İslam'ın antisemitizme bakışı

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 

İslam'ın antisemitizme bakışı-1-



Antisemitizm İslam forum

 

MÜSLÜMAN ANTİSEMİTİZME KARŞI ÇIKMALI

Her müslüman, tüm ırkçı ideolojilere olduğu gibi gibi antisemitizme de karşı çıkmalı, bu nefret idelojisiyle mücadele etmeli ve hangi dine mensup olursa olsun, adaletle tüm insanların haklarını korumalıdır.

Çağımızda dünya barışını tehdit eden, masum insanların huzur ve güvenliğini hedef alan ideolojilerin biri de antisemitizmdir. Yani, Yahudilere karşı duyulan ırkçı nefret.

Antisemitizm 20. yüzyılda büyük felaketlere imza atmıştır. Nazilerin Yahudilere karşı gerçekleştirdikleri zulüm ve katliamlar kuşkusuz bunların en korkuncudur. Bunun yanısıra dünyanın pek çok ülkesinde, pek çok otoriter rejim Yahudileri hedef almış ve zulme uğratmıştır. Faşist ideolojiye sahip örgütler, Yahudilere karşı kanlı saldırılar veya taciz eylemleri düzenlemişlerdir. Bunun örnekleri günümüzde de devam etmektedir.


Müslümanın Antisemitizme Bakışı Nasıl Olmalıdır?

Peki bir müslümanın antisemitizme bakışı ne olmalıdır?

Cevap açıktır: Her müslüman, tüm ırkçı ideolojilere olduğu gibi antisemitizme de karşı çıkmalı, bu nefret idelojisiyle mücadele etmeli ve diğer tüm insanlar gibi Yahudilerin de haklarını korumalıdır. Her müslüman, dünya üzerindeki her Yahudinin özgürce yaşama, ibadet etme, kimliklerini koruma ve ifade etme haklarını tanımalı ve savunmalıdır.

Günümüzde müslümanlar haklı olarak İsrail Devleti'nin işgalci ve mütecaviz politikalarını kınamaktadırlar. Ama İsrail'i kınamanın ve Siyonizm'i eleştirmenin, hiç bir şekilde antisemitizmle bir ilgisi yoktur. Siyonizme karşı çıkmamızın nedeni, Siyonizm'in "ırkçılık" oluşudur. Antisemitizme karşı çıkmamızın nedeni de aynıdır.


Antisemitizm: Yeni Pagan Kültürü

Antisemitizm hakkında bilinmesi gereken temel bir gerçek, bu ideolojinin, hiç bir Müslüman tarafından benimsenmesi mümkün olmayan pagan (putperest) bir öğreti oluşudur.

Bunu görmek için antisemitizmin kökenlerini incelemek gerekir. Genelde "Yahudi düşmanlığı" olarak anlaşılan bu terimin asıl manası "Sami düşmanlığı"dır, yani Sami ırkından gelen, diğer bir ifadeyle "semitik" milletlere karşı duyulan nefreti ifade eder. Sami ırkı ise temel olarak Araplardan, Yahudilerden ve diğer bazı Ortadoğu kökenli etnik gruplardan oluşur. Samilerin dilleri ve kültürleri arasında büyük benzerlikler vardır. Örneğin Arapça ve İbranice birbirine çok benzer.

Dünya tarihine etki eden ikinci büyük dil ve ırk grubu, "Hint-Avrupa" milletleridir. Bugünkü Avrupa milletlerinin çoğu Hint-Avrupa kökenlidir.

Kuşkusuz tüm bu farklı medeniyetlere ve toplumlara Allah'ın varlığını ve birliğini anlatan, Allah'ınemirlerini ileten peygamberler gelmiştir. Yazılı tarihe baktığımızda, Hint-Avrupa milletlerinin büyük çoğunluğu çok eski zamanlardan beri hep putperest inanışlara sahip olduklarını görürüz. Avrupa'ya hakim olan o dönemin putperest kavimleri, ancak Sami ırkına gönderilmiş bir peygamberin, yani Hz. İsa'nın etkisiyle Tevhid inancıyla karşılaşmışlardır. İsrailoğulları'na peygamber olarak gönderilen ve ırk ve dil itibarıyla bir Yahudi olan Hz. İsa'nın tebliği, zaman içinde Avrupa'ya yayılmış ve eskiden putperest olan kavimlerin hepsi birer birer Hıristiyanlığı kabul etmiştir.


