ilgiliforum facebook   ilgiliforum google plus   ilgiliforum instagram   ilgiliforum youtube   ilgiliforum tumblr   ilgiliforum pinterest   ilgiliforum rss  

Belalarda Şükredilecek 5 Husus

 
 
 
 

Bil ki belaya da şükretmek gerekir.
Zira küfür ve günahtan başka bir bela yoktur ki , onda hayır olması mümkün olmasın. Sana hayırlıdır, fakat sen bilmiyorsun ALLAH bilir. Hatta Her belada beş türlü şükür lazımdır:



1-Vaki olan musibetin dünya hususunda olup din hususunda olmadığına şükretmelidir.


Bir kimse Sehli Tüsteri’ye: “Evine hırsız girip bütün eşyamı çaldı.” Dedi. Sekl, “Eğer şeytan kalbine girip imanını alsaydı, ne yapardın? ” dedi
.


2-Hiçbir bela yoktur ki daha beteri olmasın. O halde daha beteri olmadığına şükretmelidir. ...


Büyük zatlardan birinin başına bir leğen kül döktüler. Buna şükretti. “Ateşe müstehak idim, kül ile sulhettiler. Bu tam bir nimettir.” Dedi.


3-Dünya cezalarından ağır olmayan hiç bir ahiret cezası yoktur. O halde dünyada ceza çektiğine şükretmelidir. Çünkü dünyada çektiği ceza ile kıyametin daha ağır cezalarından kurtulmuştur.


Resulüllah buyurur ki: “Dünyada cezalandırılan kimse, ahırette cezalandırılmaz.” Zira bela günahlara keffaret olur. Bela çekmekle günahlardan temizlenince öbür dünyada cezalandırılmaz. O halde sana acı şurup veren ve senden kan alan doktora teşekkür etmelisin. Zira bununla gerçi zahmet çekersin, fakat bu zahmetle bundan daha büyük zahmetlerden kurtulursun.



4-Bu musibet Levh-i Mahfuz’da senin için yazılmıştı; o halde şüphesiz yoluna çıkacaktı. Yolda bertaraf olup ondan kurtulunca , şükretmek yeri olur.


Şeyh Ebu Sait Ebu’l-Hayr bir defa merkepten düşünce “Elhamdülillah” dedi. Niçin hamdediyorsun ? dediler. Dedi ki merkepten düşmek yolumuzda idi ondan kurtulduk. Yani ezelde böyle olacağı takdir edilmişti. O halde muhakkak olacaktı. Olunca atlatılmış oldu.


5-Dünya musibeti iki yönden ahıret sevabına sebep olur: Biri şudur ki, dünya musibetinin sevabı büyüktür, nitekim hadiste geçmiştir. Diğeri bütün günahların başı dünya ile yakınlık ve sevgi kurmaktır. ...Dünyada kim belalara düçar olursa kalbi dünyadan nefret eder. Her bela ALLAH Teala tarafındankula gönderilen bir terbiyecidir. Çocuk tam aklını aldığı zaman , kendisine verilen terbiyenin faydalarını anlar.

Hadiste “ALLAH Teala kendi dostlarının hatırını bela ile sorar. Tıpkı siz hastalarınızın hatırını yemek ve içmekle sorduğunuz gibi.”

Bir kimse ResulALLAH’a “Benim malımı aldılar.” Dedi. ResulALLAH :
" Malı zayi olmayan, bedeni hastalanmayan kimsede hayır yoktur. Zira ALLAH Teala kulunu sevdiği zaman, onun üzerine bela yağdırır.” Buyurdu.

Yine buyurdu ki : “Cennette çok dereceler vardır ki kul kendi çalışmasıyla onlara erişemez. ALLAH Teala ona bir bela musibet edip öylece onu o dereceye eriştirir.”

İmam Gazali / Kimya-yı Saadet
 
 

 
 

Musibeti

Mükafat Kılmak
   
   
 
Dünya, kimin daha iyi olduğunun, kimin güzel iş yaptığının anlaşılacağı bir denenme evi, sınanma yeridir. Bu sınamada insanlar bela ve musibetlerle karşılaşırlar. Maddi ve manevi sıkıntılarla, dertlerle, külfetlerle imtihan olunurlar. İnsanın görevi bu imtihandan başarı ve yüz akı ile çıkmaktır.

Başta peygamberler olmak üzere herkes bu sınanmaya tabidir. Hatta ilâhi hikmetin bir tecellisi olarak en çok denenmiş olanlar peygamberlerdir. En zor, en şiddetli işler, musibetler, peygamberlerin ve onlara tabi olanların başına gelmiştir. Aslında bütün insanlık denenmektedir. Fakat bu farklı şekillerde olmaktadır ve ancak selim akıl sahipleri bunu anlamaktadır.

Fahr-i Kâinat Efendimiz s.a.v. bir hadis-i şeriflerinde “Mümine eza veren her şey ona musibettir.” buyurmuşlardır. Her türlü eziyet, sıkıntı, cefa, zarar birer musibettir ve başa gelen küçük büyük bütün sıkıntılarla insanlar imtihandan geçerler.

Musibetler karşısında müminlerden beklenen ise sabırdır. Nitekim Cenab-ı Mevlâ Kur’an’da “Müjdele o sabırlıları ki, onlar başlarına bir musibet geldiği vakit ‘Biz Allah’a aidiz, nihayet O’na döneceğiz’ derler.” (Bakara, 156)

İşte o sabırlılar, Allah’a tam bir güvenle teslim olup teselli bulurlar. Allah Tealâ da onları müjdeler: “İşte Rableri tarafından mağfiret ve rahmet onlaradır. Hidayete erenler de onlardır.” (Bakara, 157)

Mümin, her halinde sabır ve namazla Rabbinden yardım ister. Bir musibet karşısında hemen korkmaz, sızlanıp şikayet etmez. Çünkü bilir ki her şey Allah Tealâ’nın mülküdür. Kendi canı, bedeni, hayatı da O’na aittir. O her şeyi dilediği gibi idare eder ve O’nun tasarrufuna itiraz edilmez. Kaza ve kaderine tam bir rıza gösterilir.

