Genel Kurmay'ın Basın Toplantısı

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
Genel Kurmay Başkanımızın en son basını bilgilendirme toplantısında, Yeni seçilecek Cumhurbaşkanı ile ilgili olarak yaptığı açıklamada; seçilecek Cumhurbaşkanı'nın, Cumhuriyetin temel niteliklerine sözde değil özde bağlı olacak birinin seçilmesini temenni etmiştir. Peki sözde bağlılık, özde bağlılık nedemektir sizce? Benim düşüncem; ne sadece sözde bağlı olacaksın, nede sadece özde bağlıyım diyeceksin. Her ikisi bir bütün olmalı, Birisi çıkıp " bakmayın benim söylemlerime, ben Cumhuriyete özde bağlıyım." demesi bu bağlılığını hiç bir ortamda sözleriyle ifade etmemesi doğru değildir. Cumhuriyetimize bağlılığımızı sözlerimiz de ifade etmeli ve bunuda yaşantımıza yansıtararak özümüzü de göstermeliyiz.
Fakat özde bağlılık kavramını soyut bir kavram olduğu için, bazı kesimler tarafından kendine göre yorumlar yapılacaktır. Kendisi gibi hareket etmeyenlerin, kendince bu şahısların özünü sorgulama hakkını kendinde bulacaktır. nasıl ki Türban takanların özünü okuyan bir zihniyet varsa, siz türbanı siyasi simge olarak takıyorsunuz. denilebiliyorsa, Yarın bir kısım insan çıkıp yeni seçilen Cumhurbaşkanının hareket tarzını beğenmeyerek Cumhuriyete özde bağlı olmadığını iddia edeceklerdir. Bu yolla Devletimiz yıpratılabilir, Toplumda yeni gerilimler meydana getirilebilir.
Ben böyle düşünüyorum ya sizler...
 
 

 
 
genel kurmay başkanımızın açıklmalarını ben son derece demokratik ve yerinde buldum. söyledikleriyle bana göre darbe şakşakçılığı yapanların da azının payını vermiş oldu. kendisini tebrik ediyorum ve "öz, söz" gibi kavramlara fazla da takılmamak gerektiğine inanıyorum...

genel kurmay başkanımızın konuşmasını bende dinledim ve gerçekten kendisine saygılarımı sunuorum çok yerinde açıklamalar yaptı...
CeNNeT ya da CeHeNNeM İyİ ya da KöTü ŞiMDi ya da AsLa...

SuSuYoRsAk KoRkUmUzDaN DeğiL AsALeTiMiZdEnDir...

Genel Kurmay Başkanımızın en son basını bilgilendirme toplantısında, Yeni seçilecek Cumhurbaşkanı ile ilgili olarak yaptığı açıklamada; seçilecek Cumhurbaşkanı'nın, Cumhuriyetin temel niteliklerine sözde değil özde bağlı olacak birinin seçilmesini temenni etmiştir. Peki sözde bağlılık, özde bağlılık nedemektir sizce? Benim düşüncem; ne sadece sözde bağlı olacaksın, nede sadece özde bağlıyım diyeceksin. Her ikisi bir bütün olmalı, Birisi çıkıp " bakmayın benim söylemlerime, ben Cumhuriyete özde bağlıyım." demesi bu bağlılığını hiç bir ortamda sözleriyle ifade etmemesi doğru değildir. Cumhuriyetimize bağlılığımızı sözlerimiz de ifade etmeli ve bunuda yaşantımıza yansıtararak özümüzü de göstermeliyiz.
Fakat özde bağlılık kavramını soyut bir kavram olduğu için, bazı kesimler tarafından kendine göre yorumlar yapılacaktır. Kendisi gibi hareket etmeyenlerin, kendince bu şahısların özünü sorgulama hakkını kendinde bulacaktır. nasıl ki Türban takanların özünü okuyan bir zihniyet varsa, siz türbanı siyasi simge olarak takıyorsunuz. denilebiliyorsa, Yarın bir kısım insan çıkıp yeni seçilen Cumhurbaşkanının hareket tarzını beğenmeyerek Cumhuriyete özde bağlı olmadığını iddia edeceklerdir. Bu yolla Devletimiz yıpratılabilir, Toplumda yeni gerilimler meydana getirilebilir.
Ben böyle düşünüyorum ya sizler...
aslında okadar karmaşık değil,demek isteği çok acık ve net,diyorki;türkiye laik ve demokratik bir devlettir ve bu devletin belirli değişmezleri vardır yani müslüman devlet ilkesi,laik devlet ilkesi,demokratik devlet ilkesi ve Atatürkcü devlet ilkesi.bu ilkelere sözde değil özde bağlı olmalı diyo...
BİLİYORSAN KONUŞ FEYZ ALSINLAR,BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR!!!

