Bu bir reklamdır.




Sos. Psk. Efser Selamet diyor ki


Google Reklamları


Sos. Psk. Efser Selamet diyor ki ile ilgili benzer olabilecek konular...

Sos. Psk. Efser Selamet diyor ki hakkında arama bilgileri...

Ziyaretçilerimiz bu sayfayı bulmak için Google`da şu aramaları yaptılar.
Siz de; bir dahaki gelişinizde, bu aramaları yaparak, bu sayfayı kolaylıkla bulabilirsiniz.

sosyal psikolog efser selamet - efser selamet çelik hayatı - efser selamet çelik - elçin özsavcı evlendi

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


30 Haziran 2007, 09:09:14
Elçin Özsavcı
Mesajlar: 32















Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar



Sosyoloji, Psikoloji, Sosyal Psikoloji üzerine sorunlarınıza konusunda uzman danışmanlar cevap veriyor editor@sosyalpsikolog.com

Daha fazlası için http://www.sosyalpsikolog.com/

Danışmanlık Konuları

Aile içi iletişim
Evlilik danışmanlığı
Ebeveyn - ergen ilişkisi
Çocuk eğitimi
PDR
Depresyon
Panik atak
Anksiyete
Fobiler...




"40 yaşında 22 yıllık evliyim. 4 çocuğum var. Kendimi tanıma sorunum var. Kişilikle ilgili bazı testleri doldurup bazı sonuçlar elde ettim. Özgüven yetersizliği, önyargı, bir zaman sabredip sonra öfkelenmek beni rahatsız ediyor. Eşimle konuşmak istediğimde sonuç iyi olmuyor. Bazı şeyleri karıştırdığımı söylüyor eşim. Aşırı duygusallık ve kıskançlık da var. Bir kaç yazardan aile ilişkileri üzerine kitaplar okudum. Kendimi çok sorguluyorum, yanlışlarımı düzeltmek istiyorum. Bana yardımcı olabilir misiniz?"

Yeni bir arabaya bindiğimizde arabayı tanımak isteriz ve arabanın içinde şöyle bir göz gezdiririz. Ama arabayı hakiki manada tanımak istiyor isek direksiyona geçmeli ve gaza basmalıyız. Yolda tanıyabiliriz ancak kendimizi de. Oturduğunuz yerden, ben kimim, nasıl biriyim? diye düşündükçe içinden çıkamazsınız bu soruların. Ama hareket eder ve kendinizi olayların içinde tanımaya çalışırsanız o zaman başarırsınız işte. İnsanların hangi karakterde olduğu, zayıf noktaları ve artıları ancak olay anında belli olur. Meşgalelerinizi artırın bu nedenle. Toplum menfaati için çalışın. Sporla, sanatla, eğitimle uğraşın. Özgüveninizi de böylelikle kazanacaksınız inşAllah.


"Çok hassas fikirliyim. Çok duygusalım aynı zamanda. Herkesin her söylediğine takılıyorum. Her an tetikteyim. 25 yaşındayım ve kendime ait bir dükkanım var, ticaretle uğraşıyorum. Sanki her an birisi benim veya ailem hakkında konuşacakmış gibi hissediyorum. Huzurlu ve rahat olmak istiyorum. Acaba çok şey mi istiyorum?"

Olumlu telkinleri ilk etapta kullanıyoruz. Elbette ki bu yeterli değil. Kişi her olaya olumlu yönden bakmayı öğrenmedikçe diğer çözüm aşamalarına geçemez. Fakat bizim insanlarımız o kadar acelecik ki… Olumlu düşünmeyi öğrenmeden diğer aşamalara geçmek istiyorlar. Her şeyi sırasıyla yapmamız gerekiyor. Öncelikle olumlu telkinler ve olumlu düşünmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Bunun için de hayatı yeni baştan olumlu haliyle öğrenmeniz gerekiyor. "Ağaçlar ne kadar güzel, Rabbim onları ne kadar güzel yaratmış, şükürler olsun sana Rabbim…" gibi bütün yaratılmış varlıklara bakıp aklımızdan bu tarz düşünceler geçirmemiz gerekiyor. Bu alışkanlık zamanla tefekkür olarak zihnimize yerleşecek ve her anımızın ibadet hükmünde olmasını sağlayacaktır inşAllah. Akabinde ise sizin çok ama çok meşgul olmanız gerekiyor. Tek bir alandaki meşguliyet bizim için yeterli değil. Farklı alanlarda meşgaleleriniz olmalı. Çok yönlü olmalısınız. Bir yandan sporla ilgilenirken bir yandan da sanatla, eğitimle ve sosyal faaliyetlerle ilgilenmelisiniz. Tek işle ilgilenen kişilerin zihni vesveselere müsaittir. Tek düze giden bir hayatta beyin yapacaklarını zaten sıralamıştır. Bunları otomatik olarak yapar. Böylelikle vesveselerle uğraşacak pek çok zamanı olur.

