BUGÜN GELMEYECEK!!!!( biraz gülmek biraz düşünmek için)

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 



BUGÜN GELMEYECEK



“Bugün gelmeyebilir. Size de bir not bırakmadı Aylin Hanım”

Gelmeyecek, hecelememi ister misiniz? Bu beşinci arayışız sayın Aylin Hanım. Anlamıyorsanız artık heceleyeceğim. Hem de büyük harflerle; GEL-ME-YE-CEK. Hatta bir daha geleceğinden bile şüpheliyim Aylin Hanım. Gönderilen sarı çiçeklerden anlamalıydınız gelmeyeceğini. Ayrıca size sürekli yok dedirtiyor, bunu da eklemek isterim son not olarak.

Sekreter kızın içinden söylediklerini duyabiliyorum adeta. Bir not bırakmış da anımsamıyor olabilir mi? Hayır zannetmiyorum, hem neden not bıraksın ki, söylemek istediği varsa açar telefonu söyler. Peki ben not bıraksam, o da olmaz ki. Özel hayatımı bir sekreterin kalemine bırakamam. En iyisi tekrar arayacağımı söyleyip telefonu kapatmak ya da istiyorsa o beni arasın. Ama ya istemezse?

“Tekrar arayacağım, teşekkür ederim.”

Aman arayın Aylin Hanım, ne işinize yarayacak bilmiyorum ama… yok dedirtiyor işte anlayınız. Burası da bir işyeri bu kadar sık aranmaz ki canım. Hayır, ben biliyorum patronumu. İki hafta en fazla üç hafta sürer bir aşk onun için. Sonrası hep telefonlar, cevapsız aramalar, ulaşamayan notlar, bir süre geri dönülmeyecek iş seyahatleri. Ben sizi düşünüyorum Aylin Hanım. Lütfen aramayı bırakın artık.

Düşünme sen artık küçük hanım, sen düşündükçe beni perişan ediyorsun. Düşüncelerin dönüp dolaşıp beni vuruyor, sen düşünmeden telefonlara bak sadece. Murat Bey yok de bana ve diğerlerine. Şüphenin gizlenmiş cinleri çıkın saklandığınız yerden, hadi bakın meydan bomboş. Şüphelenmeye son derece müsait bir Aylin var işte, daha ne bekliyorsunuz?

“Nereye gideceğine dair hiçbir şey söylemedi demiştiniz, değil mi?”

Söylemedi Aylin Hanımcım, söylemedi. Hem mecbur mu adam bana açıklama yapmaya? Hele size hiç mecbur değil gibi görünüyor benim baktığım yerden. İnsan birazcık gururunu düşünür canım, bırakın o isterse sizi arar.

“Hayır, herhangi bir bilgi vermedi Aylin Hanım.”

Telefona gülümsüyorsun sekreter hanım, biliyorum. Sana mı düştü benim gururumu düşünmek? Hem kim ısıtacak beni soğuk gecelerde gururum mu? Sana göre hava hoş elbette, pembe tayyörün ve sarı saçlarınla ortalıklarda kırıtarak dolaşabilirsin. Gençsin ve üstelik güzelliğinden de eminsin. Uzun saçlarını savurarak; insan gururunu düşünür canım, diyebilirsin. Ama ben senin yaşını yaşayabilmek için, gururumu bile verebilirim.

O ilk günlere geri dönebilmek için neler vermezdim. Eve gönderilen laleler, gönül çelecek iltifatlar, minik jestler… ne mutluluk. Menekşe’de yenilen akşam yemekleri, adına uygun çiçek açar o restoran. Mum ışığına sığınan kaçamak bakışlar; çok şey anlatıp, belli etmemeye çalışan. Ne kadar doğru geliyordu o anda orada olmak, onun elini tutmak, gözlerine bakmak… sanki hep orada olmalıymışım da geç kalmışım gibi.

Bana aldığı tek gülü kitap arasında kuruttum. Bakıp bakıp mutlu oluyorum. En son ne zaman biri bana gül almıştı ve ben kurutacak kadar değer vermiştim bu güle?

“Peki doğrudan eve mi gidecek yoksa ofise uğrayacak mı? Bunu biliyor musunuz?”

Menekşe restoranın her biri kendisine özel olduğunu sanıyor. Acıyorum ben bu kadınlara artık. Halbuki her rezervasyonu ben yapıyorum, her seferinde aynı şey. Şefin tavsiyesi bir de kırmızı şarap açtırdın mı tamamdır kadının gönlü. Gözü boyanan kadın ne kadar istenirse emre amadedir. Sonrası bir demet sarı güle bakar. Onu da ben yolluyorum zaten. Bir çok aşkın hem başlangıcını hem bitişini ben yapıyorum, bir tür aracısıyım onun. Bazen kafam karışmıyor değil hani, kimden neden ayrılır sürekli? Neden bağlanmaz birilerine?

