AKP'nin Tesettüre Girme Hikayeleri

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
AKP'nin Tesettüre Girme Hikayeleri

10 Şubat 2008

Deniliyor ki: Örtülü eşleri AKP'lilere "türban yasasını hemen çıkarın" diye evde baskı yaptı! Peki, AKP'lilere baskı yapan örtülü eşler, ne zaman, nasıl örtündü? Aile, mahalle, koca baskısı gördüler mi? Mesleklerini bırakıp "ev kadını" olmaya mecbur mu edildiler? Hepsi aynı sosyal sınıftan mı geliyor?

İşte onların, isim isim örtünme hikáyeleri...

EMİNE ERDOĞAN

Emine Gülbaran
15 yaşında intihar etmeyi düşündü. Yıl 1970'ti. Mithatpaşa Akşam Sanat Okulu'nun öğrencisiydi.

Romantik bir kişiliği vardı. Cep romanları okuyor. Artistlerin kartpostallarını biriktiriyordu. Emel Sayın ve Ajda Pekkan'ı beğeniyordu. Bir de sinemaya gitmeyi.

Ziya amcalarının eski Amerikan otomobilinde ilk kez direksiyona geçti; otomobil kullanmak istiyordu. Giyinmeyi çok seviyordu. Dikiş dergisi Burda'nın patronlarından kalıp çıkarıp, kendine elbise dikiyordu. İlk diktiği giysi ise çift taraflı bir pelerin oldu. Bir tarafı uçuk bir eflatun, diğer tarafı uçuk griydi.

Ağabeyi Hüseyin Gülbaran kendisinden bir yaş büyüktü. Kız kardeşi Emine'ye artık örtünmesi gerektiğini söyledi. Emine Erdoğan, yıllar sonra "Nasıl Örtündüler?" kitabının yazarı Gülay Atasoy'a o günü anlattı:

"Ağabeyim bana örtünmem gerektiğini söylediği zaman intihar etmeyi bile düşünmüştüm. Nasıl olur da örtünürdüm! Çevremde bir tane örneği yoktu. Köy gibi bir yerde olsam neyse... Orada dikkati çekmezdim. Ama burada (İstanbul'da) olamazdı. Bu karışık duygular içindeyken, bir vesileyle Şule Yüksel Şenler'le tanıştım. Bu tanışma beni çok etkiledi. Böylelikle bir Müslüman hanımın hem modern, hem kültürlü, hem de örtülü olabileceğini gördüm."

Emine Gülbaran
15 yaşında örtündü.

Okuldan ayrıldı.

HAYRÜNNİSA GÜL


Abdullah Gül'ün annesi Adviye Hanım, gelini olmasını istediği Hayrünnisa'yı Kayseri'de bir akraba düğününde gördü.

Hayrünnisa 14 yaşındaydı. İstanbul'da Çemberlitaş Ortaokulu'nu yeni bitirmişti. Takdirname almıştı. Liseye başlayacaktı.

Abdullah Gül 29 yaşındaydı. Sakarya Üniversitesi'nde asistandı. Gül Ailesi, Özyurt Ailesi'ne görücüye gidip Hayrünnisa'yı istedi.

Aileler anlaştı. Ama ortada sorun vardı. Medeni Kanun, 14 yaşında bir kızın evlenmesine izin vermiyordu. Hayrünnisa'nın 15'ini doldurması beklenecekti.

18 Ağustos 1980.

O gün Hayrünnisa'nın yaş günüydü.

O gün yasal engel kalktı.

O gün 30 yaşındaki Abdullah Gül ile 15 yaşındaki Hayrünnisa Özyurt evlendi.

Ve o güne kadar başı açık olan Hayrünnisa, işte o gün, evlendiği gün tesettüre girdi.

Okuldan ayrıldı. Artık ev kadınıydı.

ZEYNEP BABACAN

Hacettepe Üniversitesi Mütercim Tercümanlık Bölümü öğrencisiydi.

İleride eşi olacak Ali Babacan'ın üç kız kardeşi Betül, Tuğba ve Merve ile yakın arkadaştı.

Ali Babacan öğrenimini tamamlayıp ABD'den döndü.