"Ben şu an üniversitede okuyorum. Küçük yaşlarda ağabeyim tarafından baskı uygulandı bize. Yemek yerken ağzımızdan ses çıkartmamamızı, sakız çiğnemememizi veya ses çıkartmamamızı… zorla öğretti ama bu olaylar yüzünden günlük yaşamda çok zorlanıyorum ve toplu ortamlarda pek bulunamıyorum veya bulunsam dahi çok kötü bir durum içerisinde oluyorum. Bu konuları nasıl aşabilirim? Cevabınızı bekliyorum inşAllah."

Üniversiteden başka meşgaleniz olmadığını görür gibiyim. Sürekli düşünen ve düşündüklerini fiiliyata dökmeyen insanlar yol kat edemez. Öncelikle buradan başlamalıyız. Meşgalelerinizi artırmalısınız. Akabinde de çalışmalara başlayacaksınız. İlk olarak bir odaya girin ve sesli bir şekilde sakız çiğneyin, yemek yiyin… Günde onar dakika bu çalışmayı yapın. Bu durum size normal geldiği zamana kadar bunu sürdürün. Elbette ki toplum içerisinde ses çıkartarak yemek yemek ve sakız çiğnemek hoş bir davranış değil ama buna odaklanarak yaşamanız da sizi huzursuz ediyor doğal olarak. Yemek yerken daha rahat olmak adına nefesinizi kontrol ederek rahatlayabilirsiniz. Odaklandığınız tek nokta bu olursa yani ses çıkartmak veya çıkartmamak… o zaman bu durumdan kurtulamazsınız. Odaklandığınız alanları ne kadar artırırsak o denli çabuk bu rahatsızlıktan kurtulacaksınız. 




01 Temmuz 2007, 04:35:02
Cevap #1
Elçin Özsavcı
Mesajlar: 32

"Hocam size bir sorum olacaktı. Ben 7 aylık hamileyim eşim başka bir ilde çalışıyor. Ben de ilçede çalışıyorum. 2 gündür yarım saat uzaklıktaki ildeki annemlere gidiş geliş yapıyorum. Eşimle dün tartıştık. Her akşam niye gidiyorsun, bebeğe bir şey olursa seni affetmem… bilmem ne diyip beni üzdü, ağladım. Gece telefonda konuştuk hiçbir şey olmamış gibi davrandık.. Sabah ailem, babam ayrı ayrı aradı, "bak hafta sonu için gel" diye. Şimdi aileme bir şey söylemedim. Gitsem kızacak, gitmesem yanımda kimse yok… Aradığında kendi evimizdeyim deyip de yalan söylemekte istemiyorum. Yardımcı olursanız sevinirim."

Madem evlisiniz o halde eşinize illa ki itaat edeceksiniz. Her ne kadar haklı ve makul sebepleriniz olsa da eşiniz izin vermediği müddetçe ailenize dahi gitmemelisiniz. Aileniz sizin yanınıza bir şekilde gelsin. Veya başka bir çözüm üretin. Bir arkadaşınız, ahbabınız… sizinle kalabilir. Bunu eşinize sorun. Ailemin yanına gitmeyeceğim, peki ben yalnız kalmaktan korkuyorum, ne yapmalıyım sence? Diye sorun bakalım. Kendisi çözüm üretecektir elbet. Üreteceği çözümleri uygulayın ve rahat olun. Ayetel Kürsi’yi okuduktan sonra her şey yolunda gidecektir. Hamile olmanızdan kaynaklanan duygusal yoğunluk elbette bir hakikat. Bu yoğunlukta her şeye ağlamanız, üzülmeniz… gayet normal. Ayaklı duygu bombası olarak dolaşıyorsunuz şu anda. Bunun farkında olun ve mümkün olduğunca östrojen takviyesi alın (oğul otu çayı iki ay boyunca çay gibi demlenerek içilecek) Ve tabi ki mümkün olduğunca hareket edin. Şayet problemsiz bir hamilelik ise yürüyüşe engeliniz yok demektir. Hem ne kadar yürüyüş yaparsanız doğumunuz o denli kolay olacak inşallah.