Genel Kurmay Başkanımızın en son basını bilgilendirme toplantısında, Yeni seçilecek Cumhurbaşkanı ile ilgili olarak yaptığı açıklamada; seçilecek Cumhurbaşkanı'nın, Cumhuriyetin temel niteliklerine sözde değil özde bağlı olacak birinin seçilmesini temenni etmiştir. Peki sözde bağlılık, özde bağlılık nedemektir sizce? Benim düşüncem; ne sadece sözde bağlı olacaksın, nede sadece özde bağlıyım diyeceksin. Her ikisi bir bütün olmalı, Birisi çıkıp " bakmayın benim söylemlerime, ben Cumhuriyete özde bağlıyım." demesi bu bağlılığını hiç bir ortamda sözleriyle ifade etmemesi doğru değildir. Cumhuriyetimize bağlılığımızı sözlerimiz de ifade etmeli ve bunuda yaşantımıza yansıtararak özümüzü de göstermeliyiz.
Fakat özde bağlılık kavramını soyut bir kavram olduğu için, bazı kesimler tarafından kendine göre yorumlar yapılacaktır. Kendisi gibi hareket etmeyenlerin, kendince bu şahısların özünü sorgulama hakkını kendinde bulacaktır. nasıl ki Türban takanların özünü okuyan bir zihniyet varsa, siz türbanı siyasi simge olarak takıyorsunuz. denilebiliyorsa, Yarın bir kısım insan çıkıp yeni seçilen Cumhurbaşkanının hareket tarzını beğenmeyerek Cumhuriyete özde bağlı olmadığını iddia edeceklerdir. Bu yolla Devletimiz yıpratılabilir, Toplumda yeni gerilimler meydana getirilebilir.
Ben böyle düşünüyorum ya sizler...
aslında okadar karmaşık değil,demek isteği çok acık ve net,diyorki;türkiye laik ve demokratik bir devlettir ve bu devletin belirli değişmezleri vardır yani müslüman devlet ilkesi,laik devlet ilkesi,demokratik devlet ilkesi ve Atatürkcü devlet ilkesi.bu ilkelere sözde değil özde bağlı olmalı diyo...

peki JANISSARY senin kişisel görüşün ne yönde? sence TR'de bir cumhurbaşkanının eşinin başörtülü olması ülkeyi kaosa mı götürür? ve eğer bu olacaksa hangi sebeple olacak? yani başörtüsü takmak laikliğe karşı durmak demek midir?  Anayasada cumhurbaşkanının eşinin başörtüsü takmasının yasak olduğu bir madde var mıdır? yok ise neye dayanarak bu kaos oluşuyor?


ben bir de sayın genel kurmay başkanımızın akreditasyonu kabul etmesini ve savunmasını kısmen yanlış buldum. çünkü dün gece 32.gün programında fehmi koru genel kurmay tarafından akreditasyon dahilinde olduğunu ve o meşhur toplantıya katılamadığını söylemişti.

sayın genel kurmay bunu savunurken  "burada pkklı bir gazetecinin bizimle beraber olmasını ister misiniz? demekki akreditasyona gerek var. aynı şekilde aşırı dinci bir gazetenin mensubunu da burada istemeyiz." dedi.

bu nasıl bir savunmadır? dinci ne demektir? siz dinsiz misiniz? Eğer kötü bir gazete ise anayasaya aykırı hareket ediyorsa şikayet edin kapansın efendim. doğrusu bu değil midir? eğer mahkeme bu gazeteyi kapatamıyorsa yada kapatmıyorsa demek ki ortada bir suç yok veya akreditasyona mahal verecek bir durum yok. bence bu resmen yanlı bir uygulamadır ve bu tür uygulamalar toplumda ne yazıkki TSK'ya karşı bir yapılanma meydana getirir. Halbuki TSK herkesi kucaklayabilmeli ve toplumun her kesimine hitap edebilmelidir.




Genel Kurmay Başkanımızın en son basını bilgilendirme toplantısında, Yeni seçilecek Cumhurbaşkanı ile ilgili olarak yaptığı açıklamada; seçilecek Cumhurbaşkanı'nın, Cumhuriyetin temel niteliklerine sözde değil özde bağlı olacak birinin seçilmesini temenni etmiştir. Peki sözde bağlılık, özde bağlılık nedemektir sizce? Benim düşüncem; ne sadece sözde bağlı olacaksın, nede sadece özde bağlıyım diyeceksin. Her ikisi bir bütün olmalı, Birisi çıkıp " bakmayın benim söylemlerime, ben Cumhuriyete özde bağlıyım." demesi bu bağlılığını hiç bir ortamda sözleriyle ifade etmemesi doğru değildir. Cumhuriyetimize bağlılığımızı sözlerimiz de ifade etmeli ve bunuda yaşantımıza yansıtararak özümüzü de göstermeliyiz.
Fakat özde bağlılık kavramını soyut bir kavram olduğu için, bazı kesimler tarafından kendine göre yorumlar yapılacaktır. Kendisi gibi hareket etmeyenlerin, kendince bu şahısların özünü sorgulama hakkını kendinde bulacaktır. nasıl ki Türban takanların özünü okuyan bir zihniyet varsa, siz türbanı siyasi simge olarak takıyorsunuz. denilebiliyorsa, Yarın bir kısım insan çıkıp yeni seçilen Cumhurbaşkanının hareket tarzını beğenmeyerek Cumhuriyete özde bağlı olmadığını iddia edeceklerdir. Bu yolla Devletimiz yıpratılabilir, Toplumda yeni gerilimler meydana getirilebilir.
Ben böyle düşünüyorum ya sizler...
aslında okadar karmaşık değil,demek isteği çok acık ve net,diyorki;türkiye laik ve demokratik bir devlettir ve bu devletin belirli değişmezleri vardır yani müslüman devlet ilkesi,laik devlet ilkesi,demokratik devlet ilkesi ve Atatürkcü devlet ilkesi.bu ilkelere sözde değil özde bağlı olmalı diyo...

