Bu bir reklamdır.




Mutlaka zenginlik istemek doğru mu?


ilgiliFORUM.com

Mutlaka zenginlik istemek doğru mu? ile ilgili benzer olabilecek konular...

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


30 Ağustos 2009, 04:50:55
Forum
Admin
Mesajlar: 73765
Türkiye'nin En Faydalı Forumu...

Mutlaka zenginlik istemek doğru mu?

Mutlaka zenginlik istemek doğru mu? forum.vatan.tc

Mutlaka zengin olmayı istemek, sonunda bize hayır olarak mı şer olarak mı geri döneceğini bilmediğimiz bir kazanımı peşinen istemek gibidir.

Sâlebe, fakir bir Müslüman’dı. Zengin olmayı çok istiyordu. Zengin olduktan sonra fakirlere yardım edecekti. Efendimiz’in duasını alan Sâlebe, zengin olmuştu. Acaba sözünde durup ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmuş muydu?

Hazırlayan: Ali İhsan ER

Sâlebe, ismini bilmiyorum duydunuz mu? Kendisi Efendimiz zamanında Medine’de yaşayan bir Müslüman’dır. Belki de çoğu insan gibi o da çok mala sahip olmak istiyordu. Ama hakkında hayırlısı çok mal mıydı onu hiç düşünmüyordu.

Bu yüzden tam üç defa Efendimiz’e müracaat ederek zengin olması için dua etmesini istemiş, hatta sonuncu müracaatında da yemin ederek demişti ki: "Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, istediğim serveti verirse yoksullara da çokça yardımda bulunacak, onların da ihtiyaçlarını karşılayacağım!.."

Bu kadar ısrardan sonra Efendimiz istediği duayı yapmış; "Sâlebe’yi istediğine kavuştur ya Rab!" diye niyazda bulunmuştu. Bundan sonra Sâlebe’nin sahip olduğu koyun sürüsü kısa zamanda öylesine çoğaldı ki, cami güvercini denilen Sâlebe, artık vakit namazlarını bırak, cumalara dahi gelemiyor, çölün derinliklerinde sürüsünün arkasında sürünüp gidiyordu. Efendimiz, camiden çıkmayan Sâlebe’yi hiç göremez olunca:

- “Yazık oldu Sâlebe’ye. Keşke hakkında hayırlı olanı isteseydi!”diye hayıflanıyordu. İşte bu sıralarda zekât âyeti nazil oldu. İmkân sahibi zenginlere görevliler gönderildi. Zekâtlarını toplayıp hazineye getirecekler, oradan da ihtiyaç sahibi fakirlere dağıtacaklardı.

Sâlebe’ye giden görevliler de durumu anlattılar. - Gelen ayetler, zenginlerin zekât vermelerini emrediyor. Sen de zengin olduğundan zekât vermen gerekiyor, bunun için geldik, dediler. Buna beklenmedik tepki gösteren Sâlebe:

- "Bu çölde malın peşinde koşup kazanan benim, hiç ilginiz olmadığı halde hisse isteyen sizsiniz. Bu sizin istediğiniz şey haraçtan başka bir şey değildir!.." diyerek zekât memurlarını azarlayıp eli boş çevirdi.

Sâlebe’nin bu tutumunu duyan Efendimiz:

- Yazık oldu Sâlebe’ye, keşke mutlaka zengin olmayı değil de hakkında hayırlı olanı isteseydi, diyerek üzüntülerini bir daha izhâr etti. Bu olay üzerine Tevbe Sûresi’ndeki münafıkları anlatan âyetler nazil oldu:

- Münafıklardan bazıları da mal mülk verip zengin ettiği takdirde yoksula yardım edeceklerine Allah’a söz verirler de istedikleri mala kavuştuklarında cimrilik edip yoksulun hakkını vermezler!.. (Tevbe, 9/76)

AH SALEBE, AH!


Ayet-i kerime, verdiği sözünde durmayan Sâlebe’nin münafıklar sınıfına kaydığını işaretliyordu. Bunu anlayan akrabaları, gidip ona derhal malının zekâtını vermesini, yoksa münafıklardan biri olarak damgalanacağını hatırlattılar. Yakınlarının zorlaması üzerine zekâtını alıp Resulullah’a gelen Sâlebe, yoksulun hakkını getirdiğini söyledi ise de Peygamber Efendimiz: "Bu sizin yaptığınız, haraççılıktan başka bir şey değildir!" diyen Sâlebe’ye üzüntülü bir eda ile:

- “Senin yardımını alamam artık Sâlebe. Allah men etti!" karşılığını verdi. Efendimiz’in vefatından sonra Hazreti Ebû Bekir’e müracaat eden Sâlebe, sırasıyla Hazreti Ömer ve Osman’a da müracaat ettiyse de hepsi de:

-“Resulullah’ın kabul etmediğini bize mi kabul ettirmek istiyorsun?" şeklinde karşılık verdiler.

