Ashâbın Resû»lullah'a Aşkı

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 




Ashâbın Resû»lullah'a Aşkı

  Cenâb-ı Hakkın Habîbi, beşeriyetin halâskârı ve kâinâtın yegâne efendisi bulunan Hz. Muhammed (s.a.v)i sevmek, her mümin için dînî bir vecîbedir. Allah Teâlâyı seven herkesin onu sevmesi ona muhabbet duyması dînî bir vazîfe ve haslettir. İşte bu sevgi, muhabbet duygusu Ashâb-ı Kirâm arasında aşk derecesine ulaşmış bulunuyordu. Bu sebeple onlar; itâatin en kâmilini, fedakârlığın en üstününü ve teslîmiyetin en asîlini Resû»l-i Ekrem (s.a.v)e karşı göstermişlerdir.
  Onlar ışığın etrafında dönen pervâneler gibi, Resû»lullah (s.a.v)in etrafını kuşatırlar ve sohbetinden istifâde ederlerdi. Hatta o dereceye gelmişti ki, dünyalık rızıklarını teminden hemen sonra Resû»lullah (s.a.v)e koşuyor, kendisini evinin kapısında bekliyorlardı.

Ashâb-ı Kirâm (r.anhüm) kalplerinde volkanlaşan sevgi ile en yüce örneklerini sergilemişlerdir. "Fedâke ebî ve ümmî yâ Resû»lAllah!" cümlesini dillerinden düşürmezlerdi. Allah Resû»lünün huzû»runda kazandıkları îman nû»ru ile Peygamberimiz (s.a.v)e o derece yüksek bir sevgiyle bağlanmışlardı ki, onun yanında ayrılmayı hiç arzu etmezlerdi. Hayâtî ihtiyaçları ve ev işlerini görmek için ayrıldıkları zamanlarda bile kalpleri Resû»lullah (s.a.v)in huzû»runda kalırdı. Bu gibi çalışmalar sebebiyle muhabbetin hafiflemesini, îman zayıflaması şeklinde değerlendirenler oluyordu.

Hanzala b. Rabi böyle bir endîşenin içinde kıvranmaktaydı. Ziyâretine gelen Hazret-i Ebû» Bekir (r.a) ona; Nasılsın? diye hatır sormuştu. O; Hanzala münâfık oldu! diye cevap verdi. Sıddîklar zümresinin serdârı hayretler içinde kaldı ve; Bu ne biçim söz!? dedi. Hanzala (r.a) şöyle ifâde etti: Resû»lullah (s.a.v)in huzû»runda bulunuyoruz. O bize cennet ve cehennemden bahsederken orayı gözümüzle görür gibi oluyoruz. Resû»l-i Ekrem (s.a.v)in huzû»rundan çıkıp zevcelerimizin ve çocuklarımızın işleriyle meşgû»l olmaya başlayınca çoğunu unutuyoruz dedi.   
Hazret-i Ebû» Bekir (r.a) onu aldı ve Resû»lullah (s.a.v)in huzû»runa vardılar. Hazret-i Ebû» Bekir (r.a) durumu Resû»lullah (s.a.v)e olduğu gibi anlattı. Resû»lullah (s.a.v) ona şunları söyledi:

Nefsim (kudret) elinde bulunan Allaha andolsun ki, huzû»rumda olduğunuz hâl üzere ve zikre devâm edebilmiş olsaydınız, yataklarınızın üzerinde bulunurken ve yollarınızda yürürken melekler sizinle musâfaha ederlerdi. Lâkin ey Hanzala , bir saat (ibâdet), bir saat (işlerinizle meşgû»l) olun buyurdu.

Peygamber Efendimizi görmemiş kişiler Allah Resû»lü (s.a.v)nün dâmâdı Hazret-i Alî (r.a); Sizin Resû»lullah (s.a.v)e muhabbetiniz nasıldı? diye sormuşlardı.İlim şehrinin kapısı bulunan Hazret-i Alî (r.a); Resû»lullah (s.a.v) bize mallarımızdan, çocuklarımızdan, baba ve annelerimizden daha sevimliydi. O, susayan bir kimsenin, soğuk suya olan iştiyakından bize daha sevimliydi cevabını vermiştir.(Biz de susadık sana Ey Nebi..Vuslat ne zaman?  :'()

 Kısa vâdeli ayrılıklara bile tahammül edemeyen ashâb, fırsat buldukça onu görmeye can atarlardı. Bunlardan bir tânesi de Enes (r.a) idi. Ona olan aşkını şöyle ifâde ediyor: Hiçbir gece, Sevgili Peygamberimi görmeden yapamazdım. O, mâzîyi dile getirirken içinde bulunduğu dayanılmaz iftirâkın şiddeti ile hıçkırarak ağlamıştı.