peki JANISSARY senin kişisel görüşün ne yönde? sence TR'de bir cumhurbaşkanının eşinin başörtülü olması ülkeyi kaosa mı götürür? ve eğer bu olacaksa hangi sebeple olacak? yani başörtüsü takmak laikliğe karşı durmak demek midir?  Anayasada cumhurbaşkanının eşinin başörtüsü takmasının yasak olduğu bir madde var mıdır? yok ise neye dayanarak bu kaos oluşuyor?


benim şahsi görüşüm başörtüsü nün kimseye bir zararı olamayacağı yönünde. zaten şahsi olarak baş örtüsüne kesinlikle karsı değililm.benim sülalemdeki bütün hanımlar kapalıdır ve bundanda son derece mutluyum.
Alıntı
TR'de bir cumhurbaşkanının eşinin başörtülü olması ülkeyi kaosa mı götürür?
bu birazda karşıt görüşün tutumuna bağlı.
Alıntı
yani başörtüsü takmak laikliğe karşı durmak demek midir?
değildir zaten bugune kadar hiçbir yazımdada öyle bişey demedim
Alıntı
Anayasada cumhurbaşkanının eşinin başörtüsü takmasının yasak olduğu bir madde var mıdır?
direk olarak cumhurbaşakanın eşi başörtüsü takamaz diye bir ibare yok.sadece kamusal alanda dini sembollerle alakalı bir kanun var sanırım.
aslında başörtüsünün siyasallaştırılmasında baş sorumlu olarak muhafazakar siyasetcileri suçlı görüyorum ben.hani bir söz vardır ya ''eşşegin aklına karpuz kabuğu düşürmek diye''öyle bişey.istenilseydi başörtüsü sorunu çözülemezmiydi ??? bence pekala çözülebilirdi ama çözümlenmedi bilerek ve istiyerek.çünki seçim dönemlerinde her partinin seçim çalısmaları vardır ve buda muhafazakar kesimin oyunu alabilmek için çoook iyi bir vaad dir.örnek verecek olursa akp hükümeti bu sayede iyi oy topladı,tabi herkez başörtüsünü çözücek diye oy vermedi ama bunun inancında olan milyonlarca oy veren var.onun için başörtüsü sorunu çözümlü ve çözümsüzdür eğer bu sorun birgün gerçekten çözümlenmek istenirse emin ol çözülür ama istemek lazım seçimden seçime propaganda amaçlı kullanılmaması lazım...
BİLİYORSAN KONUŞ FEYZ ALSINLAR,BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR!!!

Alıntı
ben bir de sayın genel kurmay başkanımızın akreditasyonu kabul etmesini ve savunmasını kısmen yanlış buldum. çünkü dün gece 32.gün programında fehmi koru genel kurmay tarafından akreditasyon dahilinde olduğunu ve o meşhur toplantıya katılamadığını söylemişti.

sayın genel kurmay bunu savunurken  "burada pkklı bir gazetecinin bizimle beraber olmasını ister misiniz? demekki akreditasyona gerek var. aynı şekilde aşırı dinci bir gazetenin mensubunu da burada istemeyiz." dedi.

bu nasıl bir savunmadır? dinci ne demektir? siz dinsiz misiniz? Eğer kötü bir gazete ise anayasaya aykırı hareket ediyorsa şikayet edin kapansın efendim. doğrusu bu değil midir? eğer mahkeme bu gazeteyi kapatamıyorsa yada kapatmıyorsa demek ki ortada bir suç yok veya akreditasyona mahal verecek bir durum yok. bence bu resmen yanlı bir uygulamadır ve bu tür uygulamalar toplumda ne yazıkki TSK'ya karşı bir yapılanma meydana getirir. Halbuki TSK herkesi kucaklayabilmeli ve toplumun her kesimine hitap edebilmelidir.



bence onun aşırı dinci olarak nitelendirdiği kesim apayrı bi kesim o kesimle samimi müslümanlar arasında çok büyük ayrım var...zaten temel anlaşmazlık burda T.S.K nın ve calışanlarının kendi halinde ibadetini yapan samimi müslümanlara bir lafı yok onlar,müslümanlık kılıfı altında samimi insanların duyguları sömüren onları kandıran fırsatcılara söylüyo,ama kurunun yanında yaş da yanıyo.tabi bunu engellemek halkın iradesine ve bilincine kalmıs...

BİLİYORSAN KONUŞ FEYZ ALSINLAR,BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR!!!



bence onun aşırı dinci olarak nitelendirdiği kesim apayrı bi kesim o kesimle samimi müslümanlar arasında çok büyük ayrım var...zaten temel anlaşmazlık burda T.S.K nın ve calışanlarının kendi halinde ibadetini yapan samimi müslümanlara bir lafı yok onlar,müslümanlık kılıfı altında samimi insanların duyguları sömüren onları kandıran fırsatcılara söylüyo,ama kurunun yanında yaş da yanıyo.tabi bunu engellemek halkın iradesine ve bilincine kalmıs...



bence Fehmi koru gibi bir yazar aşırı dinci suçlamasıyla akreditasyona uğratılacak türden bir yazar değil.

