonrasını düşünemiyorum.. :)
paylaşım için teşekkürler bu arada eşref kalender kardeş... bu yazıyı daha öncede okumuştum ama vesilenizle tekrar okumuş oldum :)

13 Aralık 2006, 05:03:25
Cevap #8
Mütekaid
Mesajlar: 825
reca ederim nur_ay..müstefîd olduysanız ne âlâ...

13 Aralık 2006, 05:04:37
Cevap #9
nur_ay
Mesajlar: 2973
Bugün Allah için ne yaptınız?
elhamdülillah kendimce pay çıkardım işte... :)

13 Aralık 2006, 05:25:42
Cevap #10
quXZed
Global Moderatör
Mesajlar: 1257
sEVERytHING

beydeba nın kelile ve dimnesini anımsattı. çok güzel bi hikaye abi eline sağlık..

13 Aralık 2006, 05:32:17
Cevap #11
Mütekaid
Mesajlar: 825
Tamamı daha da güzel... Mavibulut yayınları basmış "Küçük Prens" adıyla... İnternetten de okuyabilirsiniz...

http://www.1001kitap.com/Cocuk/kucuk_prens/index.html

13 Aralık 2006, 07:32:36
Cevap #12
Daswiro_Ded_Zo
Mesajlar: 17
PayLAşımın için TEşekkürLer!
" ölüyorum geL kurtar yar ! sensiz dünyaLar bana dar ! "

13 Aralık 2006, 07:33:24
Cevap #13
Mütekaid
Mesajlar: 825

13 Aralık 2006, 07:47:06
Cevap #14
Cranberries
Tunali Zeki No:2712
Mesajlar: 1398
Cok Guzel Yaa Ben bu kucuk Prensi Okumamistim Ama KEsin Okuyacam... En Yakın zamanda....
Ayrıca Cok Tesekkur Ederim  Eşref Kalender
Efsane Geri Ha Döndü Ha Dönecek......

13 Aralık 2006, 07:52:29
Cevap #15
Mütekaid
Mesajlar: 825
Beğendiğinize sevindim... Madem okumaya niyetlendiniz, yukarıda bir site vermiştim oradan okuyabilirsiniz. Ancak başka bir site daha var ki  tamamen bu kitap ile ilgili, oradan okumanız ya da bilgi almanız daha isabetli olur.

http://www.geocities.com/kucukprenstr/

Gelgelelim en iyisi kitabı bulup bir yerlerden okumak... Bulabilirseniz Bilgi Yayınları'nınki çok güzel..Cemal Süreya çevirmiş... İyi okumalar diyeyim şimdiden...

13 Aralık 2006, 07:59:38
Cevap #16
Cranberries
Tunali Zeki No:2712
Mesajlar: 1398
Beğendiğinize sevindim... Madem okumaya niyetlendiniz, yukarıda bir site vermiştim oradan okuyabilirsiniz. Ancak başka bir site daha var ki  tamamen bu kitap ile ilgili, oradan okumanız ya da bilgi almanız daha isabetli olur.

http://www.geocities.com/kucukprenstr/

Gelgelelim en iyisi kitabı bulup bir yerlerden okumak... Bulabilirseniz Bilgi Yayınları'nınki çok güzel..Cemal Süreya çevirmiş... İyi okumalar diyeyim şimdiden...

Peki e-bookunu Bulamazmiyiz ???
Efsane Geri Ha Döndü Ha Dönecek......

13 Aralık 2006, 08:02:56
Cevap #17
Mütekaid
Mesajlar: 825
Walla e-book var mı bilmiyorum... Aramadım..Ben canlı kitaptan okudum... Lakin hikayeyin tek bir word dosyasına yüklemiştim daha önce... Buradan gönderme imkanı var mı bilmiyorum. Warsa gönderebilirim...

13 Aralık 2006, 08:04:29
Cevap #18
Cranberries
Tunali Zeki No:2712
Mesajlar: 1398
Walla e-book var mı bilmiyorum... Aramadım..Ben canlı kitaptan okudum... Lakin hikayeyin tek bir word dosyasına yüklemiştim daha önce... Buradan gönderme imkanı var mı bilmiyorum. Warsa gönderebilirim...

Gonderme İmkanin Var Ama O Dosya Tam Kitap Degil Sanrirm..??
Efsane Geri Ha Döndü Ha Dönecek......

13 Aralık 2006, 08:07:42
Cevap #19
Mütekaid
Mesajlar: 825
Hayır sitede bölüm bölüm okuma imkanı var... Tamamını tek sayfada göremiyorsunuz. BEn kopyala yapıştır usulü ile birleştiriğ pdf formatına getirdim... Tarif ederseniz göndereyim...

