Bir Zamanlar İstanbul: Gece sohbetleri

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
Bu da kaybolan bir başka geleneğimiz... buyrun okuyun, siz de tertib eebilir misiniz böylesi bir gece

***
Gece Sohbetleri
ESAD SEREZLİ
Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.
 
Balkan harbinde memleketim olan Serez düşman eline düştükten sonra derhal İstanbula hisret etmiştim. Bütün Rumeliden ana Vatana iltica eden zavallılarla dolan boşalan İstanbulda bu felaket ve hisret görenler arasında âvâre dolaşıyordum. Maddî ihtiyacım – hamdolsun – yoktu. Fakat, varlığım teselliye tedaviye muhtaçtı. Gönlüm okşanmak, ruhum oyalanmak isterdi. Sağ oldukça dinmiyecek olan vatan acılarını, geçmek bilmiyen yirmi dört satın hiç olmazsa birkaç saatında az çok unutmak, kendi kendimi avutmak zaruretini çok hissediyordum.
İstanbulda bir çok zevat ile; Eş dost ile Rumelililerde görüşmeler dertleşmeler bana biraz serinlik verebiliyordu. Geceleri birbirimizin evlerinde toplanmak, birbirimizi dinlemek yürek sızılarının üzerine biraz kül serpiyor ve uyuşturuyordu.
Bu gece musahabelerini bir intizama koymak, haftada bir veya iki gece toplantı yapmak esası kabul edildi. Bunda o vakit Darülfünun müderrisi olan İzmirli İsmail Hakkı, Evkaf nezareti hukuk müşaviri Murad ve Sıratı müstakim sahibi Serezli Eşref edib beyle ön ayak oldular. Beş altı arkadaşla başlıyan bu gece toplantılarına gelenler ikinci ve üçüncü haftalarda on beşi bulmuştu.
Bunlar her hafta gelmeyi ve sırası gelince evine gidilmeyi kabul etmişlerdi. Hey’eti umumiyeye yârân ve ve “meclisin yârân” adını takmıştık. Bunlardan başka, sıra gecelerine muntazam devam etmiye söz vermiyen, ara sıra gelen ve kendi evlerine hepimizi davet ve kabul edebilecek olan beş altı arkadaş daha vardı. Bunlara da “muhibban” demiştik.
Gece musahabeleri ve eğlenceleri haftada bir defa Cuma geceleri yapılır idi. Toplantı akşam yemeğinden sonra olur, gece yarısına kadar sürerdi. Muhibban tarafından davet edildiğimiz vakit Cuma geceleri toplantılarına halel gelmeksizin hafta arasında bir gece gidilirdi.
Bir evde toplanıldığı vakit geleceg toplantı kimin evinde yapılacak ise o zat bu evre resi yapılırdı. Söz onun olurdu. Meclisi musahabeyi o idare ederdi. Onun sözlerine kayıtsız şartsız itaat edilirdi. Ve reisliği kabul etmesi haftaya bize buyurun demek sayılırdı.
Arkadaşlar birer ikişer hep gelecek âfâki sohbetlerle ilk kahveler içildikten sonra reis hususî bir koltuğa geçirilirdi ve konuşma başlamış olurdu. Bu gecenin reisi Murad bey idi ve gelecek hafta ona gidilecek demekti.
Murad bey:
Arkadaşlar bu gece müzakere var. Bu müzakere mektep ve medresede bildiğiniz müzakere değil. Karşılıklı beyit mısra okumak ve söyleşmek demektir. Şimdi ben size hatırıma gelen her hangi bir beyit okuyacağım. Benim söyliyeceğim bu beyit hangi harf ile biterse siz bu harf ile başlayan bir beyit bulacaksınız. Ve böylece devam edilecek geçen haftaki kararımız bu idi. Tabii hatırladınız ve hazırlandınız. Deftere, kitaba, kağıda bakmak yok. Şunu da ilâve edeyim ki söylenecek bu beyitlerden hangileri çok beğenilirse onlar toplanacak bir müntehabât vücuda gelecek.işte ben başlıyorum.
Her ketse bir sükû»t, her kes hafızasını yoklamakta Reisin ne söyliyeceğine bakıyorlar ve bekliyorlar.
Reis Murad:   Önce hallâkı cihandan korkmalı
      Sonra andan korkmayandan korkmalı
Y
Esad (ben):   Yaranı vatandan biz özler bulunursa ,
      Düştük seferi gürbete muhtacı duayız
Z
Halil Fevzi:   Zekâtı yok, tükenmez, eksilmez
      Olurmu ademe huyla gibi nisabı ferah
H
Ali Fakrı:   Hakikî sanma her seyrettiğin perhiz kâranı
      Fesada derdmendin neylesin destinde kudret yok
K
Isamiddin:   Kıl tevbe seyyiatına gözler kapanmadan
      Vaktile gör hesabın defter kapanmadan
N
İsmail Hakkı (İzmirli):   Nushan marazı aşka deva eylemedi hiç
              Ey şeyhı keramet füruş ez de suyun iç
Ç
Isamiddin:   Çünkü vakfetmeyecektin ciheti aşka temin
      Mütevelli kızı sevmek nene lazımdı senin?