Antisemitizm Putperest Hurafelerden Doğmuştur

Avrupa'da 18. ve 19. yüzyılda Hıristiyanlığın zayıflaması ve dinsizliği savunan ideoloji ve felsefelerin güçlenmesi ile birlikte, garip bir akım doğmuştur: Yeni-putperestlik (neo-paganizm). Bu akımın öncüleri, Avrupalı toplumların Hıristiyanlığı reddederek eski putperest inançlarına geri dönmesi gerektiğini savunmuşlardır. Yeni-putperestlere göre, Avrupalı toplumların putperest oldukları dönemdeki ahlak anlayışları (yani savaşçı, acımasız, kan dökmekten zevk alan, sınır tanımaz barbar ahlakı), Hıristiyanlığı kabul ettikleri dönemdeki ahlak anlayışlarından (yani mütevazi, merhametli, barışçıl dindar ahlakından) daha üstündür.

Bu eğilimin en önemli temsilcilerinden biri, faşizmin de en büyük kuramcılarından biri sayılan Friedrich Nietzsche'dir. Nietzsche, Hıristiyanlığa karşı büyük bir nefret duymuş, bu dinin Alman ırkının ruhunda var olan "savaşçı" ve dolayısıyla sözde asil özü yok ettiğine inanmıştır.

Yeni-putperestler, Hıristiyanlığa düşman olurken, aynı zamanda Hıristiyanlığın kökeni olarak gördükleri Yahudiliğe karşı da büyük bir nefret benimsemişlerdir. Hatta Hıristiyanlığı "Yahudi fikrinin dünyayı istila etmesi" gibi yorumlamışlar, bir tür "Yahudi komplosu" saymışlardır. İşte bu yeni-putperestlik akımı, bir taraftan din düşmanlığını körüklerken, bir yandan da faşizm ve antisemitizm ideolojilerini doğurmuştur. Özellikle Nazi ideolojisinin temellerine bakıldığında, Hitler'in ve yandaşlarının gerçek anlamda birer putperest oldukları açıkça görülmektedir.

 
 

 
 

İslam'ın antisemitizme bakışı-2-



Antisemitizm İslam forum

 

HER TÜR IRKÇILIK İSLAM'A AYKIRIDIR


Antisemitizm, kökeni yeni-putperestliğe dayanan, din aleyhtarı bir ideolojidir. Dolayısıyla bir Müslümanın antisemitizmi benimsemesi, bu ideolojiye sempati duyması düşünülemez. Bir antisemit, Hz. İbrahim'e, Hz. Musa'ya veya Hz. Davud'a da düşmandır ki, bu insanlar Allah'ın seçip insanlara örnek olarak görevlendirdiği kutlu peygamberlerdir.


Almanya'da Nazi ideolojisinin gelişiminde en büyük rollerden biri, Jorg Lanz von Liebenfels adlı bir düşünüre aitti. Lanz, yeni-putperestlik düşüncesine şiddetle inanıyordu. Sonradan Nazi partisinin sembolü haline gelecek olan gamalı haç sembolünü, eski putperest kaynaklardan bulup kullanan ilk kişi oydu. Lanz'ın kurduğu Ordo Novi Templi adlı örgüt, kendini tamamen putperestliğin yeniden doğuşuna adamıştı. Lanz, eski putperest Alman kavimlerinin tanrılarından biri olan "Wotan"a taptığını açıkça ilan etmişti. Ona göre Wotanizm, Alman halkının özgün diniydi ve Almanlar ancak bu dine dönmekle kurtulabilirlerdi.


Nazi ideolojisinde antisemitizm

Nazi ideolojisi, Lanz ve benzeri yeni-putperest ideologların açtığı yolda gelişti. Nazilerin en önemli ideoloğu olan Alfred Rosenberg, Hıristiyanlığın, Hitler önderliğinde kurulan yeni Almanya için gerekli olan "ruhsal enerjiyi" sağlayamadığını, bu nedenle Alman ırkının antik putperest dinine geri dönülmesini açık açık savunmuştu. Rosenberg'e göre, Naziler iktidara geldiklerinde Kiliseler'deki dini semboller kaldırılmalı, yerlerine gamalı haçlar, Hitler'in Kavgam adlı kitabı ve Alman yenilmezliğini temsil eden kılıçlar yerleştirilmeliydi. Hitler, Rosenberg'in bu görüşlerini benimsedi, ancak toplumdan büyük tepki alacağını düşünerek söz konusu yeni Alman dini teorisini uygulamaya geçirmedi.