16 Ocak 2007, 09:38:42
Cevap #20
Mütekaid
Mesajlar: 825
Küçük Prens'e Büyük Sevgi (14 Aralık tarihli Zaman kazatasının gençlik ekinin son sayfasından muktebestir)

En çok dile çevrilen, en çok sevilen ve en çok hediye edilen kitaplardandır Küçük Prens. Nazlı Çiğdem Sağdıç, üç yıl önce tanışmış kitapla. Okuyan herkes gibi o da çok sevmiş ve kitabın farklı dillerdeki baskılarını biriktirmeye başlamış. Şimdi koleksiyonunu bir oyuncakçıda sergiliyor.
Dünyada çok okunan, çok sevilen, neredeyse bütün dillere çevrilip defalarca basılmış bir kitaptır Küçük Prens. Fransız yazar Antony de Saint Exupery tarafından yazılmıştır. Bir başka özelliği daha vardır kitabın; bir kere okunmaz. Anlaşılmadığı için değil, çok sevildiği için tekrar tekrar okunur. En çok hediye edilen kitaptır aynı zamanda. Belki size de hediye edilmiştir; öyle tanışmışsınızdır küçücük gezegeninden çıkıp Dünya’mıza konuk olan Küçük Prens ile… Kimileri çocukken karşılaşır bu kitapla, kimileri ise ilk gençlik yıllarında.

Nişantaşı Tunaman Pasajı’ndaki Leonardini oyuncak mağazasının bir köşesinde açılan küçük, mütevazı sergi, Küçük Prens’in ne denli sevildiğinin bir kanıtı. Sergi, Türkçede ve farklı dillerde, çeşitli zamanlarda basılmış Küçük Prens kitaplarından oluşuyor. Koleksiyonun sahibi ise Küçük Prens’in genç bir dostu, Nazlı Çiğdem Sağdıç. Baskçadan Arapçaya, Çinceden Aramcaya kadar pek çok dilde yayınlanmış Küçük Prens kitaplarından oluşan sergiyi, 24 Şubat tarihine kadar, cumartesi ve pazartesi günleri görebilirsiniz.

Nazlı Çiğdem, Küçük Prens ile üniversite yıllarında, 18 yaşında iken tanışmış. Dört yıl kadar önce, bir arkadaşı hediye etmiş kitabı. Çocukken annesinin aldığı ve okuduğu bu kitabı tekrar okumuş. Sonra tekrar okumuş, sonra tekrar… “Küçük Prens hep çocuk kitabı diye anılır” diyor, Nazlı Çiğdem ve ekliyor: “Küçücük bir gezegen, bir çiçek ve bir volkanla ve birkaç kahramanla, bütün dünyanın sorunlarını, çıkmazlarını, her şeyini anlatıyordu hikâye. Hayran kaldım. Onca yalınlığına rağmen çok derin bir felsefeyi barındıran bir kitap aslında.”



16 Ocak 2007, 09:41:37
Cevap #21
Mütekaid
Mesajlar: 825
Bu da devamı
***

Daha sonra, iyi derecede bildiği ve tercümanlık yaptığı iki dilden İngilizce ve İspanyolcadan okumuş kitabı. Hatta orijinal dilinde okumak için Fransızca öğrenmeye bile başlamış. Nazlı Çiğdem, “Kitabı okuyacak kadar öğrendim ve okudum. Okuyunca Fransızca öğrenme hevesim de bitti.” diyor. Onun Küçük Prens’e olan düşkünlüğünü gören yakınları ve arkadaşları, yurtdışı seyahatlerinden Küçük Prens’in farklı dillerdeki baskılarını getirmeye başlamışlar ona. Kimilerini de kendisi sipariş etmiş. İnternete girince dünyada kendisi gibi Küçük Prens’in hayranı, yüzlerce kişinin, pek çok koleksiyonerin olduğunu görmüş. Kimi baskılar, onlarla sanal ortamda kurulan ‘Küçük Prens kardeşliği’ sayesinde gelmiş. Onlar kendi dillerindeki baskıları göndermişler Nazlı Çiğdem’e; o da onlara kitabın Türkçe baskısını göndermiş. Hatta biri, Küçük Prens’in gezegeninin tavana iple asılabilen üç boyutlu maketini göndermiş. Böyle böyle, üç yılda bu koleksiyon ortaya çıkmış. Küçük Prens’in sıkı dostu, “Her yeni dildeki ve baskıdaki kitaba ulaşınca yeni bir arkadaşım oluyor sanki.” diyor.

