ilgiliforum facebook   ilgiliforum instagram   ilgiliforum youtube   ilgiliforum tumblr   ilgiliforum pinterest   ilgiliforum rss  

Kara nedir? Kara ne demek?

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 

Kara nedir? Kara ne demektir?

Kara kısaca anlamı, tanımı:

  • En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı.
  • Bu renkte olan.
  • Yüz kızartıcı durum, leke.
  • İftira.
  • Kötü, uğursuz, sıkıntılı.
  • Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak.
  • Esmer.

"Kara" ile ilgili cümle içerisindeki kullanıma örnekler

  • "Kurbağa karada da soluk alır, suda da." - N. Hikmet
  • "Kara gözlüm efkârlanma gül gayri / İbibikler öter ötmez ordayım" - B. S. Erdoğan

Kara ile ilgili Atasözü, Deyimler, Birleşik Sözler veya Fiiller

  • Kara nokta: Kara yollarında çok sık kaza olan yer.
  • Karagevrek: Bir tür üzüm.
  • Kara tahta: Okullarda üzerine tebeşirle yazı yazılan, tahtadan yapılmış, siyah veya yeşil renkli, geniş levha, yazboz tahtası, tahta.
  • Baldırıkara: Nemli yerlerde yetişen birçok eğrelti otu türünün ortak adı, karabaldır.
  • Bahtı kara: Mutsuz, talihsiz (kimse).
  • Karaçam: Bir tür çam (Pinus nigra).
  • Karabakal: Karatavukgillerden, kara renkli ardıç kuşu (Tutrdus pilaris).
  • Kara kurbağası: Kurbağalardan, karalarda yaşayan, yumurtalarını suya bırakan bir tür kurbağa.
  • Kara mili: 1609 metre uzunluğundaki bir ölçü birimi.
  • Karaya ayak basmak: deniz, göl vb.nden karaya çıkmak. deniz taşıtından karaya çıkmak.
  • Kara kullukçu: Yeniçeri Ocağı bölüklerinde odaları ve odaya gelen konukların ayakkabılarını temizleme, yemek kaplarını yıkama vb. işlerle görevli er.
  • Karaya oturmak: gemi denizin sığ bölümüne saplanıp kalmak.
  • Karahindiba: Birleşikgillerden, uzun ve dişli yapraklı, çiçekleri sarı ve kömeç biçiminde bir bitki (Taraxacum).
  • Kara gün: Üzüntülü, sıkıntılı zaman.
  • Yüzü kara: Utanacak bir durumu olan (kimse).
  • Karaiğne: Bir tür iğneli karınca.
  • Kara çalmak: birine iftira etmek, kara sürmek.
  • Karabuğday: Karabuğdaygillerden, tohumları için yetiştirilen, bir yıllık bitki (Fagopyrum).
  • Kara haber: Ölüm veya felaket haberi, kötü haber. Kötü, üzücü veya sıkıntı yaratan haber, bilgi, kötü haber.
  • Kara kutu: Bir kişinin bütün sırlarını bilen kimse, sırdaş.
  • Karagöz: İzmaritgillerden, 25-30 santimetre uzunluğunda, enli, boz renkli, beyaz etli bir balık (Sargus sargus). Güldürüp eğlendiren kimse. Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu. Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu veren kimse.
  • Kara talih: Kara yazı.
  • Karaturp: Turpgillerden, etli, iri beyaz köklü çok yıllık bir bitki (Raphanus sativusvar niger).
  • Karakutu: Uçaklarda pilotların konuşmalarını ve kuleden gelen mesajları alıp saklayan araç.
  • Papazkarası: Kırmızı şarap yapımında kullanılan bir tür üzüm. Bu üzümden yapılan kırmızı şarap.
  • Yürek karası: İşlenen bir günahtan sonra duyulan sürekli ve üzücü pişmanlık.
  • Kara cümle: Aritmetikte dört işlem.
  • Karadağlı: Bir tür toplu tabanca.
  • Kara ağızlı: Kara çalıcı, iftira eden.
  • Karakabarcık: Şarbon.
  • Karnıkara: Börülce.
  • Kara koca: Saçı ağarmamış yaşlı kimse.
