EBRU SANATI


Google Reklamları





EBRU SANATI ile ilgili benzer olabilecek konular...

EBRU SANATI hakkında arama bilgileri...

Ziyaretçilerimiz bu sayfayı bulmak için Google`da şu aramaları yaptılar.
Siz de; bir dahaki gelişinizde, bu aramaları yaparak, bu sayfayı kolaylıkla bulabilirsiniz.

barut ebrú - battal boy satilik ebru tablolari - Ebrú gundes - ebru sanat? ?rnekleri - hat sanat? ?rnekleri - ebru san - ebeda ebru yapma

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


26 Aralık 2006, 03:09:15
cotton_prences
Mesajlar: 2699












Sponsorlu Bağlantılar

sponsorlu bağlantılar

EBRU SANATI

Kağıt bezeme sanatlarının en mühimlerinden olan ebruculuğun hangi tarihten beri bilindiğini kesinlikle söylemek, bugün için imkansızdır; böyle bir belgeden mahrumuz. Gerçi çok eski tarihli kitap ciltlerinde bile yan kağıdı (kapak ile kitabı birbirine bağlayan kağıt) olarak ebru'yu görmekteyiz. Ancak bu eserlerin yazıldıkları tarih bilinse bile, bizim için, ebru'ya dair bir belge sayılamaz.

Çünkü böyle eski yazmalar, yüzyıllar botunca hiç değilse birkaç defa tamir görüp yenilenmiştir. Bu ebru kağıtlarının da o tamir sırasında konulmuş olması muhtemeldir; yani kitabın tarihinden çok sonraya ait olacağı akla gelir. Üzerinde yazıldığı tarih kayıtlı olmak şartıyla bir hat örneği ihtiva eden ebru kağıtları, zamanı göstermek bakımından bir vesika hükmündedir. Görebildiklerimiz içinde tarihi olan en eski ebru kağıdı 962 H. (1554) yılına ait bir Malik'i Deylemi yazısıdır. Ebru'nun başlangıç tarihini bulmak için hiç değilse Onbeşinci Asır'a kadar inilebilir.



NİÇİN TÜRK EBRUCULUĞU?

Ebru kağıdının batı ismi Türk Kağıdı veya Türk Mermer Kağıdıdır. Avrupa'da ebru üzerine yapılan meşriyatı'da içine alan "Buntpaper" (alacalı kağıt) isimli eserin girişinde, ebru'nun Türkistan'dan çıkmış olduğu belirtiliyor. Bizdeki ebru sanatkarları arasında söylenegelen rivayette, ebruculuğun gerçekten Buhara'da başladığı şeklindedir. Ebru sonra Büyük İpek yolu ile İran üzerinden Türkiye'ye Ebri ismini alarak gelir.





EBRU NE DEMEKTİR?

Ebru kağıdı üstünde buluta benzeyen renk kümeleri meydana gelmektedir. Bu yüzden bulutumsu bulut manasına gelenFarsça Ebri adının alan kağıtlar, yüzyıllar boyunca böyle anılmıştır. Ancak ebru kelimesi daha ahenkli bulunduğu için, sanat isim değiştirmiş ve galat olarak ebru kağıdı veya ebruculuk denilmeye başlanmıştır. EBRU: [(Aslı: Farsça Ebri = bulut renginde ve daha doğrusu, Çağatayca Ebre = Roba(elbise) yüzü kürk kabı]. Hare gibi dalgalı ve damarlı (kumaş kağıt v.s.) = (isim) Cüz ve defter kağıdı yapmak için kullanılan renkli kağıt. Ebru kelimesinin asıl olarak Ab-ru'dan geldiğini, bunun ise Fars dili kaidesine göre izafet terkibi manası ile yüzsuyu demek olmayıp, tavsifi terkip karşılığı suyüzü manası taşıdığını, çünkü bu sanatın suüstünde icra edildiğini söyleyenler de vardır. Kağıt üzerinde mermerdekine benzer damarlar görüldüğü için, Avrupalılar ebru kağıdına mermer kağıdı ( = papier marbre, marmor papieri marbled paper....) demeyi tercih etmişlerdir. Arap aleminde ise varaku'I-mücezza ( = damarlı kağıt) olarak tanınmıştır.[/b][/center]


