ilgiliforum facebook   ilgiliforum instagram   ilgiliforum youtube   ilgiliforum tumblr   ilgiliforum pinterest   ilgiliforum rss  

1200'lü yıllarda Türkler'in Sosyal Yaşamı nasıldı?

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
   

1200`lü yıllarda Türkler`in sosyal yaşamı nasıldı?

 

1200'lü yıllarda Türkler'in sosyal yaşamı nasıldı?


Umarım faydalı olur :f16:


II. KÜLTÜR ve MEDENİYET


  Türklerin ana yurdu Orta Asya bozkırlarıdır, Orta Asya'nın sınırları  doğuda Baykal gölünden Batıda Hazar ve Ural dağlarına; kuzeyde Sibirya  bozkırlarından güneyde Tanrı dağları ve Gobi çölüne uzanmaktadır. Bu  coğrafyanın, bütün dünya tarafından kabul edilmiş siyasî adı ise  Türkistan'dır. Arkeolojik kazı ve araştırmalar Orta Asya medeniyetinin  M.Ö. V. bine kadar uzandığını göstermektedir. Batı Türkistan'da, bugünkü  Aşkabat çevresinde yapılan kazılarda, M.Ö.V. bine ulaşan yerleşme  merkezleri bulunmuştur. Anav kültürü olarak bilinen bu medeniyetin  kimlere ait olduğu kesinlik kazanmamış ise de Türklerin bu bölgedeki  varlıklarının ilk izlerini yansıtabileceği düşünülen ipuçlarını vermesi  açısından önemli bir merkezdir. Proto -Türklere ait olduğu anlaşılan ilk  kültür çevresi Altay-Sayan dağlarının kuzey batısında yer almaktadır.  M.Ö. III. bin başlarına ait bu eski kültüre Afanasyevo kültürü  denilmektedir. Bu kültürün en büyük özelliği Türk sosyal hayatının ilk  örneğini yansıtmasıdır. Bu kültürde atın ehlileştirildiği ve koyun  beslendiği görülmektedir. Ayrıca toprak kaplar, bakır ve tunçtan  yapılmış çeşitli silâh ve süs eşyaları da bulunmuştur.Bu kültürün devamı  olan Andronovo kültürü ise Altaylardan, Ural dağları-Aral gölü  çevresine kadar yayılmıştır ( M.Ö.1700-1200). Bu kültürde tunçtan ve  altından eşya yapımının geliştiği bilinmektedir. Andronovo kültürü  özelliklerini yansıtan diğer bir kültür ise Yenisey-İrtiş çevresinde yer  alan Karasuk kültürüdür (M. Ö.1300-800). Tuva ve Abakan bozkırları ile  Baykal gölü havzasında bulunan hayvan figürlü kaplar ve silâhlar bu  kültürlerde benzerlik gösterir.Karasuk kültürünün en büyük özelliği  demirin işlenip, silâh yapımında kullanıldığı ilk kültür olmasıdır. Bu  kültür çevresinde insanlar keçe çadırlarda yaşayıp, tekerlekli arabalar  kullanıyorlardı. Minusinsk ve Abakan bölgesinden Altaylara uzanan  bölgede Tagar kültürü olarak bilinen ve M.Ö.700´e tarihlenen  buluntularda demir işçiliğinin nadir örnekleri yer almaktaydı. Ayrıca  M.Ö. 3.yüzyıla ait, Orhun ve Selenga boylarına değin uzanan Pazırık  kültürü, binlerce yıllık Türk kültürünün Hun çağına nasıl ulaştığını  gösterir. Bütün bu buluntular Türk coğrafyasının tabiî sınırlarını  tespit etmek açısından da büyük bir öneme sahiptir.Orta Asya'daki Türk  kültür çevrelerinde, kurganlarda (Türklerin eşyaları ile birlikte  gömüldükleri büyük mezarlar) bulunan bazı eşyalar, Türklerin çok eski  zamanlardan beri konar göçer hayata has bir kültür geliştirdiklerini  göstermektedir. Av ve savaş aletleri, demir ve deriden çeşitli eşyalar  ve at ile kurt ağırlıklı hayvan figürlü kaplar, bu yaşayışın temel  özelliklerini gösterir. Nitekim Türklere ait efsane ve Ergenekon Destanı  gibi mitolojik olaylarda da bu motifler ön plândadır. Dolayısıyla,  maddî buluntular ve Türk mitolojisi, Türklerin tarih sahnesine çıktığı  yer ve zaman hususunda tamamen uygunluk göstermektedir.
