Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri


Google Reklamları





Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri ile ilgili benzer olabilecek konular...

Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri hakkında arama bilgileri...

Ziyaretçilerimiz bu sayfayı bulmak için Google`da şu aramaları yaptılar.
Siz de; bir dahaki gelişinizde, bu aramaları yaparak, bu sayfayı kolaylıkla bulabilirsiniz.

necip fazıl kısakürek türkiye şiirleri - dostlukla ilgili şiirler necip fazıl - necip fazıl kısakürek istanbul şiiri - necip fazıl kısakürek dünya ilgili şiirleri - necip faz?l ?iirleri - necip fazil sevgisiirleri - nacip fazıl kısakürek vatan ile ilgili sözleri

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


20 Haziran 2012, 02:40:49
Forum
Forum Sitesi
Admin
Mesajlar: 86825












Sponsorlu Bağlantılar

sponsorlu bağlantılar

NECİP FAZIL KISAKÜREK ŞİİRLERİ


HIRS

Sen kaçan bir yavru geyiksin dağda
Ben peşine düşmüş bir canavarım.
İstersen dünayayı çağır imdada
Yeryüzünde bir sen, bir de ben varım.

Seni korkutacak geçtiğin yollar
Arkandan gelecek hep ayak sesim
Sarıp vücudunu hayalî kollar
Enseni yakacak sıcak nefesim.

Kimsesiz odanda kış geceleri
İçin ürperdiği anlar beni an!
De ki odur sarsan pencereleri
De ki, rüzgar değil, odur haykıran.

Göğsümden havaya kattığım zehir
Solduracak bir gül gibi ömrünü.
Kaçıp dolaşsan sen şehir şehir
Bana kalacaksın gene son günü.

Hırsım gibi sonsuz yaşarsan sen de
Ben ölümle sırdaş olur beklerim.
Hırsıma toprağı rakip etsen de
Mezarında bir taş olur beklerim.





SAÇLARIN

Saçların çırılçıplak omzundan aksın
Mermer üzerinden geçen su gibi.
İçinde bir ezgin his duyacaksın
Yaz vaktinin gündüz uykusu gibi

Saç tel tel, örtüler hep tül tül düşer
Gözünün değdiği yere gül düşer;
Sonunda sana da bir gönül düşer
Gönlümün şimdiki duygusu gibi.

Dillerde dökülüp sayılır saçın
Sıcak nefeslerde bayılır saçın
Bir tütsüdür, kalbe yayılır saçın
Kararan gözlerin buğusu gibi





GEL

Yüzün bir sebepsiz korkuyla uçuk
O gün başucuma karalarla gel.
Arkanda, çepçevre, kızıl bir ufuk
Tepende simsiyah kargalarla gel.
 
Elinden, dal gibi düşerken ümit
Ne bir hasret dinle, ne bir ah işit.
Bir yaprak ol, esen rüzgarlarla git
Kırık bir tekne ol, dalgalarla gel.






YÂR O Kİ

Falan, dağın ardında
Seslen, seslen, işitmez.
Filan toprak altında
Göz yaşları diriltmez.
 
Neye vardın, vardın da
Ufuk varmakla bitmez.
Bir şey göster kadında
Tılsımını eskitmez.
 
Yâr o ki, hep yadında
Eskimez ve eskitmez.
Muradı muradında
Seni bırakıp gitmez.





AYNADAKİ HALİME

Akmayan yaşlarla sıcacık yüzün
Yavrum, bugün seni pek ölgün gördüm
Gözünde bir küçük noktadır hüzün
Neş'eni ne bugün, ne de dün gördüm

Eğri dallar gibi halsiz, yorgunsun
Birikmiş sulardan daha durgunsun
Görünmez bıçakla içten vurgunsun
Seni öz yurdunda bir sürgün gördüm

Geçti bir cenaze peşinde ömrün
Bilemem, vardığın neresi, bugün
Her gün yürüdüğün kadar yürüdün
Arkasından kendi ölünün, gördüm






AYNALAR YOLUMU KESTİ

Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik
İşte yakalandık, kelepçelendik
Çıktınız umulmaz anda karşıma
Başımın tokmağı indi başıma
 