TARİHİMİZDE EBRUCULUK

Kitap sanatları ile ilgili eserlerde nedense ebruya dair malumata rastlanmıyor. Daha öncede Menakkıb-i Hünerveran dolayısıyla bu hususa temas etmiştik. Diyelim ki ebruculuk o esnada fazla yaygın değildi.

Peki Nefeszade İbrahim Efendi (ölümü:1060 H.-1650)'nin eseri olan ve kısa hattatlar tarihinden sonra ahircilik, kağıt boyamacılığı, mürekkepçlik gibi sanatları büyük bir vukufla ve derinlemesine ele alan Gülzar-ı Sevab isimli eserde ebrudan niçin bahis yoktur, bilinmez.

Bu eseri neşre hazırlayan (1939) Kilisli Rıfat Bilge merhum, istanbul kütüphanelerinde kitap sanatlarıyla alakalı ne kadar yazma eser gördüyse kitabın sonunda ayrıca listesini vermiştir, onlarda ebruculuğa temas edilmemektedir.

1635 - 40 yıllarında Fransa'da imaline başlanan ebru kağıdının Avrupa'da battal ve bilhassa taraklı cinsleri benimsenmiştir.


Şebek
Hatib
Hezarfen İbrahim Edhem Efendi
Nafiz Efendi
Aziz Efendi
Necmeddin Okyay




26 Aralık 2006, 05:48:45
Cevap #1
nur_ay
Mesajlar: 2740
Bugün Allah için ne yaptınız?
ebruyu çok severim.. hat sanatıyla dahada bir bütünleşiyor... ama hattı ebruya tercih ederim..   ;)

26 Aralık 2006, 06:47:15
Cevap #2
Mütekaid
Mesajlar: 806
şu anda ebru sanatı üzerine , yeterli olmasa da, bir elin parmağını geçecek kadar kitap var hamdolsun. Ebru tarihini ele alan en baba çalışma ise günümüzün büyük ebruzenlerinden Feridun Özgören tarafından yazılmakta olup henüz basılmamıştır. Bu arada ebruzenler arasında Niyazi Sayın Hoca'yı anmadan olmaz. Müşaruhileyh Necmeddin Okyay Efendi'den meşk etmiştir. (Necmeddin Okyay sadece ebruda değil bir çok sanat dalında yed-i tû»la sahibidir)
Yine günümüz neyzenlerinden Sadrettin Özçimi aynı zamanda ebruzendir. Neyi de ebruyu da Niyazi Sayın'dan meşketmiştir. Alparslan Babaoğlu, Uğur Derman'ı da yaşayan büyük ebruzenler olarak zikretmeliyiz. Son olarak , tabii ki son değil ama, Hikmet Barutçugil'den bahsetmeliyiz. Ebristan Ebru Evinin (Üsküdar'da çok güzel bir mekandır. gogıla ebristan yazarsanız veb sitesine ulaşabilirsiniz) de kurucusu olan Hikmet Hoca klasik ebrunun yanısıra kendi geliştirdiği bir yöntemle de meşk etmektedir. Barut ebru denilen bu yöntem sadece hoca tarafından biliniyor. Yanlış bilmiyorsam bir talebesine de öğretmiş geleceğe intikal etsin diye...

11 Ocak 2007, 11:46:00
Cevap #3
Mütekaid
Mesajlar: 806


Hikmet Barutçugil'e ait bir barut ebrû» örneği (Besmele-i şerif hatlı)

04 Şubat 2007, 12:43:20
Cevap #4
cotton_prences
Mesajlar: 2699
SUYUN YÜZEYİNDE DAMLALARIN RAKSI

EBRU SANATI

          Ebru, kelime anlamı olarak çeşitli etimolojik kavramlarda izah edilmiş olsa da en meşhur manası iki tanedir. Bunlardan Ebri, Farsça’da bulutumsu anlamını taşır. Diğer kullanımı ise Ab-ru, suyun yüzü manasında kullanılmıştır.

