ilgiliforum facebook   ilgiliforum instagram   ilgiliforum youtube   ilgiliforum tumblr   ilgiliforum pinterest   ilgiliforum rss  

Ayak nedir? Ayak ne demek?

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 

Ayak nedir? Ayak ne demektir?

Ayak tanımı, anlamı:

  • Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta.
  • Vücudun belden aşağı bölümü.
  • Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste.
  • Bacak
  • Altılı ganyanda yer alan her bir koşu.
  • Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler.
  • Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri.
  • Halk edebiyatında uyak.
  • Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi.
  • Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri.
  • Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri.
  • Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü.
  • Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut.
  • Göl ayağı.
  • Basamak.
  • Futun küpü alınarak hesaplanan değer

"Ayak" ile ilgili cümle içerisindeki kullanıma örnekler

  • "Senin ayağınla köye akşama kadar varamayız."
  • "Ayağına bir pantolon çekti."
  • "İskemlenin bir ayağı kırık. Bu köprünün dört ayağı var."
  • "Dikme ayağı."
  • "Mânicilerin kafa yormadan buldukları ayaklar Cenap'ı şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükler." - S. Birsel

Ayak ile ilgili Atasözü, Deyimler, Birleşik Sözler veya Fiiller

  • Ayağı alışmak: bir yere sürekli gitmek.
  • Gömme ayak: Yarım ayak.
  • Ayak sürümek: verilen bir işi ağırdan almak. gönderilen yere isteği ile gitmemek.
  • Ayak ayak üstüne atmak: otururken bir bacağını ötekinin üstüne almak.
  • Düzayak: İçinde merdiven veya inilip çıkılacak bölüm bulunmayan (ev, yol). Özellikle Orta Anadolu'da oynanan bir halay türü.
  • Önayak: "Diğerlerine örnek olmak üzere bir işe ilk önce başlamak" anlamındaki önayak olmak deyiminde geçer.
  • Ayak topu: Futbol.
  • Ayak almak: ayak, çalınan çalgıya uymak.
  • Ayağına sıcak su mu, soğuk su mu dökelim?: seyrek gelen bir konuğa yarı sitem, yarı sevinçle söylenen söz.
  • (biri ötekinin) ayağının pabucu olamamak: değerce ondan çok aşağı olmak.
  • Ayağını yorganına göre uzat: "giderini mutlaka gelirine uydurmalısın" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ayağının (veya ayaklarının) altını öpeyim: "yalvarırım" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ayağına çabuk: Bir yere alışılandan daha kısa sürede gidip gelen.
  • Ayağına sıkmak: ayağına ateş ederek tehdit amacıyla gözdağı vermek.
  • Ayağı ile gelmek: kendi isteğiyle gelmek. emek çekilmeden elde edilmek.
  • Ayakları geri geri gitmek: bir yere gönülsüz, istemeye istemeye gitmek.
  • Ayağa kaldırmak: telaş ve heyecana düşürmek.
  • Ayağına kira istemek: gelmeye nazlanmak, üşenmek.
  • Ayağını kesmek: bir yere gitmez olmak, uğramamak. başkasını bir yere artık uğramaz duruma getirmek.
  • Ayağının bastığı yerde ot bitmez: "uğradığı yere bereketsizlik, uğursuzluk getirir" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ayağına (veya ayaklarına) kapanmak: alçalırcasına yalvarmak. bağışlanmak için yalvarmak.
