Kadınların sorunu: ERKEK olmaya çalışmaları...

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 

'Kadınların sorunu 'erkek' olmaya çalışmaları'

'Kadınların sorunu 'erkek' olmaya çalışmaları' Resimleri, forum.vatan.tc

'Kadın Krallığı'nda işler nasıl yürüyor?

ŞEBNEM ABAYGİL / HABERTURK.COM
sabaygil@haberturk.com

Arjantinli gazeteci-yazar Ricardo Coler, iki aydan fazla bir süre Çin'in Güney'indeki Mosuo şehrinde yaşadı. Coler'i oraya çeken neden ise, Mosuo'nun dünyadaki son anaerkil toplumlardan biri olmasıydı. Coler, Mosuo'da geçirdiği zamanı 'Kadın Krallığı: Son Anaerkil Toplum' adlı kitabında anlattı. Coler'in ses getiren kitabı çok satanlar listesine girdi ve birçok dile çevrildi. Coler'in kitabında anlattığı kadın egemen bu toplumda, evin reisi ve tek söz sahibi kadın! Erkekler soyadını annelerinden alıyorlar ve miras anneden kız çocuğuna geçiyor. Anaerkil bu toplumda, kız çocukları çok önemli  çünkü soyun devamı ancak kız çocuklarıyla sağlanabiliyor. Evlilik ise tamamen gereksiz bir kurum Mosuo kadınları için. Bütün ömürlerini tek bir erkekle geçirmek akıl alır bir şey değil onlara göre!

Ricardo Coler ile Mosuo'daki hayatı, anaerkil ve ataerkil toplumu birbirinden ayıran temel noktaları ve Coler'in kadınlığa bakış açısını konuştuk...

 Son anaerkil toplumlardan Mosuo'da yaşam...

? Sizi bu kitabı yazmaya ve o topraklara sürükleyen neydi?
Buna verebileceğim iki cevap var. Biri görünen, diğeri ise gizli olan. Görünen nedeni; kafamda “Dişinin anlamı ne? Kadın olmak nedir?” gibi sorular vardı. Çünkü bizlerin “kadın” için net bir tanımlamamız yok, buradaki kadınlar kadının, dişiliğin ne demek olduğunu bilmiyorlar, unutmuşlar. Biyoloji bile henüz kadını tanımlayabilmiş değil. Kadınların egemen olduğu bir topluma giderek, “kadın” nedir sorusuna cevap bulabileceğimi, bildiklerimi kontrol edebileceğimi düşündüm. Mosuo'daki kadınlar kadının, “dişiliğin” ne demek olduğunu tam anlamıyla biliyorlar. Bu yolculuğun gizli nedeni ise adı üzerinde gizli, söyleyemem! (Gülüyor) Aslına bakarsanız nedenini gerçekten bilmiyorum. Sadece oraya gitmeye karar verdiğimi hatırlıyorum. Dile getirebileceğim bir nedeni yok. İçgüdü diyebiliriz.

? Orada, o insanlarla yaşamak nasıldı? Nasıl bir ortamla karşılaştınız?

Öncelikle, ataerkil bir evden çıkan biri olarak oldukça şaşırdım. Sabahları erken kalkıyordum. Evin kadın reisi, herkese direktifler vererek yapmaları gerekenleri söylüyordu, erkekler işe gidiyordu. Yapmak zorundalardı. Evin kadın reisi erkeklere küçümseyerek bakıyordu, aynı şekilde bana da. Evin tüm kontrolü kadındaydı. Mesela kocası bir yere gidecek, karısından para istiyor. Tüm para kadının elinde. Fakat bir diğer taraftan diyebilirim ki anaerkil toplum, erkekler için tam bir cennet! Yapmanız gereken tek şey kadınların reisliğini kabul etmek. Biz erkekler şanslıyız çünkü daha az çalışıyoruz, sorumluluğumuz yok, istediğimiz zaman kadınlarımızı değiştirebiliyoruz, en önemlisi de tüm hayatımız boyunda annemizle yaşayabiliyoruz. (Gülüyor) Asıl çalışan kadınlar. Batıdaki toplumlarda da kadınlar çalışıyor biliyorum fakat bu tür yerlerde kadınlar “çalışmak”la eş değer durumda.. Çok çok çalışkanlar. İnanın nedenini bilmiyorum ama çalışkan bir kadın, erkek için çok seksidir.