N
Abdullâtif:   Ne acep tiz geçer zevku sürur eyyamı
      İrmeden nısfı neharı, irişir akşamı
Y
Es’ad (Ben):   Yar için avyara minnet ettiğim aybeyleme
      Bağban, için binhara hizmetkâr olur
R
Murad:      Rengü budur güler zihnet, güzelse hüsni beha
      Her güle gül denir amma güli rana başka
A
Es’ad (Ayan başkâtibi):   Atarlar sengi elbette dirahti meyvedsr üzre
H
Es’ad (Ben):   Her gören aybetti abı didei giryanımı
      Eyledim tahkik görmüş kimse yok cananımı
Y

İsmail Hakkı:   Yetmezmi temaşayi cemâl elde sunarsın
      Ey âşıkı mihnetzede buldukça bunarsın
N
Naim:      Nazdan elinden alma eğer irse destine
      Şehbazı aşiyanei devlet yeden beyed
D
Küçük Hamdi:      Devlet için mücahede, cennet için dua
            Deymez bu rencü mihnede dünya ve ahiret
T


Es’ad (Ben):   Tahsili gâma sanma deyildir emek gerek
      Derler; emeksiz ademe olmaz yemek yemek
      Evzaı nebacasını nevcah olanların
      Halk çekse de felek çekmese gerek
K
İsmail Hakkı:   Kâşanei gerdun yıkılır aha dayanmaz
      Canlar yakanın sanma ki canü dili yanmaz
Z
Ali Fakrı:   Zen merde, civan pire, keman tirine muhtaç
      Eczai cihan cümle biri birine muhtaç
C
Es’ad (Ben):   Canan ne kadar şuh, ne can percer idi
      Meclis sedef olmuştu o bir gevher idi
      Ben hangi şeb açmak dilesem sinesini
      Olmaz! gece mirata bakılmaz der idi
Y
Eşref edip:   Yarâb bize bir er bulunup himmet edermi?
      Yoksa günümüz böyle felaketle geçermi
Y
Mes’ud (Kadı):   Yazık, yazık telef ettim metaı dilü canı
         Bu çarşuyı muhabbette kâr oldu sandım
M
Es’ad (Ayan başkatibi):   Mirate bakma bir iki gün eyle tecrübe
            Sabreylemek fırakına müşkül deyil midir?
R
Eşref Edip:   Rüzigarın önüne düşmeyen adam yorulur
R
Halil Fevzi:   Ruhsat bulunur dameni canan ele deymez
      Canan bulunur köşei daman ele girmez
Z
Salâhaddin:   Zahidin gönlünde cennet, aşıkın didarı yar
      Her kişinin lâcerem gönlünde bir arslan yatar
R
Eşref Edib:   Refah unutturur insana en derin yarayı
Y
Sermed:   Yarab ne olaydı alem içinde dil olmasa
      Bari olursa her güzele mail olmasa
H
Ali Şevki:   Her vakte bir bahane bulu bi namaz olan
N
Arif Reşid:   Ne mübarek kademi nilü fıratı kurutur
***
Bir saat geçmiş idi. Ara sıra öteki odaya gidip gelen ev sahibi parmağını kaldırdı. Söz istedi.
-   Çay demlendi, kıvamı geçmesin
Reis:
-   Bir saat sonra yine devam etmek üzere celseye fasıla veririm ama bir şart ile. Çayın ilk harfile başlamak üzere bir beyit bulmalısın. Ev sahibi hiç düşünmeden:

Çok görmüşüz zevalini gaddar olanların
Hengamı fırsatında dil azar olanların
Beytini savurdu. Ben dayanamadım söz istedim. Dedim. Reis Çay bir şekerle içilmez. İki, üç ve bir rivayete göre dört olmak lazım dedi. Ve Ş harfi ile başlıyan bu beyitler dudaklarımın arasından döküldü.