  • Ayağının pabucunu başına giymek: dengi olmayan bir kimseyle evlenmek. değersiz bir kimseyi üstün bir yere geçirmek.
  • Ayak yapmak: birini aldatmak, kandırmak için dalavere çevirmek.
  • Ayağına düşmek: çok yalvarmak.
  • Ayağına üşenmemek: hamarat olmak, ayak işlerini bıkmadan, yorulmadan yapmak.
  • İkinci ayak: Altılı ganyanda yer alan ikinci koşu.
  • Tavşanayağı: Demir yollarında iki rayın kesişme noktasında bulunan parçalardan her biri.
  • Ayak basmak: bir yere varmak, ulaşmak. girmek, gelmek, uğramak. mesleğe girmek. bir yere bağlanmak.
  • Ayağına geçirmek: bir şeyi aceleyle giymek.
  • Ayak tenisi: Tekler, çiftler ve üçlüler biçiminde kategorileri bulunan, file bölünmüş sahada, ayakla atılan servisle başlayan ve servisin karşılanması dışında topun yere değmeden ayakla vurularak karşı sahaya gönderilmesi esasına dayanan bir oyun türü, futbol tenisi.
  • Ayak atmak: girmek. ilk kez gitmek.
  • Ayağı yerden kesilmek: ayağı yere değmez olmak. bir taşıta binip yaya yürümekten kurtulmak. çok mutlu olmak.
  • Ayak almadık taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz: "insan, yaşamı boyunca çeşitli engellerle ve güçlüklerle karşılaşır" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ayak perde: Âşık sazındaki sap üzerinde olan en sonuncu perde.
  • Ayak tedavisi: Ayakta oluşan bir hastalığın veya rahatsızlığın tedavisi.
  • Yalın ayak: Ayakları çıplak. Çıplak ayakla.
  • Ayağının türabı olmak: bir kimse başka bir kimseye kul gibi bağlanıp onun her emrini yerine getirmek.
  • Ayakaltı: Gelip geçenlerin çok olduğu yer. Ortalık.
  • Birinci ayak: Altılı ganyanda yer alan ilk koşu.
  • Ayağı düze basmak: güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek.
  • Ayağı (veya ayakları) suya ermek: bir gerçeği anlayarak aklı başına gelmek.
  • Ayak kirası: Ayak teri.
  • Danaayağı: Yılanyastığıgillerden, yaprakları lekeli bir bitki (Arum).
  • Ayağını bağlamak: engel olmak.
  • Ayak uydurmak: yürüyüşte adım atışını başkalarınınkine uydurmak. ayak açmak. kendi gidiş ve davranışını başkasınınkine benzetmek
  • Ayağına bağ olmak: birinin bulunduğu yerden ayrılmasına veya yaptığı işi sürdürmesine engel olmak.
  • Sacayak: Sacayağı.
  • Üçayak: Fotoğraf makinesi, televizyon kameraları vb. aletlerin üzerine oturduğu üç ayaklı düzen. Sacayağı. Bir halay türü.
  • Ayak üstünde olmak: dinç olmak, canlı olmak. iş görür durumda olmak.
  • Ayak divanı: Olağanüstü durumlarda o anda bulunulan yerde padişahın katılmasıyla bir konuyu görüşmek ve karara bağlamak için yapılan toplantı, ayakta toplanan meclis. Ayakta yapılan sohbet.
  • Ayak oyunu: Hile.
  • Duvar ayağı: Yapılarda süs ögesinin dışında görevi olmayan, duvara yapışık, üzerinde yukarıdan aşağıya yivler bulunan yarım ayak.
  • (bir yere) ayağı düşmek: yolu düşmek.
  • Ayaküstü: Oturmadan, ayakta durarak. Kısa sürede, acele olarak, ayaküzeri.
  • Ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin: "hastalıktan korunmak istiyorsak ayağımızı sıcak, başımızı serin tutmalı, olur olmaz şeyleri sıkıntı konusu yapmamalı, geniş yürekli olmalıyız" anlamında kullanılan bir söz.
