ilgiliforum facebook   ilgiliforum instagram   ilgiliforum youtube   ilgiliforum tumblr   ilgiliforum pinterest   ilgiliforum rss  

Ağız nedir? Ağız ne demek?

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 

Ağız nedir? Ağız ne demektir?

Ağız kısa tanımı, anlamı:

  • Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı.
  • Çıkış yeri.
  • Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ.
  • Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü.
  • Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili.
  • Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap.
  • Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı.
  • Kesici aletlerin keskin tarafı.
  • Üslup, ifade biçimi.
  • Uç, kenar.
  • Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü.
  • Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak.
  • Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü.

"Ağız" ile ilgili cümle içerisindeki kullanıma örnekler

  • "Ertesi günü bazı gazeteler bu haberin bir noktasını yarı resmî bir ağızla tekzip ettiler." - T. Buğra
  • "Ağızları kopmuş bir çay takımının arasına gizlenmiş, koyu renkli bir cildi oradan alarak bana uzattı." - H. R. Gürpınar
  • "Topun ağzında. Uçurumun ağzında."
  • "Körfezin ağzı."
  • "Küçük bir ağız."
  • "Çay ağzı."
  • "Şimdi tünelin ağzında değilim artık." - A. Ağaoğlu
  • "Anlaşılmaz, garip köylü ağızlarıyla konuşuluyordu." - S. F. Abasıyanık