Ancak yine de Nazi rejimi sırasında bazı önemli yeni-putperest uygulamalar yaşandı. Hitler'in iktidarı ele geçirmesinden bir süre sonra, Hıristiyanlık'taki kutsal günler ve bayramlar yok olmaya ve yerlerine putperest dinlerin kutsal günleri konmaya başlandı. Evlilik törenlerinde "Yer Ana" ya da "Gök Baba" gibi hayali ilahlara yemin ediliyordu. 1935 yılında okullarda öğrencilere Hıristiyan duaları yaptırılması yasaklandı. Ardından Hıristiyanlıkla ilgili derslerin tamamı kaldırıldı.

SS Şefi Heinrich Himmler, Nazi rejiminin Hıristiyanlığa olan nefretini şöyle ifade ediyordu: "Bu din, tarih içinde taşınmış olan en büyük veba mikrobudur. Ve ona öyle muamele etmek gerekir".


Hitler'in tüm dinlere nefreti

Hitler ise dine olan nefretini şu sözleriyle açığa vurmuştu::

"..(din denen) organize yalan yok edilmelidir. Devlet mutlak yönetici olarak kalmalıdır. Gençken dini dinamitle yok etmenin gerekli olduğuna inanıyordum. O zamandan beri küçük bir kurnazlığa yer olduğunu düşünüyorum. .. Son durumda bunak bir görevli olmalı ve onu izleyen bir kaç yaşlı kadın... Genç ve sağlıklılar bizim tarafımızda. İnsanları sonsuza kadar yalanlarla tutmak imkansızdır... İnsanlarımız din olmadan yaşamayı başardılar. Altı SS birliğim var ve bunlar din konusunda tamamen duyarsızlıklar. Ama bu onların ölüme ruhları cesaretle dolu olarak ölüme gitmekten engellemiyor." (Herbert F. Ziegler, Nazi Germany's New Aristocracy: The SS Leadership 1925-1939. Princeton, New Jersey, University Press, 1989. s. 85)

Görüldüğü gibi Hitler'in manevi alanda gerekli gördüğü tek kavram, "insanları ruhları cesaretle dolu olarak ölüme götüren" bir anlayıştı. Bunu "Alman ruhu", "savaşçı onuru" vs. gibi pagan kavramlarda fazlasıyla buluyordu. İlahi dinlere ise kendince "dinamitle yok edilmesi gereken" inançlar olarak bakıyor, ama siyaset gereği biraz daha ılımlı davranıyordu.

Nazilerin Yahudi düşmanlığı ise, sözkonusu din düşmanı ideolojilerinin bir parçasıydı. Hıristiyanlıktan nefret eden Naziler onu bir "Yahudi komplosu" olarak görüyorlardı. İsrail soyundan bir peygamber olan Hz. İsa'nın, "üstün ırk" saydıkları Almanlar tarafından sevilip-sayılması onlar için kabul edilemez bir düşünceydi. Naziler'e göre Almanların yol göstericileri, İsrail soyundan gelen peygamberler değil, putperest Alman kültürünün barbar ve zalim savaşçıları olmalıydı.

İşte Nazizmin ve genel olarak antisemitizm ideolojisinin içyüzü budur. Bugün de antisemitizmin öncüsü olan çeşitli neo-Nazi ve faşist gruplara bakıldığında, hemen hepsinin aynı zamanda din düşmanı bir ideolojiye sahip oldukları ve putperest kavramlara dayalı söylemler kullandıkları görülmektedir.


Antisemitizm Din Aleyhtarı Bir İdeolojidir.

Baştan beri incelediğimiz gerçeklerin ortaya koyduğu sonuç ise şudur:

Antisemitizm, kökeni yeni-putperestliğe dayanan, din aleyhtarı bir ideolojidir. Dolayısıyla bir Müslümanın antisemitizmi benimsemesi, bu ideolojiye sempati duyması düşünülemez. Bir antisemit, Hz. İbrahim'e, Hz. Musa'ya veya Hz. Davud'a da düşmandır ki, bu insanlar Allah'ın seçip insanlara örnek olarak görevlendirdiği kutlu peygamberlerdir.

