Bu bir reklamdır.




Kutlu Doğum Haftası ile ilgili yazılar


Google Reklamları


Kutlu Doğum Haftası ile ilgili yazılar ile ilgili benzer olabilecek konular...

Kutlu Doğum Haftası ile ilgili yazılar hakkında arama bilgileri...

Ziyaretçilerimiz bu sayfayı bulmak için Google`da şu aramaları yaptılar.
Siz de; bir dahaki gelişinizde, bu aramaları yaparak, bu sayfayı kolaylıkla bulabilirsiniz.

hazırlıklı konuşma kutlu doğum haftasına özel - kutlu doğum haftası ile ilgili bilgi - kutlu dogum haftasi yazilari - kutlu dogum haftası ile ilgili yazı - kutlu doğum haftası ile ilgili resim - kutlu doğum ile ilgili yazılar - kutlu dogum haftasiyla ilgili 2 sayfalik yazi

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


25 Nisan 2008, 04:46:30
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11279
Su testisi taşıyan adamı takip edin!















Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar



VAHDETİN GÜLÜ

Ondört asır evvel yine bir böyle geceydi. Kumdan ayın on dördü bir öksüz çıkıverdi.

Bahardı...

Dışarda, kumların üstünde, kahrı da, zehri de zevk adına yutan
insanlardı... Çıldırmış azgınlıkların pençesinde beşer bir canavardı. Ve
zamanın paslı aynasında eskiyen yürekler kayalar kadardı...

Bahardı...

İçerde, û‚mine’nin kucağında, nur ile yıkanmış bir Gül kokusu
vardı... Kaç bin senedir beklenen yâr, meğer o yârdı. Arasına sınır taşları
dikilmiş zamanın saadet damıttığı çağlar, işte o çağlardı. Gece seherlere
uzardı ve dudaklarında û‚mine’nin “Gülüm! ” diyen bir gülümseme
tekrarbetekrardı.

Sevgili o gece bir “Gül” oldu, ve beşeriyet gülü bir cins ad olmaktan o gün
çıkardı.

Gel ey vahdetin Gül’ü, hasretin Gül’ü... Kokunla gel ve renginle gel! ..
İlhamın ve âhenginle gel! .. Aşkınla olmazsa sevginle gel! .. Gel ki serazad
kuşlarca süzülsün yürekler çiçeklere; ve çiçekler yenik düşsün aşkını eleyen
kelebeklere... Gel de, gizemli alfabelerle yazılmış mektuplarını bebekler
okusun; gel, kınalı parmaklar tezgahlarda cümle cümle şiirlerini dokusun...

Ay vurgunu gecelere şavkı dökülsün nurunun, neyler üveyiklere ağlasın ve
ölümsüz besteleri Gül adına çalınsın aşk tanburunun.

Gel ey günlüklerde yığın yığın gözyaşlarıyla kararan bahtımızı Gül’e
döndüren Haberci...

Gel ey, sevgilerinden sıyrılan vicdanları mor salkımlı
zamanlarda kurtuluşa ulaştıracak Elçi...

Şafaklarına kırağı düşmüş
aldanışları pişmanlıkla yuyup yıkayan ihtiyar adamlar ve genç kızlar için
gel, aşksızlığının kör akşamlarını mezar taşlarında tekrar be tekrar okuyan
dolunaylar ve yıldızlar için gel. Yıldızlarına uyabilelim diye bizi
şevklendirmek ve şavklandırmak için de gel; birimizi birimize sevdirmek,
birimizle birimizi sevindirmek için de gel... Mekanların daraldığı ve
zamanların dürüldüğü depremler gibi gel ve titret içimizi Sevgili... Ta ki
bülbüller bir Gül için söylesin en müstesna şarkılarını:

Kâşki sevdiğimi sevse kamu halkı cihân
Sözümüz cümle hemân kıssai cânân olsa

Gül’e söz verelim, defterimizdeki karaları aklamak için... Gül’ü sevdiğimizi
söyleyelim, içimizdeki kirleri paklamak için...

Aç bir karnı doyuralım Gül adına, Hakk’ın da kuşları rızıklandırdığını
hatırlayıp... Sıkıntıdaki dostun imdadına koşalım Gül’ü anarak, gül alalım,
gül satalım...

Hayırlı işlere önayak olalım Gül çağında, ta ki ateş vaktinde
güller açsın yüzümüz... Bir merhabayı Gül hatırına söyleyelim
küstüklerimize, hani helal lokma yer gibi...

Doğrulardan ve iyilerden
çoğaltalım dostlarımızı Gül bahçesinde, ta ki bir sarsılışla sarsıldığımızda
arkadaşlardan saysın yıldızlar bizi. Ve ağlayalım hasretiyle Gül’ün, ki
arıtsın bağrımızın pasını yaşlar... Göz son kez kapanmadan, birkaç damla ile
olsun... İnci, mercan hediye!..

