ilgiliforum facebook   ilgiliforum instagram   ilgiliforum youtube   ilgiliforum tumblr   ilgiliforum pinterest   ilgiliforum rss  

Edip Cansever Edebi Kişiliği

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
   

Edip Cansever Edebi Kişiliği

 

Edip Cansever Edebi Kişiliği
Edip Cansever Edebi Hayatı
Edip Cansever Kişiliği

Edip Cansever,
Edip Cansever, şiirin yaratıldıktan sonra  insan gibi yaşadığına  inanır. Bu  inançla  "kendimi yaşama hazırlar gibi kuruyorum şiiri" der.   Şair, şiir yazmaya eğilimli olduğu  zamanlarda esini kendi çağırarak o nereden ve nasıl geldiği bilinmeyen sesin sözcüklere  dönüştüğünü söyler. Şiir yazma sürecini de şu sözlerinde görmekteyiz:
"Şiirlerimi  yazı makinesiyle  yazarım.  Yazarken  aynı  anda  şiiri  görmek önemlidir  benim  için.  Ön  çalışmalarım  kalabalıklara  karışmak,  yolculuklara  çıkmak,  yıllardır  bitiremediğim  İstanbul'u  adım  adım  dolaşmaktır.  Bir  de  denizsiz yapamam. Yaşamım bir kıyının yaşamı gibidir."

Cansever,  şiirde  "düşünceyi  örtmek  alışkanlığı  yerine,  onu  açığa  çıkarıp,  şiirsel mutluluğa  bu  yoldan  varmayı  denemek.  Yani  düpedüz  'düşüncenin  şiiri'ni  bulmak,  onu  yaratmak..."  amacını  taşımaktadır. Cansever'e  göre değişik  şiir  alanları,  ancak değişik  düşüncelerle,  düşünme  yöntemleriyle  kurulur. Dönemindeki  şiiri  "bir  sürü  öğelerinden  soyarak, 'sözlerle yeni biçimler kurmak'" şeklinde tanımlar.

Edip Cansever'e  göre  şiir,  gereksinilen  bir  uğraş  olmaktan  öte,  yaşama  nedeni, değişik  yaşam  kesitlerini  gözlemlerken  çevresinde  oluşmaya  başlayan  imge atmosferlerine yeni yörüngeler arama etkinliğidir. Bu  şekilde  şiirde hep yenilik peşinde olmuştur.

Cansever'e göre şiirde gerçek yenilik "salt kendimiz olan bölgelerdeki zenginliğin bulunup çıkarılmasıdır."
Şiirlerinde, çelişkilerin dramına ya da bunların toplamı olan bir trajiğe  geçme  gereksinimi  duyduğunu  belirtir.  Yeniliğin  ve  değişikliğin  de  bu  şekilde ortaya  çıktığını  düşünür. Adnan Benk  de Edip Cansever'in  şiirini    "aynı  düzeydeki  iki öğeyi,  sıradan  nesnelerle  sıra  dışı  bir  yaşantıyı,  dışa  dönük  ile  içe  dönüğü  birleştirmek kaygısı" olarak niteler.

Cansever,  İkinci Yeni  şiirini  bir  akım  değil  de  şiirde  yenileşme  hareketi  olarak değerlendirir:

" İkinci Yeni'ye gelince, bu deyimi ilk olarak ortaya atanlar, tutarsız bir anlayışı  savunmak istemişlerdir; 'sözcüklerin rastlantısallığına','şiirin toplumsal bir görevi   olmadığına'  inandırmışlardı  kendilerini.  İşte  bu  yanlış  görüş,  bu  yanlış  tanıtma  yüzünden "İkinci Yeni" denen olguyu kimse benimsemek istemedi. Nitekim aynı düşünce  önce  yadırgandı,  sonra  da  çürütüldü.  Çünkü  hem  anlam,  hem  de  toplumsal  öz
bakımından yüklü, olgun, yeni bir şiire varıldı. Burada şunu da belirtmek gerekir: "İkinci Yeni"ye  bir  akım  niteliği  kazandırmak,  ikinci  bir  yanılgıya  düşmek  olur.  O,  değişik şairlerin, değişik kişilikler kurduğu bir yenileşme alanıdır olsa olsa..."

Edip  Cansever,  farklı  özellikler  gösteren  şiir  ve  şairler  olması  nedeniyle  İkinci Yeni'nin kuramsal olmadığını savunmuştur.

Edip Cansever,  İkinci Yeni'nin  doğrudan  doğruya  bir  tepki  şiiri  olmadığını  öne sürer. Garipçilerin getirdiği yeniliği, verilen şiir örneklerini kendileri  için gerçek bir şiir geleneği sayar. Çünkü Garipçiler sayesinde, böylesi geniş, böylesi sağlam bir şiir ortamı yaratılmıştır.  "Soyut  Somut"  adlı  yazısında  bu  konuyla  ilgili  olarak  şöyle  demektedir:
"Yıkıcı  bir  şiir  akımı  bile  yıktığı  değerlerle  beslenmek,  geride  bıraktığı  dil,  biçim,  yapı
özelliklerini  kaynak  yaparak  güçlenmek  zorundadır."
Cansever'e  göre  geleneğe  karşı  da gelse  şiir  karşı  çıktığı  şiirden  de  mutlaka  etkiler  almış  demektir.  Bu  nedenle  Edip Cansever  şiiri  sürekliliği  olan,  değişen,  yenilenen  şiirdir.  Edip  Cansever'in  şiirinde
gördüğümüz özellikler şairin kendine özgü bir şiir oluşturduğunu göstermektedir.

