Çocuk terbiyesi

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
KÜÇÜKLER NEDEN YALAN SÖYLER?

Yedi yaşına kadar çocukta gerçeklik (şe’niyet-realite) duygusu gelişmemiştir. Anne çocuğa, “Bu senin değil, alma!” dediğinde, çocuk anlamaz; boş boş bakar. Çünkü mülkiyet duygusu inkişaf etmemiştir. Her şeyin kendisine ait olacağını düşünür, doğuştan ben merkezcidir. Bu sebeple, başkalarına ait olan pek çok şeyi sahiplenme duygusu, hemen her çocuğun geçtiği bir merhaledir. Kalem, silgi, para gibi şeyleri, daha çok “sahip olma” duygusu ile toplar.

Bu noktada anne ve babaya çok mühim bir vazife düşmektedir. Yalanın, hırsızlığın yanlış olduğu çocuğa mutlaka öğretilmelidir. Vazoyu kıran çocuk, elinde vazo parçaları olduğu halde, “ben kırmadım” diyebilir. Annenin ifrat derecedeki aksülameli (aşırı reaksiyonu) veya alâkasızlığı, çocuğun bu husustaki değerlerini şekillendirecektir.

Çocuk takdir edilmek için, ilgi ve şefkat beklentisi için yalan söyleyebilir. Cezâdan kurtulmak veya suçu saklamak için, tenkitten-azarlanmaktan kaçmak için, olduğu gibi değil de büyüklerin istediği gibi görünmek için yalan söyleyebilir. Bazı çocuklarda çocuksu düşmanlık ve kıskançlık duygusu da yalan söyletebilir. Ana-babanın yanlış tavırlarına karşı çocuğun tek silahı, umumiyetle “yalan söylemek” olmakta; dolayısıyla yalan davranış kalıbı, huy hâline gelmektedir.

Meşhur hikayedir, bilirsiniz; bir gün, büyük bir suç işleyen bir gencin idamına karar verilir. İdam sehpasında gence, son isteği sorulur. O da annesinin dilini öpmek istediğini söyler. Anne çağırılır. Genç, annesinin dilini öperken ısırır. Sonra da şöyle der:

“Bana küçükken yalan söylemeyi öğrettin; neticede ben de böyle oldum.”

Çocuğun, işine geldiğinde yalan söyleyebileceği düşüncesini öğreten ve gösteren anne-baba; onun geleceğini, yalan söylemeye meyilli olarak şekillendirmiş olmaktadır.

O bakımdan çocuk terbiyesinde gâye; yalanı teşvik eden âile durumuna düşmemek, aksine doğruluk ve dürüstlüğün yerleşip yeşermesini temin etmek olmalıdır.
*   *   *

ÇOCUK TERBİYESİNDE SACAYAĞI --> SEVGİ - DİSİPLİN - İLGİ

Prof. Dr. Nevzat Tarhan bir makalesinde şunları yazıyor:

Bir anne soruyor: “Çocuğum 10 yaşında ama çok çekingen; insanların arasına girmekte zorluk çekiyor, kendini ifade edemiyor. Bunun sebebi nedir, düzelmesi için ne yapmalıyım?”

Evet soru bu. Geliniz bu sorunun cevabı çerçevesinde meseleyi ele alalım.

Çocuğun rû»hî gelişiminde şahsiyetinin teşekkül ve tekâmülünde üç unsur çok mühimdir: Sevgi, disiplin ve ilgi. Bu üçlüden her birinin yanlış kullanılması, çocuğun geleceğini de yanlış şekillendirecektir.

Meselâ disiplin üzerinde biraz duralım. Öncelikle ifade edelim ki; disiplin kelimesi, sert sözler, otorite, eğitim çavuşunun emirler yağdırması ve sindirilmiş kitleleleri çağrıştırdığı için, çocuklarla bir ilgi düşünüldüğünde bile bir soğukluk ifade ediyor. Ancak burada kastedilen disiplin, sağlıklı sınırlar koymaktır, kalp kırmak değildir. Düzeltmek ve iyileştirmekle, muhâkeme etmek ve cezâlandırmak fiillerini biribiriyle karıştırmamamız gerekiyor. Disiplin, çocuğa hayatın usû»l ve kâidelerini öğretmektir, onun şahsiyetini ezmek değildir. Disiplin, çocuğu sağlıklı ve dengeli yetişkinliğe hazırlamaktır. Disiplin, çocuğun doğru ile yanlışı ayırma, kendini kontrol edebilme, insanî münâsebetlerinde sınır koyabilme, iyi ve yardımsever olabilme gibi temel duygularını güçlendirmektir. Ebeveyn penceresinden bakmak gerekirse; çocuklara uygulanan disiplin, başını duvarlara vuran ana-baba olmamaktır. Binâenaleyh;

- Eğer çok katı olursanız, çocuğunuzun kalbini kırarsınız; saldırgan veya çekingen bir şahsiyet ortaya çıkar.

