Bu bir reklamdır.




SANCAK-I ŞERİF’İ HZ. MEHDİ AÇACAKTIR


Google Reklamları


SANCAK-I ŞERİF’İ HZ. MEHDİ AÇACAKTIR ile ilgili benzer olabilecek konular...

SANCAK-I ŞERİF’İ HZ. MEHDİ AÇACAKTIR hakkında arama bilgileri...

Ziyaretçilerimiz bu sayfayı bulmak için Google`da şu aramaları yaptılar.
Siz de; bir dahaki gelişinizde, bu aramaları yaparak, bu sayfayı kolaylıkla bulabilirsiniz.

HZ MUHAMMEDİN HADİSLERİ ABBASİ OĞULLARI - islam sancağı nerede - kuranda sari sancak - SİYAH SANÇAK İLE HADİS - seyh nazim kibrisi siyah sancak - kuranda kara sancak - kuranda siyah sancak

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


12 Kasım 2006, 10:39:45
istanbullu
Mesajlar: 1507
UYAN... YAN... AN...















Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar



Bir topluluğun en önemli sembollerinden biri bayrak ve sancaktır. Her ikisi de, en küçük birimden en büyük birime kadar o topluluğu sembolize eder.
Sancaklar arasında bir sancak vardır ki taşıdığı anlamla ve önemle diğer sancaklardan ayrılır. 1400 yıldır İslamın sembolü olan bu sancak kutlu Peygamberimiz, Hz. Muhammed (s.a.v)in Ukab isimli emaneti olan Sancak-ı Şerifidir. Hz. Peygamber her katıldığı savaşa Ukab ile girmiştir.
Arap kabileleri arasında sancağın yere düşmesi yenilmek anlamına geliyordu. Böyle bir şey olduğunda askerler mağlubiyeti kabul ederek dağılırlardı. Bu yüzden sancağı taşıyan kişi yaralandığında veya öldüğünde onu taşıyacak sonraki kişi belliydi ve hemen sancağı devralırdı.
Resullullah (s.a.v) kullanılacak sancakların hep beyaz olmasını emretmişti, ancak Ukab siyah renkli idi. Bu Sancakın diğerlerinden başka bir farkı da yünlü bir kumaştan yapılmış olmasıydı.

 
Bab-ı Sade kapısında Sancak-ı Şerif bu duvara dayandırılarak tören için hazırlanırdı


İslam öncesi, Kureyş kabilelerinde kullanılan bu sancak tüm Arapları birleştirici bir öneme sahipti. O dönemdeki tüm kabileler de, İslamiyet'in yayılması safhasında bu sancak altında birleşiyorlardı. Peygamber Efendimiz (sav)in bu sancak dışında, ordusuna ait birçok sancağı daha vardı ama Başkomutanlığa özel olan sancak Ukabtı. İslamiyet'in yayılmasından ve Hz. Peygamber (s.a.v)in vefatından sonra dört halife bu şerefli emaneti almışlardı. Resmi kayıtlara göre daha sonra Emevi ve Abbasi halifelerine intikal eden sancak, Moğalların Bağdatı işgal etmesiyle Abbasi Halifesi tarafından Mısıra götürüldü. Ukab, Yavuz Sultan Selim Han tarafından Mısırın alınmasıyla da Osmanlılara geçmiştir. Yavuz Sultan Selim, Mısır dönüşü sancağı İstanbula getirmiş ve o tarihten itibaren Peygamberimiz (sav)in emaneti olan Ukab, İstanbulda bulunmaktadır.
Sancak-ı Şerif Osmanlıya geçtikten sonra savaşlarda kullanılması adet olmuştu. Ordunun savaş alanına çıkmasından bir süre önce Sancak-ı Şerif bulunduğu yerden çıkarılır ve hazırlık yapılırdı. Bu sancak, savaş alanlarına muhafazası ile birlikte götürülür ve sancaktarlar tarafından korunurdu. Sancak-ı Şerifin ordu ile beraber olması çok büyük bir şevk unsuru olarak kabul edilirdi.
Yüzyıllarca, İslam ahlakının bayraktarlığını yapan Osmanlı imparatorluğu, Sancak-ı Şerifin İstanbula gelmesi ile büyük bir onura erişmiştir.
Peygamber Efendimiz (sav)e ait, Ukab isimli sancak, bu özelliğinin yanı sıra çok önemli bir konunun daha alameti ve müjdecisidir. Hz. Peygamber (sav) bu Sancakın açılacağı zamanın, Kuran ahlakının yaşanacağı bir dönem olan ahir zamanın müjdesi olacağını bildirmiştir. Hadislerde şu şekilde bildirilmiştir:
Abdullah b. Şurefeden rivayet edildi ki: Mehdinin beraberinde süslenmiş bir halde Peygamberimiz (s.a.v)in bayrağı olacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiy-il Ahir Zaman, s.65)