"Efser hanım ben iki çocuk babası bir öğretmenim. Eşim de öğretmen. Yaklaşık eşimle iki yıldır sorun yaşadık. Şu an bir aydır ayrı yaşıyoruz. Evlerimiz ayrı ama mahkemeye başvuru olmadı. Çocuklar hafta içi bende hafta sonu annelerinde. Bundan iki yıl önce eşim beni karşısına alıp benden boşanmak istediğini söyledi. Kıymetini bilmediğimi, çalıştığı halde maaşını benim alıp ona yeterince para vermediğimi, vesvese rahatsızlığım olduğu halde yeterli tedavi olmadığım gibi haklı sebeplerle benimle konuştu. Ve ona "Bu durumları niye zamanında yeterince dillendirmedin, sen bana olumsuz davranmadığın için ben fark edemedim. Gerçekten hatalıyım ne olur affet" dedim. Ama kesinlikle kararlı olduğunu, boşanmak istediğini söyledi. Bu arada şiddetli bir depresyona girdi. Ben iki yıldır sabret diye diye bugüne kadar getirdik Allah'ın izniyle. Ben artık o hataları yapmam dedim ama bu nasıl bir nefret anlamadım. Hep kötü gitti bu dönem. Şu an ayrı evde rahat olduğunu, kesinlikle dönmeyi düşünmediğini, artık kişiliğini bulduğunu, yeniden benimle mümkün olmadığını, çocukların da alışacağını söyleyip hiç açık kapı bırakmıyor. Efser hanım depresyona kadar hatalar benim ama hiç düzelmeye yanaşmamak gerçekten olabilir mi? Eşim nasıl bu duygulara sahip olabiliyor ve neden hep yok diyor? Bu normal mi? Bu dönemde ne yapmalıyım? Yeniden gerçekten imkansız mı yoksa onun öyle demesi zamanla değişebilir mi? Böyle örnekler var mı? Ayrıca aile dostum olan arkadaşın eşi bana çocukların en az birini ona versem iyi olur dedi. Onun fazla önünü açma daha fazla yalnız kalırsa başka birini düşünebilir dedi. O da döneceğini sanmam diyor. Sizce ne yapmalıyım? Biraz daha beklemememe gerek var mı?

Kadınlar boşanma kararı almadan evvel pek çok kez ikaz lambası yakarlar fakat erkekler biraz daha idare eder diye düşünerek motoru açıp da arızaya bakmaya teşebbüs \ tenezzül etmezler. Araç yolda kaldığında akılları başlarına gelir ve bir bakarlar ki motor yanmıştır. Mühim olan ikaz lambaları yanmaya başladığında önlemler almaktır. Kadın boşanma bayrağını açtıktan sonra dönmesi çok zordur. Hele ki mesleği olan ve kendisine güvenen bir kadın ise. İmkansız değil elbette ki dönmesi. Sizin tarzınızda benim gördüğüm dostça bir yaklaşım yok. Evlatlardan birini verip vermeme konusunu düşünmeye başlamışsınız. Siz sonucu zaten baştan kararlaştırmışsınız ve hatta eşinize koz olarak çocukları kullanmaya karar vermişsiniz. Çocukları koz olarak kullanma hakkınız yok. Onlar kimsenin eşyası değil. Arkadaşınızın eşi de tam bir komplo teorisyeni. Eşinizin başka birine meyletmemesi için çocuklardan birini verme düşüncesi kadar alçaltıcı bir düşünceye tahammül edilemez. Lütfen samimi olun. Samimi olursanız eşiniz bunu hissedecek ve size dönecektir. Bu tavırlarınız hiç samimi değil.

01 Temmuz 2007, 11:50:55
Cevap #2
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11262
Su testisi taşıyan adamı takip edin!
Hızlı Alıntı
Hocam size bir sorum olacaktı. Ben 7 aylık hamileyim eşim başka bir ilde çalışıyor. Ben de ilçede çalışıyorum. 2 gündür yarım saat uzaklıktaki ildeki annemlere gidiş geliş yapıyorum. Eşimle dün tartıştık. Her akşam niye gidiyorsun, bebeğe bir şey olursa seni affetmem… bilmem ne diyip beni üzdü, ağladım. Gece telefonda konuştuk hiçbir şey olmamış gibi davrandık.. Sabah ailem, babam ayrı ayrı aradı, "bak hafta sonu için gel" diye. Şimdi aileme bir şey söylemedim. Gitsem kızacak, gitmesem yanımda kimse yok… Aradığında kendi evimizdeyim deyip de yalan söylemekte istemiyorum. Yardımcı olursanız sevinirim.

Cevap: Madem evlisiniz o halde eşinize illa ki itaat edeceksiniz ...

Bu noktada örnek alınası bir cevap vermiş bence. çok hoşuma gitti. bazı kadınlar bunu benimsemese de bu soru bana da sorulsa ben de Efser Selamet hocam gibi aynı cevabı verirdim.


1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

04 Temmuz 2007, 09:17:36
Cevap #3
Elçin Özsavcı
Mesajlar: 32
Efser Hanımın sorunlara cevaplarını okuyorum bazen.
Üzerine düşündükçe benim de hepsi hoşuma gidiyor, ideal buluyorum benimsiyorum.
Kendisinden yazılarını buraya koymak için izin istedim saolsun hoşgördü. Zamanım oldukça seçtiklerimi buraya koymaya devam etmek beni mutlu edecek.
Umarım ki beğenilir.