Şah vakıf gerektir ahvale
Vükelaya kalırsa vay hale
***
Şebi hicranda neler çektiğimi hiç sorma
Anı bir ben bilirim bir dahı Allah bilir
***
Şeb mahvolur hemişe ki nemci sehar doğar
Encamı inhizamda mehri zafer doğar
Abisteni safa ve kederdir leyal hep
Gün doğmadan meşimei şebten neler doğar
***
Şeyh addeylediğin mürşidi halvetkârın
Ekseri mu’tekifi babı ekâbir görünür
***
Afakı sohbetlerle, latifelerle güle güle çaylar içildikten sonra reis tekrar mevkiine geçti. Hepimizi vazife başına davet etti.
-   Her birinizden kendi öz adının ilk harfi ile başlıyan birer beyit isterim dedi Ve ilk beyiti yine kendi okudu.
Ve bütün yaran mahfuzatı edepiyelerinden bu parçaları birer birer ortaya saçtı.
Murad:      Mihneti kendüye zevk etmedür alemde hüner
      Gam’ü şadi i felek böyle gelir böyle gider
İsmail Hakkı:   İdraki meali bu küçük akle gerekmez
      Zira bu terazu bu kadar sikleti çekmez
Esad (Ben):   Elvirse safa fırsatı fevteyleme birden
      Dünya ana deymez ki cefasın çeke adem
Abdüllatif:   Uş saka hayalinde dilâra görünür
      Mecnuna cihan dop dolu Leyla görünür
Ali Şevki:   Arzıhal etmeye canan seni tenha bulamam
      Seni tenha bulicek kendimi asla bulamam
Isamiddin:   Aşık oldur kim kılar canım feda cananına
      Meyli canan etmesin her kimi kıymaz canına
Eşref Edip:   Eyyamı inbisat iledir lezzeti hayat
      Tufanı gumde ademe lâzımmı imri nuh
Arif Reşit:   Aşık olmazdan muhaddem düşte düştüm ateşe
      Müptelayı aşk olursun deyu tabir ettiler
Mes’ud (Muallim):   Melcei bahri emel her cahile girdaptır
         Arife alayişi dünya hayalü haraptır
         Bir kapuyu bendederse bin kapu eyler küşad
         Hazreti Allah efendi fahul ebvaptır
Ali Fakrı:   Akla mağrur olma eflatunî vakt olsan dahi
      Bir edib-i kâmili gördükte tıflı mektep olur
Kemâl:      Kimden istifade edem keyfiyeti aşkı acep
      Arifi agah sarhoş, vakıfı esrer mest
Salâhaddin:   Suret peziri marifet olmaktadır hüner
      Yoksa bu dehre nic heyula gelir gider

Esad (Ayan başkatibi):   Esimi muterife merhamet mürüvvettir
            Karini affola gelmiş hatası insanın
Halil Fevzi:   Hayli zaman mirvaha cümbanıdım
      Uykuya dalmış idi ol şivekar
      Milki dile ben de Süleymanıdım
      Kabzai destimde idi ruzigâr
Tevfik:      Tenezzül eylemez âli himem çirkâbı dünyaya
      Anınçün zervei cahe çıkan ekser edanîdir
Mes’ud (Kadı):   Mesti cami vuslatin hisrile mahmur olmasın
         Gördüğünden kimseler alemde mehcur olmasın
Receb:      Rahı aşkta kim sakınur canını
      Ol kaçak görse gerek cananını
Sermed:   Seyredin kevkebi nim güzeşti yari
      Devleti hüsni kemalinde iken bu neymiş?
Reis: Vakit geçiyor. Mesaiye son veriyorum. Gelecek toplantı fakir hanededir. Evvelce kararlaşmış olan aylık proğramı tebliğ edeyim. Haftaya hepiniz en az ikişer tane “mısraıbelceste” bulup getireceksiniz. İkinci hafta muamma gecesidir. Yine hepiniz ikişer tane.
Meselâ:   Kesmüderris ayıcan hem muidin başını
      Koy ayağı bâşı üzre tâ bilesin adını
Gibi muammalar bulmalıyız. Bunlar bilhazza kütüphanelerde yazma nüshalarda mebzuldür. Aramalı, bulmalı, getirmeli. Üçüncü hafta hepimiz Nasraddın hoca merhuma yakışan ve onun ağzından çıktığına şüphe olmayan birer hikâye anlatacak. Dördüncü hafta ise atalar sözleri.
Toplantımıza ber mutad İsmail Hakkı beyin okuyacağı güzel bir parça ile nihayet veriyorum.