Eğri Seferine çıkan ordu yanlarında Sancak-ı Şerifi de götürmüştü ve bu durum, büyük bir şevk ve motivasyon unsuru olmuştu.
Peygamber (s.a.v)in softan bayrağı ile çıkacaktır. O bayrak dört köşeli olup, dikişsizdir ve rengi de siyahtır. Onda bir hicr (hale) bulunur. O Resulullah (s.a.v)in vefatından beri açılmamış olup Mehdi çıkınca açılacaktır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiy-il Ahir Zaman, s.23)
Alametlere gelince; beraberinde ALLAH Resulü'nün (s.a.v) gömleği, kılıcı, sancağı bulunacaktır. O sancak ki Peygamberin (s.a.v) vefatından bugüne kadar hiç açılmamıştır. Mehdinin zuhuruna kadar da açılmayacaktır. (Kıyamet Alametleri, s.164)
Hz. Mehdi, Peygamber Efendimiz (sav)'in bayrağıyla çıkacaktır. O bayrak dikilmemiştir, siyah ve dört köşelidir. Peygamberimiz (s.a.v)'in vefatından sonra hiç açılmamış olup ancak Hz. Mehdi tarafından açılacaktır. (El Kavlul Muhtasar Fi Alamet-i Mehdiy-il Muntazar, ss.41-42, 52, 54)
Peygamber Efendimiz (sav)in hadislerinde rengi, şekli, dikişi hakkında bilgi verilen sancak bugün Topkapı Sarayında Kutsal Emanetler Bölümünde muhafaza edilmektedir.
Ahir zamanda ancak Hz. Mehdi tarafından açılacağı bildirilen bu Sancakın önemli bir özelliği de Peygamberimiz (sav)in vefatından bugüne kadar hiç açılmamış olmasıdır. Tarihi kaynaklara göre; günümüze kadar Osmanlı İmparatorluğu da dahil olmak üzere hiçbir devlet tarafından, Peygamber Efendimiz (sav)in zatına hürmeten açılmayan sancak, götürüldüğü savaşlarda ve törenlerde kılıfından dahi çıkarılmamıştır. 1400 yıldır bu şekilde muhafaza edilen sancak Hz. Mehdinin gelişi ile İslam ahlakının hakim olacağı dönem olan ahir zamanda açılmayı beklemektedir. (En
doğrusunu ALLAH bilir.)


Sancak-ı Şerif'in dikildiği yer Bab-ı Sade. (Akağalar Kapısı) Ordu savaşa çıkacağı zaman Sancak-ı Şerif buraya dikilerek ordu savaşa uğurlanırdı.