Babası Hilmi Babacan, oğlu Ali'nin evliliğini şöyle anlattı:

"Amerika'dan dönünce Ali'nin kız kardeşleri, kendi arkadaşlarının arasından birini belirledi ve 'Ağabeyciğim, şu kız (Zeynep Yurter) senin için uygundur' dediler. Biz de Allah'ın emriyle istedik. İstediğimiz gün de kabul edildi. Kız kardeşleri, Ali'nin kendi karakterini ve nasıl birini istediğini bildikleri için mevcutların içinde sana bu uygun dediler. Biz de görücü usulüyle gittik, baktık ve beğendik."

Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne taşıyacağı söylenen genç Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın evliliği görücü usulüyle böyle gerçekleşti.

Evlenmesiyle birlikte Zeynep Yurter örtündü.

Ev hanımı oldu.

Uzatmayayım...

Hayati Yazıcı'nın eşi Selma; Hüseyin Çelik'in eşi Şahsenem; Mehdi Eker'in eşi Yasemin; Faruk Çelik'in eşi Beyhan...

Liste uzayıp gidiyor.

AKP çevresi diyor ki; kızlarımız-kadınlarımız tesettüre girmeye kendileri karar veriyor!

Ne yazık ki türbanı "özgürlük sorunu" olarak gören entellerimiz de öyle düşünüyor.

Ama hayat öyle demiyor işte.

AHSEN UNAKITAN

Edirneliydi ailesi; merkeze bağlı Musabeyliği Köyü'nden. Orta halli Eral Ailesi'nin kızıydı. Mandolin ve piyano çalmayı küçük yaşta öğrendi. Tenis oynamayı seviyordu.

Öğrenim hayatında hep başarılıydı. İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.

Avukatlık yapmaya başladı. Solcuydu. 1971 yılında Maliye Bakanlığı'nda Hesap Uzmanı olarak çalışan Kemal Unakıtan ile evlendi. Edirne'den çocukluk arkadaşıydılar. Bir gün...

Yolda gördüğü bir işportacıdan eşarp aldı.

Örtündü.

Avukatlığı bıraktı. Ev hanımı oldu.

Eşi bakan olunca, örtünme modelini değiştirdi; türbanı kulaklarının arkasından bağlayarak kendi tarzını yarattı.

Türban, Eral Ailesi'ni böldü.

Bugün Eral Ailesi'nin çoğu hálá solcu.

MÜNEVVER ARINÇ

Yıl 1978.

Ankara Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulu Giyim Bölümü'nden, 5 üzerinden 4.5'la mezun oldu. Okulun en başarılı öğrencisiydi.

Münevver Tay, üniversite yıllarında modern giyimiyle dikkat çeken biriydi. Bir de yardımseverliğiyle tanınıyordu. Kırşehir Kaman'da öğretmenlik yapmaya başladı.

Manisa MSP İl Başkanı Avukat Bülent Arınç, hemşerisi Münevver Öğretmen'i partisinin önde gelen isimlerinden İsmail Tay'dan istedi. Münevver Tay öğretmenliği seviyordu. Evlenmeyi şimdilik düşünmüyordu.

Ancak...

Babasının ısrarına fazla karşı koyamadı. Ve evlendi. Damat Bülent Arınç 31, gelin Münevver Tay ise 22 yaşındaydı. Öğretmen Münevver Tay evlenince ev hanımı oldu; tesettüre girdi.

Öğretmenliği bıraktı. Çok sevdiği öğretmenliği ancak bir yıl yapabilmişti.

SEMİHA YILDIRIM

O da öğretmendi.

Eşi; Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Erzincan Refahiye İlçesi Kayı Köyü'nden akrabasıydı.

Görücü usulüyle evlendiler.

Evlenince o da öğretmenliği bıraktı.

Örtündü.

Ev hanımı oldu.

GÜLTEN ÇİÇEK

Ailesi Yozgatlıydı. Yozgat ile Yerköy arasındaki Saray İlçesi'nde öğretmenlik yapıyordu. Cemil Çiçek ise Yozgat'ta avukattı. Görücü usulüyle evlendiler.

Gülten Hanım'ın öğretmenliği sadece beş yıl sürdü. Örtündü. Ev hanımı oldu.

FATMA Ş. AKDAĞ

Fatma Şeyda, Erzurum Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ikinci sınıf öğrencisiydi.

Babası subaydı.

Başı açıktı.

Nesrin Akdağ, müstakbel gelinini Erzurum'da bir toplantıda görüp beğendi.

Oğlu Recep Akdağ, Erzurum Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirmiş; üniversitede kariyer yapmıştı. Bekárdı.

Akdağ Ailesi, Ordu'ya gidip Fatma Şeyda Hanım'ı ailesinden istedi.