04 Temmuz 2007, 09:22:39
Cevap #4
Elçin Özsavcı
Mesajlar: 32
"Bir sorunumuz var ve ne yapacağımı şaşırdım. Kısaca anlatmaya çalışacağım. Eniştem bir ara msn’de kızlarla konuşuyordu, arkadaş sitelerinden arkadaş buluyordu kendine, oralara üye oluyordu -Halen ablamla evli- Ben bunu fark edince söyledim ablama, az daha boşanıyorlardı. Ablam son sözünü söyledi; beni seviyorsan geri dön ama seni zorla tutamam, gidebilirsin dedi. Eniştem geri döndü ama bundan iki gün önce bilgisayarda geçmişe tıklayıp da girilen sitelere bakayım dedim. Eniştem girmişti internete, hemen sonra baktım - bilgisayarı benden başkası kullanmıyor- Bir de baktım Efser abla, erotik sitelere video izlemek için girmiş. Bir de bir sürü arkadaşlık sitesine register bölümünden üye olmuş. Efser abla ablama söylesem biliyorum ablam çok zayıf dayanamaz ikinci bir darbeye. Ben eniştemi iyi bilirdim, namuslu derdim ama öyle değilmiş. Allah rızası için bana yol göster, kimseyi incitmeden eniştemi düzeltme şansımız var mı? Girdiği siteleri engelledim, yasak siteler arasına koydum ama internette dolu site vardır öyle. Ben sadece onun girdiklerini yasakladım. Allah’ım ne olur sen de yardım et bana ne olur Ya Hayyum Ya Kayyum. Selametle acil cevap."

Her daim öncelikle, tek dostumuz, tek yardımcımız olan Allah’a sığınmamız gerekir. Rabbimiz hakkımızda hayırlısı ne ise verecektir muhakkak ki. Eniştenizle sağ ise babanız veya varsa erkek kardeşiniz –Her hangi bir erkek yakın akraba… olabilir. Gayet aklı başında olması, lafını, sözünü bilen bir kişi olması ve emin olması yeterlidir- konuşmalı. Eniştenizi karşısına alıp konuşacak kişi, bu yaptıklarının doğru işler olmadığını, helali var iken harama bulaşmaması gerektiğini hatırlatmalı. Bunu söyleyecek kişinin elbette öncelikle kendisinin bu tür işler yapmayan bir birey olmasına özen gösterin. Aksi halde söyledikleri tesirli olmaz. Ve en önemlisi de eniştenin gözünü biraz korkutması gerekiyor bu kişinin. Bu, gözdağı veya tehdit niteliğinde olmaktan çok, olması gereken olarak anlatılmalı. Ablanızın söylediğini bu kez aileden biri söylemiş olacak ki enişteniz bu durumun ciddiyetini kavrayabilsin. O şu anda her şeyin bir şaka olduğunu zannediyor, nefsinin ve haramın büyüsüne kapılıyordur. Onu bu uykudan uyandırmak gerekiyor. Hayatında eksik noktalar her ne ise bunu ablanızla konuşmasını sağlamak gerekiyor. Aile danışmanına gitme şansları var ise bu daha da verimli sonuçlar doğuracaktır inşAllah. Böyle bir imkanları yok ise de ablanız ve enişteniz müsaade eder ise bir hakem tayin etmekte fayda var. Tüm bunlar da yeterli çözüm değil elbette ki. Eniştenizin şuurunun da artması gerekiyor. Bu da hiç kolay değil ama imkansız da değil. Rabbim bu şekilde harama tevessül eden herkese hidayet etsin.

"Ben 29 yaşında 2 çocuk annesi bir bayanım. OKB hastasıyım, çok takıntılarım var. Saçma sapan ama değiştiremiyorum. Bunun hastalık olduğunu öğrendim, şimdi daha dikkat ediyorum. Tedavi olacak kadar maddi durumum iyi değil. Üstelik eşimle de sorunlarımız var. Benim suçum biraz dağınığım ama temiz biriyim. Aynı zamanda herkesin yaptığını yemem, sadece düzenli olamıyorum. Çok mutsuzum. Belki de ondan bilmiyorum  Çünkü eşim beni hiç anlamıyor ve de hiç anlamayacak bunu biliyorum. Bu benim için çok acı bir şey çünkü ben duygusal biriyim ama o hiç duygusal değil. Daha hiç el ele kol kola gezmedik. Ayrılmayı asla düşünmüyorum çocuklarım için. Ben eşimden etkilenmeden nasıl yaşarım? O konuda yardım istiyorum."