İnsan, bir gayeye doğru yürümektedir. Gayesi ilâhi rızadır. Bu gayeye yürürken çeşitli imtihanlardan geçecek, dışarıda dünyanın, içeride nefsinin çıkardığı zorluklarla, çeşitli bela ve musibetlerle baş etmeye çalışacaktır. Herkes gücü miktarınca sınanacaktır. Başına gelen her türlü musibete sabır göstererek olgunlaşacak, kemale erecektir. Gösterilen her sabır ilerlemeye, olgunlaşmaya sebep olacaktır.

Bir musibetle karşılaşınca “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciû»n.” yani: “Biz Allah’tan geldik, dönüşümüz de O’nadır.” deyip, malı, canı, her şeyiyle Allah’a ait olduğunu bilenler ve O’ndan razı olanlar da pek büyük bir nimete ermişlerdir.

Cenab-ı Mevlâ’nın tasarrufuna rıza göstermek, O’nunla buluşma ve O’nun rızasını elde etme ümidinde olmaktır. İşte bu halde olmak, nefsin kemaline işarettir. Biliyoruz ki nefs lezzetlerin peşine düşer. Bir nefs için en büyük lezzet ise rıza lezzetidir. Allah Tealâ’nın ondan razı olmasıdır.

İnsanın nefsi önce nefs-i emmare, yani kötülüğü emreden nefstir. Bu nefs kötü şeylerden lezzet alır. İsyan, günah olan işler hoşuna gider. Fakat dinî ve ahlâkî bilgiyle gelişerek, kendisinde olan kötülükleri kınamaya başlar. Nihayet kötülüklerini terk eder, isyandan kurtulup huzura erer. Artık o Rabbine dönmeyi arzulamakta, O’ndan gelen bela ve mihnete gönül hoşluğuyla karşılık vermektedir.

İnsanın sevdiği uğruna ne sıkıntılara katlandığı malumdur. Onun sevgisi, ümidi musibetlere sabretmeyi kolaylaştırır. Hatta musibetlerin hatalarına kefaret olup, yoldaki engelleri birer birer kaldırmasına sevinir. Bu yüzden artık şikayet eden biri olmayı terk eder.

İnsanın şikayet etmesi, Rabbi hakkında suizan etmesi ise ne çirkindir! Her türlü kusurdan münezzeh olan Rabbimiz kimseye zulmetmez, kimseye kötülük yapmaz. O, insana yarattıkları içinde başkasına nasip olmayan bir nimet bahşetmiş ve insanın o nimete layık olması için yol göstermiştir.

Fahr-i Cihan s.a.v. Efendimiz, Cebrail Aleyhisselam’a “Yakub’un Yusuf’a hicranı ne dereceye varmıştı?” diye sormuş, Cebrail de “Evladını kaybeden yetmiş annenin toplam hicranına..” cevabını vermişti. “O halde onun sevabı ne kadardır?” diye sorulunca da “Yüz şehit sevabıdır. Çünkü o bir an bile Rabbine suizan etmedi.” demiştir.

İnsan başına gelenleri isyan etmeden karşılarsa musibetler birer nimet olur. Çünkü musibetleri sabırla karşılayanlar, nereden geldiklerini ve nereye gideceklerini bilmekte ve her şeyin sahibi olan Allah’ın kendilerini sahipsiz bırakmayacağı ümidiyle rahatlamaktadırlar. Ama musibetler karşısında isyan edenler, kendilerini Allah’ın dostluk sahasının dışına atarak daha büyük belalara maruz kalmakta, helâk olmaktadırlar.

Biz Allah’a aidiz. Vaktiyle nasıl yok iken bizi yaratıp yaşattı ise, yine öyle öldürüp mahşer günü tekrar diriltecek. Bu artık kesin dönüştür ve sonumuz ancak Allah Tealâ’nın hükmüne kalmıştır. Herkesin bildiğini yaptığı dünya hayatı sona ermiştir. Musibetlerin en büyüğü de ordadır. Allah korusun, bir insan için kahırla hüküm verilmişse, onun için cidden vahim bir durum söz konusudur.

Halbuki Cenab-ı Mevlâ kullarının cennete girmesini ister. Bunun için yol gösterir, peygamber gönderir, bela ve musibetlerle alemlerin sahibinin kim olduğunu hatırlatır. Ama insan ne kadar aciz ve muhtaç olduğunu unutup şımarır. Her şeye gücü yeteceğini sanır. Allah ona acır da acziyetini hatırlatır. Sabredip temizlensin ister. Şükründeki kusurlarını zorluklar karşısında sabır göstererek örtmesine imkan tanır.

Mevlâmız çok merhametli, büyük lütuf sahibidir. Fakat nefs ve şeytan azgınlık edip insanı yoldan çıkararak lütuftan mahrum ederler. Böyle bir mahrumiyete düçar olmamak için akl-ı selimin yolu dünyada başımıza gelenlere sabır ve gönül hoşluğuyla karşılık vermemizdir. Böyle yapanlar, asla yalnız kalmayacak, korku ve hüzünden emin olacaklardır.

Rabbimizin tevfik ve inayeti ile...
 
MÜBAREK EROL

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Belalarda Şükredilecek 5 Husus hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Belalarda Şükredilecek 5 Husus siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com