Evlendiler.

Fatma Akdağ, okulu yarım bıraktı.

Tesettüre girdi.

Ev hanımı oldu.

MEHTAP GÜLER

CHP Muğla Milletvekili Hasan Fehmi İlter'in kızıydı. Annesi Sevilay İlter ressamdı. DSP'li, eski Dışişleri Bakanı Sina Şükrü Gürel ile kuzendiler.

Hilmi Güler, ODTÜ'den Metalürji Mühendisi olarak mezun oldu. Aynı üniversitede yüksek lisans, doktora yaptı. TAŞ-TUSAŞ, MKEK, ETİBANK, İGDAŞ kurumlarında üst düzey görevler aldı. 33 yaşındaydı. Mehtap İlter ile tanıştı. Flört ederek, 1981 yılında evlendiler.

Babası Hasan Fehmi İlter bu mutlu olaya şahit olamadı; çünkü üç yıl önce vefat etmişti. Mehtap Güler evlenince örtündü. Çalışmayı bıraktı, ev hanımı oldu.

SANİYE ŞAHİN

Mehmet Ali Şahin ile Saniye Şahin teyze çocuklarıydı.

Mehmet Ali Şahin, Başbakan Erdoğan'ın İstanbul İmam Hatip Lisesi'nden okul arkadaşıydı.

Memleketi, Karabük'ün Ovacık İlçesi'ne bağlı Ekincik Köyü'nde 1.5 yıl imamlık yaptı.

Teyzesinin kızı Saniye ile evlendi.

Bu akraba evliliğinden midir bilinmez; oğulları Fatih Şahin zihinsel engelli doğdu.

Mehmet Ali Şahin sonra İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirme başarısını gösterdi.

Sonra siyasetin merdivenlerini hızla tırmandı.

En büyük destekçisi ise eşi; ev hanımı Saniye Şahin'di.

akpPolitikacıların üniversite bitiren kızları neden çalışmıyor

BÜYÜK olasılıkla, üniversitelerde türban serbest olacak. Herkes merakla bekliyor, sonra ne olacak?

Deniliyor ki, "mahalle baskısı" gibi üniversitelerde "türban baskısı" olacak; özellikle Anadolu'daki üniversitelerde başı açık kız öğrencilere örtünme baskısı gelecek.

Bu olabilir mi? Evet olur. Bitmedi. Meselenin bir başka yönü daha var:

Türbanlı kızlarımız üniversitelere girince ne olacak? Söyleyeyim:

Çok iyi okuyacak, çok başarılı olacak ve okullarını hep dereceyle bitirecekler. Peki, sonra ne olacak?

Ne olacak biliyor musunuz; evlenip, ev hanımı olacaklar!

Bunu da nereden çıkardınız demeyin. Gelin Türkiye'yi yöneten birkaç politikacının kızlarına bakalım:

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kızı Kübra, Bilkent Üniversitesi'ni bitirir bitirmez evlendirildi. Çalışıyor mu, hayır!

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kızı Esra, ABD'de Indiana Üniversitesi'nde okudu. Çalışıyor mu? Hayır. Başbakan'ın diğer kızı Sümeyye çalışıyor mu; hayır!

Milli Görüş'ün lideri Necmettin Erbakan'ın kızları; Elif Bilkent Üniversitesini bitirdi, Zeynep ise ODTÜ'yü. Üstelik "başları açık okudular" diye parti içinde muhalif sesler çıkmıştı. Peki, bugün çalışıyorlar mı; hayır! Evlendiler, çocuk yaptılar. Yani ev hanımı oldular.

Enerji Bakanı Hilmi Güler'in kızı Ayşe Şeyma da Gazi Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nü bitirir bitirmez, eski Orman Bakanı Osman Pepe'nin oğlu İsmail ile evlendirildi.

Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Bilkent Üniversitesi'ni bitiren kızı İclal'i hemen evlendirdi.

Ulaştırma Bakanı Binalı Yıldırım'ın kızı Büşrah...

Listeyi uzatmaya gerek var mı?

Çok merak ediyorsanız; daha yaşları küçük olan Büşra Şahin, Zişan Güler, Büşra Çelik'i medyadan takip ediniz. Onlar da ablaları gibi üniversiteyi çok iyi dereceyle bitirecekler ve sonra hemen evlendirilecekler.

Niye?