Subuh salup mâh ruhundan mikap
Çık ki temaşaya çıka afitap
Mest çıkup salma nazar her yana
Görme reva kim ola alem harap
Giceler encüm sayarım supha dek
Ey şebi hicrin bana yevmülhesap
Duzaha girmez siteminden yanan
Kabili cennet değil ehli azap
Saldı ayağımdan gamı âlem beni
Ver bana gam def’ine sakî şarap
ESAD SEREZLİ
      

Kaynak:
Esad Serezli; “Gece Sohbetleri”, Halkevi, yıl: 8, sayı: 3 – 4, I. Teşrin – II. Teşrin 1942, , ss: 22 – 27, Eskişehir
 
 

 
 
bu da bir hafta sonra toplanan meclisin notları...

***

Gece Sohbetleri II
ESAD SEREZLİ
Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer


Geçem hafta reisimiz, Vakıflar hukuk müşaviri Murad bey idi. Sohbet meclisini o idare etmişti. Evvelki yazımızda beyan ettiğimiz esaslara göre bu geceki toplantı Murad beyin evindedir.
Yemekten sonra arkadaşlar birer ikişer gelmeğe başladılar. Alaturka bir buçukta hemen hepsi gelmiş bulunuyordu.İki buçuğa kadar ber mutad âfâkî sözler, gülüp söylemeler, öte beri konuşmalar arasında kahveler içildi. Ev sahibi Murad bey: Vakıt geldi yârân hepsi tamam. Bu gecenin reisi olarak Fadılı muhterem Ali Fakrî efendiyi teklif ediyorum. Dedi. Bu teklif müttefikan kabul edilerek bu gecelik yeni reis hürmetle koltuğuna geçirildi.
Reis Ali Fakrı efendi: Celse açılmıştır. Reis seçildiğime ve kabul ettiğime göre gelecek hafta ve yine bu gece toplantı fakirhanede yapılacaktır. Gaflet buyurulmaya. Şimdi vazifeye başlıyoruz. Geçen haftaki kararımız mucibince bu gece “misra” gecesidir bütün yârân en az üç parça söyliyecekler. Şüphesiz hazırlıklısınız. İlk önce borcu ben ödiyeyim:
Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş
***
Ser vermek olur sırı ayâu eylemek olmaz
***
Kişi noksanını bilmek gibi irfan olmaz
Murad:         Bilinir kadri abâ, mevsimi bâran olsun      
(HukukMüşaviri)   ***
         Alemi seyreyle sen, seyretmesin âlem seni
         ***
         Her vakta bir bahane bulur binamaz olan
         ***
İsmail Hakkı:      Eğer maksud eserse mısra’ı berceste kâfidir
(İzmirli)
Reis: Devamını da isteriz.
İsmail Hakkı:      Acep hayretteyim ben seddi İskender hususunda
(İzmirli)      ***
         Erbabı dile sıkleti nâdan belâdır?
         ***
         Huda kaldırır eyler senki hârâden güher yeyda
Reis: Bunun da ya altı, ve ya üstü olacak.
İsmail Hakkı:      Ümidim bu vefadan ola gönlünde eser peyda
İshamüddin:      Ne becahahişe yok, şer’i mehabbette mesağ
(Serezli)               ***
         Sükû»tun merdi dana hasmını ilzam için saklar
               ***
         Varakı mahrü vefayı kim okur kim dinler?
Reis: Öteki mısraı da meşhurdur.
İsamüddin:      Güle güş ettiremez bülbül anınçün inler
               ***
Esad:         Küşadı goncei dil bir behare kaldı dahi
               ***
         Her inleyen ölseydi, kalırdı cihan  tehi
               ***
         Takdire ne var çare, bu varmış kadeimde
               Yahut
         Takdire ne çare bu da varmış kaderimde?
               ***
Küçük Hamdi:   Güzel söz hünerdir güher az olur
(Elmalılı)            ***
         Günde bir kez ölmenin firkat komuşlar adını
               ***
         Halkı rahatsız eden kimsede rahatmı kalır
               ***
Ali Şevki:      Kârı evvelde kişi akıbet endiş gerek
(Kız mektebi Md.)         ***
         Gülü tarife ne hacet ne çiçektir bilirüz?
               ***
         Muzaffer vaktı fırsatta aduden intikam alınmaz
               ***
Abdüllatif:      Hasmın sitemin anlamamak hasma sitemdir
(Avukat)            ***
         Elde isti’dat olunca kâr kendini gösterir
               ***
Reis üst tarafı:      Kabiliyetdür husulü matlabın sermayesi
               ***
Abdüllatif:      Derd ile bimar olan elbette dermanın arar
Reis: Üst tarafı geçen hafta geçmişdi