İlmi Mercek Dergisi



21 Kasım 2006, 02:46:17
Cevap #1
alpollo1907
Mesajlar: 47
SÖZ KONUSU VATAN İSE GERİSİ TEFARRUATTIR
arkadaslar bu konu bugunlerde onem arzmetmektedir sundandır kı mehdi hz. ısmının bugunlerde cok duymaya basladım vede ınternette prof. hocaların bu konu hakkında kı yazılarını ınceledim en ilginçlerinden birisi mehdi hz. dünyaya istirak ettiklerinde isminin sureklı duyulmaya baslanması ıdı kendimize ceki düzen vermenın zamanı geldi geciyor arkadaslar bu konuyu arastıralım ve bılgılendirelim bir birimizi tesekkurler bu arada slmlar.
A.KARGİCİ

23 Kasım 2006, 12:03:42
Cevap #2
nisan
Mesajlar: 1040
İnsanı ezen hayat değil, düşüncedir!
mehdi mi gelecek? nerde kimmiş? herkes kendini mehdi ilan eder oldıu!!!! sapıtmayn lütfen! ne mehdisi? kurtlş için Kuran yeter, Kuranda mehdi gelecek diye bir ayet yoktur....... bu gibi iddialarla herkes kendini mübarek görmeye milleti kandırmaya hevesli oldu
İNSANLARIN BEYNİNDEKİ ÖNYARGIYI YOK ETMEK, ATOMU PARÇALAMAKTAN DAHA ZORDUR !..

YAŞAM ZORLUKLARI YENME SAVAŞIDIR !..

23 Kasım 2006, 12:05:44
Cevap #3
cotton_prences
Mesajlar: 2739
Hızlı Alıntı
[mehdi mi gelecek? nerde kimmiş? herkes kendini mehdi ilan eder oldıu!!!! sapıtmayn lütfen! ne mehdisi? kurtlş için Kuran yeter, Kuranda mehdi gelecek diye bir ayet yoktur....... bu gibi iddialarla herkes kendini mübarek görmeye milleti kandırmaya hevesli oldu
???

:D :D


Hazreti Mehdi Hakkındaki Rivayetler "Mütevatir"dir

"Mütevatir" ne demektir?

Mehdi hakkında rivayet edilen hadislerin mütevatir olduğu hemen hemen bütün İslam alimleri tarafından kabul edilen bir gerçektir. Ancak, öncelikle "mütevatir hadis"in ne anlama geldiğini açıklamak gerekir. "Giriş" bölümünde de kısaca tarif ettiğimiz gibi, hadis bilimcilerine göre bir haber birçok kişi tarafından rivayet edilmişse ve bu ravilerin bir araya gelip haber uydurmaları, durumları itibarıyle teknik olarak mümkün değilse buna "mütevatir" haber denilir. Mütevatir habere de "tevatür" adı verilir.

Bir kaynakta tevatür terimi şöyle tanımlanmaktadır:

"Tevatür", kelime anlamı olarak "kuvvetli haber, içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan kuvvetli haber" demektir. (Büyük Lugat-Tür-Dav, 3003)

Diğer çeşitli kaynaklarda da mütevatir kelimesinin anlamı şöyle açıklanmaktadır:

“Yalan üzerine birleşmeleri aklen mümkün görülmeyen toplulukların birbirinden ve ilk topluluğun direk Resulullah (SAV)'dan rivayet ettiği hadisi şeriftir. Yakin (hiç şüphe edilmeyecek) bir ifade eder. Artık bu hadis hakkında "Acaba bu hadis Resulullah (SAV) tarafından söylenmiş midir?" diye bir şüpheye imkan yoktur.” (Ömer Nasuhi Bilmen, "Muvazzah İlm-i Kelam", s. 53)


"MÜTEVATİR HABER": Duyularla hissedilen bir şey hakkında yalan üzere ittifak etmeleri aklen mümkün olmayan bir kalabalığın verdikleri bir haber olup bizzat (yakini) ilim ifade eder. Böyle bir haber kat'i olarak sahih olup akideye taalluk eden meselelerde onunla amel vaciptir. (Mahmud Ebu Reyye, "Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması", s. 300)

"MÜTEVATİR HADİS": Yalan üzerinde birleşmeleri adeten mümkün olmayan raviler topluluğunun ("cemm-i ğafir"), her nesilde, kendileri gibi bir topluluktan alıp naklettiği, işitme veya görmeye ("mahsû»sat") dayanan hadistir. Kesin bilgi ifade eder, amel vaciptir, reddi küfrü gerektirir, tetkik ve tenkid dışıdır.