Janissary, sağcı basın içinden bana bir tane gazete göster ki, yazdığı bir haber maksatlı bir yalan olsun...

Ya da sadece yalan olsun.

"Dini duyguları sömürüyorlar" demek ne kadar kolay. Nokta Dergisi'nin halini görüyorsun. Vaktiyle Yeni Şafak ve Akit azetelerine yapılanları da. Vakit rekor tazminata rekor sürede (karar temyizden döndü) çarptırıldı. Daha sayayım mı? Sömürüyor mu bu adamlar, yoksa kendilerini mi paralıyorlar?
Gamzeleri gelir aklına...
Korkunçtur yalnızlığımız, anlarsın. Bir oynur oynarız, oyalanırız...



bence onun aşırı dinci olarak nitelendirdiği kesim apayrı bi kesim o kesimle samimi müslümanlar arasında çok büyük ayrım var...zaten temel anlaşmazlık burda T.S.K nın ve calışanlarının kendi halinde ibadetini yapan samimi müslümanlara bir lafı yok onlar,müslümanlık kılıfı altında samimi insanların duyguları sömüren onları kandıran fırsatcılara söylüyo,ama kurunun yanında yaş da yanıyo.tabi bunu engellemek halkın iradesine ve bilincine kalmıs...



bence Fehmi koru gibi bir yazar aşırı dinci suçlamasıyla akreditasyona uğratılacak türden bir yazar değil.
onu ben bilemem paşaya sorucaksın,elinde bilgi olan o
BİLİYORSAN KONUŞ FEYZ ALSINLAR,BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR!!!

Janissary, sağcı basın içinden bana bir tane gazete göster ki, yazdığı bir haber maksatlı bir yalan olsun...

Ya da sadece yalan olsun.

"Dini duyguları sömürüyorlar" demek ne kadar kolay. Nokta Dergisi'nin halini görüyorsun. Vaktiyle Yeni Şafak ve Akit azetelerine yapılanları da. Vakit rekor tazminata rekor sürede (karar temyizden döndü) çarptırıldı. Daha sayayım mı? Sömürüyor mu bu adamlar, yoksa kendilerini mi paralıyorlar?
C.S.J nin yazdığı yazıyı tam okumadığım için akreditasyonla alakalı olduğu görememişim.ben normal irticai faliyetler hakkında yapılan bi acıklama gibi algıladım...senninde ne dediğini anlamadımya neyse cevapsız bırakmıyalım''ateş olmaıyan yerden duman cıkmaz''derler...
BİLİYORSAN KONUŞ FEYZ ALSINLAR,BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR!!!

Madem ateş olmayan yerden duman çıkmaz; o zaman Şemdinli iddianamesi...
Gamzeleri gelir aklına...
Korkunçtur yalnızlığımız, anlarsın. Bir oynur oynarız, oyalanırız...

Madem ateş olmayan yerden duman çıkmaz; o zaman Şemdinli iddianamesi...
tamam işte ordada ateş varki duman çıkıyo ateş yokmu dedik
BİLİYORSAN KONUŞ FEYZ ALSINLAR,BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR!!!

Bu da demektir ki şu an Genelkurmay Başkanlığı yapan şahsın pek de güvenilir bir kişilği yok.

Peki ya bir önceki andıç? PKK'dan para aldığı söylenen gazeteciler? Suçsuz yere işinden olanlar?
Gamzeleri gelir aklına...
Korkunçtur yalnızlığımız, anlarsın. Bir oynur oynarız, oyalanırız...

Bu da demektir ki şu an Genelkurmay Başkanlığı yapan şahsın pek de güvenilir bir kişilği yok.

Peki ya bir önceki andıç? PKK'dan para aldığı söylenen gazeteciler? Suçsuz yere işinden olanlar?
tabiki oyledir bende zaten tamamen güvenilir bir insandır demedim.işinden olaanları ise dediğim gibi bana sormuyacaksın onları işinden den ben değilim.
BİLİYORSAN KONUŞ FEYZ ALSINLAR,BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR!!!

"Ateş olmayan yerden duman çıkmaz" kelimesini kullanmanı sağlayan şeylere en somut örnek bu andıç olayı. İnsanlar nasıl yönlendirildiklerini farkedemiyor. Yanlış anlama senin için söylemiyorum, insanlara hakkında hazır bir düşünce sunan bu sistem, bizi bize kırdırma konusunda gayet başarılı. Komplo teorileri ve asılsız iddialarla insanların zihninde gereksiz önyargılar oluşturuyorlar. Bizler de maalesef bu sistemin çarkı oluyoruz...
Gamzeleri gelir aklına...
Korkunçtur yalnızlığımız, anlarsın. Bir oynur oynarız, oyalanırız...