            Ebru sanatı Orta Asya’da özellikle horasanda ortaya çıktığı ve Türkler ile birlikte Anadolu’ya geldiği söylenir. Eski dönemlerde deri ciltli kitaplarda yan kağıdı diye tabir edilen kitap ile cilt arasında kullanılan bir malzeme olarak kullanılmıştır.

            Ebru kağıdının ilk icadını tarih olarak bir yere oturtamamaktayız. Çünkü ciltlenmiş yazma eserlerde tarih kaydı olsa bile yıpranan bu eserlerin restore edildiğini de düşünecek olursak eserde kullanılan Ebru kağıdının eserden sonra yapıldığı ihtimalini de ortaya çıkarmaktadır. Üzerinde tarih kaydı düşülmüş hat levhası olarak ebru kağıdı kullanılmış ilk örnek miladi 1554 yılına tarihlenmiş bir Malik-i Deylemi yazısı bize ilk Ebrunun 15. yüzyıla kadar giden bir mazisi olduğunu göstermesi bakımından önem taşımaktadır.

            Ebru kağıdının batıdaki ismi, “Türk Kağıdı veya Türk Mermer Kağıdı” şeklindedir. Avrupa’da Ebru üzerine yapılmış neşriyat içerisinde “Buntpaper” (Alacalı Kağıt) isimli eserde Ebrunun Türkistan’dan çıkmış olduğu belirtilmektedir. Ebru kağıdı üzerinde mermerimsi desenler görüldüğü için Ebru kağıdına mermer kağıdı anlamında “Papier Marbre, Marmor Papieri, Marbled Paper ) demeyi tercih etmişlerdir. Arap dünyasında ise Varaku’l-mücezze (damarlı Kağıt) tabiri ile şöhret bulmuştur.

            16. yüzyıl sonlarında İstanbul’dan Avrupalı seyyahların kendi memleketlerine götürdükleri bu Türk sanatı, önce Almanya’da ardından Fransa ve İtalya’da Türk mermer kağıdı adıyla tanınıp benimsenmiş ve imaline başlanmıştır. Batılı kafa daha önce bilimsel keşiflerde yaptığı gibi bu sanat dalında da aynı şeyi yapmış; ebrulara kendi adlarını vererek bu sanatın Türk ve Müslüman kökenli kaynağını unutturmaya çalışmıştır.

            Ebru yapan sanatkarlar için bugün, Ebrîzen veya Ebrû»zen tabiri kullanılmaktadır. Ebru, bir anlamda nefis terbiyesidir Ebruzen için. Ona sabrı ve tevekkülü öğretir dinginlik verir. günlük yaşamın stresinden uzaklaşmak için Ebru belki de bir şifa kaynağıdır. Ruhu ve zihni dinlendirir.

            Ebru, gönül işidir. Ne kadar eliniz çalışsa da tekne başında. Aslında nakışlarınızı gönül haddesinden geçirip resmedersiniz suyun üzerine.

            Ebrunun verdiği huzur, insanın hamurundaki malzemelerle yapılışındandır belki de. Cenab-ı Hak, her şeyi sudan ve topraktan yarattığını söyler Peygamber Efendimize vahyettiği ayetlerinde. Suyun ve boyanın inanılmaz raksı arasında şeb-i arus yaşatır tekne başındaki insan.

            Ebru kendine özgü bir sanat dalıdır. “topraktan gelip yine toprağa dönecek” olan insanoğlu ebruda kullanacağı boyaları da toprağın bağrından derler. Toplanan topraklar dest-i seng (el taşı) vasıtasıyla saatlerce ezilerek ebrunun büyülü dekoru için öd katılarak pişmeye bırakılır haftalarca. Hazırlanan boyalar, bir zamanların serhad boylarında dört nala koşturan atları şimdi de ebrucunun fırçası olmaya adaydır. Atın kuyruğu Efendimizi remzeden gülün dalı ile birleşir ve ebruzene fırça olur.