Suratımda her suç bir ayrı imza
Benmişim kendime en büyük ceza
Ey dipsiz berraklık, ulvi mahkeme
Acı, hapsettiğin sefil gölgeme

Nur topu günlerin kanına girdim
Kutsi emaneti yedim, bitirdim
Doğmaz güneşlere bağlandı vade
Dişlerinde, köpek nefsin, irade
 
Günah, günah, hasad yerinde demet
Merhamet, suçumdan aşkın merhamet
Olur mu, dünyaya indirsem kepenk
Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk

Çıkamam, aynalar, aynalar zindan
Bakamam, aynada, aynada vicdan
Beni beklemeyin, o bir hevesti
Gelemem, aynalar yolumu kesti




GURBET

Dağda dolaşırken yakma kandili
Fersiz gözlerimi dağlama gurbet.
Ne söylemez, akan suların dili
Sessizlik içinde çağlama gurbet.

Titrek parmağınla tutup tığını
Alnıma işleme kırışığını.
Duvarda, emerek mum ışığını
Bir veremli rengi bağlama gurbet.

Gül büyütenlere mahsus hevesle
Renk renk dertlerimi gözümde besle.
Yalnız, annem gibi o ılık sesle
İçimde dövünüp ağlama gurbet.






SERSERİ

Yeryüzünde yalnız benim serseri
Yeryüzünde yalnız ben derbederim.
Herkesin dünyada varsa bir yeri
Ben de bütün dünya benimdir derim.

Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı
Aradım bir ömür, arkadaşımı.
Ölsem dikecek yok mezar taşımı
Halime ben bile lanet ederim.

Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar
Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr.
Bir rüya uğrunda ben diyar diyar
Gölgemin peşinden yürür giderim.





AZGIN DENİZ

Hangi hissin parmağı dokundu ki, derine,
Düştü bir gizli alev salkımı içerine?

Hangi kabus bastı ki, seni uykularında,
Birdenbire cehennem kaynadı sularında?

Örtüldü baştan başa tenin beyaz bir terle,
Duman duman yayılan incecik köpüklerle.

Hangi dert kaldı, söyle, bağrına üşüşmeyen,
Hangi ölüm şarkısı, bu dilinden düşmeyen?

Hangi öfkeyle yüzün, böyle karıştı yer yer,
Sana yan mı baktılar, bir şey mi söylediler?

Bir şey dinleme artık, artık bir şey dinleme!
Çağır, bütün günahkar ruhları cehenneme!

Karşına, sahil, kaya, insan kim çıkarsa vur!
Vur başına, alemde, kör, sağır, ne varsa vur!

Sal her taraftan, dağdan, gökten, pencereden sal!
Nihayet kala kala dünyada tek kişi kal!





Forumlar okunmak ve paylaşmak içindir...

20 Haziran 2012, 02:42:34
Cevap #1
Forum
Forum Sitesi
Admin
Mesajlar: 86825
CANIM İSTANBUL

Canım İstanbul
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey, hava, renk, eda, iklim
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

İstanbul benim canım
Vatanım da vatanım
İstanbul
İstanbul...

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik.
Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat.
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet.

O manayı bul da bul
İlle İstanbul'da bul
İstanbul
İstanbul...

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar.
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i

Kadını keskin bıçak
Taze kan gibi sıcak
İstanbul
İstanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler.
Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hâlâ çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yâr olmaz, İstanbul gibi diyar
Güleni şoyle dursun, ağlayanı bahtiyar.

Gecesi sümbül kokan
Türkçesi bülbül kokan
İstanbul
İstanbul...





HATIRINA DÜŞECEĞİM

Kopkoyu bir sis içinde bir akşam
Hatırına düşeceğim belki,
Bir an ıslayacak yağmur yüzünü
Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın.
Sonra sıcak yatağında uzun uzun
Ağlayacaksın ağlayacak.

Boğazında bir şeyler düğümlenecek
Ah yanımda olsaydı diyeceksin.
Tüm yıldızlar gülecek haline ay da göz kırpacak.
İliklerine işleyecek bensizlik,
Kahrolacaksın.