Hazreti Osman zamanında hasta yatağında son anlarını yaşadığı sıralarda kulaklarında Resulullah’ın ilk ikazları yankılanıyordu:

- Sâlebe! Çok malın sorumluluğu vardır. Yerine getirmezsen hakkında hayırlı olmaz. Mutlaka zengin olmayı değil, hakkında hayırlı olanı iste!.. (A. Şahin’den) Ama artık her şey için çok geçti.

Sâlebe’nin zekatı kabul edilmemişti ve o bu şekilde ahirete, gerçek dünyaya göç etmişti. Evet, Sâlebe hayatıyla maddi durumu yerinde olduğu halde sorumluluklarını zamanında yerine getirmeyen imkân sahiplerine bir ibret örneği veriyordu.

ALTIN ÖĞÜTLER

Başkalarının kusurlarını araştırma


Sahabeden sonra gelen neslin büyüklerinden Hasan-ı Basrî Hazretleri bizlere şu nasihatte bulunuyor: Sizler kalplerinize çok dikkat edin. Onları devamlı Allah’ın zikri ile yenileyin. Zira kalp çabuk paslanır. Nefislerinizi de dizginleyin. Çünkü o çok azgındır.

Eğer siz nefislerinizin kötü isteklerine mâni olmazsanız, o bir gün sizi korkunç bir uçuruma yuvarlar. Kendi ayıplarınız dururken başkalarını ayıplamaktan vazgeçmedikçe kâmil iman sahibi olamazsınız. O hâlde, başkalarının ayıplarına bakmadan evvel kendi ayıplarınıza bir göz atın; onları düzelterek işe başlayın! Ey insanlar! Kur’an-ı Kerim müminler için şifâ, müttakîler için rehberdir. Kim O’na uyarsa, hidâyete erer ve doğru yolu bulur. Ondan yüz çeviren bedbaht olur ve felâketlere sürüklenir.

BİR HATIRLATMA

Her bir nefes iki şükür ister


Namaz, Cenab-ı Hakk’a bir teşekkür borcudur. Allah, nimetlerini insanlara o kadar bol ihsan etmiştir ki, saymak, beşerin kudreti dâhilinde değildir. Çünkü hesapsızdır. Şark’ın büyük alimi Şeyh Sadî merhum: "Bir nefeste iki şükür mevcuttur. Halbuki her nimete bir şükür ifa etmek lâzım gelse, Hakk’a şükretmeye maddeten imkân yoktur. Daima onun nimetlerinin minneti altındayız" der.

En büyük nimet akıldır. Artık ondan sonra diğer duyularımızın bize bağışladığı nimetleri düşünelim. Mâyı görünce gözlerimizin, sağırı görünce kulakların, sakatları görünce elimizin, ayağımızın ne kadar büyük bir nimet olduğunu, felçli bir kimseyi görünce irâdemiz altındaki varlığımızın kıymetini bilip, onların ne büyük nimet olduğunu anlamamız lâzımdır.

HADİS BAHÇESİ

Sabret, rahat et!

Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: "Allah şöyle buyurdu: Dünyada sevdiği bir dostunu aldığım zaman sabredip karşılığını Allah’tan bekleyen mümin kulumun katımdaki karşılığı cennettir." (Riyazü’s- Salihin, Erkam Yayınları) Hadisin verdiği mesajlar

1) İnsanın dostunu kaybetmesi en büyük musibetlerdendir.

2) Büyük musibetlere sabretmenin zorluğu nispetinde sonucu da büyüktür.

3) Başa gelen bela ve musibetlerin karşılığını Allah’tan ummak, Müslüman’- dan beklenen yegane tavırdır.






Bugün Gazetesi






Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada Mutlaka zenginlik istemek doğru mu? ile ilgili olarak; Mutlaka zenginlik istemek doğru mu? hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri Dini Hükümler, Hükmü nedir? Caiz mi? Günah mıdır? değil midir? Fıkıh, İslam Hukuku, Dini İslami Bilgiler, Sorular, Cevaplar... gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri Mutlaka zenginlik istemek doğru mu? siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Yapman gerekenleri yaparsan, mutlu olursun. (Z.Ç)

Copyright © 2014 AjansMail
Her hakkı saklıdır.