Bir Aşk Masalı:

Kıl şebistânı müşerref kim nisârun kılmağa

Rişteden dürler çeküp cem’ eylemiş dâmâne şem

Diyor ki Fuzulî:
Bir âşık varmış vaktiyle; muma benzeyen bir âşık... Mum gibi yalnız,
mumleyin başında ateş... Yanar yakılırmış geceler boyu ve gönül ateşiyle
aydınlatmaya çalışırmış hicranın ve hasretin karanlıklarını... Hiç uyumaz,
dilinde sevgili adı, göz kapıda, beklermiş durmadan... Gecelerden bir gece,
belki bir vuslat gecesi olur da sevgili geliverir diye umutlanır, bu umutla
tıpkı mum gibi can ipinden inciler döker, ve eteklerinde biriktirirmiş yığın
yığın... Ta ki sevgili geldiğinde hazırlıksız yakalanmış olmasın ve yüz
görümlüğü olarak ayağına saçacağı incileri bulunsun...

Gül yüzüne bakacak yüz ver bize Taala! ... Vuslat için aşk ver bize
Allah'im! ..

İskender Pala



1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

25 Nisan 2008, 04:48:42
Cevap #1
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11279
Su testisi taşıyan adamı takip edin!
Kutlu doğum münasebetiyle


Yaratılışın gayesi, marifet–i İlâhi. Bu marifete ermede rehber, Yüce Yaratıcı’nın insanların içlerinden seçmiş olduğu peygamberler. İlk insan, aynı zamanda ilk peygamber. İnsanlık tarihinin farklı zaman dilimlerinde, aklın ulaşamadığı noktalarda yol gösterici ve işaret belirleyici işte bu peygamberlerin bulunduğu nübüvvet müessesesi. Ve bu sarayın kubbesindeki son taş, tamamlayıcı ve sona erdiricisi İnsanlığın İftihar Tablosu Hz. Muhammed (sas).

Bir adı da Mustafa olan Allah Resû»lü (sas), insanların içlerinden seçilen bu seçkin şahsiyetlerin arasından süzülen ve böylece iki kez seçime tabi tutulan Yüce Şahsiyet. Varlığın gayesini öğretmiş, her sahada ideal insan olma portresini yaşantısıyla göstermiş, dünya–ahiret arasında olması gereken dengeyi yerine oturtmuş, insanların fıtratlarına su gibi, hava gibi muhtaç oldukları gerçek din duygusunu yerleştirmiş, beşer yaşamında uygulanması insanı mutluluğa götüren ideal kuralları belirtmiş ve insanların her zaman muhtaç oldukları güzel ahlâk ilkelerini talim etmiştir.

Hayatına kuş bakışı bakıldığında hemen ilk safhada onun, Yüce Yaratıcı’nın vahyi kontrolünde hareket ettiği, vazifesi karşılığında en küçük maddi bir beklenti içinde olmadığı, son derece samimi olduğu, insanları Allah’ın birliği ve varlığına çağırdığı, hedef ve gayesinin son derece açık olduğu görülür.

Yine yaşantısına bakıldığında, hemen göze çarpan şeylerin, söz ve davranışlarında son derece doğruluğu, emanet noktasında zirvede oluşu, üzerine aldığı kudsi görevi yerine getirmedeki titizliği, ortaya çıkan karmaşık meseleleri son derece rahat, kolay ve herkes tarafından benimsenen bir şekilde çözüme kavuşturması ve masumiyeti olduğu görülür.

Son ve evrensel olması ve Yüce Yaratıcı nezdindeki konumundan dolayıdır ki, kendisinden önceki peygamberler ve onlara gelen kudsi beyanlar ondan bahsetmiş, geleceğini haber vermiş ve zuhurunu müjdelemişlerdir. Bu müjde ve haberler o kadar açık ve detaylıdır ki, bu din mensuplarından bazıları, kendi evlatlarını tanıma rahatlığı ölçüsünde ona ait özellikleri öğrenmiş, onda görmüş ve ona inanmışlardır.

Her peygamber gibi vahye mazhar olmuş, peygamberliğinin delili olması açısından herkesi ilgilendirecek ve herkesin rahatlıkla anlayacağı derecede açık ve büyük mucizelere mazhar olmuştur. Kur’ân gibi ebedi ve her türlü tahriften uzak olan bir Kitap verilmiş, ebâbil kuşları onun ve ümmetinin kıblesi olacak Ka’be’yi koruma altına almış, göğsü şerhedilmiş, beşerin idrak sınırını aşacak mahiyetteki İsra–Mi’rac gibi öteler ötesi kudsi bir yolculuğu, bütün bir insanlık adına yapmış, peygamberliğinin bir delili olarak ay ikiye yarılmış ve semanın kapıları şeytanlara kapatılarak insanların bu noktadan aldatılmalarının önü kesilmiştir.