  • Kediayağı: Birleşikgillerden, süs bitkisi olarak da yetiştirilen, beyazımsı, yumuşak, sık tüylü bir bitki (Antennaria dioica).
  • Arka ayak: Hayvanlarda vücudun gerisinde bulunan ayaklardan her biri.
  • Sacayağı: Üzerine tencere, tava vb. koymaya yarayan, ateş üzerine oturtulan, üç ayaklı çember veya üçgen biçiminde demir destek, sacayak. Her zaman dayanışma içinde olan kimseler, sacayak.
  • Ayağında donu yok, fesleğen ister (veya takar) başına: "yoksulluğuna bakmayarak süs ve gösteriş yapmak ister" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ayakyolu: Tuvalet.
  • Ayağını kaydırmak: bir yolunu bulup birini işinden veya görevinden uzaklaştırmak.
  • Ayağı gitmemek: gitmek istememek. oynarken çalınan oyun havasının ritmine uygun hareket edememek.
  • Ayağının altına karpuz kabuğu koymak: bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle işinden uzaklaştırmak.
  • Kazayağı: Ispanakgillerden, yaprakları kaz ayağına benzeyen bir bitki (Chenopodium). Çok kollu çengel. Çaprazlama yapılan teyel, Hristo teyeli. İki ayrı yolun birleşip tek yol hâline geldiği kavşak. İki ucundan herhangi bir yere bağlanmış bir halatın, başka bir halatla ortasından terazilenmiş durumu. Açık turuncu renk. Bu renkte olan.
  • Ayağa fırlamak: hızla ayağa kalkmak.
  • Horozayağı: Tüfekten boş kovanı çıkarmaya yarayan alet.
  • Ayak basmamak: bir yere hiç uğramamak.
  • İtayağı: Çintemani.
  • Turnaayağı: Düğün çiçeği.
  • Ayağını (veya ayaklarını) altına almak: tek bacağını (veya bacaklarını) kıvırıp üzerine oturmak.
  • Yalancı ayak: Bir hücreli hayvanlarda hareket ve beslenmeye yarayan protoplazma uzantısı.
  • Ayağı (veya ayakları) dolaşmak: yürürken telaştan ayakları birbirine takılmak.
  • Ayakucu: Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiği doğrultunun Dünya merkezine doğru olan yönü.
  • Ayağı bağlı: Serbest hareket edemeyen.
  • Ayak keseri: Ayakta durarak ağaç yontmaya elverişli uzun saplı keser.
  • Dört ayak: Dört ayaklı hayvan. Elleri de ayak gibi kullanarak.
  • Ayağını (veya ayaklarını) öpeyim: "yalvarırım" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ayakkabı: Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılan giyecek, başmak, pabuç.
  • Ayak çekmek: kandırmaya çalışmak, avutmak.
  • Ayak tabanı: Aya.
  • Beşinci ayak: Altılı ganyanda yer alan beşinci koşu.
  • Ayakbastı: Bir yere dışarıdan gelen insan ve eşyadan alınan vergi, toprakbastı.
  • Ayağına çelme takmak: biri yürürken ayakları arasına ayak uzatıp düşürmek. birinin işinde yükselmesine engel olmak.
  • Kurtayağı: Damarlı çiçeksizlerden, küçük yapraklarla örtülü ince bir sap görünüşünde olan bir bitki (Lycopodium clavatum).
  • Ayak teri: Ayak parmakları arasından çıkan pis kokulu salgı. Hizmet için bir yere gönderilen kimseye verilen ücret, ayak kirası. Bir haber veya eşya getirene emeğine karşılık verilen para, ayak kirası.
  • Ayağına bağ vurmak: önüne bir engel çıkarmak.
  • Ayaküzeri: Ayaküstü.
  • Ayağını (veya ayaklarını) sürümek: verilen bir işi ağırdan almak. bir yerden uzaklaşmak üzere bulunmak. halk inanışına göre bir kimse gelirken ardından başkalarının da gelmesine yol açmak. ölmek üzere olmak.