Lafzen Mütevatir: Bütün rivayetlerinde lafızları aynı olan hadistir ki "yok denecek kadar" azdır. "Men kezebe aleyye..." misalidir. Kayıt konmadan "mütevatir hadis" denince "lafzen mütevatir" anlaşılır.

Manen Mütevatir: Aralarında ortak bir nokta bulunan değişik lafızlı hükümlerin, tevatür şartlarını taşıyan râvîlerce rivayet edilmesiyle ortaya çıkan "ortak manaya" denir. Mesela, 100 kadar değişik lafızlı hadisten çıkan bir mütevatir mana Resû»lullah Aleyhissalatü ves`selâm`ın "ellerini kaldırarak dua ettiğidir." (İsmail Lütfi Çakan, "Hadis Usulü", İFAV, İstanbul 1993, s. 105-150)



Mütevatir Rivayetleri Reddetmenin
İnkar Olduğuna Hükmeden Ehl-i Sünnet Alimleri


Buraya kadar bazı örneklerini aktardığımız ehl-i sünnet alimlerinin izahlarından, ahir zamanda Peygamber Efendimiz'in soyundan Mehdi adında mübarek bir zatın çıkacağına dair rivayetlerin mütevatir olduklarını gördük. Asılsız ve yalan olması akıl ve mantık açısından mümkün olmayan bu rivayetlere inanmanın gerekliliğini inceledik.

Durum böyleyken bazı İslam alimleri de, kesinlik arzetmelerinden dolayı, mütevatir hadisleri inkar etmenin doğrudan Hazreti Peygamber'i inkar etmek anlamına geleceğini belirterek, bunun da küfür olduğu şeklinde çok daha keskin bir hükme varmışlardır. Bu alimlerden bazılarının izahları şöyledir:


CELALEDDİN SUYUTİ

Biliniz ki: Her kim ister sözüyle, ister davranışı ile -fıkıhta belirtildiği üzere- (mütevatir hadisleri) inkar edip hüccet bilmezse kafir olur, İslam dairesinden çıkar; Yahudilerle, Hristiyanlarla ve ALLAH'ın dilediği grupla haşredileceklerdir. (Abdulgani Abdulhak, "Hücciyet'üs Sünnet", s. 270, Miftah'ül Cennet'ten naklen)


EBU'L-FAZL ABDULLAH B. Muhammed EL-İDRİSİ

"...Çünkü, alimlerin aldığı karar gereğince her kim, Peygamber'den nakledilen hadisleri mütevatir olduğu kanıtlandıktan sonra, reddine dair kabul edilebilir bir gerekçe göstermeden inkar ederse kafir olur. (Ebu'l-Fazl Abdullah b. Muhammed el-İdrisi, "El-Mehdi-ül Muntazar", s. 94, 95)


Muhammed EL-MEKKİ

Güvenilir ravilerin aktardıkları hadislerde Peygamber Mehdi'nin ahir zamanda zuhur edeceğini müjdelemiş, onun sıfatlarını ve zuhurunun belirtilerini açıklamıştır... Resulullah her kim vaadedilen Mehdi'yi inkar eder yalan sayarsa kafir olur denmiştir. (Alaaddin Ali b. Hişam Muttaki Hindi, "El-Burhan fi Alamati Mehdiyyi Ahirzaman", c. 2, s. 865-876)

Aşağıdaki iki hadis de bu alimlerin vardıkları hükmü doğrular niteliktedir:

   
 
  "Mehdi'nin çıkışını inkar eden,
Muhammed'e indirileni inkar etmiştir..."

"...Mehdi'yi inkar eden şüphesiz kâfirdir."
   