A. DEVLET
“İl” adı verilen devletin başında, yetkisini “Gök-Tanrı”dan alan han,  hakan, kağan, il teber, il erkin, tanhu, yabgu ünvânlarından birini  taşıyan hükümdar bulunurdu. Toplumun temelini aileler oluştururdu.  Ailelerin birleşmesiyle “urug” (sülâle)lar, urugların birleşmesiyle  “boylar”, boyların bir araya gelmesiyle “budun” ortaya çıkar, budunlar  ise devleti oluştururdu. Hükümdar, yetkisini, “Töre” denilen ve yazılı  olmayan hukuk
 (1)  Tonyukuk Yazıtı (720-725 yılları arasında yazıldığı  sanılmaktadır), Kültigin Yazıtı (732), Bilge Kağan Yazıtı (735).
 (2)    Uygurlar döneminde, ticari ilişkilerin gelişmesiyle kişiler  arasındaki anlaşmalar yazılı hale getirilmiştir.
    Bu durum, aşağıdaki alanlardan hangisiyle ilgili belgelerin  oluturulduğunu gösterir?    (2005 KPSS)
    A)    Hukuk        B)    Sanat        C)    Edebiyat        D)    Askerlik            E)    Siyaset
kurallarından alırdı. Törenin sözlü olmasının sebebi, konar-göçer  olunmasına bağlı olarak yazının kullanılmamasıdır (1). Kurultay  Meclisi(Kengeş), hükümdara yönetim işinde yardımcı olur, işlevi, danışma  kurulundan öteye geçemezdi. Hükümdarın başlıca görevleri, halkını  savunmak, “doyurmak”, “giydirmek”, adâleti sağlamak, toy(ziyâfet)  vermekti.
B. KUT ANLAYIŞI
Gök-Tanrı tarafından bir kişi veya aileye yönetme yetkisi verilmesi  anlamına gelmektedir. Egemenliğin kaynağıdır. Kut, kan yoluyla geçtiği  için, hânedan üyelerinin tümünün hükümdar olma hakkı bulunuyordu. Bu  durum, taht kavgalarına sebep oluyordu. Olumlu yanı ise, en yetenekli  kişiye taht yolunu açması idi. Kısacası, devlet, hânedanın ortak malı  sayılıyordu.
C. ÜLKE YÖNETİMİ
Ülke, “merkez”, “doğu”(sağ) ve “batı”(sol) olarak bölünürdü. Büyük kağan  merkezde otururdu. Güneşin doğduğu yön olduğu için doğu kanadı batıdan  üstündü. Genelde doğu ve batı kanatlarının başında kağanın oğul veya  kardeşleri bulunurdu. Bunlara yabgu veya tigin denilirdi. Bu yönetim  anlayışını Mete Han koymuştu. Ayrıca, orduyu “onluk” sisteme göre  yapılandırmıştı. Bu düzenin kurulduğu M.Ö. 209 yılı, Türk Kara  Kuvvetlerinin kuruluş yılı olarak kabûl edilir. Ülkeyi yöneten  idârecilerin ünvânları şöyle idi:
- Ti(e)gin    : Kağanın oğlu
- Şad        : Hânedan üyesi; yabgu ünvânını da kullanırlardı.
- Aygucı    : Vezir (Orta Asya Türk devletlerinde en ünlü vezir Bilge  Tonyukuk idi).
- Tudun    : Vergi toplanması ve denetim işlerine bakardı.
- Yargucı    : Yargıç.
- Tarkan    : Askerî yönetici. Ordu baş komutanı anlamına  gelen “sübaşı” da  denilirdi.
- Tamgacı    : Yazışma işlerini yürütür, aynı zamanda “bitikçi” ünvânını da  kullanırlardı.
D. SOSYAL ve EKONOMİK YAPI
Türklerde sınıf ve kölelik kurumu olmamıştır. Bu durum, tarım toplumu  olunmaması ve konar-göçerlikten kaynaklanmıştır. Yaşanan coğrafyanın  iklim özellikleri ve kültürel değerlerin etkisiyle küçük baş  hayvancılıkla uğraşılmıştır. Bu da, konar-göçer (yarı göçebe) bir  yaşantı getirmiştir. Çin'e yapağı, et ve deri satılmıştır. Maden  işletmeciliğinde de ileri gidilmiştir. İpek Yolu üzerinde ticâret de  ekonomik etkinlikler arasında bulunmuştur. Orta Asya'da Türk-Çin  mücadelesinin temelini, İpek Yolu'nun denetimini ele geçirme isteği  oluşturmuştur. Uygurların yerleşik hayata geçmesiyle birlikte, tarım da  Türkler arasında yaygınlık göstermiştir.
