Dil nedir? Dil ne demek?


Google Reklamları





Dil nedir? Dil ne demek? ile ilgili benzer olabilecek konular...

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


02 Mayıs 2015, 06:47:20
Forum
Forum Sitesi
Admin
Mesajlar: 86813












Sponsorlu Bağlantılar

sponsorlu bağlantılar

Dil nedir? Dil ne demektir?

Dil anlamı, kısaca tanımı:

  • Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek
  • Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı.
  • İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban.
  • Belli mesleklere özgü dil.
  • Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak.
  • Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası.
  • Gönül, yürek.
  • Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili.
  • Anahtar.
  • Kıstak.
  • Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak
  • Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri.
  • Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi.
  • Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak.
  • Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı.

"Dil" cümle içerisindeki kullanımı

  • "Halk dilinin günebakan ismini verdiği bu çiçek, güneşe âşıktır." - H. S. Tanrıöver
  • "Hukuk dili."
  • "Ağzımı dolduran kocaman dil, kelimelere yer bırakmıyor ki..." - Y. Z. Ortaç
  • "Dilinden Anadolulu olduğu ancak belli oluyordu." - S. F. Abasıyanık
  • "Birkaç dilim ekmek, ince bir iki dilim peynir veya dil, bazen de haşlanmış bir sebze yemeği." - S. F. Abasıyanık
  • "Terazi dili."
  • "Müzik dili. Yazı dili.""Hiçbir zaman onların arasına katılabilecek bir dil bulamadım." - R. Mağden
  • "İki dilli makara."

Dil ile ilgili Atasözü, Deyimler, Birleşik Sözler veya Fiiller

  • Çocuk dili: Çocukların belli birtakım seslerden, basitleştirilmiş kurallardan, örneklemelerden yararlanarak kullandıkları dil.
  • Dilinin altında bir şey olmak: birinin açıkça söylemediği sözler olmak.
  • Küçük dil: Damağın arkasında bulunan dile benzer küçük uzantı.
  • Dil coğrafyası: Yeryüzünde dillerin yayıldığı alanları inceleyen bilim dalı.
  • Dili çözülmek: konuşamayan veya susan kişi konuşmaya başlamak.
  • Kuş dili: Genellikle çocukların, kelimelerin başına, hecelerin arasına başka hece ekleyip kelimelerin biçimlerini değiştirerek uydurdukları bir konuşma türü.
  • Dil felsefesi: Dilin özü, kökeni, anlamı, yapısı üzerine araştırmalar yapan felsefe dalı.
  • Konuşma dili: Günlük yaşayışta kullanılan ve yazı dilinden az çok farklarla ayrılmış bulunan dil, günlük konuşma, günlük dil.
  • Yazı dili: Dilin yazıda kullanılan biçimi.
  • Diliyle tutulmak (veya yakalanmak): suçunu, kendi konuşması ile açığa vurmak.
  • Sivri dil: İğneleyici ve kırıcı söz.
  • Dillere destan olmak: herkes tarafından konuşulur olmak.
  • Dilini tutamamak: sonunu düşünmeden gelişigüzel konuşmak.
  • Dili dönmemek: bir sözü doğru, düzgün söylemeyi becerememek. amacını iyi anlatamamak.
  • Dile getirmek: konuşturmak. belirtmek, anlatmak, açıklamak, ifade etmek.
  • Dil altı bezleri: Dilin altında bulunan tükürük bezleri.
  • (birinin) diline düşmek: yermek veya alay etmek amacıyla birinin kötü veya yanlış davranışını sürekli söylemek.
  • Ölü dil: Günümüzde kullanılmayan, konuşulmayan, elimizde yalnızca belgeleri olan dil.
  • Dilinin ucuna gelmek: söyleyecek duruma gelmek.
  • Ural dilleri: Fince, Macarca ve Samoyetçeden oluşan dil grubu.
  • Dili (veya dilinin) döndüğü kadar: söyleyebildiği kadar, anlatma gücünün elverdiği ölçüde.
  • (birinde) dil bir karış: saygısızca karşılık verenler için kullanılan bir söz.
  • Dili kurusun!: "söz söyleyemez olsun!" anlamında kullanılan bir ilenme sözü.
  • Devlet dili: Bir devletin sınırları içerisinde yönetimde, hukukta, eğitimde ve ticarette gerek sözlü gerekse yazılı iletişimde kullanılan, genellikle kanunla belirlenen dil, resmî dil.
  • Çevirici dili: Bilgisayarda makine dili komutlarının sembollerle kaydedildiği alçak düzeyli programlama dili.
  • Dilinden (veya dilden) düşürmemek: sürekli olarak aynı kişiden veya şeyden söz etmek, sık sık anmak.
  • Dilini kesmek (veya kesip oturmak): susmak.
  • Latin dilleri: Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Portekizce vb. dillerin ortak adı.
  • Dili pabuç kadar: saygısızca ve gönül kırıcı bir biçimde konuşan.
  • Standart dil: Ölçünlü dil.
  • Suzidil: Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam.
  • Dili bozuk: Bir dili doğru ve düzgün konuşamayan (kimse). Küfürlü sözler söyleyen.
  • Romen dilleri: Latinceden türemiş yaşayan diller.
  • Dili bağlı: Konuşamayan. Kendisine söylenen bir şeyi başkasına aktarmayan, sır saklayan.
  • Dil tutmak: sorguya çekmek için düşman askeri yakalamak.
  • Dil bilimi: Dillerin yapısını, gelişmesini, dünyada yayılmasını ve aralarındaki ilişkileri ses, biçim, anlam ve cümle bilgisi bakımından genel veya karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim, lisaniyat, lengüistik, filoloji.
  • Dilini yutmak: sevinç, korku, heyecan vb. sebeplerle konuşamaz olmak.
  • Çeviri dili: Bir bilgisayarın sembolik makine dili.
  • Bükünlü dil: Dil bilgisi görevleri ve yapı bakımından kelime köklerini değiştiren dil.
  • Dil ebesi: Laf ebesi.
  • Dili bir karış olmak: fazla konuşmak, her söze karşılık vermek.
  • Dili varmamak: bir sözü söylemeye gönlü razı olmamak.
  • Dili damağına yapışmak (veya dili damağı kurumak): çok susamak.
  • Yapma dil: Sonradan oluşturulan dil.
  • Cermen dilleri: Kuzey Avrupa'da konuşulan, Hint-Avrupa dil ailesinin bir kolu.
  • Dili boğazına akmak: konuşamaz olmak, sesi soluğu çıkmamak.
  • Tatlı dil: Gönül alıcı söz, tatlı söz.
  • Yapısal dil bilimi: Yapısalcılık
  • Kayış dili: Kaba ve çirkin sözler kullanılarak konuşulan dil.
  • Dile vermek: gizli tutulması gereken bir şeyi açığa vurmak, duyurmak, yaymak.
  • Dil balığı: Kemikli balıklar takımından, pullu, santimetre büyüklüğünde, yassı bir balık (Solea vulgaris).
  • Dilini değdirmemek: hiç yememek veya içmemek.
  • Resmî dil: Devlet dili.
  • Diline biber sürerim: ağzına biber sürerim.
  • Dili bir karış dışarı çıkmak (veya sarkmak): koşmaktan, yürümekten dolayı çok yorulmak.
  • Dilinden anlamak: bir canlının çıkardığı seslerden veya onun davranışlarından ne anlatmak istediğini anlamak. söz konusu olan şeyin özelliğini bilmek.
  • Kuşdili: Bir tür dişbudak.
  • Dil dalaşı: Tartışma.
  • Dil öğretimi: Bir dili öğretme işi.
  • Beden dili: Duygu ve düşüncelerin yüz ifadesi, beden duruşu vb. yollarla anlatıldığı iletişim biçimi, vücut dili.
  • Dili sürçmek: konuşma sırasında kelimeleri yanlış söylemek. istenmeyen bir konudan söz etmek.
  • Dil (veya diller) dökmek: kandırmak, inandırmak veya yararlanmak için tatlı sözler söylemek.
  • Güneş Dil Teorisi: Dilin türeyişi, felsefesi, psikolojisi ve sosyolojisi alanında Atatürk döneminde ortaya atılan bir kuram.
  • Halk dili: Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanlar tarafından kullanılan ortak dil.
  • Millî dil: Ulusal dil.
  • Dilaltı: Genellikle kalp hastalıklarında hızlı ve kesin etki sağlamak için dilin altına konularak emilen ilaç. Tavuklarda görülen bir hastalık.
  • Diline sağlık: ağzına sağlık.
  • Dil pelesengi: Söz arasında yerli yersiz söylenen ve tekrarlanan söz.
  • Dile gelen ele gelir: "insanlar yapacakları işler hakkında önce konuşurlar, sonra da o işi gerçekleştirirler" anlamında kullanılan bir söz.
  • Dil birliği: Lehçe ve ağız farklarını gidererek aynı dili kullanan toplumlar arasında ortak bir yazı dilinde ve alfabede birleşilmiş olma durumu.
  • Diline (veya dile) dolamak (veya takmak): aynı şeyi durmadan ve her yerde tekrarlamak. bir kimseyi her yerde kötülemek.
  • Akraba diller: Aynı ana dilden gelen diller.
  • Dilini tutmak: sonunu düşünmeden gelişigüzel konuşmaktan sakınmak.
  • Hâl dili: Düşüncelerini duruşuyla, davranışlarıyla anlatma.
  • Tek heceli dil: Çince ve Tibetçe gibi kelimeleri tek heceden oluşan dil.
  • Dil öğrenimi: Bir dili öğrenme işi.
  • İşaret dili: İşitme engellilerin kendi aralarında iletişim kurarken el ve yüz hareketlerini kullanarak oluşturdukları görsel dil.
  • Dil şakası: Ağız şakası.
  • Dilsever: Ana dilini öne çıkaran, dil bilinci olan (kimse). Yeni bi dil öğrenmeye meraklı olan (kimse).
  • Dilinin ucunda: bir söz hatırlanacak gibi olup da hatırlanamadığında söylenen bir söz.
  • Sığırdili: Sığırdiligillerden, 30-60 santimetre yüksekliğinde, tüylü, çok yıllık ve otsu bir bitki, öküzdili (Anchusa officinalis). Cönk (I).
  • Dil sürçmesi: Ağızdan yanlış söz çıkma, sürçülisan. İstenmeyen bir konudan söz etme. Konuşma sırasında kelimeleri yanlış söyleme.
  • Dil tutukluğu: Dilin iyi çalışmamasından ileri gelen söyleme güçlüğü, anartri. Herhangi bir sebeple konuşamama.
  • Diline sağlam olmak: saklanacak konuları açığa vurmamak. kötü söz söylemekten kaçınmak.
  • Dili tutuk: Serbestçe, kolaylıkla konuşamayan (kimse).
  • Dilbasar: Hekimlerin boğazı görebilmek için dili bastırdıkları araç, abeslang. Ecza karıştırmakta kullanılan yassı araç, abeslang.
  • Dili yatkın: Yabancı bir dili kolaylıkla öğrenme yeteneği olan.
  • Dil laboratuvarı: Yabancı dil öğretiminde, kayıtlı dil malzemesiyle ders yapılan yer. Ses bilimi çalışmalarında seslerin elektronik araçlarla incelenip değerlendirildiği yer.
  • Küçük dil: Damağın arkasında bulunan dile benzer küçük uzantı.
  • Dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim: "kişinin başına ne gelirse dilini tutmamasından gelir" anlamında kullanılan bir söz.
  • Dil ağız vermemek: ağız dil vermemek.
  • Dilinde tüy bitmek: tekrar tekrar söylemekten usanmak, bıkmak.
  • Dilini kedi (veya fare) mi yedi?: "neden konuşmuyorsun?" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ehlidil: Gönül eri.
  • Diline pelesenk etmek: diline dolamak.
  • Dili olsa da söylese (veya anlatsa): "cansız nesneler konuşabilseler bazı olaylara tanıklık da edebilirler" anlamında kullanılan bir söz.
  • Ölçünlü dil: Kuralları sözlüklerde ve yazım kılavuzlarında tespit edilmiş, eğitim, hukuk, basın yayın alanları ile resmî yazışmalarda kullanılan, işlev ve geçerlilik alanı geniş, sosyal sınıf ve yerel iz taşımayan dil türü, standart dil.
  • Dili dolaşmak: korku, heyecan, hastalık, utangaçlık, sarhoşluk gibi sebeplerle şaşırarak söyleyeceğini karıştırmak.
  • Yılandili: Küçük eğrelti otu (Ophioglossum).
  • Dil akrabalığı: Bir ana dilden türeyen diller arasındaki yakınlık ilişkisi.
  • Dilinden kurtulamamak: sürekli olarak bir kimsenin sitem, eleştiri ve sataşmalarına uğramak.
  • Vücut dili: Beden dili.
  • Dile gelmek: dile düşmek. konuşma kudreti, yeteneği, olmayan varlık konuşmak, dillenmek, lisana gelmek.
  • Dili kılıçtan keskin olmak: kırıcı ve ağır konuşmak.
  • (birine) dil çıkarmak: alay etmek, eğlenmek.
  • Deryadil: Her şeyi hoş gören, çok sabırlı.
  • Dil adası: Bir dilin veya ağzın yayıldığı alanda farklı bir dil veya ağız özelliği bulunan küçük bölge.
  • Dili alışmak: çok kullandığı bir söze alışmak.
  • Geyikdili: Eğrelti otugillerden, Kuzey ve Batı Anadolu'nun kıyı kesimlerinde yetişen, yaprakları uzunca dil biçiminde çok yıllık otsu bir bitki (Scolopendrium officinale).
  • Kıyı dili: Bir körfezin önünü kapatan, denizle küçük bir bağlantısı kalabilen, kum ve çakıl karışımı birikinti, sahil kordonu.
  • Baltık dilleri: Baltık ülkelerinde konuşulan Hint-Avrupa dil grubu.
  • Kedidili: Genellikle dondurmanın yanında yenilen bir tür tatlı bisküvi.
  • Ari dil: Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-İran grubu.
  • Diline kira istemek: ağzına kira istemek.
  • Dili açılmak: herhangi bir sebeple konuşmayan kimse konuşmaya başlamak.
  • Yazın dili: Edebî dil.
  • Danadili: Sayfaların dar olan üst kenarından birleştirilmiş bir cönk türü.
  • Günlük dil: Konuşma dili.
  • Dili yanmak: üzüntü ve eziyet çekmek, zarara uğramak. bıkmak, nefret etmek.
  • Ortak dil: Ana dilleri veya lehçeleri farklı topluluklar arasında anlaşmayı sağlayan dil.
  • Özel dil: Aynı meslekten olanların veya aynı iş alanında çalışanların kendi aralarında konuştukları dil.
  • Dili uzamak: haddini bilmeden konuşmak.
  • Dilden düşmez olmak: herkes tarafından sürekli tekrar edilir olmak.
  • Yabancı dil: Ana dilin dışında olan dillerden her biri. Ana dilin dışında öğrenilen uzmanlık dili.
  • Ulusal dil: Bilinen bir tarihten beri bir ulusun bireyleri arasında kullandıkları iletişim aracı, millî dil.
  • Dil kavgası: Tartışma.
  • Diline virt etmek: diline dolamak.
  • Ana dil: Kendisinden başka diller veya lehçeler türemiş olan dil.
  • Gizli dil: Bazı kişilerin başkalarının anlamadığı ve sadece kendilerinin özel anlamlarını bildiği kelimelerle konuştuğu dil.
  • Ana dili: Çocuğun ailesinden ve içinde yaşadığı topluluktan edindiği dil.
  • Dili uzun: İncitici sözler söyleyen, küstah, saygısız (kimse).
  • Safdil: Kolayca aldatılan, saf (kimse).
  • Kaynanadili: Bir iğne oyası motifi. Dil biçiminde yassı ve dikenli dalları olan bir tür kaktüs.
  • Dilini eşek arısı soksun: hoşa gitmeyen bir şey konuşan kimseye söylenen bir ilenme sözü.
  • Dilinin ucuyla: içten, yürekten olmayarak, laf olsun diye.
  • Dili ensesinden çekilsin!: bıktıracak kadar çok konuşan veya kötü sözler söyleyenler için kullanılan bir ilenme sözü.
  • Dili durmak: susmak, dedikodu etmemek.
  • Bitişken dil: Kelime kökleri değişmeyen, eklerle türetilen dil, iltisaki dil.
  • Dile kolay: Anlatılması kolay ancak yapılması veya katlanılması çok güç.
  • Dil atlası: Dilleri, lehçeleri veya dil olaylarını yayılış bölgelerine göre gösteren atlas.
  • Dilden gelen elden gelse her fukara padişah olur: "kişi her söylediğini yapamaz, her dilediğini elde edemez" anlamında kullanılan bir söz.
  • Dilinin cezasını (veya belasını) çekmek (veya bulmak): ölçüsüz, düşüncesiz konuşma yüzünden zarar görmek.
  • Dili zifir: Gönül kırıcı sözler söyleyen (kimse).
  • İskandinav dilleri: Germen dillerinin kuzey kolundaki diller.
  • Azerbaycan dili: Azerbaycan Cumhuriyeti'nde ve Güney Azerbaycan'da (İran'da) yaşayan Türk soylu halkın kullandığı dil, Azerice.
  • Dil uzatmak: bir kimse veya bir şey için kötü söylemek.
  • Dile (veya dillere) düşmek: hakkında dedikodu yapılmak.
  • İltisaki dil: Bitişken dil.
  • Dili tutulmak: sevinç, korku, şaşkınlık vb. sebeplerle birdenbire söz söyleyemez olmak.
  • Dili ağırlaşmak: hastalık sebebiyle güçlükle söz söyleyebilmek, güçlükle konuşmak.
  • Dil cambazı: Düşüncelerini çok iyi anlatan, güzel konuşan kimse.
  • Diliyle sokmak: bir kimseye ağır ve kırıcı sözler söylemek.
  • Dil bilgisi: Bir dilin ses, biçim ve cümle yapısını inceleyip kurallarını tespit eden bilim, gramer.
  • Kilit dili: Kilidin anahtarla sürülen parçası.
  • Islık dili: Yüksek ve uzak mesafelerde birbirini görecek biçimde duran kişilerin alçalıp yükselen ıslık sesleriyle oluşturdukları haberleşme biçimi.
  • Dilinin altındaki baklayı çıkarmak: söyleyemediği şeyi artık söylemek.
  • Dilini bağlamak: bir kimseyi herhangi bir sebeple söz söyleyemez duruma getirmek, susmak zorunda bırakmak.
  • Dilden dile: Sözlü bir biçimde.
  • Dili durmamak: sürekli konuşmak. söylenmeyecek şeyleri de söylemek, sır tutamamak.
  • Yapay dil: Değişik diller konuşan kişiler arasında anlaşma sağlamak amacıyla doğal dillerdeki ögelerden yararlanılarak oluşturulan dil.
  • Dilin kemiği yok: "insan doğru veya yanlış her şeyi söyleyebilir" anlamında kullanılan bir söz.
  • Öküzdili: Sığırdili.
  • Edebî dil: Edebî değeri olan eserlerde kullanılan dil, yazın dili.
  • Dilotu: "Çok konuşmak" anlamındaki dilotu yemek deyiminde geçen bir söz.
  • Dil oğlanı: Tanzimattan önce yabancı elçilerin devlet erkânı ile görüşmelerinde Türkçe çevirmenlik yapmak üzere yetiştirilen kimse.
  • Dillerde dolaşmak (veya gezmek): her yerde sözü edilmek.
  • Diplomatik dil: Diplomasi alanında kullanılan dil.

Dil hakkında resimler
(Resimleri Göster)

Dil ile ilgili diğer yazılar



Forumlar okunmak ve paylaşmak içindir...


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada Dil nedir? Dil ne demek? ile ilgili olarak; Dil nedir? Dil ne demek? hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri Nedir ne demek kısaca anlamı tanımı ne demektir hakkında bilgiler ile ilgili kısa yazılar ne anlama gelir neye denir gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri Dil nedir? Dil ne demek? siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Gerçek mutluluk, ancak gerçek sevgi ile yaşanabilir.

Copyright © 2006-2017 AjansMail
Her hakkı saklıdır.