Bu gencecik kızlarımız üniversiteyi bitirir bitirmez, çalışmalarına fırsat verilmeden neden hemen evlendiriliyor?

Şimdi derler ki, "Sana ne, bu da bir özgürlük sorunu".

Öyle ya...

Aslında tüm bunlar; özgürlüğün tesettüre sokulması değil mi?




soner yalçın
 
 
 

 
 
neden bizim dindar erkeklerimiz kadınları engelleme konusunda bu kadar başarılı anlayabilmiş değilim... bu hatunların hepsi aşk için mi tesettüre girip mesleklerini bıraktılar yani...bazen türban yasağını hakkediyoruz gibi gelio....okadar emek ve oku didin çalış gidip evlensinler herşey yarım kalsın... sırf bu yüzden sol kesimin dilinde maskara oluyoruz bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye...  >:(

ya okuma ya da evlenme o zaman...
sizin de ne istediğiniz anlaşılmıyor
ama ben de sana katılıyorum.
niye okuyorsunuzki?

kendi adıma edindiğim tek felsefe iki hadisi şeriften ibaret....

bir ilim çinde de olsa gidin alınız...
iki  ilim okumak her müslüman erkek ve kadına farzdır...

bu gayet yeterli benim için...

çalışmaksa günümüzde insan ilişkileri ve ekonomik kaygılar için gayet luzumlu...

kim kendi alnının teri ile parasını kazanıp helal rızık yemek istemez ki.. bir bayanın da böyle bir fikre sahip olması gayet doğal...tesettürlü de olsa... ayrıca günümüz erkekleride demek ki biraz eksikler ki bayanlar çalışmak için bir zorunluluk hissediyorlar...

o 2 hadisin başımız üstünde yeri vardır.
bir kadının değil çin e ilim almaya gitmesi, mahremi olmadan uzun yola hacca gitmesi caiz değildir.
2. hadisteki ilim fen ilimleri sosyal ilmler değildir din ilimlerdir.yanlış mı biliyorum?

yanlış biliyorsun... talimül müteallim isimli kitabı açıp okursan ilmin en efdalinin din ilmi olduğunu ama diğerlerinin de okunması bilinmesi gerektiği konusunda uyarılar olduğunu  göreceksin.. bu kitapta günümüz kuran eğitimi veren usrlarda okutulmaktadır...sahihtir..

açıkçası fen ilimlerinin küçümsemesini de kınıyorum... bir zamanlar osmanlının fen ilimlerinde ne kadar ileriye gittiği konusunda hepimiz övünürüz ama icratımız yoktur... bu ülkenin müslüman inançlı halkının gözünü gerçeklee açıp ciddi anlamda dirilmesi lazım...yoksa ezilmek kaderimiz olmaya devam edecek...

fen ilimlerinin farz olduğu mu söyleniyor?ben şimdiye kadar öyle bilmiyordum.orada yazılandan o da "farz"dır diyebilir miyiz?yoksa farz olsa gerek mi ?

fen ilimlerini küçümseyenleri ben de kınıyorum.

şu evlilik konusunda benim düşüncem, dışardan bakıp yorum yapanlara,burada bu yazıyı yazan, başka bişey yemek düşer.
kadının kocasıyla arasındaki şeyden bize ne?niye bunu dert ediyoruz yaw.

üniversite okuyup ev hanımı olmak bana da çok mantıklı gelmiyor.üniversite okumak kadını daha iyi anne daha iyi bir eş mi yapıyor?ben öyle düşünmüyorum.maalesefki "sosyal" olarak kendini daha iyi görme isteği olduğunu düşünüyorum.sanki üniv okuyan allame oluyor.
ünivi bitirir bitirmez evlendirilme muhabbeti benim de hoşuma gitmiyor fakat elalemin derdir bizi germemeli.

bazen türban yasağını hakediyoruz gibi geliyor demek, seneler önce filistinlilerin osmanlıyı "satması" ve şimdi de bunun cezası olark israil belasıyla karşı karşıya gelmesi gibi bir mantık uyandırdı ben de.yani böyle düşünürseniz, böyle yaparsanı bu yasağı, cezayı hakedersiniz gibi anladım.düz bir mantık yürüttüm sanırım, bana da ikinci durum mantıklı gibi geldi.
fakat hak olan bunlar mıdır?
eğer öyleyse şun dünyada 1 dk daha yaşamaya bizim de hakkımız olmazdı sanırım.

