Ahmed Abdülhak Radulevi Kimdir

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
   

Ahmed Abdülhak Radulevi Kimdir

 

Ahmed Abdülhak Radulevi Kimdir
Ahmed Abdülhak Radulevi hayatı




Ahmed Abdülhak Radulevi Kimdir
 
Ahmed Abdülhak Radulevi Hindistan'ın büyük velîlerindendir. Radul şehrinde dünyaya geldi.1433 senesinde  Radul şehrinde vefât etti. Hayâtını ve hâllerini İmâm-ı Rabbânî  hazretlerinin babasına hocalık eden Kutb-i Âlem Abdülkuddüs Nûr-ül-Ayn  isimli eserinde topladı.

Ahmed Abdülhak Radulevi yedi yaşında geceleri kalkıp namaz kılmaya başladı. Annesine görünmeden  gece kalkar namaz kılardı. Annesi namazını bitirmeden, o yine yerine  gelirdi. Annesi, onun bu hâlinden, on iki yaşına gelince haberi oldu.  Yavrusuna olan şefkat ve muhabbetinden, onun bu yaşta uykusuz kalmasına  gönlü râzı olmadı. Ama geleceğin büyük velîsinde, Allah sevgisi ağır  basıyordu. Rabbini seven için, O'na ibâdet etmekten daha tabiî ne  olabilirdi. Annesinin bu hâline üzülüp, evden ayrıldı. Dehli'de ilim  öğrenmek ve öğretmekle meşgûl olan ağabeyi Takiyyüddîn'in yanına gitti.  Ondan, ilim öğretmesini istedi. O da herkesin okuduğu ilimleri öğretmeye  başladı.  Ağabeyi Takiyyüddîn, onu Dehli'nin ileri gelen âlimlerinin yanına  götürdü.Sonra kendi hâlinde ibâdet etmeye başladı. Seneler geçti.  Ağabeyi Takıyyüddîn, onu evlendirmek istedi ise de buna râzı olmadı.  Ağabeyi ısrâr edince, kız tarafına gidip; "Bana kızınızı vermeyin."  dedi. Hasta olduğunu söyledi. Evlenmedi.

Ahmed Abdülhak Radulevi çok sıkı riyâzet ve mücâhede çekmekle berâber,derecesinin  yükselmediğini görmüştü. Yol gösteren bir Allah adamı olmadan riyâzet,  nefsin istediklerini yapmayarak ve mücâhede, nefsin istemediklerini  yaparak maksada erişilemeyeceğini anladı. Bir süre sonra Pâni-püt  şehrine gitmesi, orada, Celâleddîn Pâni-pütî'nin sohbet ve hizmetinde  bulunması kalbine ilhâm edildi. Buna çok sevindi. Bu sevinç ile, acele  yola çıktı. Celâleddîn, keşf yoluyla onun gelmekte olduğunu anladı.  Talebelerine; "Çeşitli yemekler bulunan bir sofra hazırlayın! Meyveler,  tatlılar ve şerbetler koyun, kapının önüne atlar çıkarın, fazîletli bir  misâfirimiz geliyor. Onu karşılayın!" buyurdu. Emir yerine getirildi.  Sofra hazırlandıktan bir iki dakika sonra, Ahmed Abdülhak geldi. Kapıda  çok gösterişli karşılamayı, içeri girince sofrayı gördü. Üzerinde  lezzetli yemekler, çeşit çeşit meyveler bulunan sofrayı görünce,  düşünceye daldı. Burasını umduğu gibi bulamamıştı. Hayret içinde kaldı.  Aradığı yerin burası olmadığını zannetti. Celâleddîn-i Pâni-pütî ona  hiçbir şey söylemedi. O, olduğu yerden adımını ileri atmayıp, geri  döndü. Bilmediği bir istikâmete doğru şuursuzca akşama kadar gitti.  Bilmediği bir şehre yaklaştı. Yolunu kaybettiğini zannediyordu. İlk  rastladığı kimseye; "Bu hangi şehirdir?" diye sordu. O; "Pâni-püt  şehridir." dedi. Bu cevâba pekçok şaşırdı. Çünkü, Pâni-püt şehrinden  ayrılalı saatler olmuştu.

Celâleddîn Pâni-pütî hazretlerinin huzûruna varıp, affını dileyecekti.Daha sonra Kutb-i Rabbânî onu evine götürdü. Daha  önceki gibi mükellef bir sofra donattı. Berâberce yemek yediler. Bundan  sonra Kıdvet-ül-Evliyâ'nın kalbine gelen vesveseler kayboldu. Hayır  diyecek, îtirâz edecek hiç bir şeyi kalmadı. Hocasının emrine tam teslim  oldu. Tekrar riyâzet ve mücâhedeye başladı. Tam terbiyeye alındı. Kısa  zamanda icâzet almakla şereflendi. Hilâfet hırkası giyip, insanlara  doğru yolu göstermek için, hocası tarafından memleketine gönderildi.

Kutb-i Rabbânî, Abdülhak'a çok duâ etti ve; " Allahü teâlâdan istedim  ki, bu silsile senden devâm etsin ve bütün âlem senin mârifet nûrun ile  aydınlansın. Bu nûr, kıyâmete kadar devâm etsin." buyurdu. Allahü teâlâ,  Kutb-i Rabbânî'nin duâsını kabûl eyledi. Gerçekten Çeştiyye'nin Sâbirî  kolunun silsilesi, Kıdvet-ül-Evliyâ Ahmed Abdülhak Radulevî'nin  evlâtları ve talebeleri vâsıtasıyla devâm etti. İçlerinde öyleleri  yetişti ki, giden oka işâret etse geri döner, dağa emretseler yerinden  oynardı. Bunlardan oğlu Ârif, torunu Muhammed bin Ârif, talebesi  Muhammed Bessan, Abdülkuddüs, Kutb-i Âlem Kenkûhî bin İsmâil Hanefi ve  Kutb-i Âlem'in talebesi İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin babası Abdülehad,  zamanlarının yüksek âlim ve ârifi, kâmil zâtları idiler.

Evinde Azîz isminde bir çocuk dünyâya geldi. Doğduğu zaman, orada  bulunanların hepsinin duydukları "Hak" lafzını söyledi. Ondan çok  hârikalar görüldü. İnsanlar, hep bu çocuktan konuşmaya başladılar. Ahmed  Abdülhak kabristana gitti. Bir yerde durdu ve; "Burası Azîz'in kabri  olur." dedi. Sonra çocuk hastalandı ve iki-üç gün içinde vefât etti.  Söylediği yere defnedildi.

Onun ve talebelerinin zikri, çoğu zaman "Hak" idi. Talebeleri hep "Hak" sözü ile can verirlerdi.

ilgiliFORUM.com

 
 

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Ahmed Abdülhak Radulevi Kimdir hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Ahmed Abdülhak Radulevi Kimdir siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2020 ilgiliFORUM.com