Antisemitizm gibi diğer ırkçılık örnekleri de (örneğin zenci düşmanlığı vs. gibi) yine İlahi dinlerin dışındaki çeşitli ideoloji ve batıl inanışlardan kaynaklanan sapkınlıklardır.

Dahası antisemitizm ve diğer ırkçılık örnekleri incelendiğinde, bunların Kuran ahlakına tamamen zıt bir düşünce ve toplum modeli savundukları açıkça görülür. Örneğin antisemitizmin kökeninde nefret, şiddet ve acımasızlık hisleri vardır. Bir antisemit, Yahudi insanların (kadın, çocuk, yaşlı ayrımı olmaksızın) katledilmelerini, işkence görmelerini savunacak kadar zalim olabilir. Oysa Kuran ahlakı, insanlara sevgi, şefkat ve merhameti öğretir. Müslümanlara, tüm insanlara karşı adil ve bağışlayıcı olmayı emreder.

Öte yandan antisemitler ve diğer ırkçılar, farklı etnik kökenden gelen veya farklı inanıştaki insanların barış içinde birarada yaşamalarına karşıdırlar. (Örneğin Alman ırkçısı olan Naziler ve Yahudi ırkçısı olan Siyonistler, Almanlarla Yahudilerin birarada yaşamalarına karşı çıkmışlar, her iki taraf da bunu kendi ırkı adına bir dejenerasyon olarak kabul etmiştir.) Oysa Kuran'da ırklar arasında en ufak bir ayrım yapılmadığı gibi, farklı inançtaki insanların da aynı toplum yapısı altında barış ve huzur içinde yaşamaları teşvik edilir. Bir Kuran ayetinde, Allah, insanların birbirlerine hiçbir dünyevi üstünlükleri olmadığını belirtirken, farklı halkların birbirleriyle tanışmasını istemiştir:

"Ey insanlar, gerçekten, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır." (Hucurat Suresi, 13)


İslam'ın antisemitizme bakışı-3-



Antisemitizm İslam forum

 

KURAN'A GÖRE YAHUDİ VE HRİSTİYANLAR


Yahudiler ve Hıristiyanlar Kitap ehlidir, yani Allah'ın indirmiş olduğu bir kitaba tabi olmuşlardır. Doğru-yanlış, haram-helal kavramlarına sahiptirler. Allah'a hesap vereceklerini bilmekte, O'nun peygamberlerini sevip-saymaktadırlar. Bunlar Müslümanların ehl-i kitap ile kolaylıkla birarada yaşayabileceğini gösterir.


Kuran'da Kitap Ehli

Ehli-Kitap, temeli Allah'ın vahyine dayanan bazı ahlaki kıstalara, haram ve helal kavramlarına sahiptir. Bunun için kitap ehlinden kimselerin pişirdiği bir yemek, Müslümanlar için helal kılınmıştır. Aynı şekilde Müslüman erkeklere kitap ehlinden kadınlarla evlenme izni verilmiştir. Bu konuyla ilgili ayette Allah şöyle buyurur:

"Bugün size temiz olan şeyler helal kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin de yemeğiniz onlara helaldir. Mü'minlerden özgür ve iffetli kadınlar ile sizden önce (kendilerine) kitap verilenlerden özgür ve iffetli kadınlar da, namuslu, fuhuşta bulunmayan ve gizlice dostlar edinmemişler olarak -onlara ücretlerini (mehirlerini) ödediğiniz takdirde- size (helal kılındı.) Kim imanı tanımayıp küfre saparsa, elbette onun yaptığı boşa çıkmıştır. O ahirette hüsrana uğrayanlardandır." (Maide Suresi, 5)

Bu hükümler, Müslümanlar ile ehli kitap arasında nikah sonucu akrabalık bağlarının kurulabileceğini, iki tarafın birbirlerinin yemek davetlerine icabet edebileceklerini gösterir ki, bunlar sıcak insani ilişkiler ve huzurlu bir ortak yaşam kurulmasını sağlayacak esaslardır. Kuran'da bu ılımlı ve hoşgörülü bakış tavsiye edilirken, Müslümanların aksi bir fikirde olması düşünülemez.