çokda önemliydi tesettüre girme hikayeleri...
şurada bir şehit ailesinin hikayesini bu kadar yüceltmezsiniz...
sizin için tek bilim din en önemliside o ...
yaa kullandığınız araçlar,evlerinizde ki elektronik aletler en basitinden cep tlfonları ve bilgisayarlarınız bunlar hangi bilimle yapılıyor :-X
dünyaya insanlığa katkınız ne, iyi insan olmanın ölçütüne siz mi karar vereceksiniz?
şeriatın hüküm sürdüğü ülkelerin insanlığa katkısı ne?
elhamdürüllah bende müslümanım şimdi bana kalkıpda kuranı örnek göstermeyin çünkü kuranın bir sürü yorumu var alet etmeyin kuranı kendi içine kilitlenmişliğinize...


Olayı , başı örtülü bayanlar eşleri tarafından çalıştırılmıyorlar ya da evlendikten sonra inzivaya çekiliyorlar ,çalışmak istemiyorlar  şeklinde algılamak neden ki? Yani başı açık olup  çalışmayan bir sürü bayan  da var? Ama nedense çalışmama durumu baş örtülü biri bahis konusu olduğunda farklı şekilde değerlendiriliyor.. Belki de tercih durumudur..

Başı açık bir bayan olarak şunu söyleyebilirim , 8 yıldır çalışıyorum, şu tarih itibariyle hiç kıvırmadan ,  idealizm yapmadan kendimle ilgili söyleyebileceğim en yalın gerçek şudur. Ne aldığım akademik eğitimi ziyan etmemek için ne de ülkeme , milletime faydalı üreten bir birey olmak için çalışıyorum. Çalışıyorum çünkü kiramı ödemem, temel ihtiyaçlarımı karşılamam, hayatımı idame ettirmem gerekiyor. Her ayın belli bir günü banka hesabıma yatan maaşım dışında çalıştığım işinde bana en ufak bir katkısı yok. Eğer maddi yönünü göz önüne almazsak hayatım için tamamen zaman kaybı, her şeyi ertelememe neden olan, beni yaşamın gerçek gayesinden uzak düşüren oyalanmadan başka bir şey değil..

Maddi kaygılarım olmasaydı ben de çalışmazdım. Çünkü yaşamamın gerçek gayesi sabahın köründe başlayan bir koşuşturmayla bütün gün evraklar arasında kaybolup , yorgun bir beyinle  uyuşmuş hale gelmek değil. İşten çıkıp eve geldiğim zaman o kadar yorgun oluyorum ki, bütün gün insan kalabalığından bezgin düşüp evde kimseyle iki çift laf etmek, gününüz nasıl geçti diye sormak bile istemiyorum. Bilakis iş yerinin tüm gerilimiyle yüklü bir trafo merkezi gibi evde onu bunu yüksek voltajla çarpıp duruyorum sadece..

Böyle geçen bir hayat içinde insan yaşamın gerçek gayesini ne kadar idrak eder ki? Beynimin bunu sorgulamaya vakti oluyor mu ki?

Neticede konuyu toparlayacak olursam başı açık ya da kapalı çalışıp çalışmamak insanın kendi tercihidir ve hayattan ne istediğiyle , neyle yaşamak istediğiyle alakalıdır bence, ayrıca, öğrenen, üreten, çalışan bir beyinin göstergesi de  sabah  8.00 akşam 17.00 mesai  kriteri değildir. Yani bir bayan bir kurum çatısı altında bir meslek icra etmiyor diye , yok fen bilimlerine önem vermiyor, yok hayatı boş geçiriyor diye etiketlemek saçma bence. Fiili olarak çalışmıyor olması beynini çalıştırmadığı anlamına gelmez.
Başkalarının anlattıkları, yazdıkları değil..
Mitler, efsaneler, dinler değil..
Güvenebileceğin tek şey kendi aklın ve vicdanındır.

site admini başlığa bak tesettür vurgulanmış başlığı açan vatandaşda muhtemelen daha konuşmayı bile bilmeyen bir çocuğun örtülü görüntüsü (resim gerçek olmas<a bile)var amaç belli ,konuyu okudum admin amacınızda belli tesettürü övmek üni mezunu çalışmıyormuşda cart curt...
yazdığımı iyi anlamışsın zoruna gitmiş
'yrıca yüceltilmiş olsa bile konunun şehitlerle alakası ne? sen bu konuyu yücelten birinin şehitleri yüceltmeyeceğini nerden biliyorsun? herkes ayrı bir kahin, herkes ayrı bir fikir okuyucu kesildi başımıza. Allah sonumuzu hayretsin.'
doğru ALLAH sonumuzu hayretsin sizin gibi din tüccarlarından kurtulalım...
hepiniz bir peygammer havasıyla din satıyorsunuz din öğretiyorsunuz...
elhamdulillah müslümanım admin (allah benim kalbimdekileri biliyor)