  • Ayak bileği: Baldır kemikleriyle tarak kemikleri arasında bulunan ve yedi kemikten oluşan ayağın arka bölümü.
  • Ayağı uğurlu: Geldiği yere uğur getirdiğine inanılan (kimse).
  • Ayak atışı: Oyuncu çocukların iki takıma ayrılmasını sağlama amacıyla iki kaptan çocuğun ayaklarını boylamasına veya enlemesine karşılıklı yere koyarak eş seçmeleri.
  • Ön ayak: Hayvanlarda vücudun önünde bulunan ayaklardan her biri.
  • Ayaklar altına almak: önem verilmesi gereken şeyleri hiçe saymak, çiğnemek.
  • Ayağı almak: halay oyunlarında ayağı tempoya uydurmak.
  • (bir yer) ayağının (veya ayaklar) altında: yüksek bir yerden geniş bir alanı görür durumda.
  • Üçüncü ayak: Altılı ganyanda yer alan üçüncü koşu.
  • Ayağına getirmek: sıra, saygı gözetmeksizin birinin yanına gelmesini sağlamak.
  • Domuzayağı: Tüfek namlusundan sıkıyı çıkarmaya yarar çengelli çubuk.
  • Ayağının bağını çözmek: karısını boşamak. sıkıntılı bir durumdan kurtulmak.
  • (bir şey) ayağa düşmek: ilgisiz ve yetkisiz kimseler karışmak. artık her yerde bulunabilir olmak.
  • Ayağını giymek: ayakkabısını giymek.
  • Ayak tutmak: mâni yarışmalarında karşısındakine uyması gereken uyağı vermek. öncülük etmek. söz açmak. ileride söylenecek bir söze önceden zemin hazırlamak.
  • Eli ayağı düzgün: Bedence kusursuz olan, sakat olmayan (kimse). İffetli, namuslu (kimse).
  • Ayağına ip takmak: bir kimseyi çekiştirmek.
  • Ayağını denk almak: başkalarının kendisine yapma ihtimali bulunan kötülüklere karşı uyanık davranmak. dikkat etmek.
  • Ayaklarının (veya ayağının) ucuna basmak: çok yavaş, sessiz, gürültü yapmamaya özen göstererek yürümek.
  • Ayak tarağı: Tarak.
  • Tavukayağı: Bir tür maymuncuk.
  • Ayak değiştirmek: talim yürüyüşünde kısa bir adım atmak yolu ile adımlarını başkalarınınkine uydurmak. yeni bir uyak ile söyleyişi sürdürmek.
  • Ayağı yürüten baştır: "halkın düzen içinde çalışmasını baştakiler sağlar" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ayak bağı: Bir yere gidilmesine veya bir işin yapılmasına engel olan şey.
  • Ayak vermek: âşık atışmalarında dinleyicilerden biri uyak belirtmek.
  • (ayakkabı) ayağını vurmak: ayakkabı ayağını yara etmek.
  • Takma ayak: Kesilen, kopan bir ayağın yerine takılmak üzere ağaç, plastik vb. bir maddeden özel olarak yapılmış ayak, takma bacak.
  • Ayak ucu: Yatılan bir yerin ayak uzatılan yeri. Ayak parmak uçlarının oluşturduğu dar dayanak yüzeyi.
  • Giderayak: Gitme anında, gitmek üzereyken. Son anda. Herhangi bir sürecin sonuna doğru.
  • Ayakları yere değmemek: çok sevinmek.
  • Dördüncü ayak: Altılı ganyanda yer alan dördüncü koşu.
  • Altıncı ayak: Altılı ganyanda yer alan altıncı koşu.
  • Tepeden ayağa: Tepeden tırnağa.
  • Ayak izi: Herhangi bir zemin üzerinde ayağın bıraktığı iz. Bebeklerin kimliklerini belirlemek ve düztaban olup olmadıklarını anlamak için doğar doğmaz alınan iz.
  • Ayağını denk basmak: dikkatli ve uyanık davranmak.
  • Ayağı üzengide: Hemen yola çıkmak üzere olan.
  • Ayağına dolanmak (veya dolaşmak): başkasına yapmayı tasarladığı kötülük kendi başına gelmek. iş yapmakta olan birine engel olmak, yürümesine engel olmak.