Ağız ile ilgili Atasözü, Deyimler, Birleşik Sözler veya Fiiller

  • Ağzına vur, lokmasını al: "yumuşak huylu kimseye her istenilen kolaylıkla yaptırılabilir" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ağız tütünü: Keyif için ağızda çiğnenen bir tütün türü.
  • Ağzına gem vurmak: susturmak, söyletmemek.
  • Ağzından kapmak: birinin bildiği şeyleri, ustalıklı konuşmalarla ona sezdirmeden öğrenmek. birinin konuşmasını keserek kendisi söze başlamak.
  • Ağızdan burun yakın, kardeşten karın yakın: "insanın kendi yararı her şeyden önemlidir" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ağız kuşağı: Ahşap bir teknede küpeştenin hemen altındaki teknenin tümü boyunca uzanan en üst kaplama.
  • Ağzına geldiği gibi: önünü sonunu düşünmeden.
  • (bir şey birinin)  ağzının kaşığı (veya kalıbı veya lokması) olmamak: bir şey, bir kimsenin uğraşabileceği konulardan olmamak. bir şey, bir kimsenin sözünü edemeyeceği kadar değerli olmak.
  • Ağzının payını (veya ölçüsünü veya kayarını) vermek: verilen karşılıkla bir kimseyi söylediğine veya yaptığına pişman etmek.
  • Ağız etmek: yaranmak için kibar konuşmaya çalışmak.
  • Ağzına tıkmak: susturmak, konuşmasına engel olmak.
  • Ağzından (söz veya lakırtı) dirhemle çıkmak: çok az veya zorla konuşmak.
  • Ağzını mühürlemek: konuşmamak, susmak.
  • Ağzının payını (veya ölçüsünü) almak: verilen karşılıkla bir kimseye söylediğine veya yaptığına pişman olmak.
  • Ağız dolusu: Ağzın alabileceği kadar. Birçok, birbiri ardınca olan.
  • Ağız aramak (veya yoklamak): öğrenmek istenilen şeyi söyletecek yolda dil kullanmak.
  • Mide ağzı: Yemek borusunun mideye açılan alt ucu.
  • Yanardağ ağzı: Yanardağın tepesinde, yamacında veya eteğinde arka arkaya patlamalar ve püskürtmelerle oluşmuş koni biçiminde delik, krater.
  • Ağzı kulaklarına varmak: çok sevinmek.
  • Ağzından düşmemek (veya düşürmemek): her zaman sözünü etmek, söylemek.
  • Ağzını hayra aç!: kötü ihtimaller söz konusu edildiğinde "Tanrı korusun" anlamında kullanılan bir söz.
  • Taşra ağzı: Bir ülkede, yazı dilinin dayandığı belirli bir şehrin konuşması dışında kalan bölge ağzılarının her biri.
  • Ağzı sıkı: Sır saklayan, ağzı pek, ketum.
  • Ağızotu: Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.
  • Ağzına yakışmamak: söylemesi ayıp kaçmak, uygun düşmemek, yakışık almamak.
  • Ağız tadı: Ailede veya toplumda dirlik düzenlik, iyi geçinme, rahatlık, kemaliafiyet.
  • Sarıağız: Gölge balığıgillerden, ağzının içi sarı, büyük pullarla örtülü bir tür balık, denizgüzeli (Sciaena aquilla).
  • (birinin)  ağzına düşmek: dile düşmek.
  • Ağız eğmemek: birine minnet etmemek.
  • Yarım ağız: Yarım ağızla.
  • Esnaf ağzı: Satıcıların müşteri çekmek için çarşı ve pazarda kullandıkları dil.
  • Ağzına biber sürerim (veya çalarım): ayıp bir sözün söylenmemesi gerektiğini belirtmek için söylenen ihtar sözü.
  • Ağzı var dili yok: "pek sessiz, kendi hâlinde" anlamında kullanılan bir söz. "konuşamayan, derdini anlatamayan" anlamında kullanılan bir söz.
  • Kaynana ağzı: İleri geri veya yersiz konuşma, gereksiz dedikodu yapma.
  • Ağzına kira istemek: söylemesi beklenen şeyi söylemekte nazlı davranmak.
  • Halk ağzı: Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine özgü olan konuşma dili.
  • Ağzından çıkmak: bir sözü istemeden, farkına varmadan söylemek, söylemiş bulunmak.
  • Ağız kavafı: Geveze.
