11 yaşında bir kız, 9 yaşındaki arkadaşını nasıl öldürür

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 


11 yaşında bir kız, 9 yaşındaki arkadaşını nasıl öldürür





Şu anda Mersin’de, insanların inanmakta zorluk çektiği bir cinayet konuşuluyor. 11 yaşında, üstelik yaşından da cılız küçük bir kız çocuğu, 9 yaşında bir erkek çocuğunu 101 yerinden bıçaklayarak öldürdüğü şüphesiyle ailesinin elinden alındı, Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nün korumasına verildi. Gerçi polisler, olay yerinde yaptıkları incelemede küçük kurbanın bir yetişkin tarafından değil, bir çocuk tarafından öldürüldüğünü tespit etmişti ama karşılarına zanlı olarak 11 yaşında bir kız çocuğu çıkınca, inanamadılar.



Savcı da inanmakta zorluk çekti, öldürülen çocuğun ailesi de, komşuları da. Ama küçük kız psikologların gözetiminde verdiği ifadelerde çok tutarlıydı. Hatta, polis kendisine inanmadığını söylediğinde öfkelenerek "Ben öldürdüm, beni niçin ciddiye almıyorsunuz" diye tepindi. Şu anda savcılık maddi deliller üzerinde yapılan araştırmanın sonuçlarını bekliyor. Gerçi bu deliller küçük kızın suçlu olduğunu kesin olarak ortaya çıkarsa bile, 12 yaşından küçük olduğu ve cezai ehliyeti bulunmadığından yargılanmayacak. Eğer deliller, kızın cinayeti tek başına değil, bir başkasının yardımıyla işlediğini ortaya çıkarırsa, bir anlamda herkes rahatlayacak. Çünkü kimse bu yaşta bir katilin varlığına inanmak istemiyor.

Dört kardeşin üçüncüsü olan Ş, 1997’de Mersin’de dünyaya geldi. Kentin merkezine 12 kilometre uzaktaki Akdeniz Mahallesi’nde, kilometrelerce uzanan, ıssız portakal, mandalina ve sebze bahçelerinin, sazlıkların arasında bir bahçe evinde yaşıyor. Bu evler, bahçe sahiplerinin işçileri için yaptırdığı derme çatma barakalar. Zaten Ş.’nin babası, annesi ve kardeşleri, bahçe işçisi. Otuz yıl önce Hatay’dan buraya çalışmaya gelmişler. Ş., Karacailyas İlköğretim Okulu öğrencisi. Dersleri iyi değil. Okul çıkışı, evlerinin alt tarafındaki Abdullah Şahutoğlu İlköğretim Okulu’na gidiyor. Ama annesine söylediği gibi ödevleri için bilgisayar çıktısı almaya değil, erkek öğrencilerle "kavgacılık oyunu" oynamaya.

Ş., etek, elbise giymeyi sevmiyor, "Benim adım Erkek Fatma" diyor. Kızlarla oynamıyor, erkek çocuklarını dövmeye meraklı. Dövdükten sonra ellerindeki parayı alıyor, bakkala gidip harcıyor. Oysa anne ve babası, etraflarında sevilen, ağırbaşlı insanlar. Kendileri gibi Hataylı olan komşuları Sevim Ailesi ile de çok iyi anlaşıyorlar.



YUSUF, AİLESİNİN ÜZERİNE TİTREDİĞİ BİR ÇOCUK




Yusuf Sevim (9) yedi kardeşin en küçüğü. Şahutoğlu İlköğretim Okulu’nun üçüncü sınıfında okuyor.Onun da dersleri iyi değil. Ama herkes bunu anlayışla karşılıyor. Çünkü babasını birkaç yıl önce gırtlak kanserinden kaybetmiş, ablası da evlerinin önünden geçen toprak yolda mavi brandalı bir kamyonetin altında kalarak ölmüş. Üstelik bronşiti var, bademcik ve fıtık ameliyatı geçirmiş. Amcaları, amca oğulları, ağabeyleri, ablaları, küçücük yaşta yetim kalan, hastalıklı Yusuf’un üzerine titriyorlar. Bir dediği iki edilmiyor, bakkaldan cips ve çiklet almasına izin veriliyor.

