Bu bir reklamdır.




Kendisine Otobüs Çarpan Adam...


Google Reklamları


Kendisine Otobüs Çarpan Adam... ile ilgili benzer olabilecek konular...

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


04 Ekim 2010, 10:00:40
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11280
Su testisi taşıyan adamı takip edin!















Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar



KENDİSİNE OTOBÜS ÇARPAN BİR KİŞİNİN, BEYNİNDEKİ SİNİRLERE PARALEL BİR BAĞLANTIYLA BAĞLI OLAN BİR BAŞKA KİŞİ NELER YAŞAR? O KİŞİ DE, ALDIĞI ELEKTRİK SİNYALLERİYLE AYNI KAZAYI OTOBÜS ÇAPRMASA DA YAŞAR MIYDI?


Kendisine Otobüs Çarpan Adam, Vatan.TC

 
Materyalist felsefenin 20. yüzyıldaki en büyük savunucularından biri olan koyu Marksist George Politzer'in, ünlü bir "otobüs örneği" bir çok kişi tarafından bilinir.

Şimdi bu örneği bilimsel olarak biraz inceleyelim; Politzer'e göre; maddenin beynimizdeki kopyasıyla muhatap olduğumuz gerçeğini savunan düşünürler de otoyolda otobüs gördükleri zaman ezilmemek için kaçmaktadırlar. Ya da kaçamayıp ezildiklerinde acıyı ve o anki görüntüleri hisseder ve yaşarlar.
 
Bu kazada, otobüsün altında ezilen kişinin beş duyu organından beynine giden sinirler, bir başka insanın, örneğin George Politzer'in beynine paralel bir bağlantıyla bağlansa, kazadaki kişiye otobüs çarptığı anda, o sırada evinde oturmakta olan Politzer'e de otobüs çarpacaktır.

Daha doğrusu, kaza geçiren adamın yaşadığı hislerin tamamını, bir müzik teybine bağlanan iki ayrı kolondan aynı şarkının dinlenmesine benzer biçimde, Politzer de yaşamaya başlayacaktır. Politzer de evinde oturduğu halde otobüsün fren sesini, otobüsün vücuduna değmesini, kırık kol ve akan kan görüntülerini, kırık ağrılarını, ameliyathaneye sokuluşunun görüntülerini, alçının sertliğini, kolunun güçsüzlüğünü hissedecek, görecek ve yaşayacaktır.
 
Kazadaki adamın sinirleri kaç kişiye bağlansa bunların hepsi, aynı Politzer gibi, kazayı başından sonuna kadar yaşayacaktır. Kazadaki adam komaya girse, hepsi komaya girecektir. Hatta, söz konusu trafik kazasına ait algıların tümü bir alete kaydedilse ve bu algılar sürekli başa alınarak bir başka kişiye verilse, bu kişiye de defalarca otobüs çarpacaktır.

Yukarıda Politzerle ilgili olarak verdiğimiz örnekte şöyle bir değişiklik yapalım; evinde oturan Politzer'in sinirlerini otobüsün çarptığı adamın beynine, otobüsün çarptığı adamın sinirlerini de Politzer'in beynine bağlayalım. Bu durumda ise, Politzer aslında evinde oturduğu halde kendisine otobüs çarptığını zannedecek, otobüsün çarptığı adam ise kazanın tüm şiddetine rağmen, bunu asla fark edemeyecek, çünkü kendisinin evde oturduğunu düşünecektir.
 
Peki o halde, hangisine çarpan otobüs gerçektir? Materyalist felsefenin bu soruya verebileceği bir cevap yoktur. Doğru cevap, trafik kazasını hepsinin kendi zihinlerinde tüm ayrıntılarıyla yaşadığıdır.


Algılar, Beyin, Elektrik Sinyalleri, Vatan.TC


Algıların Beyinde Oluştuğu Felsefe Değil, Bilimsel Gerçektir
 
Materyalistler, burada anlattıklarımızın felsefi bir görüş olduğunu iddia etmektedirler. Oysa bizim "dış dünya"nın aslıyla hiçbir zaman muhatap olmadığımız bir felsefe değil, bilimsel bir gerçektir. Görüntünün ve hislerin beyinde nasıl oluştuğu, bütün tıp fakültelerinde detaylı biçimde okutulmaktadır. Başta modern fizik olmak üzere 20. yüzyıl biliminin ortaya koyduğu gerçekler, maddenin somut bir gerçekliğe sahip olmadığını, herkesin bir anlamda "beynindeki ekran"ı izlediğini açıkça göstermektedir.
 
Bunu, ister ateist olsun, ister budist olsun, ister başka bir görüşe ya da düşünceye sahip olsun, bilime inanan herkes kabul etmek zorundadır. Bir materyalist kendince Allah'ın varlığını inkar edebilir ama bu bilimsel gerçeği inkar edemez.
 