Kalbinizin iyi olması bizi ancak memnun eder, Allahın cennetinde herkese yer var.
İman çok ince bir çizgidir. Bu çizgiyi aştığımız zaman tehlikeli bölgeye girersiniz. Bu da bizi cennetten alıkoyar, Müslümanlıktan çıkarır. Bir ülkenin şeriatla idare ediliyor olması Müslümanlığın kötülenmesine yer vermemeli. Burada konu toplumların ve devletlerin Müslümanlıkla ilgisi ve yakınlığından ziyade, bireyseldir. Allah herkesi yaptıklarından, yapması gerekenlerden, yapamadıklarından ayrı ayrı yargılayıp mizana koyacaktır. Hanımların başını örtmesi farzdır.
[ “Ey peygamber, eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, cilbablarını üzerlerine sıkıca örtsünler. Böylesi onların (iffetli olarak) tanınmaları ve rahatsız edilmemeleri için daha elverişlidir” Ahzab/59
“Başörtülerinin bir kısmını yakalarının üzerine vursunlar” Nur 24/31
Hadi bunların yanlış yorumlandığını söylediniz, o zaman tarihe dönüp de bir bakın. O ayet indikten sonra Peygamber Efendimizin hanımları örtünmüş mü örtünmemiş mi? Örtünmüş! O zaman tartışmaya ne hacet! ]

Bunun devletle de ilgisi yoktur. Yani bireysel bir konudur! Bu konudaki Allahın emrini inkar eder de veya hafife alır da “Ben de Müslümanım!” derseniz, korkarız ki iman çizgisinden çıkmış olursunuz.
Müslümanlık şüphesiz herhangi bir şart öne sürmeden iman etmeyi gerektiriyor. Bunun için lütfen siyasetten, hissi duygularınızdan, birilerine olan kızgınlığınızdan, gözünüze hoş gelenden ya da gelmeyenden, birilerinin kışkırtmasından arınarak, Allaha olan inancınızın da sarsılmaması için konuyu araştırınız. Günahkar olabilirsiniz, Allah bütün günahları affeder. Ancak dinin bir kısmını inkar edip, bir kısmını kabul etmemek, Müslüman olmamızı engellediği için, baş örtmek gibi emirleri yapamasak bile, yaptıramasak bile, hoşumuza gitmese bile, bir inanç meselesi olabileceği için “YA HAYIR SÖYLE YA SUS!” emrine uyarak, sesimizi yükseltmemeliyiz, kafaları karıştırmamalıyız. Saygılar…

herkes benim gibi düşünmek zorunda değil- herkes sizin gibide düşünmek zorunda değil...
bırakında herkes kendi seçimini yaşasın türkiyenin yüzde 99 müslümansa yüzde 99 da kuranı okumuşdur nasıl davranması gerektiğini bilir kendi seçimidir...cennet cehennemin ne olduğunu biliyordur...
Cappystarj0e sen ilk önce kendi nickini türkçe yap...ahh doğru ya senin gibi çakma entellerin türkçe nickimi kullanarak beni küçük düşürmeye çalışacakları hiç aklıma gelmedi...
ayrıca site admini konuya sen dahil olmuşsun tabi mecburiyetten adminsin ya
'konuyu açan üyenin profilindeki resimden yola çıkıyorsun amaç belli diyorsun. neyin amacı? amaç neymiş merak ettim. hem herkesin bir amacı olabilir. neden yadırgıyorsun ki? yani bu ülkede istediğim kişiye övgüler yağdıran bir yazı yazabileceğim gibi, tam tersine (belli kurallar çerçevesinde) yerin dibine sokacak bir yazı da yazabilirim. Neden bu sana farklı geliyor?'
eğer gerçekden böle düşünüyorsan benim yazdıklarıma neden yanlış buluyorsun ????bende sevmedim anlatılmak istenenleri eleştiriyorum...yazdıklarımın neresi kabadayılık ne alakası var...
kabadayının üç anlamı:
 1 .     İyi dövüşen, korkusuz, kendine özgü namus kurallarının dışına çıkmayan kimse:
       "Ramazan, sertliği, zulmü ile ün salmış bir kabadayı idi."- H. E. Adıvar.
2 .   sıfat, mecaz  Yürekli:
       "Doğrusu kabadayı çocuktur."- .
3 .   halk ağzında  Bir şeyin en iyisi, başta geleni:
       "Bunun en kabadayısı yüz bin lira.
bunları öğren çakma entel kelimeleri yanlış kullanma
ayrıca bu konu tartışma başlığı altında açılmış size  üslupum sert geldi...