22 Ocak Salı. Her günkü gibi saat 15.00’te okuldan eve geliyor Yusuf. Hasta dedesi ona 20 YTL veriyor, bakkala yolluyor. Dört paket sigara alacak, 10 YTL para üstünü geri getirecek. Dedesi sakın geç kalma ha, diye tembihliyor. Yusuf koşar adım uzaklaşıyor. Dede, bekliyor bekliyor, Yusuf yok. Birbuçuk saat sonra Yusuf’un annesi Hatice işten eve dönüyor, durumu görünce oğlunu aramaya çıkıyor. Aklına kötü şeyler geliyor; kızını daha yeni trafik kazasında kaybetmiş. Büyük oğlu da aramaya katılıyor.

Hava kararıyor, anne koyu gölgeli portakal ağaçlarının arasında koşmaya başlıyor, sesleniyor, ağlıyor. Sonunda, eve çok yakın, 35 metre uzakta, ağaçların arasına gizlenmiş, kapısız, penceresiz, terk edilmiş bir barakanın içinde Yusuf’un kanlar içindeki cesedini buluyorlar.

Mersin Emniyeti Asayiş Bürosu Olay Yeri İnceleme ekibi, hemen barakaya geliyor. Daha ilk bakışta, cinayetin bir çocuğun veya çocukların işi olduğunu anlıyor. Bıçak darbeleri güçsüz ve çok sayıda. Çoğu çizikten ibaret; bu, öldürenin çelimsiz olduğunu gösteriyor. Üstelik duvara sıçrayan kan lekeleri de yere çok yakın. Yani cinayeti çok kısa boylu biri işlemiş. Polisin aklına ilk, çevredeki balici çocuklar geliyor. Ama kısa bir araştırma gösteriyor ki, cinayet günü o çevrede değiller. Bunun üzerine muhtarlık aracılığıyla mahallede yaşayan 25 çocuk, DNA tespitinde gerekli tükürük örneği ve ifade vermek için Emniyet’e çağrılıyor. 24’ü geliyor. Bir tanesi ortada yok.

Polis, iki gün sonra Ş.’nin evine gidiyor. Küçük kız yatakta. Annesi hasta olduğunu, iki gündür yemek yemediğini, yataktan çıkmadığını söylüyor. Polisler, anneyle kızı Emniyet’e çağırıyorlar. 26 Ocak Cumartesi günü, Ş. annesiyle birlikte geliyor, bir koltuğa oturuyor. Rengarenk çizgili, ellerine çok büyük gelen eldivenler takmış. Çıkarmak istemiyor. Pala bıyıklı, iriyarı iki balicinin Yusuf’u öldürdüğünü, kendisini de dövdüklerini anlatıyor. Oysa baliciler, pala bıyıklı iriyarı adamlar değil, çocuklar. Ş. de zaten hemen vazgeçiyor anlattıklarından. "Ben öldürdüm" diyor birdenbire.

Polis şaşkınlık içinde kalıyor. DNA örneği vermediği için ondan şüpheleniyorlar ama, yine de böyle bir cevap beklemiyorlar. Bir erkek çocuk olsa, taşlar yerine oturacak. Kız olduğu için sadece cinayete karışmış olacağını düşünüyorlar. "Tek başına işleyemezsin böyle bir cinayeti, çok cılızsın" diyorlar. Ş., ayağa kalkıyor öfkeyle. Tepinmeye başlıyor: "Beni niçin ciddiye almıyorsunuz, niye inanmıyorsunuz? Ben öldürdüm diyorum!"

Eldivenlerini çıkarıyor hışımla. Elleri yara bere içinde. Cinayette kullandığı meyve bıçağını attığı yeri söylüyor, Yusuf’tan aldığı iki beş YTL’yi de. O gece Ş.’ye olay yerinde tatbikat yaptırılıyor. Anlattıklarıyla tatbikat birebir örtüşüyor. Attım dediği meyve bıçağı bulunamıyor ama para gösterdiği yerde bulunuyor. Yusuf’un sımsıkı kapalı avucundan çıkan siyah saç tutamı da Ş.’nin saçlarına çok benziyor zaten.