"Ateş olmayan yerden duman çıkmaz" kelimesini kullanmanı sağlayan şeylere en somut örnek bu andıç olayı. İnsanlar nasıl yönlendirildiklerini farkedemiyor. Yanlış anlama senin için söylemiyorum, insanlara hakkında hazır bir düşünce sunan bu sistem, bizi bize kırdırma konusunda gayet başarılı. Komplo teorileri ve asılsız iddialarla insanların zihninde gereksiz önyargılar oluşturuyorlar. Bizler de maalesef bu sistemin çarkı oluyoruz...
kesinlikle doğrudur...
BİLİYORSAN KONUŞ FEYZ ALSINLAR,BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR!!!

Başbakanımızın tabiri ile niyet okuyuculuk... Bazı kesime mensup insanlar, kendilerini rejimin bekçisi olarak görüp, insanların niyetlerini okumaya devam etmektedir. Türban örneğini verdim; adamlar ne diyor. Sen türbanı inancından dolayı değilde, siyasi simge olarak takıyorsun...
 Yorum yapan bir arkadaşımızın ifadesine göre; kimsenin samimi müslümanlara hiç bir sözü yok, dini siyasete alet edenlere, Müslümanlık kılıfı altında samimi insanların duygularını sömüren, onları kandıran fırsatçılara bizim sözümüz….  Gibi bir tabir kullanmış, Sizler Müslüman bir insanı ne sanıyorsunuz. Gerçek anlamda İslamı öğrenmiş, özümsemiş bir insanı;  fırsatçı-sömürücü tabir ettiğiniz insan yönlendirebilir mi? Tabii ki yönlendiremez. Samimi Müslüman tabirinden bende şunu anlıyorum. Dini bilgisi kulaktan dolma – babadan öğrenme bir insan, sadece Cami’ye namaz kılmak için gidip gelecek siyasetle uğraşmayacak bir insan, Birileri de bu insanları istediği gibi yönlendirecek
 İstiyorlar ki Dini vecibelerini yerine getiren vatandaşlarımız; hiç siyasetle uğraşmasın. Meydan bunlara kalsın. Bu tür vatandaşımız siyasete atılırsa öğrenmişler hemen; İRTİCA'cı damgasını vuruyorlar. Cumhuriyete bağlılık üzerine şimdi de sözde bağlı-özde bağlı tabiri atılmıştır.
Genelleme yapmış gibi olmayayım; “ Kendisinde kişiliğinde bir zafiyet olan insan, karşısındaki insanı da kendisi gibi olduğunu düşünür. ” İnsan kendisinin nasıl bir insan olduğunu kendisi çok iyi bilir. Belki karşısındaki insanları söylemleriyle kandırabilir.
 Örnek bir özde bağlılık nasıl olmalıdır. Aynen Kendilerinin yaşantılarının bir benzeri mi olmalıdır. Türbanlı bir İnsan, dini vecibelerini yerine getiren bir İnsan, Cumhuriyetin temel niteliklerine Özde bağlı olamaz mı. Pekala olabilir. Ama bunu niyet okuyucular kabul etmemekte, Takiyye yapıyor gibi yaklaşımlar ortaya atılmaktadır.
 Sadece Cumhuriyete bağlılıkta değil tüm yaşantımızda özüyle sözüyle bir insan olmalıyız. 

Alıntı
aslında başörtüsünün siyasallaştırılmasında baş sorumlu olarak muhafazakar siyasetcileri suçlı görüyorum ben.hani bir söz vardır ya ''eşşegin aklına karpuz kabuğu düşürmek diye''öyle bişey.istenilseydi başörtüsü sorunu çözülemezmiydi  bence pekala çözülebilirdi ama çözümlenmedi bilerek ve istiyerek.çünki seçim dönemlerinde her partinin seçim çalısmaları vardır ve buda muhafazakar kesimin oyunu alabilmek için çoook iyi bir vaad dir.örnek verecek olursa akp hükümeti bu sayede iyi oy topladı,tabi herkez başörtüsünü çözücek diye oy vermedi ama bunun inancında olan milyonlarca oy veren var.onun için başörtüsü sorunu çözümlü ve çözümsüzdür eğer bu sorun birgün gerçekten çözümlenmek istenirse emin ol çözülür ama istemek lazım seçimden seçime propaganda amaçlı kullanılmaması lazım...
kendimden bir alıntı yaptım başörtüsü sorunu ile alakalı...
Alıntı
Yorum yapan bir arkadaşımızın ifadesine göre; kimsenin samimi müslümanlara hiç bir sözü yok, dini siyasete alet edenlere, Müslümanlık kılıfı altında samimi insanların duygularını sömüren, onları kandıran fırsatçılara bizim sözümüz….  Gibi bir tabir kullanmış, Sizler Müslüman bir insanı ne sanıyorsunuz. Gerçek anlamda İslamı öğrenmiş, özümsemiş bir insanı;  fırsatçı-sömürücü tabir ettiğiniz insan yönlendirebilir mi? Tabii ki yönlendiremez
her seçim döneminde muhafazakar partilerin''biz başörtüsü sorunun çözeriz''diye vaadlerde bulunması ama hiçbir zaman bu yönde ciddi adımlar atılmaması,verilmiş olan vaadden dolayı insanların oy vermesi ve vaad edilenlerin hiçbir zaman gerçekleşmemesi başlı başına br sömürüdür ve vaadedilenlerden dolayı insanlar bir umut acaba yapabilrmi??sorusunu kendilerine soruyolar ama görüyolark ki hep vaad hep vaad!!!
tutamıyacağın sözü vermeyeceksin.sayın başbakanın şu sözünü artık sağır sultan bile duymustur''bizden ilk üç sene kimse bişey beklemesin''bu sözdeki amac nedir?? bizden ilk üç sene kimse ekonomik ve siyasi çözümler beklemesin diye algılıyorum ben,hadi ekonomiyi gectim akp 5.yılına girmiş başbakanın şu sözü ona oy verenlerin hala kulaklarında çınlıyodur''biz başörtüsü sorunun çözeriz''diye insanlardan oy toplamak ama beklentileri karsılamamak,adını siz koyun artık...
BİLİYORSAN KONUŞ FEYZ ALSINLAR,BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR!!!