E. DİN ve İNANIŞ
Millî Gök-Tanrı dinine inanılmıştır. Tanrı soyut olduğu için, heykeli ve  adına tapınak yapılmamıştır. Gök yüzünde cennet(Uçmak) ve yer altında  cehenneme(Tamu) inanılmış, 7 kat oldukları kabûl edilmiştir. Kurban  kesme en önemli ibadet sayılmıştır. Ataların ruhlarının bu dünyada  yaşadığına inanılmıştır. Bu sebeple, ruhların yaşadığını düşündükleri  mezarlara saygı göstermiş, üzerlerine basmamış, mezar ziyaretlerinde  bulunmuşlardır. **üler hemen gömülmemiş, mumyalandıktan sonra obanın  yüksekçe bir yerinde, “Tengri” saçından tutsun da yanına uçursun  (cennete) diye bekletilmiştir. Öte yandan, bazı mağaralar, ağaçlar vb.  de kutsal sayılmıştır. Katı kurallar ve dinin devlet yönetiminde  yaptırımı olmadığı için, bir din sınıfı oluşmamıştır. Çoklarının sandığı  gibi, Şamanizm, bir dînî inanç değil, sihir, fal, hekimlik vb.  karaktere sahip bir anlayış özelliği taşımıştır. Şaman(Kam), hekimlik,  büyücülük, falcılık, müzisyenlik yapmış, kurban törenlerini yönetmiştir.  Cenâze törenlerine “Yuğ” denilmiştir. Kişi öldüğünde, çadırı çevresinde  7 kez atla dönülmüş, ölü evine götürülen yemeğe “yuğ aşı” denilmiştir.  İkinci yaşama inanıldığı için, ölü, atı ve sevdiği eşyaları ile birlikte  gömülmüştür. “Kurgan” adı verilen mezarın başına, ölünün hayattayken  öldürdüğü var sayılan düşman sayısı kadar taş dikilmiş, buna “Balbal”  denilmiştir.
Çin'in Kansu Bölgesi'ne göç eden Uygurlar Konfiçyus, Doğu Türkistan'a  yerleşenler, Mani ve Buda dinlerine girmişlerdir. Doğu Türkistan'da  yaşayan Uygurlar günümüzde Müslümandırlar. Hazar Denizi'ne adlarını  veren Hazarların da Musevî oldukları iddia edilmektedir. Orta Asya  Türklerinin din kurallarına sıkı sıkıya bağlı olmayışları beraberinde  hoşgörüyü getirmiştir (2).
F. EDEBİYAT
        Sözlü ve yazılı olarak ikiye ayrılmıştır;
        1) Sözlü edebiyat:
                Sav        : Türklerin yaşam tarzını anlatan şiirler.
                Sagu        : **en büyük kişiler için yakılan ağıt.
                  Koşuk    : Müzik eşliğinde söylenen şiir (en önemli müzik âleti  kopuzdur).
                Destan    : Âdet, töre, inanç, yaşam tarzları konusunda bilgi verirler;
- Oğuz Kağan Destanı                : Asya Hunları.
- Ergenekon Destanı                : Göktürkler.
- Türeyiş (Doğuş) ve Göç destanları    : Uygurlar.
- Alper Tunga ve Şu destanları        : İskitler (Sakalar).
- Manas Destanı                    : Kırgızlar.
- Dede Korkut Destanı                : Oğuzlarla Kıpçakların mücadelesini konu alır.
2) Yazılı edebiyat: Türklerin ilk kullandığı alfabe, 38 harfli Göktürk  Alfabesi'dir. Orhun yazıtları(Anıtları) bu alfabeyle yazılmıştır. Türk  târihinin ilk millî kaynağıdır. II.Göktürk (Kutluk) Devleti döneminde  Bilge Kağan, Kültigin ve Vezir Tonyukuk adına “Kutsal Ötügen Bölgesi”ne  dikilmişlerdir. Moğolistan sınırları içindedir. Yo(u)luğ Tigin  tarafından taşa kazılarak yazılmıştır. Buna göre, Yoluğ Tigin, Türklerin  ilk târihçi ve edebiyatçısıdır. Yazıtları, İsveçli subay Strahlenberg  bulmuş, Danimarkalı dil bilimci Wilhelm Thomsen okumuştur. Türk idâre ve  sosyal yapısı hakkında bilgiler yer almaktadır. Uygurlar, 18 harfli bir  alfabe oluşturmuş, kâğıt ve matbaayı kullanmışlardır. Gerçek anlamda  yazılı Türk edebiyatı Uygurlar döneminde ortaya çıkmıştır.