            Ebru, kitre dediğimiz ve Anadolu’da yetişen Geven Otu (Astragalus) çeşitlerinin özsuyunun hava ile birleşmesi neticesinde katılaşan bir çeşit az yapışan zamk çeşididir. Kitre yaklaşık bir hafta karıştırılarak suda eritilir ve salep kıvamını alması sağlanır ve kalın bir bez torba ile süzülerek ebru teknesine boşaltılır.

            Ebru teknesi Çidene (budaksı Çam) tahtasından veya çinkodan yahut galvanizden yapılmış dikdörtgen şeklinde 6 cm. derinliğinde bir tepsidir. Eğer tekne ahşap ise su sızdırmaması için ziftle kaplanır. Bugün daha çok paslanmaz çelikten veya alüminyumdan mamül tekneler kullanılmaktadır. Ebru yapılacak kağıdın ebadına göre tekne boyutları değişebildiği gibi daha çok 35x50 cm. ebadında tekne kullanılır.

            Ebru boyalarının pişmesi için ana kaba bir miktar öd damlatıldığı gibi aynı zamanda boyaların kitreli su yüzeyinde kalması veya boyaların birbirine karışmaması için sığır ödü ile boya ayarı yapılır. Boyalar gül dalından ve at kılından imal edilmiş fırçalar yardımı ile su yüzeyine eşit miktarlarda serpilerek tarz-ı kadim dediğimiz Battal ebrusu yapılır.

            Ayasofya Hatibi hatip Mehmed Efendinin anısına ölümsüzleşen Hatip Ebrusu ile süregelen ebru aşkı yeri gelir karşımıza şal deseni, gelgit, taraklı, akkase, somaki, bülbül yuvası ile arzı endam ediverir kağıt üzerine. Üsküdarlı bir Aktar olan Mustafa Düzgünman Hoca ise çiçekli ebruyu laleyi, karanfili,menekşeyi sümbülü resmeder suyun üzerine.

            Ebru sanatının günümüze gelmesinde Özbekler Tekkesi Şeyhi Hezarfen İbrahim Efendi, Nafiz Efendi, Aziz Efendi, Mustafa Düzgünman ve Necmeddin Okyay hocalarımızın emekleri unutulmamalarıdır. Onlardan mirası devralan günümüz ebrucularından Fuat Başar, Hikmet Barutçugil, Alpaslan Babaoğlu,  Niyazi Sayın, Sadrettin Özçimi ve kendisinin rahle-i tedrisinden geçtiğim muhterem hocam İsmail Dündar gibi hocalarımız bayrağı elden bırakmaz ve yetiştirdikleri talebeleri ile unutulmaya yüz tutan bu ata yadigarı sanatın yaşamasını sağlamaktadırlar.

 
 
 

 

04 Şubat 2007, 12:55:36
Cevap #5
cotton_prences
Mesajlar: 2699




BİRKAÇ EBRU ÇALIŞMASI


























04 Şubat 2007, 01:41:28
Cevap #6
Mütekaid
Mesajlar: 806
ustaları belli mi bunların? belli ise eğer onu da yazıverseydiniz ya

04 Şubat 2007, 01:50:57
Cevap #7
Mütekaid
Mesajlar: 806
Bunu da eklemek lazım buraya...

***

     
      EBRUNAME

Ebrudaki görünen şu nukû»şâta iyi bak,

Şuunât-ı ilâhîdir sıfatından ayan Hak

Nakş-ı sun'un pertevinden Hubb-u Rahman âşikâr,

Rû»yetullah sırrıdır bu müsemmâdır her varak.