“Hayır Aylin Hanım söylemedi. Ama sanırım ofise uğrayacaktır. Akşama yetiştirmem için bazı evraklar bırakmıştı bana, onları almaya uğrayacaktır.”

Uzunca işim var telefonu kapat artık diyorsun ha sekreter hanım! Hem kimi götürürse götürsün Menekşe’ye, en son götürdüğü benim ya, sen ona bak. Hem senin de gözün mü var nedir? Neden sürekli soğumam için uğraşıyorsun ondan? Anladım ben seni, amacın belli. Bilirim ben sizin gibileri. Tek amacınız patronunuzu tavlayıp kendinize baktırmaktır. Karısı olarak, olmadı metres, kapatma. Artık ne denk gelirse.

Hem sen kırmızı şarabı nereden biliyorsun bakayım? Elbette faturalardan, yoksa o yemeği de gider olarak mı gösterdi? Erkek milleti değil mi herşey beklenir. Ama yine de mutluyum ben onunla. İsterse her önüne geleni götürsün Menekşe’ye. Ben yıllardır ilk kez önümdeki kağıda bir ismi karalıyorum.

“Peki ala kendisini aradığımı iletirsiniz. Ofisten arasın beni.”

Ne demek Aylin Hanım, elbette arar, elbette. Bir gün arayacaktır sizi. Ama ne gün? Bırakınız efendim adamın peşini. Hem ben sizden gencim bakın, ben dururken size mi bakacak? Hiç zannetmiyorum. Alınız bir demet sarı çiçek yolladık size. İsterseniz bir demet daha yollarız. Eğer anlamanız için şartsa…

Siz gençler, nasıl anlatmalı size şansı son damlasına kadar kullanmanın ne denli önemli olduğunu? Ellerinin her gün yaşlandığını gördükçe, aşkın son fırsatlarını kaçırmamak için her imkanın kullanılması gerektiğini… nasıl?

Tırnaklarımı pembeye boyuyorum ki, kırışıklıkları çok belli olmasın. Yüzümdekileri saklıyorum ama ellerimi kapatamıyorum. Ellerim ele veriyor beni. Kendi parçanın sana düşman olması ne demektir bilir misin sen sekreter hanım? Bilemezsin elbette bilemezsin…

“Teşekkür ederim, kendisinden telefon bekleyeceğim…”

Sanırım bu işin bittiğini kabullenmeliyim artık. Sürekli işi olacak değil ya bu adamın, yok dedirtiyor işte. Bir aşk daha kapanır böylece Aylin, ne yapacaksın? Gitmek isteyeni zorla tutamazsın ya yanında?

Unutursun bunu da, diğerlerinden ne farkı var? Kaç aydır saçını kızıla boyatmak istiyordun, bundan iyi fırsatı nereden bulacaksın. Eve giderken de bir şişe şarap alırsın, ondan iyi kim dost olabilir ki sana? Gözlerine birer parça salatalık koyarsın, mor halkalara iyi gelir. Bol bol ağladıktan sonra elbette…

Yazık kadıncağıza, çok üzüldü sesinden belli. Ama ne yapalım o da yanlış kişilere kaptırmasaydı gönlünü. Bu kadınları gördükçe içim acıyor. Patronuma karşı düşmanlık beslemeye başlıyorum. Bu kadar da yapılmaz ki canım. Ama patron ne yapsın, kadınlar da kanmasınlar canım. Gözüne bakan anlamaz mı onun ne kadar çapkın bir adam olduğunu?

Anlar güzelim anlar da, bazen anlamak istemez. Kanmak ister, biri onu inandırsın ister. Kaybolmak ve aynı zamanda tutunmak ister. Tutunacak bir dal olsun ister yaşlanmanın akıl almaz girdabında. İlk bulduğu şeye tutunur. Bu köklü bir ağaç mı yoksa cılız bir çalı mıdır düşünmez. Umursamaz, anlar da vazgeçer anlamaktan.

“Gelir gelmez ileteceğim notunuzu Aylin Hanım…”
“Teşekkür ederim, iyi günler.”
“Bir saniye Aylin Hanım, kendisi şimdi geldi. Murat Bey… kapatmış.”



Şebnem Baytar
 
 

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; BUGÜN GELMEYECEK!!!!( biraz gülmek biraz düşünmek için) hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri BUGÜN GELMEYECEK!!!!( biraz gülmek biraz düşünmek için) siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com