Bu takıntıların nedeni olumlu düşünmeyi alışkanlık haline getirmeyişiniz ve farklı meşgalelerinizin olmaması. Köpeğin leşindeki güzel dişleri fark eden bir Peygamberin ümmeti olarak olumsuz düşünmek bize yakışmıyor. OKB hastasıyım diyerek durumu benimsemişsiniz. Tedavi olmanızın başında hayatı "yeniden" tanımanız geliyor. Sanki bir bebek gibi düşünün kendinizi ve hayatı yeni baştan tanımaya başlayın. Sanki ilk defa görüyormuşçasına çevrenize bakın ve "Rabbim ne kadar güzel yaratmış…" deyin. Sizin faaliyetleriniz arttıkça eşinizin duygusuz tavırları gözünüze o denli batmayacaktır. Erkeklerin genelinde hormon sayısı kadınların tür olarak hormonlarının üçte biridir. Bu mukayese bile kabul etmez iken kalkıp da siz onun sizin gibi olmasını bekleyemezsiniz. Erkek evi korumak, eve bakmak… için çaba sarf eder. Kadının görevi de erkeğin boş bıraktığı alanları doldurmaktır. Siz duygusal anlamdaki boşluğu dolduracaksınız.

04 Ağustos 2007, 01:55:26
Cevap #5
Elçin Özsavcı
Mesajlar: 32
“Ben 17 yaşında bir gencim. Benim babaannem var, bizle kalıyor ve geçen her günümüz kavgayla geçiyor. Babaannem çok huzursuz bir kişi, çok fesat ve cahil. Babamda annesini savunmak için hep bize kızar onun hatalarını görmezden gelir. Dün gece saat 12:30 civarı babaannem ve babam benim odamda bir şeyler yiyordu ve ben salonda yer misiniz yatacağım dedim. Babam 10 dakika sonra uyu dedi ve uykum kaçtı. O anda bunu babama deyince ben senden büyüğüm benim dediğim olur dedi. Lütfen psikolojim çok bozuk. Bazen üniversite sınavını hemen kazanıp evden gitmek istiyorum evime yakın olsa bile üniversite, eve gitmem orada kalırım. Lütfen yardım edin. Biraz moral verirseniz sevinirim.”

Büyük anne ve babalar evin neşesi olmalıdırlar. Her ne kadar cahil, fesat ve huzursuz olsalar da… Rahmetli babaannem ve dedem evimizin neşe kaynağıydı. Ama aslına bakacak olursan çok huzursuz, asabi… insanlardı. Ben 25 yaşındayken vefat ettiler ve 25 sene biz onları idare ettik. Onların söyledikleriyle espriler yapıyor ve neşeleniyorduk. İnan şu an onları özlüyorum. Dışarıdan görenler siz bu yaşlılarla nasıl yaşadınız? diyorlar. Cenneti kazanırken babana yardımcı olmanı tavsiye etmekten başka bir şey söyleyemem. İnsanlar yaşlandıkça içlerindekiler dışa vurur. Bırak babaannen fesat… olsun ama sizin cennetinizin anahtarı inşallah. O’nun gönlünü yapmaya gayret gösterin. Belki yapamayacaksınız ama emin ol ki bu gayretiniz Rabbimizce heba edilmeyecektir. Babaannen ne derse desin, ne yaparsa yapsın, yaşlılığına vermelisin. Ve sürekli şakalar yapmalısınız. Babaannene mutlu olduğu hatıralarını anlattır. Yaşlılar bundan büyük keyif alırlar. Dedemin meşhur repliklerinden biri şu idi; “1905 senesinde iki buçuk yaşınaydım:)” Bunu her söylediğinde masaya yumruğuyla da vururdu. Bizde gülmekten kırılırdık.



“Efser abla çok zor durumdayım ailemin baskısından bıktım artık. Özellikle annemin baskısından. Her şeyime karışıyor. Bu yaşıma kadar kendi kararımı uyguladığım çok az, 5’i geçmez. Ben 23 yaşında ev kızıyım artık sabrım tükendi. İntihar etmeyi bile düşündüm. Günah olduğu için vazgeçtim. Hayattan hiç zevk almıyorum. Annem yanımda olmayınca kendimi daha rahat hissediyorum. Annem dışarıdaki insanlara güler yüzlü ama bana gelince kızgın bir şekilde. Anneme nasıl davranmam gerektiğini bildirirseniz sevinirim. Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum. Şimdiden teşekkürler.”