? Sizi en çok şaşırtan ne oldu?
Çok ilginç bir olay yaşadım, onu anlatmak istiyorum. Öğle yemeği için bir ailenin yanına gitmiştim. Yemekten sonra ayağa kalktım ve bulaşığımı yıkamaya başladım. Çünkü anaerkil bir toplumda olduğumu ve bunu yapmam gerektiğini düşündüm. Ama bulaşıkları yıkamama izin vermediler. Evin reisi kadın, tüm mal varlığı kadına ait, anneden çocuklara geçiyor mal varlığı (kıza yani)... Tüm ayrıcalıklara sahipler ancak her kadının hayal ettiği böyle bir toplumda, erkeğin önüne yemeği koymak, ona hizmet etmek gibi eski gelenekler hala devam ediyor ve buna çok önem veriyorlar. Bundan hiç rahatsızlık duymuyorlar çünkü kendilerini köle gibi görmüyor, hissetmiyorlar. Benim kalkıp da bulaşığımı yıkamaya çalışmam onlara çok ters geldi. Oysa ki ben hoşlarına gideceğini düşünmüştüm.

? Bu toplum, ataerkil toplumdan tamamen farklı diyemiyoruz o halde?
Kesinlikle, anaerkillik ataerkilliğin tam tersi demek değil. Kadınların sözü geçiyor her konuda ve toplumu çok farklı bir şekilde yönetiyorlar bu doğru. Onları ataerkil toplumdan ayıran en önemli özellikleri şiddete asla izin vermemeleri. Onların toplumunda, yönetim şekillerinde, yaşantılarında şiddete yer yok. Tabii ki erkekler arasında kavgalar oluyor. Bizler bunu rahatlıkla anlayabiliyoruz ama orada iki erkeğin kavga ettiğini gören kadınlar durup bakıyor ve “Neden kavga ediyor bu insanlar”diye düşünüyorlar. Kavga etmek, onlar için utanç duyulacak bir şey. Bir diğer özellikleri de, toplumsal ve ailevi bağlarının, birbirleri ile olan ilişkilerinin, dayanışmalarının çok daha kuvvetli olması.

? Anlattığınız toplum erkekler için olduğu kadar kadınlar için de bir cennet. Peki bunu elde etmek mümkün mü? Feminist mücadeleyle bu başarılabilir mi?
Sanmıyorum, çünkü bence özellikle feminist hareketin içindeki kadınlarda, kendilerini erkek davranışlarıyla özdeşleştirme gibi bir eğilim var. Biliyorsunuz ki Güney Amerika'da birçok kadın başkan, başbakan var. Arjantin, Şili, şimdi de Brezilya. Örneğin, İngiltere'de Margaret Thatcher vardı ve o belki de gördüğüm en “ağır erkek”ti. Giysilerinden tavırlarına kadar, kadından çok bir erkeğe benziyordu. Anaerkil toplumda “kadınlık”, “dişilik” ne demek, tam anlamıyla görüyorsunuz. Oradaki kadınlar dişiliklerini sonuna kadar hissediyorlar. Çok farklılar.

'ERKEKLER HALLERİNDEN MEMNUN'

? Fakat kitapta yazdığınıza göre Mosuo'da belediye başkanı bir erkek...
Evet öyle. Çünkü güce, devlet idaresine önem vermiyorlar. Başkanın görevi, dış ilişkileri yürütmek, idari sorunları halletmek. Hiçbir değeri yok kadınların gözünde. Onunla birlikte köyde yürüdüğümüzde kimse selam dahi vermiyordu ona.

? Peki oradaki erkekler durumun farkındalar mı? Dünyanın başka yerlerindeki erkeklerle aynı konumda olmadıklarının bilincindeler mi?
Evet bunun farkındalar ve bundan gurur duyuyorlar. Çünkü anaerkillik onların kültürünün bir parçası. Yaşantılarından çok memnunlar ve değişmek gibi bir düşünceleri olduğunu sanmıyorum. Hallerinden çok memnunlar. Değiştikleri taktirde sorumluluklarının artacağını, daha çok çalışmaları gerekeceğini biliyorlar ve tabi ki bunu istemiyorlar. Kim ister ki...