Yaşadığı hayatın her safhası, seçilmişliğinin ve ulaşılmazlığının ayrı bir yönünü meydana getirmiş, şakalarında bile yalanın en küçüğü onun semtine uğramamış, dünyayı teşriflerinden vefat anına kadar başına gelen pek çok sıkıntı, eziyet ve musibet karşısında, olağanüstü bir sabır göstermiş, kendisine, yakınlarına ve dostlarına yapılan sayısız insanlık dışı davranışlar karşısında beşer üstü bir af ve müsamaha örneği sergilemiş, içine bütün insanları hatta hayvanları dahi alacak genişlikteki merhametiyle, etrafındaki dost–düşman herkesin dikkatini çekmiş, bir beşer olarak her şeye ulaşması ve elde etmesi mümkünken, son derece mütevazı ve sade bir hayat yaşamış, yaptığı işlerde en küçük bir beklenti içinde olmamış, sıkıştırıldığı ve tek başına kaldığı zamanlarda bile asla bir yılgınlık ve ümitsizlik emaresi göstermemiş, Allah’a kulluk noktasında herkesten daha ileri ve derin olmuş... Hasılı iyi huy dediğimiz her davranışı en zirve noktada temsil etmiş ideal bir örnektir.


Cenab–ı Hakk bu şerefli elçisini, manevi günahlardan koruyup, lekesiz ve eksiksiz bir varlık olduğunu dilediği gibi, onu aynı zamanda insanlardan gelebilecek her türlü tehlikeye karşı da korumuştur. Ölümle yüz yüze geldiği ve artık kaçışın mümkün olmadığı pek çok tehlikeli noktada onu muhafaza etmiş ve düşmanın baş vurduğu her türlü komployu bertaraf etmiştir.


Günümüz dünyasının muhtaç olduğu gerçek barış ve farklılıklarla beraber yaşama örneğini en açık bir şekilde yaşayarak göstermiş, aynı şehri, farklı din ve inanç sahipleriyle paylaşmıştır.


Evet o, son peygamberdir. Nübüvveti, bir ülke ya da belirli bir zamanı değil, bütün zaman ve mekanları içine alan evrensel bir nübüvvettir. Hatta cinlerin de peygamberidir. Eşleri bizim annelerimizdir. Geçmiş–gelecek günahları af garantisindedir. Diğer peygamberlerden onun adına söz alınmış, Kevser verilmiş, Kur’ân’da adıyla kendisine hitap edilmemek suretiyle bizlere, ona karşı göstermemiz gereken saygının ölçüsü belirtilmiştir. İlâhî ve büyük bir lütuf olduğu minnetiyle hatırlatılmış, kendisine itaatin Allah’a itaat olduğu vurgulanmış, sadece bu dünyada değil, aynı zamanda âhirette de, insanlara ve peygamberlere şahitlik yapma gibi büyük bir makamla taçlandırılmıştır.


Erişilmez yüce şahsiyeti karşısında, sadece ona inananlar değil, başkaları da hayranlıklarını gizleyememiş, göğün yere bu değerli armağanı karşısında temenna durmuşlardır. Michael Hart gibi kimseler kaleme aldıkları “Yüz Ebedî Şahsiyet” adlı eserlerinde, onu birinci sıraya yerleştirmiş, büyük Alman devlet adamı Bismarc ona olan hayranlığını: “Sana muasır bir vücut olamadığımdan dolayı müteessirim ey Muhammed!” sözleriyle dile getirmiş ve 1927’deki Uluslararası Hukuk Kongresi, ona olan medyuniyetlerini, sonuç beyannamelerine ekledikleri, “Beşeriyet, Hz. Muhammed’le iftihar eder. Çünkü O Zât, ümmî olmasıyla beraber, 13 asır evvel öyle bir hukuk sistemi getirmiştir ki, biz Avrupalılar 2 bin sene sonra onun kıymetine ve hakikatine yetişsek mesut ve bahtiyar oluruz.” ifadeleriyle ortaya koymuşlardır.


Ümmetine düşen görev, ona inanma, itaat etme ve sevmenin yanında, birer kristal gibi değerli Kur’ân âyetlerinin, insan haline gelip ortaya çıktığı Allah Resû»lü’ndeki insani vasıfları, üzerlerinde taşıma ve onun adını dünyanın her yerine eksiksiz ve kusursuz bir şekilde ulaştırmadır.