  • Kara yağız: Esmer (erkek).
  • Karaballık: Birtakım böceklerin çıkardıkları şekerli sıvıya yapışarak yaprak, filiz ve meyvelerin kurum karası bir renkte kaplanmasına yol açan ilkel mantar. Bu mantarın sebep olduğu hastalık.
  • Kara vapuru: Demir yolu taşıtı.
  • Karabatak: Karabatakgillerden, balıkla beslenen, gagası uzun ve sivri, kara tüylü bir deniz kuşu (Phalacrocorax). Borcunu ödemeyen kimse.
  • Bağrı kara: Bağrı yanık.
  • Kara yüz: Utanç verici, yüz kızartıcı durum.
  • Karaborsa: Piyasada olmayan bir malın gizlice yüksek fiyatla alınıp satılması işi.
  • Karagül: Karakul.
  • Karataban: İpek böceklerinde geniş çapta ölüme yol açan kelebek hastalığı.
  • Karakaçan: Eşek.
  • Karasu: Çoğunlukla gözün iç basıncının çoğalmasıyla kendini gösteren, körlüğe sebep olabilen bir göz hastalığı, glokom. Sakarya iline bağlı ilçelerden biri.
  • Karabulut: Sıkıntı, felaket.
  • Karabasan: Sıkıntılı ve korkulu düş, kâbus. Bir kimsenin içinde bulunduğu karmakarışık, sıkıntılı ruh durumu.
  • Karahumma: Tifo.
  • Karagürgen: Gürgen.
  • Karakaş: Genellikle Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve tırnakları siyah, yağlı kuyruğunun uç kısmı fazla sarkık bir tür koyun.
  • Karayılan: Boyu uzun, başı iri pullarla örtülü, zararlı hayvanları yediği için tarıma yararlı, tehlikesiz bir yılan (Coluber).
  • Kara yazı: Kötü yazıldığına inanılan alın yazısı, kara talih, kara baht.
  • Kara iklimi: Yazların sıcak ve kurak, kışların soğuk ve kar yağışlı geçtiği, günlük ve mevsimlik sıcaklık farklarının belirgin olduğu iklim, karasal iklim.
  • Karakeme: Domalan.
  • Karabaldır: Baldırıkara.
  • Ağzı kara: Kara haber vermekten hoşlanan, şom ağızlı. Bir yerde konuşulanı veya yapılanı duyup görmesi istenilmeyen.
  • Kara saban: Toprağı sürmede kullanılan ilkel bir tarım aracı.
  • Kara yer: Mezar, sin, gömüt.
  • Kara maşa: Zayıf, esmer, ufak tefek kadın.
  • Kara fırın: İçinde odun yakılmak suretiyle ekmek pişirilen, yüksek ateşe dayanıklı tuğlalardan yapılmış ve pişirme süresi modern fırınlardan daha uzun olan fırın, taş fırın.
  • Yağlı kara: İs ile yağın karışımından oluşan, halk arasında yaralara da sürülen tencere kiri. Yağları zor temizlenen.
  • Karadut: Siyah renkte olan dut.
  • Kıçtankara: Baştan demirleyen, kıçtan da halatlarla kıyıya bağlanan gemi.
  • Kara bulut: Koyu esmer renkte büyük yağmur bulutu, nimbus.
  • Sırtıkara: Bir tür lüfer.
  • Kara su: Ağır akan su.
  • Karayandık: Deve dikeni.
  • Kara boya: Sülfürik asit.
  • Karaya düşmek: deniz içinde bulunan bir şey akıntı veya dalga ile kıyıya atılmak.
  • Karabalık: Tatlısu kayası.
  • Kara suları: Bir devletin deniz kıyıları boyunca egemenliği altında tuttuğu belli genişlikte su şeridi.
  • Gözü kara: Korkusuz (kimse).
  • Kalecikkarası: Orta Anadolu'da şarap yapımı için üretilen, kalın kabuklu, siyah renkli bir tür üzüm.
  • Sergikarası: Gaziantep çevresinde genellikle şarap yapmak için üretilen, sofralık olarak da tüketilen, orta kalın kabuklu, siyah renkli, iri taneli bir tür üzüm.
  • Karakoncolos: Çocukları korkutmak için kendisinden söz edilen, gerçek dışı bir yaratık, umacı, hayalet. Çok çirkin kimse.