  • Ağzı kalabalık: Birbirini tutmayan sözler söyleyen, yerli yersiz konuşan, boşboğaz (kimse).
  • Ağız dil vermemek: konuşmamak, susmak.
  • Yavruağzı: Kavuniçi ile pembe arası bir renk. Bu renkte olan.
  • Bayramlık ağız: "Kaba konuşmak, küfretmek" anlamlarında bayramlık ağzını açmak deyiminde geçen bir söz.
  • Ağız ünlüsü: Boğumlanma yeri ağız olan ve ciğerlerden gelen havanın geniz yoluna kaymadan ağız boşluğundan geçmesi ile oluşan ünlü, ağızsıl ünlü.
  • Ağzına kadar: boş yeri kalmayacak bir biçimde.
  • Ağzını havaya (veya poyraza) açmak: umduğunu elde edememek.
  • Ağzına volta almak: bir palanganın işlemesine engel olmak için palanganın ucundan çıkan halatı geçici olarak makaranın arasından geçirip sıkıştırmak.
  • Ağzının mührü ile: oruçlu olarak.
  • Ağzı dili tutulmak: konuşamamak. beklenmedik bir durum karşısında heyecanlanmak, hayranlık duymak.
  • Ağızda sakız gibi çiğnemek: bir söz veya düşünceyi sık sık tekrarlayıp durmak.
  • Ağzının kokusunu çekmek: birinin her türlü isteğine, kaprisine boyun eğmek. bir kimsenin çekilmez davranışlarına katlanmak.
  • Ağız burun birbirine karışmak: dayak sonucunda yüz yara bere içinde kalmak. yüzde aşırı öfke, üzüntü, yorgunluk vb. durumların izleri görünmek.
  • Ağzı burnu yerinde: oldukça güzel, yakışıklı.
  • Ağzından inci saçmak: birbirinden güzel sözler söylemek.
  • Ağızda dağılmak: genellikle hamur işi, iyi pişmiş ve lezzetli olmak.
  • (birinin)  ağzını kapamak: kendisine çıkar sağlaması için bir kimseyi susturmak.
  • Ağzı laf (veya lakırtı) yapmak: kolay konuşma yeteneği olmak. inandırıcı söz söyleme yeteneği olmak.
  • Ağız yaymak: açık ve dürüst konuşmaktan kaçınmak.
  • Ağız alışkanlığı: Bir sözü sık sık kullanma durumu. Bir sözü istem dışı olarak sürekli tekrar etme.
  • Ağzına sürmemek: herhangi bir yiyeceği veya içeceği hiç yememek veya içmemek.
  • Ağzı çirişçi çanağına dönmek: ağzı kuruyup acılaşmak.
  • Ağzı dolu dolu konuşmak: heyecanlı söz söylemek.
  • Ağız kalabalığı: Birbirini tutmayan gereksiz sözler.
  • Ağzına burnuna bulaştırmak: bir işi beceremeyip berbat etmek, bozmak.
  • Ağzı torba değil ki büzesin: "başkalarının söyleyeceklerine engel olamazsınız" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ağzı kenetli: Sır tutan, sır saklayan.
  • Ağzı büyük: Yüksekten konuşan, hava atan.
  • Ağzına sağlık: bir sözü yerinde söyleyen kişilere söylenen bir beğenme sözü. yapılan konuşmanın beğenildiğini belirtmek için söylenen söz.
  • Ağzından yel alsın!: ağzını hayra aç!.
  • Ağzı gevşek: Sır saklamayan, sır tutmayan (kimse).
  • (bir söz birilerinin)  ağzında çalkalanmak: üzerinde çok konuşulmak.
  • Ağız kavgası: Tartışma.
  • Çatal ağız: Delta.
  • Ağzı sulanmak: imrenmek. yeme, içme isteği artmak.
  • Ağzını dilini bağlamak: birini konuşamaz duruma getirmek.
  • Ağzı bozuk: Küfürbaz.
  • Ağzına bir lokma koymamak: hiçbir şey yememek.
  • Ağzını burnunu dağıtmak (veya kırmak veya parçalamak): aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek.
  • Ağzının perhizi yok: "ağzına geleni söyler" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ağzının içine baktırmak: sözlerini seve seve ve dikkatle dinletmek.
  • Ağzı çirişçi çanağı: ağzı acı ve kurumuş, zehir gibi olan.
  • (birinden veya bir şeyden)  ağzı yanmak: büyük zarar görmek.
  • Ağız bağı: Bir kancanın ağız bölümüne ince bir halatı birkaç kez sıkıca dolayarak oluşturulan çıkıntı.