Şiirinin her döneminde değişim ve yenilik görülmekle birlikte, Edip Cansever'in vazgeçemediği,  bağlı  olduğu  tek  kuram  TS.  Eliot'ın  "nesnel  karşılık"  kuramıdır.  Edip Cansever, bu kuramın kendi şiirlerinde nasıl yer aldığını şu şekilde ifade etmektedir:
" Her şeyi birtakım nesnelerle vermeyi her zaman yeğlerim. Vazgeçemediğim bir şeydir  bu.  Eliot'ın  nesnel  karşılık  kuramından  yola  çıkıyorsak  coşkularımız, duygularımız, düşüncelerimiz  şiire aktarıldığı  zaman oradaki nesnel karşılıklarını bulmalı. Bir şiir içindeki nesnelerle, içindeki yaşam biçimleriyle, ilişkilerle ve daha  bir  sürü  ögeyle  oluşturulur.  Ve  ben  buna  çok  inanıyorum.  Bu  şiirlerde  gereksiz  ayrıntı sayılabilecek şeyler aslında bir fon gibi gerekli olan ögelerdir."

Somut- soyut şiir tartışmalarının yapıldığı bu dönem içinde Edip Cansever her ne kadar soyut ve kapalı şiir yazmakla eleştirilmişse şiirin bir soyutlama işi olduğunu kabul etmiş,  fakat somutlama yapılmadan şiirde hiçbir şey elde edilemeyeceğini savunmuştur.  Şiirdeki  somutlama  kaygısından  ötürü  "şiirsel  dekor"  oluşturma  amacıyla  şiirinde duyguların nesnel karşılığı bir takım ögeler kullanmıştır.

Edip Cansever'e  göre  soyut  şiir:  "ne  kapalı,  ne  anlamsız,  ne  de  toplumcu  olmayan şiirlerdir. Soyut şiir, olsa olsa daha yazılmamış bir şiirdir; bir de yazılmış görünüp de, belli bir şiir düzeninde yer almamış, geleneğinden kopuk, geleceğe yönelmemiş,  salt ozanını  ilgilendiren her türlü şiir soyuttur."

Edip Cansever'e  göre mısra  işlevini  yitirmiştir;  şiiri  şiir  yapan  bir  birim  olarak yürürlükten kalkmış, bir ölçü olmaktan çoktan çıkmıştır. Şiire ölçü olarak  ise düşşel ve ussal bir ölçü olmalıdır. "Usla okumalı, şiiri, usla biriktirmeli artık; mısra ile değil. Diyeceğim ille  de  bir  ölçü  gerekliyse,  bu,  düşünsel-ussal  bir  ölçü  olmalı.  Tek  sesli  şiirden  çok  sesli  şiire yönelişteki en kapsamlı ölçü de budur."

Cansever'e  göre  dil,  değişen  koşulların,  değişen  düşüncelerin,  değişen beğenilerin,  doğal  bir  sonucudur.  Düşüncenin  durması  demek,  hayatın  da  durması demektir. T.  S.  Eliot'un,  bir  kelimenin,  bir  imajın,  bir  durumun  okuyucuda  da  aynı duyguları  uyandıracak  şekilde  kullanılması  olan  "nesnel  karşılık"  kuramı,  şiirlerinde nesnelerin büyük yer  tuttuğu bir dekor oluşturan Edip Cansever  için oldukça önemli bir kuramdır. Cansever,  "Şiirlerim küçük insandan, küçük durumsal anlardan çok, insan dramını,
yani bir çelişkiler, karşıtlıklar bütünlüğünü  içermeye yönelik olduğundan, bu dekorun nesneleri de,  insanları  da  daha  bir  hareket  halinde  görünüyorlar  sanırım."  sözleriyle  bu  kurama verdiği önemi belirtirken  ayrıca bir  şairin  işinin bir  yerde kuramı da bozmak olduğunu söyleyerek, hep şiirin yeniye ve değişime dönük olması gerektiğini savunmaktadır.

Nesnelerin Edip Cansever'in şiirinde bu kadar önemli olmasının nedeni, şiirsel bir dekor  oluşturma  ilkesiyle  ve  onun  söylemek  istediğiyle  yani  şiirinin  amacıyla  ilgilidir. Cansever, insanı, insanın sorunlarını evrensel bir yapıda ele alarak anlatmak istemektedir.  Edip  Cansever'e  göre  gerçek  maddedir,  nesnelerdir.  Özdemir  İnce  de  Edip Cansever'in  şiirinin  bu  nesnelere  derinlemesine  bakışını  şu  şekilde  değerlendirir:
"Nesnenin geçmiş ve geleceği temsil etmesine, göstermesine gerek yok Edip Cansever'in şiirinde (ya  da  bütün  çağdaş  şiirde),  çünkü  zaman  üç  boyutuyla  şimdi  var  olan  nesnenin  kendisidir, kendisindedir."