Kaldıramayacağımız yükleri Rabbim bizlere yüklemez. Daraldığımız noktada da bu yükü bizden alır. Biz insanlar istişare yapmayı Peygamber Efendimiz’den (S.a.v.) öğrendik. Buna göre kimse tek başına bir karar almamalıdır. Özellikle ailemize danışarak karar almamız bizim için en idealidir. İleride evlendiğinde inşallah senin anne olduğu bir aile de olacak. Bu ailede anne olarak bile evlatlarına, eşine, dostuna… danışarak hareket etmen en güzeli olacak. Ev kızıyım demişsin. Ev kızı tanımını anlayamıyorum. Çalışan kızlar ne kızı o halde? Bir Müslüman boş oturmamalıdır. Ev kızı demek aynı zamanda meşgaleleri olan genç manasına da gelmelidir. Evde yapabileceğin, annenin de karşı çıkamayacağı o kadar çok meşgale var ki. Hatta bu meşgalelere anneni de ortak tutabilirsin. Yapamadıklarına değil yaptıklarına odaklanmalısın. Olumsuza odaklanacak olsak inan bana beş dakika bile huzur bulamayız. Şu maili bana internetten atabilmen bile bir imkandır senin için. Annenin iyi yönlerini keşfet. Aranızdaki problemin kaynağını annenle birlikte konuşarak çözmeye çalışın. “Anne ben seni seviyorum, seninle iyi anlaşmak istiyorum. Benden beklentilerin nelerdir?...” şeklinde bir konuşma yapabilirsin. O’nun her dediğine hayır, olmaz diyen bir evlat isen, sende de problem var demektir. Cennetin annelerin ayakları altında olduğunu unutmamak gerekir. Anne ve babanın dualarının bir evlat için ne kadar değerli olduğunu da sanırım hatırlatmama gerek yok. Onlar ne kadar asabi, sert… olsalar da bizler onları idare edeceğiz. Cennet o kadar kolay olmasa gerek…

04 Ağustos 2007, 02:03:14
Cevap #6
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11262
Su testisi taşıyan adamı takip edin!


Hızlı Alıntı
Bazen üniversite sınavını hemen kazanıp evden gitmek istiyorum


bunu ben de düşünürdüm ve oldu da ama onun bile sonu var.  :)
1) Her şeyi Allah yaratır ve Allah izin vermeden hiçbir şey gerçekleşmez.
2) Allah (kötü) bir şeyin gerçekleşmesine izin veriyorsa, onda muhakkak bir hayır, bir hikmet vardır.
3) Çünkü Allah kuluna asla zulmetmez!
4) Buna tam inanan insan, asla; kızmaz, üzülmez, sıkılmaz, daralmaz, depresyona girmez. Her zaman mutlu, hep umutlu olur.

22 Ağustos 2007, 01:23:33
Cevap #7
Elçin Özsavcı
Mesajlar: 32
"Ben 23 yaşında bayanım… Hastalık korkum var. Yani hemen her an bu nöbeti geçiriyorum. Birden ateş geliyor, midem bulanıyor ve hasta olup insanlara rezil olacağım diye düşünüyorum. Bir de üzülünce ve sinirlenince vücudumda ağrı oluyor. Özellikle kollarım tutmuyor. Doktora gittim …… adlı ilacı verdi. Cevap bekliyorum."

Beklenti anksiyetesi ile mücadelede olması gerekenler şunlardır; Kişi zihnini meşgul etmelidir. Bu meşgaleler farklı konularda ve faydalı alanlarda olmalıdır. Bu meşgalelerin neticesinde kişi kendisine olan güvenini ve saygısını tazelemelidir. Ve tabi ki teslimiyet noktasında kişi kendisini geliştirmelidir. "Ben hasta olsam dahi, Rabbim şifasını verecektir. Güvenilecek, sığınılacak tek kapı O’dur…" Böylece bu sorun ortadan kalkacaktır. Bu düşünceyi geliştirmenin yolu tefekkürden geçer. Kişi attığı her adımda bunu düşünür ve Rabbimizin her şeye kadir olduğunun fevkinde olursa her şey daha yaşanılası olacaktır. Üzüntü ve sinirlenme sonrasında vücutta ağrı oluşmasını da östrojen (Oğul otu çayı, günde üç kez) ve seratonin (Muz, kakao çayı, bulgur…) takviyesi ile giderebilirsiniz. Hastalıklara ve ağrılara konsantre olursanız, iyileşmeniz mümkün olamaz. Konsantre olduğunuz noktaları iyi belirler ve faydalı alanları tercih ederseniz, bu sizin kurtuluşunuzdur inşallah.



"Ben 19 yaşında bir genç kızım. Benim sorunum toplum içinde konuşamıyorum. İçimde cümleleri kuruyorum fakat insanlarla paylaşamıyorum. Bir sıkıntım olduğunda içime atıyorum, kimseye güvenemiyorum. Çekingen ve duygusal biriyim. Bu durum beni çok bunaltıyor. Bana ne tavsiye edersiniz, ne yapmam gerekir bu durumda? Allah'a emanet olun, hoşça kalın..."