1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

25 Nisan 2008, 04:50:35
Cevap #2
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11279
Su testisi taşıyan adamı takip edin!
Kutlu Doğum Haftası’nda her eve,her gönle kapı aralamaya ne dersiniz?



Türkiye’nin birçok ilinde, ilçesinde Peygamber Efendimiz (sas)’in doğumu münasebetiyle etkinlikler düzenleniyor. Son yıllarda bu etkinlikler daha renkli, daha neşeli ve daha farklı yapılıyor.
 
Daha çok insana sevgi mesajının ulaştırılması için çalışmalar yapılıyor. Sevgi, bizim kalbimizden Peygamberimiz’e uzanan bir yol. Bu yola fakirlerimizi, ilgiye ve şefkate muhtaç çocuklarımızı da katarak büyük bir mutluluk yapma gayreti bütün yurtta desteklenmeli, daha da büyüyerek gelişmeli. Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle Bursa Uludağ Eğitim ve Kültür Vakfı’nın son yıllarda yaptığı etkinlikler tüm Türkiye’nin arzuladığı kardeşliği hedefliyor.

Kutlu Doğum sevincinin toplumun her kesimi tarafından hissedilebilmesini hedefleyen vakıf geçen yıl; ihtiyaç sahibi ailelere gıda yardımı, hastanede tedavi görenlerle birlikte huzurevi sakinlerine “gül”, Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesindeki yurtlarda kalanlara da değişik hediyelerle birlikte kutlama töreni yaptı. Bursa merkezde tespit edilen ailelere gıda yardımı yapan vakıf, yardım talep edenlerin sayısının artması nedeniyle de bu rakamı 2 katının üzerine çıkardı. Kutlu Doğum nedeniyle Bursa’da binlerce insana ulaşıldı. Yapılan çalışmaların finali ise Bursa Atatürk Kapalı Spor Salonu’ndaydı. Yapılan yardımlar ve etkinlikler Bursa genelinde o kadar ses getirmişti ki, Peygamber Sevgisi’ni doyasıya yaşamak isteyenler soluğu salonun önünde almıştı. 4 bin kişilik kapalı spor salonu, organizasyondan saatler öncesinde dolmuştu.

Bu etkinlikleri yapabiliriz

* Kutlu Doğum münasebetiyle hiç kimse unutulmadı. Bursa’da tespit edilen garip gureba ne kadar insan varsa ziyaret edildi, dertlerine derman olunmaya çalışıldı.

* Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesindeki yurtlar ziyaret edilerek, pastalar eşliğinde hediyeler dağıtıldı. Vakıf adına ziyareti gerçekleştiren anneler, çocukların sevincini görünce duygu seline kapılarak, gözyaşlarını tutamadı.

* Tüm hastaneler tek tek dolaşılarak, “Kutlu Doğum”un şerefine herkese günün anlam ve önemini hatırlatma adına, “Peygamberi temsilen “Gül” takdim edildi. Böylece, “geçmiş olsun temennisi” ile birlikte hastaların gönülleri alınırken, yapılan çalışmaya onların dualarının da ortak olması sağlandı.

* En anlamlı ziyaretlerden biri de; madde bağımlısı çocuklara hizmet veren merkezde yaşandı. İzmir’den Bursa’ya kaçan 17-18 yaşlarındaki bir genç, kendisine uzatılan bir gülün anlamını tam olarak anlayamamıştı. O, “Hz. Muhammed’i tanıyor musun?” sorusuna, önce çekimser kaldı, ardından, “Peygamberimiz” cevabını verdi. O da anlamlı bir haftada hatırlanmaktan mutluydu. Yüzündeki tebessüm görülmeye değerdi.


 
İlhan Basmacı - Ailem Dergisi, Sayı: 123

 

1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

19 Nisan 2011, 01:20:52
Cevap #3
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11279
Su testisi taşıyan adamı takip edin!
Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle arkadaşlarınıza veya sevdiklerinize hediye edebileceğiniz Hz. Muhammed (S.A.V) Kitabı: http://ilgiliforum.com/en-guzel-kutlu-dogum-haftasi-hediyesi-t57571.0.html
1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada Kutlu Doğum Haftası ile ilgili yazılar ile ilgili olarak; Kutlu Doğum Haftası ile ilgili yazılar hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) Resulullahın hayatı, özellikleri, mucizeleri, isimleri, güzel sözleri, sünneti, kişiliği, çocukluğu, tüm yaşamı, ailesi, dostları ve ona dair herşey... gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri Kutlu Doğum Haftası ile ilgili yazılar siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Yapman gerekenleri yaparsan, mutlu olursun. (Z.Ç)

Copyright © 2014 AjansMail
Her hakkı saklıdır.