 

Bu hadisleri nakleden Ehl-i Sünnet kaynakları sırasıyla şunlardır:

1- "Fevaid-ul Ahbar", Ebu Bekir Ahmed b. Muhammed İskafi (ölm: H. 260)

2- "Cem'ul Ahadis-il Varide fi-l Mehdi", Hafız Ebu Bekir b. Hayseme, (ölm: H. 279)

3- "Maani-l Ahbar", Ebu-l Bekir Muhammed b. İbrahim Kelabazi Buhari (ölm: 380)

4- "Ravd-ul Enf ve Şerh-us Sire", Ebu Kasım Abdurrahman Süheyli (ölm: 581), c. 2, s. 431. (Malik b. Enes Muhammed b. Münkedir'den, o da Cabir'den rivayet etmiştir)

5- "İkd-ud Durer fi Ahbar-il Mehdi-il Muntazar", Yusuf b. Yahya Makdisi eş-Şafii (ölm: 685), s. 157. "Fevaid-ul Ahbar", İskafi ve "Şerhu-s Sire", Ebu-l Kasım Süheyli'den naklen.

6- "Feraid-us Simtayn", Şeyh İbrahim b. Muhammed Hamvini (ölm: 730), c. 2, s. 337, No. 585, "Maani-l Ahbar" Ebu Bekir Muhammed b. İbrahim'den naklen.

7- "Lisan-ul Mizan", İbn-i Hacer Askalani (ölm: 852), c. 4, s. 147, Mısır Baskısı; s. 130, Haydarabad Baskısı, "Maan-il Ahbar"dan naklen.

8- "el-Orfu-l Verdi Fi Ahbari-l Mehdi", Celaleddin Suyuti (ölm: 911), s. 161, "Fevaid-ul Ahbar"dan naklen.

9- "el-Kavl-ul Muhtasar fi Alamât-il Mehdi-il Muntazar", İbn-i Hacer eş-Şafii el-Mekki (ölm: 974) s. 56, Şam, Zahiriye Kütüphanesindeki el yazmasından alınan kopya, Kum'daki Ayetullah Mar'aşi kütüphanesinde mevcuttur, (Fevaid-ul Ahbar ve Şerh-us Sire'dan naklen...)

10- "el-Fetave-l Hadise", İbn-i Hacer-i Mekki s. 37.

11- "el-Burhan Fi Alâmât-i Mehdi-i Ahir-iz Zaman", Muttaki Hindi (ölm: 975).

12- "Levaih-ul Envar-il ilahiye...", Şeyh Muhammed b. Ahmet Sefarini el-Hanbeli (ölm: 1188), c. 2, Hz. Mehdi konulu "el-Faidet-ul Hamise" adlı bölümü; Hafiz İskafi'den naklen. (Adı geçen kaynakta ravi Cabir b. Abdullah'ın güvenirliği konusunda övgüyle söz edilmiştir.)

13- "Yenâbi-ul Mevedde", Süleyman b. İbrahim Kunduzi (ölm: 1294), 78. Babın başları, Cabir b. Abdullah Ensari'den naklen.

14- "el-İzae Li Ma Kâne ve Mâ Yekunu Beyne Yedey-is Sa'eh", Seyyid Muhammed Sıddık Kanuci Buhari (ölm: 1307) s. 137, "Cem-ul Ahadis-il Varide Fi-l Mehdi" İbn-i Hayseme ve "Fevaid-ul Ahbar" İskafi'den naklen.

15- "El-Mehdiyyu'l Muntazar", Ebulfazl Abdullah b. Muhammed Sıddık (ölm: 1308), s. 94 "Fevaid-ul Ahbar"'dan naklen.

 
 





11 Mayıs 2009, 04:38:43
Cevap #4
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11279
Su testisi taşıyan adamı takip edin!


Bu sayfadan daha ayrıntılı bilgiler edinebilirsiniz: Hz. Mehdi
1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada SANCAK-I ŞERİF’İ HZ. MEHDİ AÇACAKTIR ile ilgili olarak; SANCAK-I ŞERİF’İ HZ. MEHDİ AÇACAKTIR hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri SANCAK-I ŞERİF’İ HZ. MEHDİ AÇACAKTIR siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Gerçek mutluluk, ancak gerçek sevgi ile yaşanabilir.

Copyright © 2006-2014 AjansMail
Her hakkı saklıdır.