Orta Asya Türkleri 12 Hayvanlı Türk Takvimi kullanmışlardır. Bir yıl 12  aya, bir gün 12 bölüme ayrılmış, bu bölümlere “çağ” denilmiştir.
 (1) Orta asya Türk devletleri göçebe yaşamın getirdiği zorunluluk  nedeniyle yazılı hukuk kuralları meydana getirememişlerdir. Ancak,  devlet yönetiminde ve günlük ilişkilerde hükümdarın ve de halkın uymak  zorunda olduğu kurallar vardı. Hatta Hakanın millete karşı  sorumluluklarından biri de bu kuralları uygulamaktı.


    Yazılı olmayan bu kurallara ne ad verilirdi?   (2002 KPSS)
    A. Toy          B. Kurultay            C. Toygun         D. Otağ          E. Törü (Töre)
 (2) İslamiyet'ten önceki Türklerin kendilerinden farklı inanışlara  sahip insanlarla bir arada yaşaması, Türklerde aşağıdakilerden hangisine  bir kanıttır? (2005 KPSS)
    A)    Ülke sorunlarının görüşüldüğü meclis kurduklarına        C)    Ülkenin iki  bölüm halinde yönetildiğine        E)    Hoşgörülü olduklarına
    B)    Birden fazla devlet kurduklarına                        D)    Yerleşik hayata  geçtiklerine
  H. SANAT
- Hayvan üslûbu: Konar-göçer bozkır yaşantısının tipik özelliğini  gösterir. Taşınabilir eşyalar üzerine işlenen motiflerde hayvanların  mücadelesi gösterilmiştir. Hayvan motiflerinin, o eşya ve sahibini  koruduğuna inanılmıştır. Orta Asya'da yaygınlık kazanan bu sanatın  yaratıcısı İskitlerdir.
- Heykel: Balbal denilen ve mezar başlarına konulan ilkel taş heykeller  oldukça yaygındır. Orhun kazılarında Kültigin'in başının bulunması,  heykel yapımı olduğunu kanıtlamaktadır. Resim ve heykel sanatı, Mani ve  Buda dinlerine girdikten sonra Uygurlarda çok gelişmiştir.
- Mimarlık: Konar-göçerlikten dolayı Uygurlara kadar eser görülmez.  Uygurlar, yerleşik hayata geçtikleri için şehirler kurmuş, mimârî  eserler oluşturmuşlardır. Kubbeli türbe ve köşe üçgenlerinin (Türk  üçgeni) yaratıcısı Uygurlardır.
- Resim: Türk resmini de Uygurlar yaratmıştır. Fresk ve minyatür sanatı  oldukça gelişmiştir. Minyatür sanatı ve çiniciliği de İslâm dünyasına  Uygurlar hediye etmiştir.
- Halı: Bilinen ilk düğümlü halı, Orta Asya'da Altay dağlarının  eteklerinde Türklere ait olduğu kabûl edilen Pazırık kurganında  bulunmuştur. Asya Hunlarından kalmadır.

ilgiliFORUM.com

 
 
Forumlar okunmak ve paylaşmak içindir...

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; 1200'lü yıllarda Türkler'in Sosyal Yaşamı nasıldı? hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri 1200'lü yıllarda Türkler'in Sosyal Yaşamı nasıldı? siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com