  • Ayağının tozu ile: yoldan gelir gelmez, henüz dinlenmeden.
  • Kırkayak: Eklem bacaklıların çok ayaklılar sınıfına giren, taşların altında yaşayan, vücudu yuvarlak ve uzun bir böcek (Julus terrestris). Kasık biti.
  • Ayağına gelmek: alçak gönüllülük göstererek birinin yanına gelmek. emek çekilmeden elde edilmek.
  • Ayakları üstünde durmak: başkasının yardımına ihtiyaç duymadan güçlü bir biçimde sorunları çözebilecek durumda olmak.
  • Ayağını çekmek: sık sık gittiği bir yere artık uğramaz olmak, ilgiyi kesmek.
  • Ayağına çağırmak: yanına gelmesini istemek.
  • Ayağa kalkmak: ayakları üzerinde durmak, dikilmek. hasta iyi olmak, iyileşmek. saygı göstermek için oturma durumundan ayaküzeri durumuna geçmek. harekete geçmek. isyan etmek. telaşlanmak, telaşa kapılmak, heyecanlanmak.
  • Ayaklar baş, başlar ayak olmak: değersiz kimseler başa geçip değerli kimseler ise en geride bırakılmak.
  • Ayak atmamak: bir yere hiç gitmemek, uğramamak.
  • Bir ayak evvel: Bir an önce.
  • Ayak açmak (veya vermek): âşıklar arasındaki tartışmalarda veya sıralı söyleyişlerde söze başlamak amacıyla kelime, kelimeler takımı, dize, beyit ile konuyu belirtmek.
  • Ağırayak: Doğurması yakın (kadın).
  • Ayaktakımı: Görgüsüzlükleri veya bilgisizlikleri dolayısıyla toplum içinde aşağı durumda olan kişiler, lümpen, parya.
  • Ayak satıcısı: Gezgin satıcı.
  • Çatal ayak: Ateşli bir silahın namlusuna destek olan, genellikle ters V biçiminde yere kurulan iki ayaklı parça.
  • Ayaklarını yerden kesmek: bir taşıta binerek yürümekten kurtulmak.
  • Ayağına gitmek: alçak gönüllülük ederek veya saygı göstererek birinin yanına varmak.
  • Ayak işi: Birtakım getir götür işleri.
  • Ayağına sağlık: "gelmen çok memnun etti" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ayağını tek almak: bir işte iyi düşünüp dikkatli davranmak.
  • Göl ayağı: Bir gölün artarak akan suları, ayak, gideğen.
  • Ayak diremek: bir düşünceyi, bir davranışı sonuna kadar sürdürmek, kendi tutumundan şaşmamak.
  • Ayağını alamamak: ağrı veya uyuşma dolayısıyla ayağını oynatamamak. alışılan bir yere gitmekten kendini alamamak
  • Ayaklarına (veya ayağına) kara su (veya sular) inmek: çok yorulmak, güçsüz, dermansız kalmak.
  • Eline ayağına çabuk: Hamarat, titiz, çalışkan (kimse).
  • Yarım ayak: Çocuk oyunlarındaki takım seçiminde ayak atışması sırasında ayağın yere enlemesine konma durumu. Üzerinde yukarıdan aşağı yivler bulunan, duvara yarısı gömük gibi duran, hiçbir taşıyıcı görevi olmayan süs ögesi, gömme ayak.
  • Ayağının tozunu silmeden: ayağının tozu ile.
  • Ayak havlusu: Ayağı yıkadıktan sonra kurulamak için kullanılan havlu.
  • (birini) ayağının altına almak: tekme ile dövmek.
  • Ayak hatası: Hentbolda top sürerken veya taç atışında yanlış adım atmak.

Ayak hakkında resimler
(Resimleri Göster)

Ayak ile ilgili diğer yazılar

 
 
Forumlar okunmak ve paylaşmak içindir...

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Ayak nedir? Ayak ne demek? hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Ayak nedir? Ayak ne demek? siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com