Bu bir reklamdır.




SILA-I RAHİM (AKRABALIK BAĞLARI)


Google Reklamları


SILA-I RAHİM (AKRABALIK BAĞLARI) ile ilgili benzer olabilecek konular...

 SILA-I RAHİM (AKRABALIK BAĞLARI) hakkında arama bilgileri...

Ziyaretçilerimiz bu sayfayı bulmak için Google`da şu aramaları yaptılar.
Siz de; bir dahaki gelişinizde, bu aramaları yaparak, bu sayfayı kolaylıkla bulabilirsiniz.

sılaı rahım - silai rahim vaaz - silai rahim ile ilgili vaaz - sılaıyı rahimle ilgili güzel sözler - sılayı rahim ile ilğili vaaz

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


13 Ağustos 2007, 03:54:02
cotton_prences
Mesajlar: 2739















Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar



 
SILA-I RAHİM

(AKRABALIK BAĞLARI)


 

Allah (c.c.) cahiliye ırkçılığını yasaklarken, İslâm Ümmetinin evlatları arasındaki kabileciliğe dayanan ırkıçılık bağlarını ve bu bağların müslümanların birbirleri ile ilişkilerinde egemen olmasını yasaklamıştır. Ancak İslâm akrabalık bağlarının gözetilmesini ve onlara iyilikte bulunulmasını emretmiştir. Rivayet edildiğine göre adamın birisi Nebi (s.a.v.)'e gelere şöyle dedi:

“Kime iyilik edeyim? Dedi ki: "Annene, babana, erkek ve kız kardeşine ve sana yakın olan azatlına. Bunu, üzerine vacip olan bir hakkın yerine getirilmesi, yani akrabalık bağlarının gözetilmesinin bir gereği olarak yapacaksın."  Esma binti Ebu Bekir (r.a.)'dan:

"Kureyş zamanında oğlu ile birlikte sözleşmiş olan annem müşrik olduğu halde beni görmek için yanıma geldi. Nasıl davranmam gerektiği hususunda Nebi (s.a.v.)'e gittim. Dedim ki: Annem yanıma geldi; benimle görüşmek istiyor. Ona iyi davranayım mı? Dedi ki: Evet, annene gereken hürmeti göster." 

İslâm, akrabaları iki kısma ayırmıştır.

1- Kişi öldüğü zaman malına mirasçı olan akrabalar..

2- Mirasçı olamayan akrabalar.

Mirasçı olma hakkına sahip olanlar kişinin baba tarafından usulunu (anne, baba, dede ve yukarısı) ve furuunu (çocuklar, torunlar ve aşağısı) oluştururlar. Bunların dışında olanların ise mirasta payları yoktur ve asabeden sayılmazlar. Bunlar on gruba ayrılırlar. Şunlardır:

1- Dayı

2- Teyze

3- Anenin babası

4- Kız çocuğun çocuğu (torun)

5- Kız kardeşin çocuğu (yeğen)

6- Erkek kardeşin kızı

7- Amcanın kızı

8- Hala

9- Annenin amcası

10- Anne tarafından kardeş çocukları ve onlardan sonra gelen diğer akrabalar.

Allah (c.c.), mirastan bunlara herhangi bir pay ayırmamıştır. Bunların nafkalarını sağlamakta kişinin üzerine vacip değildir. Ancak Allah (c.c.), bunlara ve tüm akrabalara iyi davranmayı ve akrabalık bağlarını kesmemeyi emretmiştir. Cabir (r.a.)'dan: Nebi (s.a.v.) şöyle dedi:

"Sizden biriniz fakir olduğu zaman kendinden başlasın. Eğer daha fazla malı varsa ailesine, yine fazlası varsa yakın akrabalarına harcasın."
  Ebu Eyyub el-Ensari (r.a.)'dan: Bir adam şöyle dedi:

"Ey Allah'ın Rasulü! Beni cennete girdirecek bir ameli bana öğret. Orada bulunan topluluk: Buna ne oluyor, buna ne oluyor? dediler. Rasulullah (s.a.v.) dedi ki: Öğrenme ihtiyacı, ne olacak dedi ve devam etti. Kendisine bir şeyi ortak koşmadan Allah'a kulluk eder, namazını kılar, zekatını verir ve akrabalık bağlarını, ilişkilerini devam ettirirsin."  Bu hadiste de akrabalık ilişkilerinin sürdürülmesi emredilmektedir. Gerek bu hadiste gerekse diğer hadislerde akrabalık ilişkileri ile ilgili olarak gelen rivayetlerde akrabalık ilişkilerinden kastın sadece yakın akrabalar mı yoksa kişiyle herhangi bir şekilde akrabalık bağı olan herkes mi kastedildiği belirtilmemiştir. Hadislerin geneli, akrabaların hepsini kapsamına aldığını göstermektedir. Mahrem olanlardan veya bunların dışındaki akrabalardan olsun, bunların tümü "akraba" kavramı içerisinde değerlendirilmektedir. Sıla-ı rahim konusu ile ilgili birçok hadis rivayet edilmiştir. Bu hadislerin bir kısmında Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:

"Akrabalık ilişkilerini koparan kimse cennete giremez."  Enes b. Malik'den. Rasulullah (s.a.v.) şöyle dedi:

"Kim rızkının geniş ve ömrünün uzun olmasını isterse akrabalık hukukuna riayet etsin, bağlarını koparmasın."  Ebu Hureyre Nebi (s.a.v.)'den şu hadisi rivayet eder:

"Allah (c.c.) kainatı yarattığı zaman, yaratma işini tamamlayınca, akrabalık kendisine riayet edilmediği için (lisanı hal ile): Şu benim durumum, küsmüşlüğünden sana sığınan bir kimsenin durumudur, dedi. Allah (c.c.): -Senin hukukuna riayet edene lütfü ihsanda bulunmam, etmeyenle de münasebetimi kesmem, seni memnun eder mi- diye sordu. Akrabalık: Evet, ya Rabbi! dedi. Yüce Allah da: İşte bunu sana verdim, buyurdu. Sonra Rasulullah (s.a.v.): İsterseniz şu ayeti okuyun dedi: "Demek idareyi ve iktidarı ele geçirdiğiniz takdirde, akrabalık münasebetlerini parçalayıp kesecek misiniz?"  Bir başka hadiste Allah Rasulü şöyle dedi:

"Akrabalık hukukuna riayet eden kimse, akrabadan aldığının benzerini ona veren değil; akrabası hukukuna riayet etmediği halde, akrabalık hukukunu gözeten ve akrabalık ilişkilerini devam ettiren kimsedir." 


İşte bunların tümü akrabalık hukukunun gözetilmesini teşvik etmektedir. Akrabalık bağları ile ilgili nasslar; İslâm şeriatının, İslâm cemaatı arasındaki sevgi bağlarının oluşmasına, ilişkileri sürdürmelerine, akrabaların birbirleri ile yardımlaşmalarına ve birbirlerini ziyaret etmelerine ne kadar önem verdiğini göstermektedir. Ayrıca İslâm şeriatının kadın-erkek birlikteliğine ve bu birliktelikten doğan ilişkilerin düzenlenmesine ne kadar önemli bir yer verdiğini de göstermektedir. Bu nedenle İslâm şeriatı toplumdaki ictimai durumla ilgili hükümler koymuş ve insanlık için en hayırlı ictimai nizamı belirlemiştir.

 * * * *





17 Ağustos 2007, 01:11:10
Cevap #1
nur_ay
Mesajlar: 2983
Bugün Allah için ne yaptınız?


Konuyla ilgili hadisler için --->   BUYRUN





Akraba ilişkileri anlamına gelen “sıla-i rahim” kavramı ile; amca, hala, teyze, dayı ve bunların çocukları, kayın valide, kayın peder ve kayın birader gibi yakınlara karşı insânî, ahlâkî ve sosyal görevler ifade edilir. Bir çok âyet ve hadiste akraba ile ilişkilerin sürdürülmesi ve onların haklarının gözetilmesi emredilmektedir: “…Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının…” (Nisâ, 4/1), “Allah, adaleti, ihsanı ve yakınlara yardım etmeyi emreder…” (Nahl, 16/90), “Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver…” (İsrâ, 17/26) anlamındaki âyetler ve “Akrabalık bağını koparan (cezasını çekmeden) cennete giremez” (Buhârî, Edeb, 11; Müslim, Birr, 18-19), “Fazîletli işlerin en üstünü senden ziyareti kesen akrabanı ziyaret ederek ilişkiyi sürdürmendir” (Ahmed, III, 438) anlamındaki hadisler sıla-i rahmin önemini ve bu görevin nasıl yapılacağını ifade etmektedir. Sıla-i rahim görevi genelde iki şekilde yapılır:

a) Ziyaret etmek, maddî ve manevi yardımda bulunmak, sevinçli ve acılı günlerinde yanlarında olmak.

b) Onlara fiilî veya sözlü olarak her hangi bir zarar vermemek, onları kötülememek, unutmamak ve dargın durmamak.

Akrabalık ilişkilerini sürdürmek farz, bu ilişkileri koparmak ise haramdır. Akrabasını unutmayan, onlar ile ilişkisini sürdüren kimse sevap, aksi davranan kimse ise günah kazanmış olur. Bir kutsî hadiste yüce Allah, akrabalık ilişkisini sürdüren kimse ile ilişkiyi sürdüreceğini, akrabalık bağını koparan kimse ile ise ilişkiyi keseceğini bildirmiştir (Buhârî, Edeb, 13). (İ.K.)

Diyanet





Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada SILA-I RAHİM (AKRABALIK BAĞLARI) ile ilgili olarak; SILA-I RAHİM (AKRABALIK BAĞLARI) hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri Temel dini bilgiler ve bu bilgilere ulaşabileceğiniz kaynaklar... gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri SILA-I RAHİM (AKRABALIK BAĞLARI) siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Yapman gerekenleri yaparsan, mutlu olursun. (Z.Ç)

Copyright © 2014 AjansMail
Her hakkı saklıdır.