Bilmiyorum Limanı’nda bir okyanus gemisi

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
Bilmiyorum Limanı’nda bir okyanus gemisi   

- Biliyor musun?
- Hayır.
- Peki sen biliyor musun?
- Hayır, bilmiyorum.
- Ya sen?
- Bilmiyorum.
Herkesin her şeyi bilmediği zamanlardı. Soru sahibi Bilen'i arıyordu. Kime sorduysa "Bilmiyorum!" cevabını alıyor ve bir başkasına gönderiliyordu: "Şu köşede oturana sor!", "Şu beyaz elbiseliye git!", "Şu uzun boyluya danış!", "Şu ihtiyara yönel!", "Şu okuyana anlat!"... Herkes bir başkasını işaret ediyor, onlarca duraktan sonra soru sahibi yeniden başlangıç noktasına geliyordu. Medine'ydi şehir. Yer Mescid-i Nebevî'ydi. Abdurrahman b. Ebî Leyla, "Bu mescidde Rasû»lullah'ın ashabından 120 kişiyle karşılaştım. Onlardan birine bir hadis veya bir fetva sorulduğunda, başka bir Müslüman kardeşinin bu konuda daha yeterli bilgi vereceğini söyler, sonunda mesele dönüp dolaşır, ilk sorulana yeniden getirilirdi." diyordu.

Kum saatleri çöller dolusu kumu akıttılar boğazlarından. Sahabiler Tâbiîn'e, onlar da Tebe-i Tâbiîn'e bıraktılar yerlerini. Mescidin müdavimleri değişse de değişmeyen bir cevap vardı: "Bilmiyorum." İşte altı aylık yoldan gelmişti soru sahibi. "Bilse o bilir!" diye göndermişti kavmi. Mescid-i Nebevî'ye girdiğinde gözler onu işaret etmiş, uzun boylu, beyaz sakallı, güzel yüzlü ve heybetli bir adam soru sahibini halkasına dahil ettikten sonra, "Bilmiyorum!" demişti. Fakat, dedi yolcu; "Altı aylık yoldan geldim. Ne derim kavmime?" Nurani yüzde bilmeyişin ezikliği yoktu. "Seni gönderenlere bu konuda bilgim olmadığını söyle." dedi usulca. "O halde kim bilir bunu!" diye yakındı yolcu. "Allah kime öğretmişse..." dedi heybetli adam ve meleklerin sözünü hatırlattı: "Bize öğrettiklerin dışında bizim bir bilgimiz yoktur."(Bakara, 32)

İmam Mâlik, hicri 93 yılında Medine'de doğdu. Kader ona yalnız Hz. Peygamber'in(sas) şehrini değil, o şehrin ilim anahtarlarını da sundu: Abdurrahman b. Hürmüz, İbn Şihab ez-Zührî, Rabîa b. Ferah, Nâfi, Ebu Zinâd ve Yahya b. Said, aynı hakikatin farklı kapılarını açan anahtarlardı. Mâlik, ışık aynı olsa da pencerenin bakışa boyutlar kattığını ve bilgi arttıkça taşımanın zorluğunu fark etti onlarla. 13 yıl dizinin dibinden ayrılmadığı hocası İbn Hürmüz'den en büyük mirasın "Bilmiyorum" kelimesi olduğunu öğrendi. "Bak Mâlik!" dedi bir gün İbn Hürmüz, "Bir insanın sığınacağı en emin liman 'Bilmiyorum' sözüdür." Eksik bilginin yalnız soranı değil cevap vereni de ateşe atacağını biliyordu İbn Hürmüz. Biliyordu, "Bilmiyorum" demenin zorluğunu. Bu yüzden Mâlik, İmam Mâlik olup, yetmiş âlimin onayıyla kürsüye geçtikten sonra bile bu sözü hiç unutmadı. Bildiği soruları bile cevaplarken uzun uzun düşündü. Tek bir soru için gecelerini uykusuz geçirdi. "Sadece hayır umduğum şeyi konuşurum." diyor, bir konuda görüşünü açıkladıktan sonra şu âyeti okuyordu: "Ancak birtakım tahminlerde bulunuyoruz. Onun hakkında kesin bir bilgi elde etmiş değiliz."(Câsiye, 32)

Bu hassasiyetin meyvesi oldu "el-Muvatta". Kırk yıllık bir çalışmayla İslâm'ın ilk fıkıh ve hadis kitabını ortaya koydu İmam Mâlik. Sahabe'nin sözlerini ve Tâbiîn'in fetvalarını da kapsayan bu muhteşem eser, dönemin Hicaz âlimlerince onaylanmış, genç Şâfiî'yi dokuz yıl sürecek eğitimi için hocası İmam Mâlik'in yanına getirirken, Abbasi Sultanı Mansur'u şu ilginç teklifi yapmaya yöneltmiştir: "Bu kitabı Kâbe'ye asalım ve çoğaltıp çeşitli yerleşim merkezlerine göndererek fıkhî ihtilafları ortadan kaldıralım." Ancak bu teklifi reddetmişti İmam Mâlik. "Ey müminlerin emîri! Sakın yapma bunu! İnsanları serbest bırak! Her belde kendisi için uygun gördüğünü seçsin!" diye karşı çıkmıştı yönlendirmeye. O öyle bir İmam'dı ki hakikatin kendi ağzından ya da başkası ağzından çıkmasının bir önemi yoktu. İhtilafın temelde değil ayrıntıda olduğunun şuurundaydı. Alnının terlerini silerken kendisini gören birinin, "Hayrola!" sorusu üzerine İmam-ı Azam Ebu Hanîfe hakkında şöyle demişti: "Ey Mısırlı! Ebu Hanîfe ile birlikteyken terledim. O tam bir fıkıh âlimi!" Aynı gün Ebu Hanîfe de İmam Mâlik için şunları söylüyordu: "Ondan daha eksiksiz tenkidde bulunana rastlamadım!"

İmam Mâlik, dönemindeki siyasi buhranlarda ne hükümdarların yanında oldu, ne de isyancıların. Fitneden uzak durarak Kur'ân-ı Kerîm'e ve Hz. Peygamber'in(sas) hadislerine sımsıkı sarıldı. Zühdü yoksullukta değil doğrulukta aradı. Güzel elbiseler giyer, kokular sürünür, geniş ve rahat bir evde otururdu. "Kendine hayrı dokunmayanın başkasına hayrı hiç dokunmaz. İnsan kendini harcarsa başkalarını haydi haydi ziyan eder." derdi. Ona göre kendini takdir edebilen insan, günahlardan da uzak kalmaya çalışır, şahsiyetini ona zarar verecek şeylerden korurdu.

Farazî meseleler hakkında konuşmayı sevmezdi İmam. "Olmayanı bırak, olana bak!" derdi. İşte binlerce hadis anlaşılmayı bekliyordu. Bir heyecan kaplardı onu Hz. Peygamber'in hadislerini nakletmeden önce. Yıkanır, en güzel elbiselerini giyinir, kokular sürer, sarığını takardı. Konuşacağı odada ders boyunca güzel koku veren öd ağacı yanar, Bilmiyorum Limanı'ndan ayrılan gemi sükû»net içinde okyanuslara açılırdı.

 
 
Alan sensin,veren sen,kılan sen,ne verdinse odur,gayrı nemiz varki..

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Bilmiyorum Limanı’nda bir okyanus gemisi hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Bilmiyorum Limanı’nda bir okyanus gemisi siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com