 

Zan etme ki bu eşkâlin hâlikıyız senle ben,

Gafil olup şirke dalma bir fâildir iş gören,

Fırça, çanak, boya, tekne vâsıtadır bilmiş ol,

Hep suver-i ilmiyyedir mezâhirde görünen.

 

Türlü türlü şekillerle arz-ı dîdâr eyleyen,

Kitâb, levha, sâir eşya zeyn-i envâr eyleyen,

Şuh ve câzip hatlarıyla kalb-i insan zevkiyâb,

Saltanat-ı ebrû»dur bu aşk-ı izhar eyleyen.

 

Onaltıncı yüzyılında Turan ebru mebdei,

Orda zâhir olmuş amma burda bulmuş neş'eyi,

Yüce Türkler ülkesinde kemâl bulmuş bu hüner,

Rabbim dâim hıfz eylesin ebrû» yapan zümreyi.

 

Ebru demek ebir demek yâni gökteki bulut,

Ab-ı rû» da tutar mânâ su yüzüdür et şuhû»t,

Bir kelâm-ı farisîdir ebrû» insan kaşları,

Her tevcihe sezâdır kim mânâsı da pek velû»t.

 

Kadîm ecdât yâdigarı müzeyyen bir san'âttır,

Tabiatten mülhem olan bu nakışlar mir'âttir,

Sâni-i Hak sun'undan hep kendi kendin seyreder

Nakış nakkaş şey-i vâhit bir vahdeti hikmettir.

 

Bu meslekte çok ustalar emek verip yetişmiş,

Biz yetiştik zevâline hepsi Hakka göç etmiş,

Büyük üstat Özbek Şeyhi Ethem Kâmi Efendi,

Hezar-fen, pür mârifet bu san'âtta pîr imiş.

 

Son zamanlar şems-i ebru gurub etmiş nâgihân,

San'atkârı kalmamış hiç, ne de işten anlayan,

Bir er çıkmış Üsküdar'dan ihyâ etmiş bu zevki,

İsmi hattât Necmeddin'dir tek üstatdır bu zaman.

 

Üstadımız Necmi Molla çığır açmış bu işte,

Azimkârdır, muktedirdir anlayışta sezişte,

Lâle sünbül karanfille bezendirmiş ebruyu,

Tâlim etmiş tâliplere zevâl yok bu gidişte.

 

Destizenkte ezilir hep renkli cism-i boyalar,

Sarı zırnık inatçıdır ebrucuyu oyalar,

Zırnık, lâhur, gül bahar, al ebruda hep esastır,

Bu dört renkle çok renk olur bu cümbüşte neler var.

 

Bu çeşitli boyaların cilvegâhı teknedir,

Rahm-i mâder gibi sanki reng-i vusla teşnedir,

Tekne içre kitre mahlû»l bekler sırr-ı fıtratı,

Bazen tutar bazen tutmaz bir acâyip nesnedir.

 

Ayrı ayrı çanaklarda boyaların kıvamı,

Su, öd ile ayarlanır başlar işin devamı,

Kitreli su üzerine fırçalarla boyalar,

Serpilerek nakşedilir kâğda çıkar tamamı.

 

Târif gerçi kolay amma tatbikatta güçlük var,

Tecrübesiz yapılırsa insân olur bî karar,

Görünüşe aldanıp da çok kolaymış deme sen,

Bir ihtisas işidir bu âşık olan er yapar.

 

Mütenevvî şekillidir ebrû»ların sureti,

Battal, hatip, taramayla gör âsâr-ı kudreti,

Karanfille lâle sünbül papatyayla menekşe,

Taraklı da tezyin eder bu elvân-ı kesreti.

 

Ebru yapan seyredende gam kasâvet bulunmaz,

Gönülleri tenşit eder zevkle doyum olunmaz,

Yapan hayran, bakan hayran, alan, satan hep ayran,

Bu ebrudan zevk almayan ebrucuya yâr olmaz.