ya benim profilimde size batan nedir acaba sürekli zikretmişsinzi... alttaki imzadan bahsediyorsanız bir grafik tasarım bunun nesi ilginç yada benim kişiliğimi gösterir anlayamadım...

onu geçtim sadece sen misin bu milletin kimliğini benimsemiş şahsiyet..o kadar meraklısın şehitlere de söylesene nerde yaptın askerliğini...

hoş ayrıca bu konuda hürriyet gazetesinin pazar ekinden alıntıdır... azcık fikretsen ne kimsenin övüldüğünü ne de sövüldüğünü görürsün...

ayrıca paşa beyimizin hoşuna gitmediği diyede bazı şeyleri tartışmaktan vazgeçmeyeceğiz ya...

konu hakkında beyan edecek bir sözün yoksa (ki bu gayet aşikar ) da edebini bilip susacaksın... ama gel gör ki heyhatttt...

üstadın dediği gibi ne sinan bulabiliriz sendeki yıkımı düzeltip onaracak ne de fikri zenginliğinin gelişmesi için süleyman... :D >:(

imzandan değil canoş daha önce avatarında bulunan başörtülü küçük kızdan bahsediliyor.

yaramaz arkadaşım Kuran'ı okuduğunu söylüyorsun okumuşsun okumuşsunda malesef anlayamamışsın. senin dediğin bilimi insan bulmuştur fakat insana o aklı verende Allahtır. Allah istemeseydi sen bugün burda bunları yazıyor olamazdın çünkü ne elektrik olurdu ne bilgisayar bu ne demek bilirmisin? bütün alem ve senin o dediğin yüce bilim Allahın eseridir aslında buda inanmakla alakalıdır gerçekten inanan insan bunun bilincede olur. yani görmesini bilene, bilim ve din içiçedir.

iyi insan olmanın kriterlerini ne ben nede başkaları belirleyemez buna bilimde dahil. bunu ancak Allah ve Kuran belirleyebilirki zaten kimse kimseye kötü insandır demiyor. konuyu nasıl bu kadar dallanıp budaklandırdın bizide böyle konuşturuyosun vAllahi bravo sana, ama seninde dediğin gibi belli kurallar çerçevesinde seni eleştiriyorum ki boş konuşuyosun.

ben merak ediyorum arkadaş, nasıl başörtüsü örtmeye karar verdiklerini merak ediyorum. benim bu merakımı giderme hakkımı engelleyebilirmisin? engelleyemezsin böyle bi hakkın yok, ozaman bu konu hakkında garip eleştriler yapmayada hakkın yok. bu forumda bana luzumsuz gelen onlarca konu var, ben gitsem sana hoş güzel gelen ama bana göre hoş olmayan konuya senin gibi çokta önemliydi konu bu ne ya hava civa desem düşünce özgürlüğü cart curt konuşur durursun.

bak bana öğretilen belkide doğuştan verilen birşeyden bahsedicem sana empati hoşgörü. hoşgörmediğin sürece hoşgörülmezsin.

ayrıca avatar mevzuuna gelirsek küçük bir kız çocuğu bütün masumiyetiyle başında örtü objektiflere takılmış resmedilmiş. bunda nasıl bir amaç gördün nasıl anladın nerden anladın bu kadar insan topluca aptalız aramızda bi sen akıllı çıktın hemen amacı çaktın ;)


sen aynı tepkiyi israilli çocukların filistinin üzerine atılmak üzere hazırlanan füzelere yazılar yazdığı müslümanlara lanetler yağdırdığı resme verdinmi? vermediysen eğer şuanda bu kadar şeyi yazdığım için bile üzülüyorum çünkü boşa yorulmuşum demektir.