Oyuncak almak için girdiği Leonardini’ye, koleksiyonunu sergilemeyi teklif etmiş. Mağazanın sahibi de bir Küçük Prens dostu çıkınca sergi açılmış. Leonardi’nin kurucusu ve sahibi Cemile Şenulubaş Tankurt, “Bir kitabın farklı dillerdeki baskılarını bir arada her zaman görmek zordur.” diyor ve kitapla ilgili şöyle diyor: “Mesajlarındaki saflığı gördükten, size yaşattıklarından, hayal kurmaktan vazgeçmemeyi öğrettikten sonra Küçük Prens’i okuyup da sevmemek mümkün değil diye düşünüyorum.” Hem koleksiyon sahibine, hem bu koleksiyona yer açan mağaza sahibine göre, bu mütevazı serginin anlaşılır bir sebebi var: Daha çok kişinin bu kitabı, dolayısıyla kitabın altını çizdiği değerleri fark etmesi… Ve Küçük Prens’in bir çocuk kitabı olmayıp yetişkinler tarafından da sevilerek okunabileceğinin fark edilmesi… “Çünkü ne kadar çok insan okursa bu kitabı dünya o kadar güzel olacak.” diyor Nazlı Çiğdem: “Psikologlara harcanacak paranın çok az bir kısmı ile Küçük Prens alıp aynı sonucu alabiliriz. Bu kitap, her şeyin bu kadar kötüye gitmesine rağmen bizi gerçeklerden uzaklaştırıp hayattan soyutlamıyor. Bilakis, hayatı mutlu bir şekilde sürdürmemizi sağlıyor.”

Dünyada pek çok edebiyatçının, eğitimcinin ve eleştirmenin, okunmasını ısrarla önerdiği Küçük Prens’te ne var? Onu bu kadar başarılı kılan ve en çok okunan kitaplardan biri yapan ne? Soruyu, kitabın kahramanı Küçük Prens için ‘sanki arkadaşım gibi’ diyen Nazlı Çiğdem’e sorduk, o da cevapladı: “Herkesin rahatça ve severek anlayabileceği bir dille yazılmış öncelikle. Hayatın, kalın kitaplarla ve sayfalarca uzunlukta anlatılabilecek gerçeklerini küçük olaylarla ve yalın bir şekilde anlatıyor. Hayatın acımasızlığını, bir gün her şeyin biteceğini bir anda fark ettiriyor; ama bunu yaparken pek çok kitap gibi mutsuzluk vermiyor insana. Çünkü umut vaat eden bir kitap bu.”

Küçük Prens’i okumadıysanız, bu kitabı pek çok kez okumuş biri olarak tavsiyemiz, yaşınıza başınıza bakmadan ve vakit kaybetmeden gidip okuyun. Eğer Küçük Prens dostu iseniz ve farklı dillerdeki baskıları görmek istiyorsanız Nazlı Çiğdem’in küçük sergisi sizi bekliyor. Gidemeyecek olursanız da hayıflanmayın. Çünkü ilerleyen zamanlarda bu serginin çok daha büyüğü ile karşılaşmanız kuvvetle muhtemel. Çünkü Nazlı Çiğdem diyor ki: “Bu sergiye bir çanta ile getirdim kitaplarımı. Bir sonrakine bavulla gitmeyi ümit ediyorum. Çünkü sergi açıldıktan sonra bile büyüdü, yeni baskılar geldi. Olur mu bilmiyorum, belki çocuklarım da devam eder ve bir gün bütün dillerde yapılmış bütün baskıların örneklerinin olduğu eksiksiz büyük bir koleksiyon çıkar ortaya...”


16 Ocak 2007, 11:29:22
Cevap #22
Cranberries
Tunali Zeki No:2712
Mesajlar: 1398
Bu Kitabi Ozellikle Gittim D&R dan Aldim Okudum Gercekten Cok Guzel :) Cok Hosuma Gitti Gorenler Dalga Gecti  Gerci Cocukmusun Diye Ama Bence Super Herkes Okumali.. :)
Efsane Geri Ha Döndü Ha Dönecek......

17 Ocak 2007, 12:44:26
Cevap #23
vildann
Mesajlar: 93
bu öyle güzel yazılmış bir kitap ki 7'den 70'e herkese hitap ediyor ;) defalarca okumuştum ama tekrar okudum, sayende eşref kalender çok teşekkür ederim  :)

17 Ocak 2007, 12:46:27
Cevap #24
Mütekaid
Mesajlar: 825
kıranberiz biraderim bir himmet et de yanındaki eşhas da nasiplensinler kitaptan... Ver onlara da, yesea ve ceseje biraderlerime hâssaten ver..daha çok sevaptır

***

ben teşekkür ederim vildann, sanırım diğerleri de merak etmişlerdir artık kitabı...birisi siteye koyacaktı ama pdf halinde... kime göndermiştim ben ya? kıranberiz sana mı?


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada Hikaye (Küçük Prens'ten) ile ilgili olarak; Hikaye (Küçük Prens'ten) hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri Aşk ile ilgili Şiirler, Yazılar, Sözler, Mesajlar... gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri Hikaye (Küçük Prens'ten) siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Gerçek mutluluk, ancak gerçek sevgi ile yaşanabilir.

Copyright © 2006-2015 AjansMail
Her hakkı saklıdır.