  • Ağzını açıp gözünü yummak: öfke ile, sonunu düşünmeden ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek.
  • Ağzını tutmak: boşboğazlık etmemek. kötü söz söylememek. bir konuda arzu edilmeyen düşüncelerin açığa çıkmasını susarak önlemek.
  • Ağzını koklamak: niyetini ve durumunu öğrenmek istemek.
  • Ağzı kilitli: Sır saklayan. Oruç tutan (kimse), oruçlu.
  • Ağzını toplamak: söylemekte olduğu kötü söz veya küfürleri kesmek.
  • Ağzına almak: yemek, içmek. söylemek.
  • Küllük ağzı: Külhanbeyi ağzı.
  • Külhanbeyi ağzı: Külhanbeyine yakışır biçimde konuşma, küllük ağzı.
  • Ağza tat, boğaza feryat: "miktarı çok az olan yiyecek" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ağzına geleni söylemek: nezaket dışına çıkarak ağır ve kırıcı sözler söylemek. gelişigüzel, saçma sapan konuşmak.
  • Ağzı bir: Söz birliği etmiş.
  • Ağız yapmak: birini kandırmak, yanıltmak amacıyla duygularını, düşüncelerini olduğundan başka türlü gösterecek bir biçimde konuşmak.
  • Ağzıyla kuş tutsa...: "ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalık gösterse" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ağız (veya ağzını) açmak: konuşmaya başlamak. kesici aletleri keskin duruma getirmek. ağır sözler söylemeye başlamak. azarlamak, paylamak. alık alık bakmak.
  • Ağzını bağlamak: bir kimseyi herhangi bir sebeple söz söyleyemez duruma getirmek, susmak zorunda bırakmak.
  • (birinin)  ağzını tıkamak: sözünü kesmek, susturmak.
  • Ağzından baklayı çıkarmak: baklayı ağzından çıkarmak.
  • Ağzının içi yangın yerine dönmek: ağzının tadı bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek.
  • Ağzını bıçak açmamak: üzüntüden söz söyleyemeyecek durumda olmak.
  • Ağzına baktırmak: kendini zevkle dinletmek.
  • Ağzını açacağına gözünü aç: dikkatsiz kişileri uyarmak için "dikkatli ol, uyanık ol!" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ağız değiştirmek: önce söylediğini başka türlü anlatmak.
  • Ağız şakası: Sözle yapılan şaka, dil şakası.
  • Ağzından çıkanı (veya çıkan sözü) kulağı duymamak (veya işitmemek): sözlerini tartmadan söylemek.
  • Ağzı olan konuşuyor: "konuyla ilgisi olmayan, bilir bilmez herkesin söyleyecek sözü var" anlamında kullanılan bir söz.
  • Düşman ağzı: Düşmanın uydurduğu söz. Bir durumu kötü gösteren söz.
  • Ağzının tadını bilmek: güzel yemeklerden anlamak. her şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak.
  • Ağzı köpürmek: çok öfkelenmek.
  • Dört yol ağzı: Dört yönden gelen yolların birleştiği kavşak.
  • Ağzı pis: Sövmeyi huy edinmiş olan (kimse).
  • Ağzı havada: Çevresindekilerden habersiz, alık, şaşkın (kimse).
  • Ağzından bal damlamak (veya akmak): çok tatlı konuşmak.
  • Ağzı eğri, gözü şaşı ensesinden belli olur: "bir insanda bulunan eksiklikler, onun tutum ve davranışlarından belli olur" anlamında kullanılan bir söz.
  • (bir şeyi)  ağzında gevelemek: açıkça söylememek.
  • Ağza almamak: anmamak, sözünü etmemek.
  • Ağzını öpeyim (veya seveyim): sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel söyledin" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ağzında büyümek: sevmediğinden veya içi almadığından bir yiyeceği yutamamak.
  • Ağzını kiraya vermek: kendini de ilgilendiren bir konuda düşüncesini söylememek.
  • Aslanağzı: Sıracagillerden, türlü renkte, güzel, kokusuz çiçekleri olan bir bitki, danaburnu. Havuz kenarlarına konulan ve ağzından su akan aslan biçiminde süs taşı.