  • Karada ölüm yok: "bundan sonra herhangi bir sıkıntı ile karşılaşma ihtimali yok" anlamında kullanılan bir söz.
  • Karakucak: Kökeni Orta Asya'ya uzanan, serbest stilde, yağ sürülmeden yapılan en eski, geleneksel Türk güreşi.
  • Kara baht: Kara yazı.
  • Kara kaplı kitap: Çıkar sağlamak için yasa dışı işlerin yapılmasında yol gösteren yöntemler bütünü. Kadıların hüküm vermek için baktıkları kitap.
  • Karaciğer: Karın boşluğunun sağ üst bölgesinde bulunan, öd salgılayan, şeker depolayan, iri, açık kahverengi organ.
  • Karakarga: Kuzgun.
  • Kara et: Kastan oluşan yağsız et.
  • Karakulak: Kedigillerden, çakala benzer vahşi bir hayvan (Caracal melanotis). Osmanlı Devleti'nde emir çavuşu, haberci.
  • Kara yolu: Yerleşim merkezlerini birbirine karadan bağlayan yol.
  • Kara kış: Kış ortası, kışın en şiddetli zamanı, zemheri. Çok sıkıntılı durum veya zaman.
  • Kara sarı: Siyaha çalan sarı. Bu renkte olan.
  • Acıkara: Sık, yuvarlak ve küçük taneli bir tür ekşi üzüm.
  • Karaardıç: Güney Avrupa'da yetişen bir tür ardıç (Juniperus sabina).
  • Kara kuvvet: Din bağnazlığının oluşturduğu gerici ve tehlikeli güç.
  • Tavukkarası: Gece körlüğü.
  • Karayaka: Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen, uzun kuyruklu, beyaz renkli bir tür koyun.
  • Karakul: Asıl yurdu Buhara'da Karakul bölgesi olan ve yurdumuzda da yetiştirilen, tüyleri uzun ve kıvırcık bir cins koyun, karagül.
  • Kara kara düşünmek: çok üzüntülü olmak, düşünceye dalmak.
  • Karabacak: Pancar fidelerinde gelişerek fidenin ölümüne veya cılız kalmasına yol açan ve yerleştiği bölgeleri kara beneklerle örten asklı mantar. Bu mantarın sebep olduğu hastalık.
  • Kara sevda: Umutsuz ve güçlü aşk. Kişinin belirli bir neden olmadan çöküntü durumuna girip çevreden gelen uyaranlara kapanması, güçlü suç ve günah duyguları içine düşmesi durumu, malihülya, melankoli.
  • Kara yeli: Yaz geceleri karadan denize doğru esen yel.
  • Kara damaklı: İnatçı, aksi (kimse).
  • Karatavuk: Karatavukgillerden, tüyleri kara, meyve ve böceklerle beslenen ötücü kuş (Turdus merula).
  • Karalahana: Yaprakları koyu yeşil olan bir tür lahana.
  • Karalar bağlamak (veya giymek): yas tutmak.
  • Kara kusmuk: İçinde bol miktarda kara kan bulunan kusmuk.
  • Yüz karası: Utanılacak bir durum veya şey, yüz kiri.
  • Karafatma: Kın kanatlılardan, böcek, kurt ve sümüklü böceklerle beslenen, tarıma yararlı, parlak siyah renkli bir böcek, ağılı böcek (Carabus).
  • Kara yas: Aşırı bir biçimde üzüntüye kapılma.
  • Fil dişi karası: Fil dişi külünden yapılan kara boya.
  • Karadavar: Her yaştaki kıl keçisi veya kıl keçisi sürüsü.
  • Karasığır: Orta Anadolu'da yetişen, sert ve kurak iklime dayanıklı, küçük yapılı bir tür sığır.
  • Karaasma: Lohusa otu.
  • Kara yel: Kuzeybatıdan esen, genellikle soğuk, bazen fırtına niteliğinde yel, keşişleme karşıtı. Kuzeybatı 315°'lik yön.
  • Kara tren: Kömürle işleyen tren.
  • Kara kehribar: Oltu taşı.
  • Karaevli: Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.
  • Kara kalem: Resim yapmada kullanılan kömür kalem. Bu kalemle yapılan (resim).
  • Karaçalı: Hünnapgillerden, kurak yerlerde yetişen, çiçekleri altın sarısı renginde, dikenli bir bitki, çalı dikeni (Paliurus spinosa). İki kişinin arasına girerek ilişkileri bozan kimse.