Kurmuş olduğun bu cümleleri kağıda dökerek başlayabilirsin işe. İnsanlara güvenmememiz gerektiği bir gerçek. Ama bu hiç kimseyle bir şeyler paylaşmayalım anlamına gelmiyor. Ailemiz bizim en yakınımız, canımızdır. Hiç kimseye güvenmesek ailemize güvenebiliriz. Ki Allah dostlarına güvenebiliriz. Allah dostlarını da doğru adreslerde bulabileceğinizi daha evvel de söylemiştim. Bu nedenle doğru adresleri bulmalı ve buralara gidip gelmelisin. Ve Allah dostlarını bulmanın diğer bir yolu Ya Vedüd’dür. Rabbimizin bu ismi sevgi, muhabbet, aşk ismidir. Bu ismi zikretmek, hem Rabbimizin, hem de dostlarının sevgisine mazhar olmamıza vesile olur inşallah.

02 Kasım 2007, 07:31:41
Cevap #8
Elçin Özsavcı
Mesajlar: 32

"Benim sorunum halk arasında  ayran gönüllülük veya şıpsevdi olarak bilinen bir problem. Yaşım 26 son bir kaç yıldır normal evlilik planları kuruyordum. Kendimce beğendiğim. birkaç bayan vardı. Ama ne hikmetse  başka bir bayanın ismi zikredilince acaba diyorum onu mu tercih etsem. Ya da bunu elden kaçırmamalıyım gibisinden bir sürü nefsimin telkinleri beni boğuyor. Ben ne yapacağımı şaşırdım. Bana makul ve güzel bir yol gösterip yardımcı olursanız. Çok mutlu olurum.. Ben inançlı bir insanım. Kötü bir iş yapmaktan ve kötülüğe düşmekten  korkuyorum…"

Akıl ne ile meşgul ise onu düşünür. Siz kendinize farklı uğraşlar bulmak zorundasınız. Aksi halde dervişin fikri neyse zikri de o olmaya devam edecektir. Bir konuda çok düşünür ve harekete geçmezsek duygu ve düşüncelerimiz artık tek düze olacaktır. Hiçbir boyutu olmayacaktır farklı olarak. En kısa zamanda mutlaka hayatınızda değişiklikler yapmalısınız. Bu değişikliklerin köklü olmasına gerek yok. Mesela yazılacağınız bir kurs veya haftada bir yapacağınız futbol maçları… gibi.



"29 yaşındayım, evliyim. 1 oğlum var. Eşimle de aramız çok iyi. 9 yıllık evliyim. Benim derdim ne, tam anlamıyla ben de bilmiyorum ama sanırım eşimin ailesini asla sevemediğim için hayatım çekilmez oluyor. Hep onlardan kaçmaya çalışıyorum ama onlar bize çok bağlı oldukları için bu mümkün olmuyor. Onların sesini duymaya bile tahammül edemiyorum. Sırf onlarla görüşmemek için kendi ailemle bile sık görüşmüyorum. Çok sinirli, huysuz, çekilmez bir insana dönüştüm sanki. Bazen düşünüyorum da eşim bana nasıl tahammül ediyor şaşıyorum. Oğlumun bile bana anne demesi bir şeyler anlatması beni çileden çıkarıyor. Ona da sürekli bağırıyorum. Sonra herkes gidince oturup ağlıyorum…"

Aileler ve biz, et ve tırnak gibiyiz. Ne onlar bizsiz ne de biz onlarsız yapabiliriz. Dinimiz bize sıkıntılarımızı içimize atmayı değil, anne ve babalarımıza karşı saygılı olmayı emretmektedir. Sinir sisteminiz bozulmuş. Öncelikle sinir sisteminizi tedavi etmek gerekir. Bu durumda her zamanki tavsiyem olan oğul otunu çay gibi demleyerek günde bir su bardağı içebilirsiniz veya bir psikiyatra giderek bu konuda ilaç desteği alabilirsiniz. "Muhabbetten hasıl oldu Muhammed.." Bizler Allah aşkı üzerine yaratıldık. Bu nedenle insanları ve tüm yaratılmışları sevmeliyiz. Bu bizim fıtratımızda olan bir duygu. Sevgisizlik, fıtrata terstir. Fıtrata ters bir hareket yaptığınız taktirde de metabolizmanızın bozulması gayet normaldir. Sizin yapmanız gereken şey özünüze dönmektir. Seslerini bile duymaya tahammül edememeniz sinir sisteminiz ile alakalı. Sinir sisteminiz tam düzelmeden zaten onları sevmeye çalışamazsınız. Şöyle bir düşünün bakalım eşinizin ailesinin sevilecek hiç mi özelliği yok. Bir şeyi zihnimize olumsuz olarak kodlarsak şayet, o şey her ne kadar güzel olsa dahi biz olumlu yönlerini göremez, zihnimizdeki olumsuz kayıtları çağırırız ön belleğimize. Sizi rahatsız eden her şeyi sırayla düşünmenizi ve düşündüğünüzde sizde nasıl bir etki uyandırıyor ise bunun tam tersi bir düşünceyle bu kodlamayı bozmanızı istiyorum. Mesela, kayınvalidenizi düşündünüz ve bu görüntü o kadar yakın, o kadar net ki, siz zihninizdeki bu görüntüyü uzağa atacak ve bulanıklaştıracaksınız. Böylelikle bizi geren kişilerin, olayların… Üzerinizdeki etkisi de o denli zayıflayacak. Kendinizi onların yerine koymayı deneyin bir de. Siz de annesiniz ve kayınvalide adayısınız. Aynı durumda siz de olabilirdiniz. Gelininiz tarafından sevilmemeyi nasıl karşılardınız?