  • Ağız ağıza: Ağzına kadar, tamamen.
  • Tavşanağzı: Pembe renkli bir tür çiçek.
  • Ağzından lakırtı (veya laf) almak (veya çekmek): karşısındakini konuşturarak birtakım şeyleri öğrenmek.
  • Ağzından hayır çıkmazsa bari şer söyleme: "lehte konuşmuyorsun, hiç olmazsa aleyhte de konuşma" anlamında kullanılan bir söz.
  • (birinin)  ağzına bakakalmak: sözlerine hayran olmak.
  • Ağız ünsüzü: Boğumlanma yeri ağız olan ve ciğerlerden gelen havanın geniz yoluna kaymadan ağız boşluğundan geçmesi ile oluşan ünsüz.
  • Ağzı kulaklarında: Çok sevinçli, mutlu (kimse).
  • Ağzına verilmesini beklemek (veya istemek): çalışmayıp işlerinin başkaları tarafından yapılmasını beklemek.
  • Ağzından burnundan getirmek: huzurunu bozmak, sıkıntıya sokmak. pişman etmek için uğraşmak.
  • Yol ağzı: Bir yolun başka yollarla kesiştiği yer. Bir yolun başlangıcı.
  • Ağız yer, yüz utanır: "armağan alan, armağanı verenin isteğini yerine getirmemeye çekinir ve mutlaka yapmaya çalışır" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ağzı (veya ağzı dili) kurumak: susuz kalmak. konuşamaz duruma gelmek.
  • Ağza (veya ağızlara) düşmek: dedikodu konusu olmak.
  • Ağzı açık: Şaşkın, alık, bön (kimse). Hayranlıkla, büyülenmiş olarak.
  • Ağzını bırakıp kıçıyla (veya bir tarafıyla) gülmek: alay ederek karşısındakine gülmek.
  • Ağız birliği: Bir konuda anlaşarak aynı biçimde konuşma, söz birliği.
  • Ağzına etmek: haddini bildirmek.
  • Ağzına taş almak: söze karışmayıp susmak.
  • Ağzı kurusun: felaket dileğinde bulunanlara karşı kullanılan bir ilenme sözü.
  • Ağzı pek: Ağzı sıkı.
  • Ağzına kilit takmak (veya vurmak): susmak. susturmak.
  • Yüreği ağzında: Korku ve heyecan dolu bir durumda.
  • (bir şeyi)  ağzına atmak: yemek için ağzına koymak.
  • Ağzından girip burnundan çıkmak: türlü yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek, kandırmak. iyice dövmek.
  • Ağzını aramak (veya yoklamak): konuşturarak düşüncesini öğrenmeye çalışmak.
  • Ağzı oynamak: bir şeyler yemek. konuşmak.
  • Açıkağız: Turpgillerden bir bitki (Hesperis acris).
  • (birinin)  ağzının içine bakmak: ne söyleyeceğini beklemek. onun sözüne göre davranmak.
  • (birinin)  ağzına sakız olmak: dedikodusuna konu olmak.
  • Ağız tamburası çalmak: sözle avutmaya, oyalamaya çalışmak. soğuktan dişleri birbirine çarpmak, çenesi titremek.
  • Ağzının kâhyası olmak: birinin alışkanlıklarına, davranışlarına, düzenine karışmak.
  • Ağız tüfeği: Çocuklar arasında şakalaşmak amacıyla kullanılan, içindeki çekirdek, kâğıt parçası, leblebi vb. şeyler hızla üflenerek atılan, boru biçiminde bir oyuncak türü. Avlanmak amacıyla üflenerek kullanılan ilkel silah.
  • Ağzının suyu akmak: çok beğenip istemek, imrenmek.
  • Ağzından dökülmek: açıkça söylemekten çekindiği şey, konuşmasından belli olmak.
  • Ağzında yaş kalmamak: bir düşüncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak.
  • Ağzı kara: Kara haber vermekten hoşlanan, şom ağızlı. Bir yerde konuşulanı veya yapılanı duyup görmesi istenilmeyen.
  • Ağzına takılmak: bir sözü konuşması sırasında bilinçsiz bir biçimde sürekli söylemek.
  • (birinin)  ağzının içine girmek: çok yanaşmak, iyice sokulmak. hayranlıkla, büyük bir zevkle seyredip dinlemek.
  • Ağzını kapamak (veya kilitlemek): kendisine çıkar sağlaması için bir kimseyi susturmak.
  • Ağzını bozmak: kaba sözler söylemek, küfretmek.
