ilgiliforum facebook   ilgiliforum instagram   ilgiliforum youtube   ilgiliforum tumblr   ilgiliforum pinterest   ilgiliforum rss  

Hiç tatmadığınız bir DUYGU - Gülgün Göktan

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
Hiç tatmadığınız bir DUYGU

Gülgün Göktan

Şu ana kadar hayatınızda yaşadığınız en büyük pişmanlığı düşünün... İşte ondan çok daha acı bir pişmanlık daha var...

 

Dünyada insanın tadına doyamadığı birbirinden güzel duygular vardır. İnsan böyle güzel anları yaşarken, o dakikaların hiç bitmemesini, hafızasından hiç silinmemesini ister. Her bir saniye, yaşadığı her detayı, ruhunda hissettiği tüm hisleri, en canlı, en gerçek, en derin şekliyle, hiç unutmayacak, hatta her hatırladığında tekrar tekrar aynı güzelliğiyle yaşayabilecek şekilde aklında tutabilmek ister.

Ne var ki bazı anlar; bazı yaşanan duygular da vardır ki, tam tersine insan her anını, tüm detaylarını hafızasından söküp atabilmek, bir daha hiç hatırlamayacak gibi unutabilmek ister. O anları hiç yaşamamış, hiç görmemiş, hiç duymamış; ağzından çıkan sözleri hiç söylememiş, o tavırları hiç yapmamış olabilmeyi tüm benliğiyle ister. Unutabilmek için tüm iradesiyle, aklıyla, gücüyle içinde büyük bir mücadele verir. Ama mümkün değildir. Ne kadar istese de unutamaz. Yaşadığı her saniye, her detay o an gibi aklında kalır. İşte bu da, insanın yaşadığı güzel duyguların aksine, hayatında tattığı pişmanlıkların neden olduğu hislerdir.

 

Ve “Pişman olmak”, insanın ne kadar hayatından çıkarmak, hiç yaşamamak istediği bir duygu olsa da bu mümkün değildir. Çünkü insana bu duygunun verilmesinin bir sebebi vardır.

 

İnsanın en çok pişmanlık duyduğu şeylerden biri kuşkusuz ki “hata yapmak”tır. Ve hata yapmak, dünyanın en akıllı, en iradeli, en dikkatli insanın bile karşı koyamadığı bir durumdur. Ne kadar güzel ahlaklı, ne kadar iyi niyetli ne kadar ince düşünceli olursa olsun, hiçbir insan hayatı boyunca “hiç hata yapmadan yaşamayı” başaramaz. Çünkü bu, Allah'ın belirlediği, dünya hayatının bir kanunudur.

 

Neden hata yaparız? Çünkü bizler yalnızca birer kuluz. Çünkü bizler sadece Allah'ın lütfetmesiyle yaratılmış, acz içinde olan, her an her saniye Yaratıcımız Rabbimiz'e muhtaç olan varlıklarız. Ve işte, bunu çok daha iyi anlamak ve kavramak için de hata yaparız. Mükemmellik yalnızca Eşi ve Benzeri Olmayan Allah'a mahsustur. Çünkü O her türlü eksiklikten, kusurdan Münezzehtir; bu yüzden Tek'tir: “O Allah ki, O'ndan başka İlah yoktur...” (Haşr Suresi, 22)

 

İşte gerçek budur. Bizler kuluz, hata yaparız, pişman oluruz. Ve pişman olmak, biz farkına varsak da varmasak da bize, hayatımıza çok fazla şey kazandırır. Çünkü ahirette yaşanacak sonsuz ve telafisi asla ve kesinlikle mümkün olmayan bir pişmanlığı az da olsa kafamızda tasarlayabilmemiz için, dünyada bunun nasıl bir duygu olduğunu bilmemiz, tatmamız, hissetmemiz gerekir.

 

Çünkü her insanın, ahirette bir daha asla geri dönüşü ve telafisi mümkün olmayan, sonsuza kadar hiçbir kesintiye uğramadan sürecek bir pişmanlık yaşama ihtimali vardır.