06 Kasım 2007, 01:21:18
Cevap #9
Elçin Özsavcı
Mesajlar: 32

"Sınıf öğretmenliğinde okuyorum. Benim sorunum sinirli olmam. Etrafımdaki insanları çok kırıyorum herkesin hatasını arayıp onları bozarak doğrusunu söylüyorum, sonra da pişman oluyorum. Böyle sinirli olmam bazen çok şiddetli baş ağrılarına sebep oluyor. En çok da işlerim rast gitmediğinde başım ağrıyor. Ne yapmam gerekiyor, yardımcı olabilir misiniz?"

Asabiyetiniz fiziksel sorunlarınızdan kaynaklanabileceği gibi, mükemmeliyetçi tutumlarınızdan da kaynaklanıyor olabilir. Öncelikle fiziksel tetkiklerin yapılması icap ediyor. Şayet fiziksel bir sorununuz yoksa bu sefer tutumlarınızın kaynağına inmeniz gerekecek. Mükemmeliyetçi tutumlarımız, karşı tarafın hatalarına yönelmemize neden olur. Öncelikle mükemmeliyetçilikten vazgeçmelisiniz. Sinirlerinizin düzelmesi için mücadele etmelisiniz. Hayatta mutlaka alternatifler vardır. Hiçbir sorunun tek çözümü yoktur. Bir başarısızlık yaşadıysanız, ikinci bir seçeneği denemelisiniz. Aksi halde hayal kırıklıkları, hüsran ve sinirlilik hali baki olur.



"Ben nişanlıyım fakat çok kıskancım. En ufak bir şeyde aşırı sinirleniyorum ve kafamda kuruntular yapmaya başlıyorum. Aslında nişanlımın beni sevdiğini biliyorum. Onun çevresindeki bütün kadınlardan nefret ediyorum. Derler ya "Karşımda can çekişseler kılım kıpırdamaz, hatta hoşuma gider." Bu huyumdan vazgeçmek istiyorum. Beni sakinleştirmek için önereceğiniz bir şeyler varsa çok sevinirim. Çoğu zaman sinir küpü gibi oluyorum. Bu durumun onda birini yansıtsam kızıyor nişanlım. Acilen bu huyumu yenmem lazım."

Bu huyunuzu kendiniz için yeneceksiniz. Kıskançlık, öz güven eksikliğinden kaynaklanır. Elbette aşırı kıskançlıktan bahsediyorum. Normal kıskançlık düzeyinin olmaması fıtrata terstir. Mutlaka başarılı olduğunuz alanlar vardır. Bu alanlarda faaliyet göstermeye başlayın veya devam edin. Kendinizi sevin, önem verin kendinize. Siz, kendinize güvendikten sonra, çevrenizdeki insanların tutumu da size karşı daha farklı olacaktır. Bizler insanız ve hiç kimseye yüzde yüz güvenemeyiz zaten. Burada mühim olan ortalama bir güveni tutturmaktır. Aksi halde zaten her insan her an hata yapabilir. Buna da hazırlıklı olmak gerekir. E malum diyoruz ya insanız...


01 Mayıs 2009, 09:48:03
Cevap #10
ezqı
Mesajlar: 1
bizzat sizinle görüşmek ve karşılıklı konuşmak istiyorum.muayene hanenize gelmek istiyorum.size nasıl ulaşabilirim.
seanslarınıza gelmek istiyorum bana yardımcı olursanız sevinirm.



Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada Sos. Psk. Efser Selamet diyor ki ile ilgili olarak; Sos. Psk. Efser Selamet diyor ki hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri Kişisel Gelişim eğitimleri, NLP, yazıları, kitapları, seminerleri, forumu, forumları, kişisel gelişim kursları, hizmetleri, kişisel gelişim hakkında makaleler, kişisel gelişim merkezi... gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri Sos. Psk. Efser Selamet diyor ki siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Yapman gerekenleri yaparsan, mutlu olursun. (Z.Ç)

Copyright © 2014 AjansMail
Her hakkı saklıdır.