Başörtüsü yasağının çözülmemesi  sizce gerçekten oy istismarımı? Yani Ak Parti bu şekilde iktidara geldi. Bir sonraki seçimede yine başörtüsünü çözeceğiz diyerek seçim meydanlarına gidecek ve halkmız buna inanarak tekrar Ak Partiye oy verecek.
Arkadaşlar; Halkımız başörtüsü sorunun kimler tarafından çözülmediğini, hangi gücün bu durumu koruduğunu çok iyi bilmektedir. Bunu sizde çok iyi biliyorsunuz. Ak Parti dahil tüm Muhafazakar partilerin Başörtüsü sorununu gerçekten çözmek istediklerine inancım tamdır.
Çözmeyi bırakın, çözme adımını atan Refah partisinin başına neler geldi Bu millet çok iyi gördü.( 28 Şubat Post Modern Darbe )
Ak Partinin 355 millet Vekili var. Başörtüsü sorununu çözmek için hiç bir adım atmamış, buna rağmen gündeme bir bakın " Rejim hiç bir zaman bu kadar tehlike altına girmemiş " Mitingler Kendisini Devletin sahibi gören Koltuk sahiplerinin beyanatları, Toplumda kargaşa ortamı çıkartmak için ellerinden geleni yapıyorlar.
Ne çabuk unutuldu Danıştay saldırısı...
Bu saldırıyı Ak Parti'ye mal etmediler mi?
Kimler çıktı bu saldırının arkasında?
Darbe ortamı yaratmak uğruna, kendi düşünce yapısına sahip insanları öldürtmekten çekinmediler.
Hatırlamıyormusunuz Başbakana ve bakanlara Cenaze töreninde yapılanları?
Danıştay saldırısı aslında bir darbe girişiminin ilk aşaması idi.
Aslında herşey çok açık ve net... rejim sorunu , Cumhurbaşkanı'nın Tayyip Erdoğan'ın olması, irtica tehdidi gibi hiç bir tehlike aslında çok önemli değil. Aslında önemli olan tek konu kanu çözülemeyen Başörtüsü sorunu.
Tayyip Erdoğan'ın eşi başörtülü olmasaydı, Cumhurbaşkanı olmasında hiç bir sorun olmayacaktı.
Başörtülü insanlar Devlet kademelerine girmek istemeseydiler, Rejim tehlikede olmayacaktı. İrtica tehdit olmayacaktı.
Yani arkadaşlar; Devletimizi yönetenler, kendilerini Devlet olarak görenler, başörtüsünü gericilik olarak görmektedirler.
Dikkatinizi çekiyorum, Kimlerin Kamusal alanda veya kamusal alanın dışında başörtüsü takması yasaktır. İşte başörtüsü yasağının çözülemeyişinin en güçlü sebebi budur.   
Düşünüyorum da  Ak Parti; başörtüsü sorununu çözmek için bir adım atsa idi. Ne olurdu acaba?
Fakat Ak Parti bu oyuna gelmedi ve açıkça çıkıp Başbakan yardımcısı M.Ali ŞAHİN ne dedi. " Birinci önceliğimiz başörtüsü değildir " açıklamasını yaptı. Neden yaptı? tabii ki tehlikeyi gördü de ondan bu açıklamayı yapma gereği duydu.

Bakın şunu da söyleyebilirim; Başbakanımız veya Ak Partiden biri Cumhurbaşkanı olursa ve Genel Seçimlerde Ak Parti de silinirse, seçilen Cumhurbaşkanının hemen istifa etmesi gerekir. O zaman diyebiliriz ki Ak Parti'yi Millet istememektedir. Aksi olursa Ak Parti oy oranını koruyarak veya arttırarak tekrar iktidara gelirse seçilen Cumhurbaşkanı Halk tarafından tastiklenmiş olacaktır.
Seçimde kaybedenler bu durumda; bir kerecik olsun Millet iradesi doğrultusunda başörtüsü yasağının kaldırılmasına destek verecekler midir.?   
   