Esad (Ben):      Kande varsa aşıkı biçâre cânânın arar
Salâhaddin:      Olmayınca hasta, kadrın bilmez adem sıhhatin
(Sadaret mümeyyizi)
Reis: Üst tarafını da ben söyliyeyim.
         Bilmedik zevki vusalin çekmeyince firkatin
               ***
         Şerbetin kıymetini hasta bilir
               ***
         Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
Reis: Üst tarafını da okuyunuz.
         Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
               ***
Eşref Edip:      Gün doğmadan meşimei şepten neler doğar?
(Serezli)
Reis: Üst tarafı
İsamüddin:      Abisteni  safa vü kederdir leyâl hep
Reis: Arapçada buna yakın bir söz var. (Elleyletü hubla) “geceler gebedir”
Esad (Ben): Bu arapça sözün alt tarafı da var. (Asa entelide veleden neciba) Türkçesi: İnşallah yakın vakıtta hayırlı bir çocuk doğacak.
Reis: Kâfi. Fazla izahat istemem.
         ***
Eşref Edip:   Verayi perdede esrar var zuhur edecek
         ***
   Tizreftar olanın payana damen dolaşır
Reis: Üst tarafı da benden
   Erişir menzili maksuduna aheste giden
         ***
Esad:   Halini bilmez perişanın perişan olmayan
(Ayan başkatibi)
         ***
Reis:   Altı veya üstü var mı dersiniz.
Isamüddin:   Sor dili müşkinimin halin perişan zülfüne
         ***
Esad:   Hep çekticeğim kendi cezayı amelimdir.
(A. B. Kâ)         ***
   Bil kadri ömrünü kişi dünyaya bir gelür
Reis: Tamamlayınız
İsmail Hakkı:   Adem bu bezmi dilaraya bir gelür
         ***
Mes’ud:   Süleymanlar dahi eyler şikayet ruigarından
(Dağıstanlı)         ***
   Süleyman bahi olsam rüzigara itimad etme
         ***
   Sana da olmaz hevadar  ey Süleyman ruzigar!
Reis: Zannederim bunun bir parçası daha var. Bana öyle gelir.
Küçük Hamdi:   Bahtını berca ederse, tahtını berbad eder.
Reis:   Teşekkür.
Halil Fevzi:   Adet budur en son gelir bezme ekâbir
(Ayındtaplı)         ***
   Tabibib olsada gizbi marizın sıhhatin söyler
         ***
   Eylemem bir can için canane arzı ihtiyaç
         ***
Mes’ud:   Mehabbet bir beladır kim giriftar olmayan bilmez.
(Silistre kadısı)         ***
   Yıkıldı hatırım şimden giru âlem harap olsun
         ***
   Bir vakı’a kim hayrola ta’bire ne haced?
         ***
Recep (Serezli):   Mühür kimdeyse Süleyman odur.
Reis: Bunun bir parçası da:
   Hükmeden gönlüme sultan oldur.
         ***
Reis:   Daha iki tane isteriz.
Recep:   Bulamadım. Kimseden ödünç de istemedim.
Reis: Kabul ederseniz ben vereyim.
   Hakka hak batıla batıl görünür kâmiller
   Her Ali Haydar değil, her seyfe denmez zülfikar
         ***
Tevfik:   Duhterin tecviz eden mader hem ağlar hem güler
(Edirne eski          ***
mektupçusu)   Afız racihtir berayi terbiyet takdirden
         ***
   Elinden geldiği hayri dirig etme gedalardan
Reis: Üst tarafı
İsmail Hakkı:   Kerem kıl kesme saki iltifaim binavalardan
         ***