  • Ağzına bir zeytin verir, altına (veya ardına) tulum tutar: "yaptığı küçük iyiliklere karşılık büyük çıkar bekler" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ağzından lokmasını almak: birinin hakkı olan şeyi ondan almak.
  • Ağzı kilitlenmek: konuşamaz duruma gelmek.
  • Ağzı dili bağlanmak: herhangi bir sebeple konuşamaz olmak.
  • Ağız tatsızlığı: Bir topluluk içindeki geçimsizlik, anlaşmazlık, huzursuzluk.
  • Ağzı süt kokmak: çok genç ve toy olmak.
  • Ağzına bir parmak bal çalmak: birini tatlı sözlerle veya çeşitli hediyelerle bir süre için kandırmak, oyalamak.
  • Ağzına bir kemik atmak: birini küçük bir çıkarla susturmak.
  • Ağız (veya ağzını) büzmek: dudak büzmek.
  • Ağız açtırmamak: çok konuşarak başkalarının söz söylemesine, konuşmasına engel olmak.
  • Ağzından çıt çıkmamak: hiçbir şey söylememek.
  • Ağız nişanı: Yalnız sözle yapılan nişan.
  • (birinin)  ağzına tükürmek: hakaret ederek uyarmak.
  • Kurtağzı: Gemi ve sandallarda halatın geçmesi için teknenin kenarına tutturulmuş, açık ağız biçiminde metal parça. Doğramanın birbirine geçen dişleri. Çatıdaki dışa açılan küçük pencere.
  • Şoför ağzı: Şoförler arasında kullanılan ve kendilerine özgü deyim ve argoyu içeren konuşma tarzı.
  • İlk ağızda: Önce, öncelikle, ilk iş olarak, her şeyden önce.
  • Ağzına ... koymamak: bir şey yememek veya içmemek.
  • Ağız kokusu: Ağız yolunda ve sindirim organlarında çeşitli rahatsızlıklardan dolayı oluşan koku. Bir kimsenin çekilmez davranışları, istekleri, sözleri.
  • Ağzından söz (veya laf veya lakırtı) eksik etmemek: o sözü sürekli söylemek.
  • Ağzıyla içmesini bilmek: sözünü, sohbetini karşıdaki kişiyi incitmeyecek bir biçimde ayarlamak.
  • Ağzını kullanmak (veya satmak): birinin söylediklerinin aynısını söylemek.
  • Ağzı teneke kaplı: çok sıcak veya çok acı şeyleri kolaylıkla içebilen, yiyebilen (kimse).
  • Ağzını sıkı (veya pek) tutmak: sır vermemek.
  • Ağzına layık: bir yiyeceğin çok lezzetli ve tatlı olduğunu söylemek için kullanılan bir söz.
  • Ağız dalaşı: Tartışma.
  • Kol ağzı: Giysi kolunun uç bölümü.
  • Ağzı varmamak: söylemeye, açıklamaya gönlü elvermemek.
  • Ağzından kaçırmak: istemediği hâlde boş bulunup söyleyivermek.
  • Ağzına sıçmak: birini çok kötü duruma sokmak. bir şeyi, bir işi işe yaramaz duruma getirmek, bozmak.
  • Ağzında bakla ıslanmamak: sır saklamamak.
  • Ağız değişikliği: Yenilen veya yenilecek yemeğin çeşidinde yapılan değiştirme. Önceden söylediği sözü söylememe veya değişik bir biçimde söyleme durumu.
  • Ağzına yüzüne bulaştırmak: bir işi kötü yapmak, becerememek.
  • Ağzını burnunu çarşamba pazarına (veya çanağına) çevirmek: aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek.
  • Tezgâhtar ağzı: Bir şeyi beğendirmek için fazlaca konuşma, gereksiz övme.
  • Ağza alınmaz (veya alınmayacak): söylenmesi ayıp, çirkin (söz, küfür).
  • (birinin)  ağzından: birisinden dinleyerek. adına.
  • Ağız satmak: yüksekten atarak kendini övmek.
  • Ağız kullanmak: duruma, ortama göre söz söylemek.
  • Kapı ağzı: Kapının hemen yanı.

Ağız hakkında resimler
(Resimleri Göster)

Ağız ile ilgili diğer yazılar

 
 
Forumlar okunmak ve paylaşmak içindir...

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Ağız nedir? Ağız ne demek? hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Ağız nedir? Ağız ne demek? siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com