Alıntı
her seçim döneminde muhafazakar partilerin''biz başörtüsü sorunun çözeriz''diye vaadlerde bulunması ama hiçbir zaman bu yönde ciddi adımlar atılmaması,verilmiş olan vaadden dolayı insanların oy vermesi ve vaad edilenlerin hiçbir zaman gerçekleşmemesi başlı başına br sömürüdür ve vaadedilenlerden dolayı insanlar bir umut acaba yapabilrmi??sorusunu kendilerine soruyolar ama görüyolark ki hep vaad hep vaad!!!
tutamıyacağın sözü vermeyeceksin.sayın başbakanın şu sözünü artık sağır sultan bile duymustur''bizden ilk üç sene kimse bişey beklemesin''bu sözdeki amac nedir?? bizden ilk üç sene kimse ekonomik ve siyasi çözümler beklemesin diye algılıyorum ben,hadi ekonomiyi gectim akp 5.yılına girmiş başbakanın şu sözü ona oy verenlerin hala kulaklarında çınlıyodur''biz başörtüsü sorunun çözeriz''diye insanlardan oy toplamak ama beklentileri karsılamamak,adını siz koyun artık...
yazdıgın yazıya verebileceğim en iyi cevap yine kendimden alıntı yaparak verdiğim cevap olur galiba.yeni bişeyler yazmaya karar versem yine aynı şeyleri yazardım.
Alıntı
Başörtüsü yasağının çözülmemesi  sizce gerçekten oy istismarımı? Yani Ak Parti bu şekilde iktidara geldi.
evet kesinlikle oy istismarıdır ve bu sekilde iktidara geldi,yoksa ona oy veren coğınluk onun kara kaşına kara gözüne oy vermedi,o birtakım vaadlerde bulundu ve halk ona oy verdi.
Alıntı
Ak Parti dahil tüm Muhafazakar partilerin Başörtüsü sorununu gerçekten çözmek istediklerine inancım tamdır.

sizin inancınız tamdır benim değil.

yazdığınız yazının geri kalanı için şöyle dünmeye calışın;70 milyonluk bir ulke,bir halk ve bu halk içinde her dinden her kökenden insan var,sence devletin en önemli karar mercilerinin sadece tek bir siyasi görüşe emanet edilmesi risk değilmidir.bence bu alınmaması gerekn buyuk bir risktir.cumhurbaşkanlığının ve başbakanlığın sadece tek bir partiye bırakılmaması lazım bu parti akp olsada chp veya dyp vs..farketmez,zaten insanların içlerindeki tenel şüphe budur...
BİLİYORSAN KONUŞ FEYZ ALSINLAR,BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR!!!

03 Kasım 2002 seçimlerinde Ak Partinin tek başına İktidara geleceği bellimiydi? değildi. Milletimiz pekala CHP' yi de iktidara getirebilirdi. o zaman; şu anki durum tamamen tersi olurdu. Başbakan ve Cumhurbaşkanı CHP' den aynı şekilde tek partiden olabilirdi.
Yaşanmamış bir durum hakkında yorum yapıyorum ama bu durumda bazı sivil toplumları ve YÖK aynı tepkiyi gösterirlermiydi.? Zannetmiyorum göstermezlerdi.
Demokrasi'de aslında olması gereken, çok sesliliktir; güzel olanı seninde dediğin gibi toplumu temsil eden tüm unsurların tek bir iradeye bırakılmamasıdır. buna katılıyorum. Fakat bu durumu şuanki iktidar ortaya çıkartmamıştır.
Belki de bu durum Milletimiz açısından çok iyi olacaktır. Olumsuz bir durumda; Milletimiz diyecektir ki tek başına İktidar verdik.Beraberinde Cumhurbaşkanlığını verdik. Güçse güç verdik; fakat siz ne yaptınız? Bunun hesabını da soracaktır....
Nasıl soracak? Tabii ki yine sandıkta oylarıyla...
Toplumdaki hassasiyeti anlıyorum ama çözümü demokrasi dışı yaklaşımlarda arayanları, kargaşa ve anarşi ortamı isteyen çevreleri anlamak mümkün değildir.
Demokrasiye inanan Millet iradesine saygılı olur. Milletin kendisini temsil etmediğine inandığı partiyi İktidardan uzaklaştıracağını bilir.
 Yeni dönem Milletimiz için İnşAllah Hayırlı olur.