şehit aileleri konusuna gelince, biliyormusun benim milyonlarca abim kardeşim babam kuzenim yeğenim Çanakkalede Sakaryada Kurtuluş savaşında Şırnakta Mardinde Diyarbakırda şehit olmuştur ve ben hala bunun yasını tutarım. ve sen kalkmış nene hatunlar yetiştiren bir milletin evlatlarına iftira atıyosun. açtınmı bir şehit ailesiyle ilgili konuda cevapsız kaldı? açtınmı bir şehit haberi? ne biliyosun buradaki insanların bağrının yanmadığını? senin iftira attığın insanlardan birinin kuzeni şuan askerde komando ve bende şehit torunuyum sen kim oluyorsunda bilip bilmeden yorumlar yapabiliyosun?

şehit falan diye demagoji yapıp insanların aklını bulandırma. çık doğru düzgün ben bu konuyu beğenmedim de eleştrini yap tartışcaksan insanların damarına basmadan tartış!

******


konuya gelirsek, canoş bazı yerlerde seni haksız buluyorum canım, üniversite okumuş olmak illada çalışmak anlamına gelmez. bende eğer Allah nasip ederse evlenir bi çocuk sahibi olursam çalışmayı düşünmüyorum. çünkü çocuğum benim çalışmamda daha önemli diye düşünüyorum. ama bu benim düşüncem herkes böyle düşünmeye bilir. evlendikten sonra kapanma olayıda ayrıca bir tartışma konusudur eğer gerçekten inanmışsa ve ben artık başörtülü olmak istiyorum diyosa amenna ama sırf kocası istedi diye kapanmışsa bunda bi riyakarlık var demektir ki buna dayanmakda zor iş zaten yıllardır böyleler demekki inanmışlar.

türban başörtü vs adı her ne olursa olsun, hiç birşey yasağı haklı göstermez. sol kesim "özgürlük" "düşünceye özgürlük" diyorsa bizlere dil uzatamaz. ben böyleyimdir sen öylesindir. muhakkak doğru şekli vardır ama herkes yapamaz nefis denen bişey var çünkü. herkesin nefsi herşeyi kaldıramayabilir.

ayrıca okumuş anneyle okumayan anne arasında dağlar kadar fark vardır. benim annemde babamda okumamış yani bi diplomaları yok ortaokul mezunu falanlar herhalde, ilkokulda olabilir. ama annem en az bi üniversite mezunu kadar genel kültüre sahiptir. çünkü sürekli kitap gazete ve dergi okur. benden çok siyasi bilgisi vardır. ama babam ne kitap okur ne gazete ve ben annemle daha iyi babamla daha kötü anlaşırım. annem şimdiki aklım olsa okurdum diyor. bunu diyosa eğer bi bildiği var demektir. ( şunuda belirteyim; sadece okumakla olmaz iyi ebebeyn olmak dünya görüşüylede alakalıdır bence )

açıkçası bir bayanın tesettürlü olsun yada olmasın eğitim alıp belirli bir dünya görüşü edinmesi gerektiğini üstüne basa basa savunuyorum.hele tesettürlü bir bayana muhakkak elzem bir konu.en basiti insanların eğitilmesi bir meslek sahibi olması öyle yada böyle kişinin toplum içinde edindiği duruştur.kendine güvendir.

bizim açımızdan bakıldığındaysa birilerinin;

 bu inananlar cahildir kim ne derse inanır vur ensesine al lokmasını diyebilmesine engeldir.ve bu tabuların yıkılmasınıda canı gönülden istiyorum.bu brokrat hanımlara kızmamın sebebide bu... kendi fikri görüşlerini insan birilerine anlatmadan savunmadan saygı görmesi olanaksız. bu gün bir ayşe böğürler fatma karabıyık barbarosoğlu ve daha bir çok tesettürü ile çalışan bu ülkede söz sahibi olan bir çok kadının desteklenmesinden yanayım.

en basiti bir erkek eşinin bir bayan doktora görünmesinden mi daha çok hoşnut olur yoksa erkek bir doktora mı ? tamam dinen caiz ama yine de ne olursa olsun bir bayanın bu işte yardımcı olmasını ister.

ya da diğer mesleklerden de örnek verebilirim...ama yok kişi ben evimde oturucam kocam bana bakacak çocuğumu büyütecek diyorsada kendi bileceği iş. ;)


çünkü bu ülkenin inançlı ve kendisini ifade edebilen insanlara ihtiyacı var!


 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; AKP'nin Tesettüre Girme Hikayeleri hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri AKP'nin Tesettüre Girme Hikayeleri siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com