Arif Reşid:   Şol mey sun ki, bir kadeh pir içe, civan ola
(sadaret mümeyyizi)         ***
   Gül yağını eller sürülür çatlasa bülbül
         ***
   Macaramız bizim ey dil daha çok su götürür
         ***
Kemal (Binbaşı):   Bekle kendi darını daraya minnet eyleme
         ***
   Hudavende olur rac’i şikayet kethüdasından
         ***
   Bakılmaz hatırı ahbaba hiç dilber hususunda
Reis: Vakıt geldi. Hepinize çok teşekkür ederim.Bu ziyafeti edebiyeye çok güzel nevaleler getirdiniz. Bu yoldaki musahabeler çok zevkli, neş’eli ve faydalı olur. Hepimizin yüzlerinde memnunluk okunur. İkinci celsemizde hepinizden birer kıt’a ve hiç olmazsa beyit rica edeceğim. Çaylarınızı, kahvelerinizi içerken edebî dağarcığınızı karıştırınız. Keşkülleriniz yoklayınız. Sakladığınız ve bellediğiniz edebî parçalardan beğendiklerinizi tatlı tatlı bize dinlettiriniz. Müntehabât defterimizin de kıymetini artırınız. Bu mısra’ ile bu celseyi tatil ediyorum.
         ***
   Keydet ko bulunsun bu da divan arasında
Reis: İkinci celseyi açıyorum. Bermucebi karar hepimiz birer kıt’a ve hiç olmazsa birer beyit söyliyeceğiz. İşte ben vazifemi yapıyorum.
   Kimseyi dil tenki âzâr etme sultanlık budur
   Kalbi muri tahtigah eyle Süleymanlık budur
   Gerçi her bir derde vardır bir tabibi çare saz
   Nabızgiri kalbi mahzun ol ki lokmanlık budur
         ***
İsmail Hakkı:   Bahri efkâra dalıp çekme emek
   Nöktei çünü çiradan elçek
   Kesmiş atmışlar anı itme cedel
   Tügi (Layüselü amma yef’al)
         ***
Ş. Tevfik:   Umarım bakmaya rabbim yüzümün karesine
   Merhemi rahmet ura ma’siyetim yaresine
   Kereminden, ne kadar mücrim isem kesmen ümid
   Giremez, kimse efendile kulun aresine
         ***
Elmalılı Hamdi:   El vermedi mekkârei dünya deyu eydil
   Avare olup eyleme ihzati telâşi
   Cem, eylememiş meclisi alem kurulaldan
   İrfan ile bir  yerde hüda aklime aşi
         ***
Reis: Bu galiba İbni Kemal merhumundur?
Elmalılı: Evet
Isamüddin:   Hadimi şirk olan diyanetime
   Ederim bin kasem bu davade
   Sana da bir nazir olur derdim
   İki Allah olaydı dünyada
Reis: Namık Kemal’in bu güzel kıt’asına bir nazire söylenmişti. Benim hatırıma gelmiyor. İçinizde bunu zapteden varmı?
Isamüddin: Nazire söyliyen Nevrekoplu Mahmud Hamid merhumdur. Ve Namık kemalle beraber teşkil ettikleri cemiyeti edebiyede ve “Hâver” gazetesinde çalıştıkları sırada söylenmiştir. Mahmud Hamidin naziresi budur:
   Akıl indinde müstehil oldu
   Mustafânın naziri hercâde
   Bir Muhammed daha ederdi zuhur
   Beşeriyet olaydı mevlâde
      ***
Murad:   Mal sahibi mülk sahibi
   Hani bunun ilk sahibi?
   O da yalan bu da yalan
   Biraz da gel sen oyalan
      **   
Salâhaddin:   Sana ey nuri mücessem nice teşbih edeyim
   Yok iken vechi şebeh taze nihalü çimeni
   O bulur camei sebzini verakle revnak   