Materyalistler, hem kısmen de olsa bu konuyu kavramanın, hem de bu konunun kendi felsefelerini ne kadar kesin bir biçimde çökerttiğini fark etmenin verdiği büyük bir korku içindedirler.



1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

09 Haziran 2012, 08:04:58
Cevap #1
Burak Kayadelen
Ziyaretçi
 Gerçekle hiçbir zaman muhatap olmuyoruz diye birşey olamaz. Bu nedenselliğe ters düşer. Gerçek yoksa hiçbirşey yoktur. Bişeyler varsa onun varolmasını sağlayan bişeylerde olmak zorundadır. Madem hiçbişey gerçek değil, beynin nasıl gerçek olduğu, bilimin nasıl gerçek olduğu kabul ediliyor ? Hiçbirşey gerçek değil demek için gerçekten öyle olması lazım ki, bu durumda da hiçbirşeyin gerçek olmadığı gerçeği karşımıza çıkar. O halde ya bu söz hatalıdır ya da bir paradokstur. Gerçek değil demek için gerçek olduğu kabul edilmesi gereken başka şeyler çıkıyor karşımıza daima. Bizim algıladığımız dünya nasılsa istisnalar ve bazı sağlık sorunları hariç bizde dünyayı öyle algılıyoruz. Yoksa bizim algıladığımız dünya gerçekten algıladığımız gibi olmasa o zaman kaideler (fizik kanunları) tutarlılığını kaybeder ve tüm yaşamsal sistem tutarsızlaşarak yok olur. Buna şöyle bir örnek verelim; Metriks (matrix) teki gibi bir adamı bilgisayarlı bir koltuğa bağladık. Adamı kodlardan ve elektrik uyarılarından oluşan bir sisteme bağlayarak onu sadece algılardan oluşan ama onun sahte olduğunu farkında olmadığı bir dünyaya soktuk. O orada yaşıyor olsun. Şimdi bu adam yaşamak için karnını doyuracak ama aslında bi koltukta uyuyor. Beyninin kendini doygun hissetmesi o adamın metabolizmasının yiyeceğe ihtiyacı olduğu gerçeğini değiştirmez ve adam hem gerçek dünya da hemde hayali yaşadığı dünyada anlam veremediği bir açlık krizi belirti ve rahatsızlıklarıyla ölmeye başlar. İşte bu yüzden gerçek nasılsa bizde öyle algılamak durumundayız. Hatta gerçeği hatalı algılayanların (örneğin halisülasyon görenler) yaşamlarını uzun süre sürdüremediği gerçeğide bu duruma başka bir örnektir. Diyorsunuz ki bütün algılar sinirler aracılığıyla beyne gidiyor, tamam doğru, o halde gerçekle muhatap olmuyoruz, peki öyleyse sinirlerin olduğunu nasıl biliyor veya kabul edebiliyorsunuz ? Birde otobüs çarpan adamın beynine gelelim. Yukarıda verdiğim örneği birde evde oturan ve otobüs çarpan adam üzerinden değerlendirelim. Diyorsunuz ki sinirleri çaprazladık otobüs çarpan adam evde oturduğunu zannediyor evde oturan kendine otobüs çarptığını, evet otobüs çarpıncaya kadar bu durum böyle olur. Peki otobüs çarpan adam ölürse ne olur? Bu sefer otobüs çarpan adam ölünceye kadar, evinde oturan adam onun hissettiklerini hisseder, o öldükten sonra sinyaller kesileceğinden kendine gelmeye ve çok gerçekçi bir rüya gördüğünü zannetmeye başlar. Belki de gerçekçi algılar yüzünden beyni kendini kapatır ve komaya girerek o da ölür. Algıladığımız dünya gerçek olmalıdır ki tutarlılık olsun ve yaşam devam etsin... Tabiki gerçek ile algılarımız arasında çeşitli farklar ve büyük sırlar da olabilir. Hatta pek çok mücizevi olay, olduğuna ikna eder nitelikte öyle değilmi? Ama yinede gerçek olarak nitelendireceğimiz bir tutarlılık olmalıdır.


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada Kendisine Otobüs Çarpan Adam... ile ilgili olarak; Kendisine Otobüs Çarpan Adam... hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri Bilimsel ve Teknolojik haberleri forumu, Bilimsel Yazılar, Makaleler, En son icatlar, İlginç keşifler, Bilimde meydana gelen gelişmeler, haberler... gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri Kendisine Otobüs Çarpan Adam... siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Yapman gerekenleri yaparsan, mutlu olursun. (Z.Ç)

Copyright © 2014 AjansMail
Her hakkı saklıdır.