GÖÇMENLİK ve BİRLİKTE YAŞAMA /sanat ve zaruret

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
GÖÇMENLİK ve BİRLİKTE YAŞAMA

Sanat ve Zaruret
Sanat ve Zaruret : Birlikte Yaşama

Birlikte yaşamaktan bahsedildiğinde ilk akla gelen örneklerden birisi Osmanlı tecrübesidir. Bu durumun sadece bizim için değil, farklı dinlerin mensupları için de, çoğunlukla, geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Son yıllarda uluslararası kurum ve kuruluşlar nezdinde de Osmanlı tecrübesini anlamaya yönelik çalışmaların yapılmaya başlanması da bunun göstergelerinden birisi olarak kabul edilebilir.[1] Bir İslam devleti olan Osmanlı Devleti’nin bunu başarabilmesinin  altında yatan bir takım faktörler olduğu muhakkaktır. Kuşkusuz bunların başında İslam dininin kendisini, kendinden daha önce gelen iki büyük dinin devamı şeklinde, onların tashih edilmiş hali olarak ifade etmesi gelmektedir. Zira İslam bu iddiasından ötürüdür ki ehl-i kitap dinlerin mensuplarını diğer dinlerin mensuplarına nazaran daha farklı ele almış, tabir caizse onları daha ziyade kayırmıştır. Nitekim Osmanlı Devletinde yaşayan azınlıkların/gayri Müslimlerin ehl-i kitab mensunu olmaları bu sanatın icra edilmesinde gayet mühim bir rol oynamıştır. Yine Osmanlı birlikte yaşama tecrübesini bir sanat haline getiren bir başka faktörün de kökenlerini İslam hukukunda bulabiliyoruz. İslam hukukunun gayri Müslimlere kendi hukuklarının uygulanması şeklindeki kaidesini Osmanlı tecrübesinde de uygulama sahası bulmuştur. Bu sebeple Osmanlı Devlet’i egemenliği altında yaşayan gayrı Müslimler şahıs, aile ve miras hukuklarında tamamen kendi dini hukuklarına göre yaşamışlar, bununla beraber diğer sahalardaki ilişkiler İslam hukuku kurallarına göre düzenlenmiştir. Bunların yanısıra Osmanlı tecrübesinin ortaya çıkmasında rol oynayan önemli etkenlerden birisi de Osmanlı siyaset etme usulü ile alakalı olsa gerektir. Osmanlı’da kanunların bölgelere göre farklılık göstermesi, kanunların ülke genelinde geçerli olmayıp bölgesel olması, başka bir ifade ile bir bölge için kanunlar yapılırken o bölgenin örfünün/geleneğinin da nazar-ı dikkate alınıyor oluşu, (bir bakıma mevcut durumun azami derecede korunuyor oluşu) gayrı Müslimler de dahil olmak üzere halkın hem yönetimle olan hem de farklı dini gruplarla olan ilişkilerinin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamıştır. Büyük ölçüde dinden ve ilaveten Osmanlı’nın kendine has bir takım özelliklerinden kaynaklanan bu faktörlerin yanısıra harici bir faktörün de altını çizmek gerekir. Bu da Osmanlı birlikte yaşama sanatının söz konusu olduğu dönem itibari ile ulusçuluk hareketlerinin başlamamış olmasıdır. Devletlerin  kendilerini bir ulus kimliği ile değil din kimliği ile tanımlamaları, dinin toplumsal alanın hemen her alanında olduğu kadar beynelmilel alanda da belirleyici olması “millet sistemi”nin yaşayabilmesinde önemli bir rol üstlenmiştir.

Yazımıza başlık olarak “sanat ve zaruret” başlığını seçmemizin sebebi de bu noktada ortaya çıkmaktadır. Şayet Osmanlı’da bir birlikte yaşama tecrübesinden bahsedilecekse bunun klasik dönem Osmanlı için gerekli olduğunu düşünüyorum. Bilhassa II. Mahmud’dan sonraki dönemi sanat kavramı yerine zaruret[2] kavramı ile adlandırmak daha isabetli olsa gerektir. Bugun Osmanlı birlikte yaşama tecrübesi ile hemen hemen eş anlamlı olarak kullanılan[3] ve II. Mahmud’un söylediği kabul edilen “ben tebamdan Müslümanları camide, Hristiyanları kilisede, Musevileri havrada görmek isterim” şeklindeki sözler, Osmanlı hoşgörüsünü yansıtmaktan ziyade bir mecburiyetin ifadesidir. 19 yüzyılda ulusçuluk akımlarının doruk noktasına ulaştığı malumdur. Osmanlı bünyesindeki gayrı Müslimlerin bu akımın etkisinde kaldıkları ise su götürmez bir gerçektir. Bu sözlerin ve daha sonraları buna benzer şekilde gerek sultanlar gerekse bürokratlar ve II. Meşrutiyet’in başlangıç yıllarında hemen herkes tarafından çeşitli dozlarda örneklerine rastlayacağımız bu tür ifadeler bir hoşgörünün ürünü olmaktan ziyade, Osmanlılık politikasının gereğidir. Osmanlılık politikasının hangi saiklerden ötürü ortaya çıktığını burada anlatmak gereksizdir. Fakat bir cümle ile ifade edecek olursak azınlıkların devletten ayrılmalarını önleyebilmek bu hareketin en temel amacıdır. Modernleşme hareketleri gerek önce Osmanlı dışında daha sonrada Osmanlı’da dini tedricen sosyal ve siyasal alandan tard ederek muhtelif milletleri bir arada tutan şirazenin de kopmasına zemin hazırlamıştır.[4]






[1] Nitekim 1994 yılında Avrupa Birliği tarafından Akdeniz-Avrupa işbirliği çerçevesinde yapılan toplantıda Osmanlı’nın hoşgörü anlayışı numune olarak kabul edilmiş ve araştırılması gerektiği ifade edilmiştir.

[2] Burada zaruret kavramı netice itibari ile bir tercihtir ve değiştirilebilir. Fakat bizce asıl belirtilmek istenen her ki dönemin aynı kavramla anılması gerektiğinin doğru olamayacağıdır.

[3] Örneğin Erciyes Üniversitesi tarafından  tertip edilen “Osmanlı Toplumunda Birlikte Yaşam Sanatı” uluslarararası bir sempozyumun afişinde slogan II. Mahmuıd’un bu ifadelerine yer verilmektedir.

[4] Burada şunu kaydetmek gerekir ki Osmanlı modernleşme ile beraber dini kisvesinden yavaş yavaş sıyrılmaya başlarken Osmanlı’dan çok daha önceleri 1860’lı yılların başlarında  gayri Müslim azınlıklar birer bire laik anayasal sisteme geçmişlerdi. Bizzat devletin teşvik ettiği bu anayasalaşma hareketleri de esas itibari ile laik bir Osmanlılık kimliği oluşturma çabasının ürünü idi. Ne var ki bu hareketler bir Osmanlı kimliği oluşturmak bir yana uluslaşma sürecinin başlamasında daha önemli fonksiyonlar icra etmiştir.


Esref KALENDER

 
 

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; GÖÇMENLİK ve BİRLİKTE YAŞAMA /sanat ve zaruret hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri GÖÇMENLİK ve BİRLİKTE YAŞAMA /sanat ve zaruret siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com