   Sen ise ahsen olursun çıkarup piri heni
      ***
Halil Fevzi:   Ya ilâhi dâdres sensin cihan icere beni
   Dergehi lütfundan özge bâba muhtaç eyleme
   Be ölünce mamelek isterse kalsın düşmana
   Sen hayatımda beni ahbaba mühtaç eyleme
      ***
Esad (Ben):   Buseler va’d eylemiştin aşıkı hayranına
   Leplerin hatta kefil olmuştu bu ihsanına
   Sanma matulubundan aşık vaz geçer de boş kalır
   Seb inad et sevdiğim aşık kefilinden alır
      ***
Eşref Edip:   Yarab ne eksilirdi deryayı izzetinden
   Peymanei hayata zehrap dolmasaydı
   û‚zâde ser olurdum asibi derdü gamden
   Ya dehre gelmeseydim ya aklım olmasaydı
      ***
Arif Reşid:   Ey gönül sahnı çemende lebi derya seyrin
   Bir sanem le ide gör kâm alasın dünyadan
   Yoksa bir dişleri incu boyu servolmayacak
   Ne biter sahni çemende ne çıkar dünyadan
      ***
Reis: Bu parça kimin acaba?
İsmail Hakkı: İbni Kemal merhumun
Reis: Sizin söylediğiniz parça kimin idi?
İsmail Hakkı: Hilye sahibi Hakanî merhumun.
Abdullatif:   Bagı dehrin hem hazanın hem beharın görmüşüz
   Biz, neşatın de, gamın de ruzigârin görmüşüz
   Çok ta mağrur olmakim meyhanei ikbalde
   Biz hazeran mestü mahmurun humarın görmüşüz
      ***
Esad:    Didarını rü’yaya niçin hasrediyorsun?
A.B.K.   Mutlak mı karanlıkta gezer mah sanırsın
   Zannım, o şafak ruyunu setretmeğe bais
   Mehrü mehi mahcup görüp utanırsın
      ***
Kadı Mes’ud:   Bize derlerdi vakti mazide
   Senden ednaya bakta şükreyle
   Şimdi aksi kaziyedir alem
   Senden a’laya bakta şükreyle
      ***
Sermed:   Penbei dagı cunun içre nihanın bedenin
   Diri oldukça libasım budur, ölsem kefenim
   Canı canan dilemiş vermemek olmaz eydil
   Ne niza’ eyleyelim ol ne senindir ne benim?
      ***
Reis: Hepiniz borcunuz ödediniz. Celseye nihayet veriyorum. Haftaya inşallah bizde.
Esad (ben): İsmail Hakkı beyden ber mutad son bir parça isteriz.
İsmail Hakkı: Ev sahibi Murad beyi tevkil ediyorum.
Murad: Gayret dayıya düştü demek. Nedimin bir parçasını okumağa başlıyacağım. Hepsi hatırıma gelmezse müvekkilim tamamlasın.
   Mesti nasım kim büyüttü böyle bi perva seni
   Kim yetiştirdi bu gû»ne serviden balâ seni
   Buydan hoş, renkter pakizedir nazik tenin
   Beslemiş koynunda güya kim gül’i rana seni
   Bir elinde gül, bir elde cam geldin sakıya!
   Kangısın alsam güli yahutki câmı ya seni?
   Sandım olmuş ceste bir fevvarei abi ve hayat
   Böyle gösterdi bana kadi müstesna seni.
Müze ve tarih şubesi
ESAD SEREZLİ

Kaynak: Esad Serezli; “Gece Sohbetleri II”, Halkevi, yıl: 8, sayı: 5 – 6, I. Kanun – II. Kanun 1943, , ss: 20 – 26, Eskişehir

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Bir Zamanlar İstanbul: Gece sohbetleri hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Bir Zamanlar İstanbul: Gece sohbetleri siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com