SAVCI ÇİFT KİŞİLİKLİ OLDUĞUNU BİLE DÜŞÜNÜYOR



Polis, DNA araştırmasının resmi sonuçlarını beklerken Ş.’yi savcılığa sevk ediyor. Küçük kız, yanında bir psikologla savcının sorularını yanıtlıyor. O da olanlara inanmakta zorluk çekiyor. Ama savcının ve psikoloğun saatler süren tuzak sorularına rağmen Ş.’nin ifadesinde hiçbir çelişki bulunamıyor. Küçük kız, Yusuf’u hiç sevmediğini uzun uzun anlatıyor, ağlıyor. Dehşete düşen savcı, bu yaşta bir kız çocuğunun böyle bir cinayet işlediğine bir türlü ihtimal vermek istemiyor. Hatta Ş.’nin çift kişilikli olduğu bile aklına geliyor ama sonunda, delillerin resmi sonuçları gelmese de, Ş.’nin en azından bu cinayetin içinde olduğunu düşünüyor.

Küçük kız ailesinin yanından alınıyor, Çocuk Koruma Kanunu gereği devletin himayesine veriliyor. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi bölümü tedaviye başlıyor. Bulunduğu yuvadaki psikolog da Ş. ile yakından ilgileniyor. Onların tespitlerine göre, şimdilik Ş. durumunun farkında, cinayet işlediğinin bilincinde. Yoğun bir anksiyete içinde ama bir yandan da yeni ortamına bir çeşit uyum sağlamış durumda. Yaşıtlarıyla gülüyor, oynuyor, iştahı da, uykusu da yerinde. Annesiyle 15 günde bir görüşmesine izin veriliyor. Kaldığı yuvadaki pedagog, biraz da şaşkınlıkla "Gördüğü ilgiden memnun" diyor.



KENDİ ANLATTIKLARINA GÖRE CİNAYETİ NASIL İŞLEDİ



Yusuf dedesinin yanından ayrıldıktan sonra bakkala gitmiş, dedesinin verdiği 20 YTL’nin 9.4 lirasıyla dört paket sigara, 600 kuruşuyla da cips almıştı. Kalan iki beşliği de cebine koyup cipslerini yiyerek eve dönmek için yola çıkmıştı. Eve 50 metre kala, Ş.’nin evinin önünden geçmişti. Ş. Yusuf’u o sırada görüp peşine takıldı. Hatta Yusuf’un okulunun müstahdemi Selma Kırmızıay, küçük kızın onu takip ettiğini gördü ama önem vermedi. Sadece Yusuf’u "yolun ortasından gitme, ablan gibi sen de ezilirsin" diye uyardı o kadar. Selma Hanım’ın görüş alanından çıkınca Ş. adımlarını sıklaştırdı. Küçük kız, sonrasını polise şöyle anlattı: Yusuf’u sağ taraftaki portakal bahçesine itmiş, bahçede kapısı ve camları olmayan eve sokmuştu. Onu duvara çarpmış, Yusuf’un elindeki sigara paketleri yere düşmüş, küçük çocuk can havaliyle Ş.’nin saçına yapışmıştı. Ş. o anda çok kızdığını söyledi polise, "Yusuf’u zaten sevmiyordum, daha önce de iki kere dövmüştüm" diye ekledi. Meyve bıçağını rastgele saplamaya başlamıştı anlattığına göre. Yusuf kanlar içinde hareketsiz kalınca, cebinden iki 5 YTL’yi alıp eve geri dönmüştü. Ondan sonra da hastalanıp yatağa girmişti.

hürriyet pazar alıntıdır
 
 

 
 
ne günlere kaldık yarabbim... ???

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; 11 yaşında bir kız, 9 yaşındaki arkadaşını nasıl öldürür hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri 11 yaşında bir kız, 9 yaşındaki arkadaşını nasıl öldürür siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com