03 Kasım 2002 seçimlerinde Ak Partinin tek başına İktidara geleceği bellimiydi? değildi. Milletimiz pekala CHP' yi de iktidara getirebilirdi. o zaman; şu anki durum tamamen tersi olurdu. Başbakan ve Cumhurbaşkanı CHP' den aynı şekilde tek partiden olabilirdi.
Yaşanmamış bir durum hakkında yorum yapıyorum ama bu durumda bazı sivil toplumları ve YÖK aynı tepkiyi gösterirlermiydi.? Zannetmiyorum göstermezlerdi.
Demokrasi'de aslında olması gereken, çok sesliliktir; güzel olanı seninde dediğin gibi toplumu temsil eden tüm unsurların tek bir iradeye bırakılmamasıdır. buna katılıyorum. Fakat bu durumu şuanki iktidar ortaya çıkartmamıştır.
Belki de bu durum Milletimiz açısından çok iyi olacaktır. Olumsuz bir durumda; Milletimiz diyecektir ki tek başına İktidar verdik.Beraberinde Cumhurbaşkanlığını verdik. Güçse güç verdik; fakat siz ne yaptınız? Bunun hesabını da soracaktır....
Nasıl soracak? Tabii ki yine sandıkta oylarıyla...
Toplumdaki hassasiyeti anlıyorum ama çözümü demokrasi dışı yaklaşımlarda arayanları, kargaşa ve anarşi ortamı isteyen çevreleri anlamak mümkün değildir.
Demokrasiye inanan Millet iradesine saygılı olur. Milletin kendisini temsil etmediğine inandığı partiyi İktidardan uzaklaştıracağını bilir.
 Yeni dönem Milletimiz için İnşAllah Hayırlı olur.
inşallah hayırlı olur da,eğer demokraside çok seslilik olmassa zaten orada demokrasiden şüphe etmek lazım.keşke imkan olsada oy verenlerin  tamamını temsil edebilecek bir iktidar olsun ama bu imkansız,belkide ülke tarinde secimlerde en yüksek oy almıs olan akp sadece oy verenlerin %35 nin oyunu almıs buda yaklasık dokuz milyon oy ediyo.
Alıntı
Fakat bu durumu şuanki iktidar ortaya çıkartmamıştır.
Belki de bu durum Milletimiz açısından çok iyi olacaktır. Olumsuz bir durumda; Milletimiz diyecektir ki tek başına İktidar verdik.Beraberinde Cumhurbaşkanlığını verdik. Güçse güç verdik; fakat siz ne yaptınız? Bunun hesabını da soracaktır
işte benim de risk olarak nitelendirdiğim durum bu.iş şiten gectikten sonra sandıkta cezalandırsan neye yarar mahkemede cezalandırsan neye yarar herhalukarda devlet ve halk kaybetmiş olur olumsuz bir durumda,işte onun için risk onun için bu riskin alınmaması lazım.belkide sokağa dökülen 300-400 bin insanda bu sekilde düşnüyo.insallah hayırlı olur bekleyip görücez...
BİLİYORSAN KONUŞ FEYZ ALSINLAR,BİLMİYORSAN SUS ADAM SANSINLAR!!!

      Genel Kurmay Başkanımızın yapmış olduğu basın toplantısında, Cumhuriyete özde bağlılık, sözde bağlılık ifadelerinin arkasında neler yattığını, şimdi herkesin daha iyi anladığını düşünüyorum. Çünkü İrtica kavramı gibi soyut bir kavram ortaya atmış, açıklanacak olan adayı belirlemeye yönelik baskı unsuru oluşturmayı hedeflediği ortaya çıkmıştır. Abdullah GÜL' ün adaylığı açıklanınca adayı beğenmediklerini Ülkeyi kargaşa ortamına sokma pahasına Genel Kurmay Başkanlığı malumunuz son basın bildirisini yapmıştır.
Arkadaşlar bu basın bildirisini KINIYORUM, yeterince tepki göstermeyen Siyasi Partileri de KINIYORUM.
Derhal Genel Kurmay Başkanının istifa etmeli, etmediği takdirde görevden alınması gerekmektedir. 2 günde Ülkenin Mali yönden kaybı 7 Milyar Doları geçmiştir. Bunun bedelini kim ödeyecek, tabiiki bizler...
Hükümette bir Bakanın yanlış bir tutum ve davranışından dolayı Ülkemiz 7 Milyar Dolar kayıp verse, Muhalefet partileri Hemen bu Bakan' a İstifa et baskısı yapmazlar mı?
Çeşitli nedenlerle; Örneğin Maliye Bakanına kaç kez Gen soru verildi. İstifa baskısı yapıldı.
Bakıyorum da hiç bir Siyasi Partinin söyleminde Genel Kurmay Başkanının İstifa etmesi veya görevden alınması gibi hiç bir söylem bulunmamaktadır.
Arkadaşlar Genel Kurmay Başkanımız ve Diğer Bürokratlar Devletimizin Memurlarıdır. Maaşlarını Halktan Toplanan Vergilerden alırlar. Kendilerinden beklenende Anayasanın kendisine verdiği görevleri yapmalarıdır. Siyaset yapmak istiyorlarsa, istifa edip veya emekli olup, siyaset yapabilirler.
Ellerinde bulundurdukları Silahlı gücü Halkın seçmiş olduğu Vekillerine baskı aracı olarak kimsenin kullanmaya hakkı yoktur. Ülkemizin bu tür gerginliklerden dolayı maddi kayıplar verme gibi bir Lüksü de bulunmamaktadır.

Genel Kurmay Başkanımızın yapmış olduğu basın toplantısında sözde değil özde Cumhuriyete bağlı Cumhurbaşkanı seçilmesi gerektiğini, söylemiş. Bir kesim insan bunun ne anlama geldiğini anlamamış veya ortamı germemek için normal bir konuşma olduğunu söylemiştir. Ben bu basın açıklamasnda, 27 Nisan E-Muhtıranın işaretini kendimce anlamış ve ilerleyen zamanlarda Genel kurmay Başkanlığının tavrını göstereceğini belirtmeye çalışmıştım. Bu ifade tarzının irtica kavramı gibi kullanılacağına inanıyorum.

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Genel Kurmay'ın Basın Toplantısı hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Genel Kurmay'ın Basın Toplantısı siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2020 ilgiliFORUM.com