? Oradaki kadınların şiddetten çok uzak olduklarını ve bunu utanç verici bir şey olarak gördüklerini söylediniz. Ancak son yıllarda gerçekleşen şiddet olaylarına baktığımızda, kadınların da en az erkekler kadar cinayet işlediğini, şiddet uyguladığını görüyoruz. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Kadın olmak” ve “dişilik” aynı şey değil. Kadınların davranışları ve konuşmaları erkeklerle aynı olabiliyor. Bence bu bahsettiğiniz kadınlar erkeklerin düşüncelerini takip ediyorlar, onları taklit ediyorlar. Çok rahatlıkla söyleyebilirim ki, dünyadaki politik, ekonomik yönetim mekanizması kadınların elinde olsa, tabii Mosuo kadınlarındaki gibi kadınlardan bahsediyorum, her şey çok daha farklı olurdu. Olumlu yönde elbette.

? Kadınların içinde bulundukları durumun, erkek egemen toplumdaki problemlerinin en büyük nedeni ne size göre?
Erkek gibi olmaya çalışmaları! Tabi ki bunun nedeni de, toplumun erkeğin kurallarına göre yönetilmesi.

? Bütün kadınların derdi aynı mı?

Kadınlar kendilerine hayranlık duyulmasını istiyorlar. Bu onlar için çok önemli bir şey ve evliliğe hiç sıcak bakmıyorlar. Çünkü evlendiğiniz takdirde bir taraf, diğer tarafa geçiyor ve artık o aileyle birlikte yaşamaya başlıyor, onlar da bunu istemiyorlar. Onlara göre aile olmak sadece kan bağı ile sağlanıyor, başka bir insanın o ailenin içine girmesiyle değil. Evlilik yürümüyor, erkek, aileyi sonsuza dek sürdüremiyor. Bana “Eğer sonsuza kadar sevilmek istiyorsan, asla evlenmemelisin” dediler. (Gülüyor). Ne kadar basit bir cevap düşünsenize.  Aile konusunda çok ciddiler, aynı şekilde aşk, sevgi konusunda da. Evlilik hep aynı adamla seks yapmak, çocukları, ekonomik sıkıntıyı, aileyi paylaşmak demek ve onlar böyle bir şey istemiyorlar. Bu toplumdaki insanlar, güzel bir aile kurmanın ve sonsuza kadar sevilmenin yolunu bulmuşlar!

'KADIN YÖNETİMİNDE HER ŞEY DAHA FARKLI'

? Kadınların sürekli bir anlaşılamama durumları var. Peki Mosuo'daki kadınlar ve erkekler birbirlerini anlıyorlar mı?
Hayır hayır, kesinlikle birbirlerini anlamıyorlar ve zaten anlamaya çalışmıyorlar. Çünkü bu tarz toplumlarda yani anaerkil toplumlarda kadınlar, biz erkeklerin sınırlarını biliyorlar ve kapasitemizi aşmamızı beklemiyorlar! İşte bu kadar basit. Erkeklerden problem çözmelerini beklemiyorlar, vemeyecekleri şeyi istemiyorlar. Karşılık alamayacaklarının bilincindeler.

? Bu yazmış olduğunuz kitap, anlatıklarınız bir cevap verebilir mi, bir çıkış yolu gösterebilir mi erkeklere?
Emin olun göstermez!

? Yani siz sadece oradaki yaşantıyı mı göstermek istediniz?
Farklı aile yapıları, ilişkiler olduğunu gösterdim, kimsenin kimseyi öldürmediği, öldürmek istemediği bir toplum olduğunu gösterdim. Sürekli ağlayan insanlar yok orada. Ekonomik olarak da çok güçlü durumdalar. Günümüzde en büyük problem sadece politika, siyaset değil. Cinsiyet problemi çok önemli. Dünyanın en büyük problemlerinden biri bu ve buna bakmamız gerekir. Bu kitapta, yönetim kadınların elinde olunca her şey nasıl daha farklı oluyor bunu gösterdim. İnsanlar böylesinin de mümkün olduğunu görmeli. Benden kadınları çözmeye yönelik bir cevap bekliyorlarsa bunu veremeyeceğimi söyleyebilirim. Çünkü bu mümkün değil.

Habertürk

   
 
 

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Kadınların sorunu: ERKEK olmaya çalışmaları... hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Kadınların sorunu: ERKEK olmaya çalışmaları... siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com