Cansever  özellikle  uzun  şiirlerinde  bir  sorunsalı  kucaklamak,  o  sorunsalı genellikle  yanıtsız  sorularla  büyütmekten  yana  olduğunu  söyler.  Bu  sözleri  de  ben'in belirsizliğinin çok yorumluluğu sağlamak amaçlı olduğunu gösteriyor.
Edip  Cansever'in  modernist  oluşu  ve  insana  yönelişi  üzerine  Ahmet  Oktay'ın tespitleri  ise  şu  sözleriyle  ifadesini  bulur:  "Cansever,  son  kitabına  kadar  hep  özcü  bir  şair olarak  kaldı,  söylemek  bile  fazla: Modernistti.  Gelgelelim  bu  modernizmi  moda  olarak  değil, çağcıl ve güncel olanın, dahası insanal olanın iletilmesinin zorunlu bir ögesi olarak anlıyordu."

Dünyaya bakışının ürünleri olan  "usla okunan, usla biriktirilen"  şiirlerinde Edip Cansever, insanı, insanla gelen en çağdaş sorunları karşılayabilecek şiirin çok sesli bir şiir olması  gerektiğini  savunur.  Uzun  şiirlerinde  ise  bir  sorunsallık  söz  konusudur.  Bu bakımdan, belli bir konusu olabileceği gibi, bir temayı da işleyebilir. Belli bir konuyu ya da temayı ele alırken öykü ve tiyatro gibi ögelerden yararlanmıştır.

Edip  Cansever,  Oteller  Kenti  üzerine  yaptığı  bir  konuşmada,  "düzyazısal  şiir" deyimini kullanır. Cansever'e göre, bütün sanatsal türler, şiirin potasında eriyebildiğince, şiirin  doğal  gereçleridir.  "Düz  yazıya  geçmiş  ozan  anlamı  genişletip  yoğunlaştırıyor. Mısra  yerine  devinim,  mısrayı  ölçü  almak  yerine  usu  ölçü  yapmak"  yoluna  gitmiştir. Şairin  Seyir Defteri  şiir  kitabıyla  birlikte  şiirde  şarkı  sözleri,  atasözleri,  halk  türküleri, halk şiirleri, ilanlar, afişler, halk arasında kullanımı yaygın argo deyişler ve buna benzer kalıpları olduğu gibi değil değiştirerek ve şiirin içinde eriterek kullandığı görülmektedir.
Şair  bu  şekilde  her  döneminde  şiire  yenilikler  katmaya  çalışmış  değişimin  ve  yeniliğin savunucusu olmaya devam etmiştir. Şiirde,  dış  ses  ve  iç  sese  daha  az  önem  verirken,  şiirde  akustik  bir  yapıya
ulaşmaya çalışmıştır. Şiiri bir yapı ve bir mimari olarak ele alıp seslerin dağılımını, tıpkı konser salonundaki gibi şiirsel yapıda dağıtmak ve ortaya çok değişik bir ses çıkarmaya çalışmak Edip Cansever'in amacıdır. Bu düşüncesinin örnekleri  İlkyaz Şikâyetçileri adlı şiir kitabında vermiştir.

İkinci  Yeni  dönemi  ve  Edip  Cansever  şiiriyle  ilgili  olarak  en  çok  tartışılan konulardan biri olan soyut ve somut yaklaşımıyla ilgili olarak Cansever kendi yolunu şu şekilde  çizer:  "Yapacağım  iş  -ama  doğru  ama  yanlış-  soyut-somut  ikilemini  kaldırmayı denemek..."

Edip Cansever, şiirindeki sorgulama unsurunun bu kadar çok olmasının nedenini ise  "duyulmamış  duyguların  tarihçisi"  olarak  sorulacak  çok  sorusu  olması  ve  bunları kendi  kendine  sorması  olarak  değerlendirir.  Şair  bu  şekilde  içinde  yaşadığı  toplumun, çevrenin ve kendinin bilincine daha iyi varabilmeyi ister. Şiirlerinde bireyi toplum içinde somut  olarak  görünür  duruma  getirmek  ve  daha  derinlere  inerek  bireyin  içsel  dramını kurcalamak  çabasındadır.  Sorular  sormaya  ve  bu  soruları  çoğaltmaya  çalışır. Yazdıkça bilmediklerine,  tanımadıklarına,  daha  önce  düşünülmemiş,  söylenilmemişe  ulaşmaya çalıştığını belirtir.

ilgiliFORUM.com

 
 
Forumlar okunmak ve paylaşmak içindir...

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Edip Cansever Edebi Kişiliği hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Edip Cansever Edebi Kişiliği siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com