Bir sigara tüttüreceksin ihtimal
Ufku seyredeceksin saatlerce.
Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü,
Sonra hayalim gelecek karşına,
Bir şiirimi mırıldanacaksın
Hıçkıracaksın.

Gönlünden atamadığın gibi kafandan da
Silemeyeceksin beni, düşlerine gireceğim her gece.
İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü,
Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman
Anlayacaksın.

Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin
Kafan gibi kalemin de işlemeyecek.
Unutmak isteyeceksin herşeyi,
Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi,
Kıvranacaksın.





ÇEK PERDEYİ

Evler döşemekti bendeki tasa
Yaptım, ettim, nöbet mezara geldi.
Yeter bana üç beş arşın bez olsa
Beklenmedik mallar pazara geldi.

Penceremde bir gün günlerden bir gün
Ses baygın, renk dalgın ve ışık süzgün.
Belirsiz bir semte insanlık sürgün
Çek perdeyi güneş nazara geldi.






BEKLEYEN

Sen, kaçan bir ürkek ceylansın dağda
Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
İstersen dünyayı çağır imdada
Sen varsın dünyada, bir de ben varım!

Seni korkutacak geçtiğin yollar
Arkandan gelecek hep ayak sesim.
Sıkıp vücudunu belirsiz kollar
Enseni yakacak ateş nefesim.

Kimsesiz odanda kış geceleri
İçin ürperdiği demler beni an!
De ki: Odur sarsan pencereleri
De ki: Rüzgar değil, odur haykıran!

Göğsümden havaya kattığım zehir
Solduracak bir gül gibi ömrünü.
Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir
Bana kalacaksın yine son günü.

Ölürsün... Kapanır yollar geriye
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
Varılmaz hayale işaret diye
Toprağında bir taş olur, beklerim






BEKLENEN

Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı
Seni beklediğim kadar.

Geçti, istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni.
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme, artık neye yarar?





AYDINLIK

Uyan yârim, uyan, söndü yıldızlar
Gün, karşı tepeden doğmak üzredir.
Her sabah güneşi seyreden kızlar
Mahmur gözlerini oğmak üzredir.

Uyan yârim, sesler geldi derinden
Karanlık oynadı, koptu yerinden.
İlk ışık, kapının eşiklerinden
Şimdi bir gölgeyi koğmak üzredir.

Sevgilim, kapımı çaldı aydınlık
Baygın gözlerimi aldı aydınlık
İçimde tıkandı, kaldı ayrılık
Bu aydınlık beni boğmak üzredir.






ŞARKIMIZ BİZİM

Kırılır da bir gün bütün dişliler
Döner şanlı şanlı çarkımız bizim
Gökten bir el yaşlı gözleri siler
Şenlenir evimiz barkımız bizim

Yokuşlar kaybolur çıkarız düze
Kavuşuruz sonu gelmez gündüze
Sapan taşlarının yanında füze
Başka alemlerle farkımız bizim

Kurtulur dil, tarih, ahlak ve iman
Görürler nasılmış, neymiş kahraman
Yer ve gök su vermem dediği zaman
Sular her tarlayı arkımız bizim

Gideriz nur yolu izde gideriz
Taş bağırda, sular dizde gideriz
Bir gün akşam olur biz de gideriz
Kalır dudaklarda şarkımız bizim


Forumlar okunmak ve paylaşmak içindir...

20 Haziran 2012, 02:43:06
Cevap #2
Forum
Forum Sitesi
Admin
Mesajlar: 86825
SAKARYA TÜRKÜSÜ
 
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat?

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!..

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.

Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya; sâf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..
Forumlar okunmak ve paylaşmak içindir...


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri ile ilgili olarak; Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri En Güzel Sözler, güzel Şiirler, Yazılar forumu, anlamlı, duygusal mesajlar, şiir, makale, deneme vs. gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Gerçek mutluluk, ancak gerçek sevgi ile yaşanabilir.

Copyright © 2006-2017 AjansMail
Her hakkı saklıdır.