Manastırlar, Kiliseler ve Havralara bakışımız nasıl olmalı?

Allah'ınbir diğer emri, Müslümanların Yahudi ve Hıristiyanların ibadet yerlerine son derece saygılı olması gerektiği yönündedir. Kuran'da ehl-i kitabın ibadet yerleri olan manastır, kilise ve havralardan da Allah'ın koruduğu ibadet mekanları olarak söz edilir:

"... Eğer Allah'ın, insanların kimini kimiyle defetmesi olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı mescidler, muhakkak yıkılır giderdi. Allah kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, aziz olandır." (Hac Suresi, 40)

Bu ayet, her Müslümana, ehli kitabın mabedlerine saygılı davranmanın ve bu mabedleri korumanın önemini göstermektedir.

''Gerçekte Allah Kuran'da Müslümanlara hiç bir kavme karşı bir düşmanlık emretmemektedir. Müşrikler için dahi pek çok ayette dostluk emredilmektedir. Öyle ki Müslümanlarla savaş halinde olan müşriklerden dahi söz edilirken "Eğer müşriklerden biri, senden 'eman isterse', ona eman ver; öyle ki Allah'ın sözünü dinlemiş olsun, sonra onu 'güvenlik içinde olacağı yere ulaştır" buyrulmaktadır.'' (Tevbe Suresi, 6)

Yahudiler ve Hıristiyanlar ise Kitap ehlidir, yani Allah'ın indirmiş olduğu bir kitaba tabi olmuşlardır. Doğru-yanlış, haram-helal kavramlarına sahiptirler. Allah'a hesap vereceklerini bilmekte, O'nun peygamberlerini sevip-saymaktadırlar. Bunlar, Müslümanların ehl-i kitap ile kolaylıkla birarada yaşayabileceğini gösterir.


Temel kıstas İmandır, Güzel Ahlaktır

Bir Müslümanın dünyaya bakışında temel kıstas imandır, güzel ahlaktır. Müslüman güzel ahlakın gereklerinden biri olan adalete bu nedenle sıkı sıkıya bağlıdır. Her kime karşı olursa olsun adaletten ayrılmamak, duygularla değil akıl ve vicdanla düşünmek, fanatizmden, bağnazlıktan uzak ve temiz bir muhakeme ile karar vermek gerekir.

Farklı milletler ve inançlar hakkında Allah'ın bize Kuran'da öğrettiği kıstaslar ise açıktır:Kuran ahlakı her türlü ırkçılığı kınamakta ve ortadan kaldırmaktadır.

Kuran'da, İslam'a ve Müslümanlara karşı düşmanca bir tavır göstermedikleri sürece, farklı dinlere karşı da adil, hoşgörülü, ılımlı ve dostça bir tutum izlenmesi emredilir.

Her insan gibi bazı Yahudilerin de Kuran'da eleştirilen, uyarılan ve dikkat çekilen pek çok hataları olduğu açık bir gerçektir. Günümüzde siyonistlerin işlediği insanlık suçları tüm dünyanın gözleri önündedir. Ama tüm bunlar, Müslümanların Yahudilere karşı husumet beslemesine kesinlikle neden olmamalıdır. Bir kısım Yahudilerin Siyonist ideoloji nedeniyle işledikleri suçlar, asla Yahudi dinine ve milletine mal edilemez.

Bugün değişen dünya dengelerinin ortaya koyduğu çok önemli bir gerçek vardır: Yeryüzünde barış ve huzur için ortak bir çaba gerekir. Bu noktada hangi dine mensup olursa olsun, herkese önemli bir sorumluluk düşmektedir. Allah Kuran'da, Müslümanlara Yahudiler ve Hıristiyanlar hakkında bir emir verir: bu emir onları, "ortak bir kelimede birleşmeye" çağırmaktır:

"De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız bir kısmımızı Rabler edinmeyelim." (Ali İmran Suresi, 64)

Temennimiz, tüm ırkçı saplantıların terk edileceği, hangi ırka ve inanca mensup olurlarsa olsunlar insanların birarada barış içinde yaşayabilecekleri, herkesin hakkının gözetilip herkese saygı duyulacağı bir dünyanın kurulmasıdır.


 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; İslam'ın antisemitizme bakışı hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri İslam'ın antisemitizme bakışı siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com