  • Karakavza: Yaban havucu.
  • Ana kara: Kıta.
  • Karaya sabun, deliye öğüt neylesin: "özü bozuk olan şey, düzeltme çabalarıyla iyi duruma getirilemez" anlamında kullanılan bir söz.
  • Çaykara: Çay kenarında çıkan göze, kaynak, pınar. Trabzon iline bağlı ilçelerden biri.
  • Karabaş: Çoban köpeği. Bir hücreli özel bir asalağın, hindinin karaciğerine yerleşerek yaptığı, büyük ölçüde ölümlere yol açan kümes hastalığı. Rahip. Evlenmemiş, evlenmek istemeyen erkek. Ballıbabagillerden, çiçekleri mavi veya menekşe renginde başakçıklar durumunda olan güzel kokulu bir bitki (Lavandula stoechas). Kışa dayanıklı sert buğday.
  • Kara düzen: Halk müziğinde bağlama çalış türlerinden biri. Düzensiz, karışık.
  • Kara elmas: Kayaları delmekte kullanılan siyah elmas, karbonado. Maden kömürü.
  • Kara sürmek: kara çalmak.
  • Karnı kara: Kötü yürekli (kimse).
  • Karaağaç: Karaağaçgillerin örnek bitkisi olan, kerestesi değerli bir ağaç, narven (Ulmus).
  • Horozkarası: Bir tür üzüm.
  • Karahalile: Doğu Hindistan'da yetişen bir bitkinin olgunlaşmadan önce toplanan ve kurutulan 1-3 santimetre uzunluğunda, iğ biçiminde siyah renkli, sert, kokusuz taneleri (Fructus Myrobalani).
  • Karaçayır: Buğdaygillerden, çimen biçiminde veya geniş çayır olarak yetiştirilen bir park bitkisi (Lolium).
  • Karakafes: Sığırdiligillerden, çiçekleri beyaz ve menekşeye çalan kırmızı renkte, eczacılıkta kullanılan bir bitki, eşekkulağı (Symphytum).
  • Yanıkara: Şarbon.
  • Kara kovan: Arıların fennî kovan yerine içine petek oluşturdukları sazdan, çamurdan veya sepetten kovan.
  • Kara kuru: Esmer ve zayıf (kimse). Zayıf, güçsüz (şey).
  • Karagöz: İzmaritgillerden, 25-30 santimetre uzunluğunda, enli, boz renkli, beyaz etli bir balık (Sargus sargus). Güldürüp eğlendiren kimse. Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu. Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu veren kimse.
  • Karabiber: Karabibergillerin örnek bitkisi olan, zeytinsi, meyvelerin taneleri yuvarlak, yaprakları kalp biçiminde, tırmanıcı bir bitki (Piper nigrum). Bu bitkinin baharat olarak kullanılan kuru ve siyah tanesi. Bu tanelerin kurutulup öğütülmesiyle yapılan toz. Sevimli ve ufak tefek esmer güzeli.
  • Karaya vurmak: karaya çarpmak. denizdeki bir cisim kendini karaya atmak.
  • Kara cahil: Çok cahil.
  • Kara yosunu: Çayır ve ormanlarda yumuşak bir bitki oluşturan çiçeksiz bitki, temriye.
  • Kara liste: Sakıncalı sayılan veya cezalandırılması düşünülen kimse, grup, ülke vb.nin listesi.
  • Karakavak: Yüksekliği 35 metre kadar olabilen, kabuğu koyu renkli bir tür kavak (Populus nigra).
  • Karaburçak: Baklagillerden, hayvan yemi ve gübre olarak kullanılan bir tür, küşne (Ervum ervilla).
  • Gönlü kara: Başkalarının kötülüğünü isteyen (kimse).
  • Karasakız: Zift.
  • Karayanık: Şarbon.
  • Kara çıyan: Sinsi, hain esmer kimse.
  • Karadul: Sokması büyük acı veren, iri, esmer, zehirli örümcek (Latrodectus mactans).
  • Kara para: Yasa dışı yollardan sağlanan kazanç.
  • Baştankara: Ötücü kuşlar takımının baştankaragiller familyasından, Kuzey Afrika, