Dostunuz Melek Değil !.. Siz de öyle..

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 

Dostunuz Melek Değil !.. Siz de öyle..
 

Biz insanlar genellikle herşeyin kusursuz olmasını isteriz ancak aynaya bakmayı pek aklımıza getirmeyiz.

Dostlarımız günah işlemez. Hata yapmaz. Hele birde sır verirsek asla ondan çıkmaz. velhasıl dostlarımıza bir peygamber hatta bir melek nazarıyla bakarız.

Günün birinde dostlarımızdan biri, insani özellikleri sonucu bilerek veya bilmeyerek nefsine veya şeytana uyarsa, işte bu genellikle onun bitmesi anlamına gelir.

Oysa Kitabımız peygamberlerin ikaz edilmelerine ilişkin ayetler ile doludur.

Bakın Abese'de efendimizin ikaz edilişine.. bakın Yunus kıssasına..

Sahi? Hz. Musa cinayet işlememiş miydi ve uyarılmamış mıydı?

Dostlarımızı nede kolay harcıyoruz?..
Ne kadar çok meraklıyız kardeşlerimizin işledikleri ayıplarını öğrenmeye?.
Kim dedi? ne dedi?

- kııız duydunmu falan adam ne yapmış?
- kardeş bizde bunu adam sınırdık bee.. baksana neler yapmış? lakırdıları gündelik hayatımızın vazgeçilmezi oldu sanki.. Eskiden kadınlar dedikodu yaparlardı.. Ama günümüzde buna erkekler de dahil oldu.

Artık şeytanı sevindirecek bu basitlikleri bırakıp işimize gücümüze ve en önemlisi kendimize bakmaya, kulluğumuzu kontrol etmeye ne zaman başlayacağız?

Gelin isterseniz konuya ilişkin olarak inen ayetlere bir gözatalım :

"Arkadan çekiştirip duran, kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline;" (1)

Ey iman edenler, zannın bir çoğundan çekinin, çünkü zannın bazısı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin! Sizden biriniz kardeşinin ölü halindeki etini yemek ister mi hiç? Demek tiksindiniz! O halde Allah’ tan korkun, çünkü Allah, tevbeyi çok kabul edendir. Çok bağışlayıcıdır." (2)

"Bilmediğin bir şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül bunların hepsi ondan sorumludur." (3)

"İnananlar arasında kötü söz ve davranışın yayılmasını seven kimseler için dünyada da ahirette de acı veren bir azap vardır. Her şeyi Allah bilir, siz bilmezsiniz." (4)

"Müminler o kimselerdir ki, boş ve faydasız sözlerden çekinirler." (5)

Bunlar (o kadar iyi insanlardır ki) yalan yanlış boş sözler işittiklerinde savuşup giderler ondan yüz çevirirler." (6)

Hepimizin bildiği Hz. Aişe (r.anha) validemize yapılmış iftira olayı var. Bu konuda hadis kitapları olayı bütün detayları ile nakletmektedir. Biz olayı anlatacak değiliz. Ancak Kur'an-ı Kerim bu yalan ve uydurulmuş haberi duyanların buna inanmak yerine, iyi zanda bulunmaları gerektiğini bildirmekte, şöyle buyurulmaktadır:
"İnanan erkek ve kadınlar bu iftirayı işittiklerinde kendi vicdanları ile iyi zanda bulunup da, bu apaçık bir iftiradır' demeleri gerekmez miydi?" (7)

Ve Efendimiz (s.a.v)'in bu konu ile ilgili hadislerine bakalım:

"Her işittiğini söylemek, insana yalan olarak yeter" (8 )

"Kötü zanda bulunmaktan sakının. Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır.'' (9)

Ukbe b. Amir'in katibi Duhayn şöyle demiştir: "Komşularımız vardı. İçki içiyorlardı. Ben onlara içki içmemelerini öğütledim. Fakat vazgeçmediler. Ukbe b. Amir'e dedim ki:
-Bizim şu komşularımız içki içiyorlar. İçmemeleri konusunda kendilerini uyardım, dinlemediler. Onlara zabit çağıracağım.
Ukbe:
-Onları bırak, dedi. Sonra ben Ukbe'ye bir kere daha başvurdum ve:
-Bu komşularımız içki içmekten vazgeçmiyorlar. Ben onları zabitlere şikayet edeceğim, dedim.
Bu defa Ukbe:
-Sana onları bırak dedim, Ben Peygamberimizden şöyle buyurduğunu işittim: "Kim bir ayıp görür de onu örterse, toprağa diri diri gömülen bir kız çocuğunu diriltmiş gibi (sevap kazanmış) olur." (10)

Bir gün bir adam getirilmiş ve bu adam sakalından şarap damlayan falancıdır, denilince, İbn Mes'ud (r.a.):
-Biz tecessüsten, ayıp ve kusur araştırmaktan men olunduk. Bize bir şey açık olursa gerekeni yaparız, cevabını vermiştir. (11) 

Ebu Hureyre (r.a.) diyor ki, Peygamberimiz,,
--Gıybet nedir, bilir misiniz? diye sordu.
-Allah ve Peygamberi daha iyi bilir, dediler.
Peygamberimiz:
-Kardeşini, hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır buyurdu.
-Ya söylediğim kardeşimde varsa? Diye soruldu:
Peygamberimiz:
-Eğer söylediğin onda varsa, gıybet etmiş olursun. Şâyet söylediğin onda yoksa, o takdirde ona iftira atmış olursun. (12 )

Ebu Said eI-Hudrî (r.a.) diyor ki, Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:
"Adem oğlu sabaha çıktığı zaman bütün organları dile baş eğerler ve kendi dilleri ile şöyle derler:
-Ey dil, bizim hakkımızda Allah'tan kork, biz sana uyarız. Eğer sen doğru olursan biz de dürüst oluruz. Eğer eğrilirsen biz de eğriliriz." (13)

Muaz b. Cebel (r.a.) Peygamberimize diyor ki, :
-Ey Allah'ın elçisi, beni Cennet'e koyacak ve Cehennem'den uzaklaştıracak bir ameli, bir işi bana haber verir misin? Dedim.
Peygamberimiz:
- "Çok büyük bir şey sordun. Ama yine de o (amel) Allah Teâlâ'nın müyesser kıldığı kimseye göre kolaydır. Allah'a ibadet eder, O'na hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namazı dosdoğru kılar, malının zekatını verir, Ramazan ayı orucunu tutar, gücün yeterse haccedersin" buyurdu. Sonra devam ederek:
-"Ey Muaz! Sana hayır kapılarını göstereyim mi?
"Oruç siperdir.
Su, ateşi söndürdüğü gibi, sadaka da günahları söndürür.
Gecenin yarısında bir kimsenin kalkıp namaz kılması da böyledir", buyurdu.
Sözüne devam ederek:
-"Korku ve umutla Rab'lerine yalvarmak üzere vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar. Yaptıklarına karşılık olarak onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez." (14) mealindeki ayetleri okuduktan sonra:
-"Ey Muaz! Dinin baş direği, en yüce tarafı nedir, sana bildireyim mi? Buyurdu,
ben:
-Bildir, ey Allah'ın elçisi, dedim. Peygamberimiz: "İşin başı İslâmdır. Direği namazdır. En yüce tarafı da Allah yolunda savaştır", buyurdu. Sonra:
-"Bu dediklerimden hepsinin yerini tutan nedir, söyleyeyim mi?" Buyurdu. Ben:
-"Evet, buyur, ey Allah'ın elçisi" dedim. Peygamberimiz mübarek dilini eliyle tutup:
-"İşte buna sahip ol" buyurdu.
Ben:
-"Ey Allah'ın elçisi, biz söylediğimiz sözlerle de mi muahaza olunacağız, yani sorgulanacağız?" Dedim.
Peygamberimiz:
-"Annesinin sevgilisi, herkesi Cehennem'de yüzüstü düşüren dillerinin biçtikleri ve kazandıklarından başkası mı sanırsın?" buyurdu. (15.)

-"Her kim dilini ve üreme organını kötülükten korumaya bana söz verirse, ben de onun Cennet'e girmesine kefil olurum." (16.)

-"Bir kimse Allah'ın sevdiği bir sözü söyler de o söz ile Allah'ın rızasına erebileceğini sanmaz. Halbuki Allah Teâlâ, o güzel ve hayırlı söz sebebiyle kıyamete kadar o kimseden razı olur. Bir adam da vardır ki, Allah'ın gazap edeceği bir söz söyler ki, o sözün kendisini Allah'ın gazabına ulaştırabileceğini sanmaz. Halbuki Allah Teâlâ o kimseye o kötü söz sebebiyle kıyamete kadar buğzeder." (17)

Buhârî ile Müslim'in Ebû» Hureyre (r.a.)'den rivayet ettikleri bir hadis-i şerif de şöyledir:
"Bir insan anlamını düşünmeden bir söz söyleyiverir ki, o yüzden Cehennem'in doğu ile batı arasındaki mesafeden daha uzak bir yerine düşer." (18 )

Yukarıda sıraladığımız ayetler ve hadisler bize kamil bir islami kardeşliğin olması gereken vakarlı duruşunu net bir şekilde öğütlemişken bizim bunlardan bîhaber yaşadığımız malesef aşikardır. İşte belkide bu yüzden dostluklarımız çabuk bozuluyor. işte bu yüzden islam kardeşliğini sadece tarih sayfalarından okumak zorunda kalıyoruz. ve belkide işte bu yüzden vahdet kavramına bir ütopya olarak bakıyoruz.

Unutmayalım ki hiçkimse nefsinden emin olamaz. Hiçkimse ayağının sırat-ı müstakimde sabit kalacağına garanti veremez. Biz ümmet-i Muhammed'in diğer toplumlardan farkımız birbirimize perde olmamızdır. Birbirimizin kusurlarını ve ayıplarını düzeltme içinde olmamızdır.

Ama malesef bu çağda birbirinin gıybetini yapan, birbirinin aleyhinde konuşan ve kardeşlerinden hergün birisini dışlayan bir topluluk haline geldik. Kardeşlerimizi dostlarımızı melek olarak algılamaya ve hiçbir şekilde hata yapmayacaklarına inandık ve buna şartlandık..

Oysa hata yapmak, günah işlemek olabilecek bir haldir. Mühim olan günaha alışmamak ve bunu sürekli hale getirmemektir. Uyarılara kulak tıkayan ve günahı olağan hale getiren insanlara karşı elbette belli bir tavrımız olacaktır. Ancak bu, kardeşimizi düzeltmek ve ıslah olmasına yardımcı olmak adına olacaktır. Ona kin tutarak ve arkasından nefret tohumları saçarak değil..

Çevremizden sık sık duyduğumuz "Falan adama/kadına dikkat edin haa. Ondan uzak durun haa!! " şeklindeki soyut bir söylem o insanı ıslah etmeyecek bilakis kalbindeki kinin ve Allah muhafaza buyursun günaha olan meylin artmasına sebep olacaktır..

Eğer uzak durulmasını istediğimiz kişinin gerçekten bir kusuru varsa ve tevbe etmişse ayetin işareti ile O kardeşimizi etini yemiş olmuyor muyuz?

Velhasıl demek istediğim bizim bizden başka dostumuz olmadığıdır. Biz kendimize dostlar çoğaltmalıyız kindarlar değil!.. Unutmayalım ki hatasız insan yoktur. Allah'ın korumasına aldığı kimseler olan peygamberler bile.. ikaz aldıklarına göre bizim kusurlarını ve günahlarını gördüğümüz kardeşlerimize karşı uyarı vazifemizi yapıp onları kucaklamamız gerekmez mi? Onları nefsin pençesine terketmek ve şeytanın kucağına itmek hangi islami kaynakta geçiyor?..


Efendimiz (s.a.v)'in konuya ilişkin bir hadisi ile derdimizi ortaya koymuş olalım:
-"Zandan (sebepsiz yere ithamdan) çekininiz. Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır.
Birbirinizin eksiğini görmeye ve işitmeye çalışmayınız.
Özel ve gizli yaşantınızı da araştırmayınız.
Bir de almayacağınız bir malı, alıcıyı zarara sokmak için artırmayınız.
Birbirinize haset etmeyiniz, düşmanlık da yapmayınız.
Birbirinize arkanızı çevirip küsmeyiniz.
Ey Allah'ın kulları, birbirinize kardeş olunuz." (19)


Muhabbet ve Dua ile..

Huzeyfe BENGİSU

_____________________

 Kaynakça:
 1- Humeze : 1
 2- Hucurat :12
 3- isra:32
 4- Nur : 19
 5- Müminû»n, 3.
 6- Kasas, 55.
 7- Nur,12.
 8- Müslim, İman, 3
 9- Buhârî, Edep, 58; Müslim, Birr, 9.
10- Ebu Dâvû»d, Edep, 45.
11- Ebu Dâvû»d, Edep, 44
12- Müslim, Birr, 70; Tirmizi, Birr, 23
13- Tirmizî, Zühd, 60.
14- Secde,16-17
15- Tirmizî, İman, 8
16- Buhârî, Rikak, 33
17- Buhârî, Rikak, 33; Müslim, Zühd, 6.
18- Buhârî, Rikak, 33; Müslim, Zühd, 6
19- Buhârî, Edep, 57; Müslim, Birr, 9

 
 

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Dostunuz Melek Değil !.. Siz de öyle.. hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Dostunuz Melek Değil !.. Siz de öyle.. siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com