 

Bu pişmanlık dünyadaki hiçbir insanın yaşadığı hiçbir pişmanlığa benzemeyecektir. En acı çekilen, en büyük azapların hissedildiği anlar, bu sonsuz pişmanlık ile kıyas dahi yapılamayacak kadar sıradan kalacaktır. Hatta insanların dünya hayatında fiziksel olarak yaşayabilecekleri her türlü acının da üstünde bir acıdır. İnsan aklının sınırlarıyla düşünebileceği hiçbir yol, yöntem bu acıdan kurtulmaya yetmeyecek, hiçbir çözüm yolu bulunamayacak ve sonsuza kadar pişmanlığın çaresi bulunamayacaktır. Pişmanlığın, “keşke farklı davransaydım” dedirten kahrediciliğine, bir de sonsuza dek sürecek bu çaresizliğin acısı eklenecektir.

 

İşte dünyada yaşanan pişmanlık, ahiretteki bu sonsuz ve amansız pişmanlığın bir parça olsun anlaşılabilmesi, düşünülüp kavranabilmesi için özel olarak yaratılmıştır.

Bizim şu an nefsimizde var olan pişmanlık duygusuna ait bilgimiz, işte bu tarifini dahi bilmediğimiz, sonsuza kadar sürecek olan; sonsuz nimetleri, sonsuz sevgiyi, sonsuz dostluğu, sonsuz şefkati, sonsuz yaşamı kaybetmiş olmanın oluşturacağı pişmanlık hissini bir parça olsun düşünebilmemiz içindir.

 

Ancak elbette ki böylesine bir çaresizliği, böylesine bir acıyı ve hiçbir telafisi olmayan bir pişmanlık hissini, her ne kadar kavramaya çalışsak da, bu hiçbir şekilde yeterli olmayacaktır. Çünkü bizler ancak dünya hayatında yaşanan duyguları bilebilecek ve kavrayabilecek bir yaratılışa sahibiz. Ve eğer ahiretteki bu pişmanlığı tam olarak anlayabilecek olsaydık, o zaman dünyadaki imtihan ortamı da sona ermiş olurdu. Çünkü o zaman istisnasız her insan, ahirette o konuma düşmemek, öyle çaresiz kalmamak ve öyle büyük bir acı yaşamamak için, iman ederdi.

Oysa ki Allah bize, yalnızca bu hissi tefekkür edebilecek kadar bir bilgi ile, pişmanlığın sadece çok cüzi bir parçasını hissetmemize izin vermiş, ve böylece Allah'tan korkan samimi insanların diğerlerinden ayrılmasını sağlamıştır.

Ve işte dünyada bu hissin bize öğretilmiş olması da, bizler için yaratılmış çok büyük bir hayır ve nimettir.

 

Bizler bu dünyada belirli bir olgunluğa, daha üst bir akıl ve anlayışa ulaşıp da, geçmişe dönüp baktığımızda, “şimdiki aklım olsaydı, o zaman böyle değil de şöyle davranırdım” diye düşünürüz.

Bir hata yaptığımızda da yine, “zamanı geriye döndürebilme ya da o anı tekrar yaşama imkanım olsaydı da, bunun yerine daha farklı davranabilseydim” deriz. Ama dünya şartlarında asla zamanı geri döndüremeyiz, asla yaptıklarımızı değiştiremeyiz.

Ve istesek de istemesek de yaptıklarımızın sonuçlarını yaşamak, bunun meydana getirdiği sıkıntı ve zorlukları göğüslemek durumunda kalırız.  Ve işte o sıkıntıların yaşandığı her anımızda, yaptığımız tavrın pişmanlığını buram buram tadarız.

 

Dünyada iken bile pişmanlığın acısını en fazla hissettiren şeylerden biri, “asla geri dönüşünün olmaması”dır. Ama dünyada iken yine de insanın önünde en azından bu hatasını düzeltip, telafi edebileceği bir ömür süresi vardır. Bu süreç içerisinde binlerce kez telafi ve binlerce kez daha güzel davranışlarda bulunarak, yaptığı hatayı örtebilme imkanı vardır.