 

Nazar kıldık kâinata baktım mutlak ebruya,

Vech-i yâri âyan gördüm salât ettim bu Ru'ya,

Kenz-i mahfi tezâhürü aşk-ı Hüdâ nümâyan

Ebru görüp Allah dedim irdim kalbi duyguya.

 

Bî hududu zevk-i elvan ebruculuk san'âti,

Erbâbının nazarında çoktur onun kıymeti,

Her varakta sırr-ı cemâl âşikârdır zahidâ,

Bu ebrû»lar, bu safâlar hepsi aşkın hikmeti.

 

Ben ebrû»ya âşık oldum düştüm onun peşine,

Leylâ gibi nazlar etti yaramadı işime,

Bir aralık isyan ettim görmedim hiç iltifat,

İnsaf edip yüzün güldü işler açtı başıma.

 

Besmeleyle tezgâh açıp ebru yapan kişiyiz,

Fırça ile su üstünde hüner satan kişiyiz,

Üstadımız Özbek Şeyhi hem Necmeddin hocadır,

Büyüklere boyun kesip Hakka tapan kişiyiz.

 

Ey Mustafa nakş-ı sevda sana neler öğretti,

Derû»nunda duran nakkaş "Eynemâ"yı öğretti,

Bab-ı ebrû» rehnümadır vech- bâkî fehmine,

û‚rif olan bu ezharı bir noktadan seyretti.


                                   Mustafa DÜZGÜNMAN

04 Şubat 2007, 02:04:04
Cevap #8
cotton_prences
Mesajlar: 2699
allah bizede öğrenip nakşeteyi nasip etsin...
çok istiyorum bu sanatları usulune göre öğrenmeyi... zaten tasavvufta biraz sanat değilmidir...

tabiri caizse ruhun nakış nakış işlenmesi....

04 Şubat 2007, 02:13:50
Cevap #9
Mütekaid
Mesajlar: 806
ustasız öğrenilmiyor tabii... inşallah onu da bulursunuz..

04 Şubat 2007, 02:18:22
Cevap #10
cotton_prences
Mesajlar: 2699
ustasız öğrenilmiyor tabii... inşALLAH onu da bulursunuz..

çok haklısınız.. ehil birinden el almak en güzeli.. bakalım nasibimiz varsa umarım bizi tez zamanda bulur...

07 Şubat 2007, 02:46:05
Cevap #11
Mütekaid
Mesajlar: 806
Bu da ebrû»zen duası imiş...

"Bismillahirrahmânirrahiym.İlâhî, ya Rabbî! Ezel’deki Hükm’üne uygun olarak bu teknede zuhû»r edecek olan nakışların, Hilkât’inin nakışlarında meknuz olan Hikmet’ini idrakten aciz olan bu fakîrin nefsini teshîr edip de enâniyetini azdırmasına izin verme! Nefsimi, Senin gibi bir Hâlık olma vehminden de, bu vehmin tevlîd edeceği bir şirk-i hafîden de, hubb-i riyasetten de koru, ya Hâfız! Fakîri “Lâ Fâile İllâllah” sırrının edebiyle techîz et! Bu tekne başındaki mesâiyi Senin zikrinle taltif , ve sana olan kulluğumun bir nişânesi olarak kabû»l et! Destû»r ya Hakk!"

14 Mayıs 2007, 03:18:08
Cevap #12
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11517
Su testisi taşıyan adamı takip edin!


Hikmet Barutçugil'e ait bir barut ebrû» örneği (Besmele-i şerif hatlı)

şu resmi normal kağıda çizmek bile ne kadar zorken, bunu su üzerinde şekil vererek yazmak kimbilir ne zordur. işte sanat budur.
Allah'a Güven.


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada EBRU SANATI ile ilgili olarak; EBRU SANATI hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri Türk kültürünü anlatalım... gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri EBRU SANATI siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Gerçek mutluluk, ancak gerçek sevgi ile yaşanabilir.

Copyright © 2006-2017 AjansMail
Her hakkı saklıdır.