- Eğer fazlaca şefkatli olursanız, çocuğunuz ana kuzusu olur.

- Eğer çocuğu kontrolsüz bırakırsanız, size ve topluma yabancılaşır.

Çocukta davranış problemleri oluşmaması için, doğru şahsiyet ölçülerinin öncelikle anne-baba tarafından bilinmesi gerekir. Elinde model olmayan büyükler, küçüklere iyi örnek olamazlar. Müslüman bir anne-babanın ise, başta Sevgili Peygamberimiz ve onun ashâbı olmak üzere önünde sayısız güzel örnekler vardır. Yeter ki bunları kullanmasını bilebilsin.

Sözün kısası, işin doğrusu;

Her şeyde olduğu gibi, çocuk terbiyesinde de dâima vasat olanı yani orta yolu tâkip etmektir. İfrat (katı, titiz, kâideci-kuralcı, suçlayıcı, muhâkemeci-yargılayıcı olmak) da, tefrit (göz yumucu, aşırı musâmahakâr, her istediğini yapıcı olmak) de yanlıştır. Doğru olan; sertlik ve yumuşaklık arasında dengeyi muhâfaza edip orta yolda yürümektir.
*   *   *

PEYGAMBERİMİZ’İN (S.A.V.) ÇOCUKLARA OLAN SEVGİ VE ŞEFKATİ

Bir gün Resû»lüllah sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz, Temîm kabîlesi reislerinden Akra‘nın yanında torunu Hasan’ı (r.a.) öpmüştü. Akra, Sevgili Peygamberimiz’in bu davranışını yadırgayarak:

— Benim on çocuğum var, bugüne kadar onlardan hiç birini öpmedim, dedi.

Raû»f ve rahîm olan Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v.) ona baktı ve sonra da:

— Merhamet etmeyene merhamet olunmaz, buyurdu.
*   *   *

Bir başka gün de Resû»lüllah Efendimiz’in yanına çölde yaşayan bir bedevî geldi ve:

— Yâ Resû»lellah, siz çocuklarınızı öpüp seviyormuşsunuz. Halbuki bizler, onları hiç sevmez, öpüp okşamayız, dedi.

Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz:

— Allah, sizin kalbinizden şefkat ve merhamet duygusunu çekip almışsa ben size ne yapabilirim ki!.. cevabını verdiler.
*   *   *

Yine bir gün Peygamber-i zîşân Efendimiz (s.a.v.), torunu Hz. Hasan’ı (r.a.) mübârek omuzlarına almış taşıyorlardı. Ashaptan bir zât, bu manzarayı görünce:

— Ey çocuk! Sen ne güzel bir binite binmişsin, demekten kendini alamadı. Fahr-i û‚lem Efendimiz bu sözü şöyle tamamladı:

— O çocuk da ne güzel binicidir ama...
*   *   *

İslâm tarihinde, bu mevzû»da daha nice örnekler vardır. Gerek Peygamberimiz’in (s.a.v.) ve gerekse onun güzîde ashâbının hayatları bu gibi güzel misâllerle doludur.

Bizim için hayatımızın her safhasında en güzel örnek olan Sevgili Peygamberimiz’in çocuklara karşı tavrı buydu. Ashâb-ı kirâmın bu hususta ortaya koydukları tablolar bundan farklı değildi. Öyleyse gelin; biz de bu örneğe uymaya, çocuklarımıza da model olarak onları göstermeye gayret edelim. Rû»hen ve bedenen kâmil mânâda yetişmeleri için gereken sevgi, ilgi, bilgi, görgü ve terbiyeyi usû»lüne uygun tarzda vermeye çalışalım. Zira onların ilk muallimleri, hiç şüphesiz ki, biz ebeveynleriz.

Çocuklar, dünya hayatının süsüdür. (Kehf sû»resi, 46) Cennetliklerin etrafında daima taze kalan çocuklar dolaşır ki, sen onları gördüğün zaman saçılmış birer inci sanırsın. (İnsan sû»resi, 19)
Denildimi Bir Yerin Adına TÜRK Beldesi,

Gözüm ALBAYRAK Arar Kulağım EZAN Sesi

VATAN AŞKI MUKADDES

         ESMER


   TALABANİ KEDİLERİN SENİN OLSUN BİZ KÖPEKLERİNİ İSTİYORUZ

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Çocuk terbiyesi hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Çocuk terbiyesi siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2018 ilgiliFORUM.com