İşte ama ahirette bu yoktur. Orası bir ‘son'dur. İnsan ne yaptıysa oraya kadar, o ana kadardır. O andan sonra, geri dönüş imkanı olmadığı gibi, yeni bir telafi süresi de yoktur. Var olan yalnızca ve yalnızca amansız ve onulmaz bir pişmanlıktır:

(O zaman, yönetilip) Uyanlar derler ki: "Eğer bize bir kere (daha dünyaya dönme) fırsatı verilse(ydi) muhakkak (şimdi) onların bizden uzaklaştıkları gibi, biz de onlardan uzaklaşır (onları yüzüstü bırakır)dık." BÖYLECE ALLAH, ONLARA BÜTÜN YAPTIKLARINI ONULMAZ HASRETLERLE GÖSTERECEKTİR. Ve onlar ateşten çıkacak değildirler. (Bakara Suresi, 167)

 

Oradaki pişmanlık hissini bir nebze olsun düşünüp kavrayabilmemiz için, insanların ahirette söyleyecekleri pişmanlık dolu sözler Kuran ayetleri ile bize bildirilmiştir:

... Sen bu zalimleri, ölümün 'şiddetli sarsıntıları' sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan) çıkarın, bugün Allah'a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O'nun ayetlerinden büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azapla karşılık göreceksiniz" (dediklerinde) bir görsen... (Enam Suresi, 93)

 

Gerçekten Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. Kişinin kendi ellerinin önceden takdim ettiklerine bakacağı gün, kafir olan da: "Ah, keşke ben bir toprak oluverseydim" diyecek. (Nebe Suresi, 40)

 

Ateşin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen; derler ki: "Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimiz'in ayetlerini yalanlamasaydık ve müminlerden olsaydık." (Enam Suresi, 27)

 

Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık." (Mülk Suresi, 10)

 

Der ki: "Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim." (Fecr Suresi, 24)

 

"... Keşke Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım." (Kehf Suresi, 42)

 

"... Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım," (Furkan Suresi, 27)

 

Sonunda, onlardan birine ölüm geldiği zaman, der ki: "Rabbim, beni geri çevirin. Ki, geride bıraktığım (dünya)da salih amellerde bulunayım." Asla, gerçekten bu, yalnızca bir sözdür, bunu da kendisi söylemektedir... (Mü'minun Suresi, 99-100)

 

Ayetlerdeki sözlerinden de çok açıkça anlaşıldığı gibi, dünyada Allah'ı severek, O'nun rızasını kazanarak yaşamamış insanlar, ölümle birlikte, tarifi mümkün olmayan, çok büyük bir pişmanlık ve manevi azap yaşayacaklardır. Bu pişmanlığı yaşamamanın yolu da dünyada bize nimet olarak verilen pişmanlık hissinden ibret alıp henüz vakit varken Allah'a teslim olmak, O'nun emrettiği şekilde bir hayat sürmektir. Rabbimiz Kuran'da bu gerçeği şöyle hatırlatmıştır:

Allah'tan, geri çevrilmesi olmayan bir gün gelmeden evvel, Rabbiniz'e icabet edin. O gün, sizin için ne sığınılacak bir yer var, ne sizin için inkar (etmeye bir imkan). (Şura Suresi, 47)

 

Azap size gelip çatmadan evvel, Rabbiniz'e yönelip-dönün ve O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez. Rabbiniz'den, size indirilenin en güzeline uyun; siz hiç şuurunda değilken, azap apansız size gelip çatmadan evvel. (Zümer Suresi, 54-55)

Gülgün Göktan
http://facebook.com/gulgun.goktan
https://twitter.com/GulgunGoktan

 
 
Allah'a Güven.

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Hiç tatmadığınız bir DUYGU - Gülgün Göktan hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Hiç tatmadığınız bir DUYGU - Gülgün Göktan siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com