 Hazret-i Ömer (r.a)ın oğlu ve ashâbın içerisinde ilmi ile söz sâhibi olan Abdullah (r.a), ne zaman Allah Resû»lü (s.a.v)nden bahsetse, gözlerinden ona olan aşkının tesiriyle aşk gözyaşları dökerdi.

  Hazret-i Resû»lullah (s.a.v)e hizmet etme şerefine erişmiş bulunan Sevban (r.a) bir gün; Ey Allahın Resû»lü (s.a.v), zâtınız bana ehlimden ve malımdan daha sevimlisiniz. Ben sizi hatırladığım zaman gelip de zâtınızı görmedikçe sabra muvaffak olamıyorum. Ben, kendi ölümümü ve sizin vefâtınızı hatırlardım. O zaman siz cennete girecek ve diğer peygamberlerle birlikte yüce makamlara yükseltileceksiniz. Ben cennete girsem bile, ebediyen sizi göremiyeceğim diye aşk ve sevgi kederini dile getirdi. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak şu âyet-i kerîmeyi nâzil etti:
Kim Allaha ve Peygamberine itâat ederse; işte onlar, Allahın kendilerine nîmetler verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehîdlerle ve iyi adamlarla berâberdirler. Onlar ne iyi arkadaştır.
Bu âyet nâzil olduktan sonra Ashâb-ı Kirâm efendilerimiz, bayram yapmışçasına sevinmiş, âhirette de Peygamberimizle buluşmanın aşk ve şevkiyle ağlaşmışlardı.

  Resû»lullah (s.a.v)in vefât etmesi üzerine, Ashâbın kederi son haddini bulmuştu. Onun sevgisiyle yanıp tutuşmak ve fakat onu görmemek... Bu, dayanılmaz hicran ile Zeyd b. Abdirabbihin oğlu Abdullah (r.a); Yâ Rabbi, benim gözlerimi âmâ kıl. Sevgili Peygamberimden sonra artık bir şey görmeyeyim! dedi. Ve oracıkta gözleri âmâ oldu.
 
 İşte Resû»lullah (s.a.v)e olan aşkları o kadar kuvvetliydi ki, Resû»lullah (s.a.v)siz bir dünya düşünmüyorlardı.

  Yine Resû»lullah (s.a.v)e âşık olanlardan Bilâl-i Habeşî (r.a), Resû»lullahın vefâtından sonra her nereye gittiyse onun geçtiği yerleri görüyor, onsuz bir dünyayı düşünemiyor ve Medîne sokakları ona dar geliyordu. Hazret-i Ebû» Bekir (r.a)den müsaade alarak Şam şehrine hicret etti. Bir gece rüyâsında Resû»lullah (s.a.v) ile müşerref olmuştu. Fahr-i Kâinat; Yâ Bilâl, bu cefâ nedir? Beni ziyâret etme vaktin gelmedi mi?... buyurmuşlardı. Bilâl (r.a) hüzün ve korku içinde yatağından fırladı ve devesine binip Medîne yolunu tuttu. Bilâl (r.a) Medîneye vardı ve gözyaşları içinde ziyârette bulundu ve gönlündeki volkanı gözpınarlarından akan yaşlarla teskîne çalıştı. Daha sonra Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin (r.anhümâ)yı bağrına bastı ve Resû»lullah (s.a.v)in kokusunu onlardan aldı. Peygamberimizin torunları, Bilâl (r.a)den ricada bulundular:
Yâ Bilâl, Resû»lullah (s.a.v) için okuduğun ezan gibi Mescid-i Nebevîde bir ezanını dinlemek istiyoruz dediler.
Allah Resû»lünün âşıkı bulunan Hazret-i Bilâl (r.a) Mescidin üstüne çıktı ve ezan okuduğu yerde durdu. Yanık yüreği ile; Allahu Ekber, Allahu Ekber diye ezan okumağa başlayınca, halk, zelzeleye tutulmuş gibi sokaklara fırladı. Ezanı devam ettiği sürece bu hâl daha çok şiddetlendi. Evlerden sokaklara dökülen insanlar; Yoksa Resû»lullah (s.a.v) mi dirildi? diye feryâda başlamışlardı. Medîne kurulduğu günden beri o günkü kadar çok ağlama görmemişti.

alıntı


 
 

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Ashâbın Resû»lullah'a Aşkı hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Ashâbın Resû»lullah'a Aşkı siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com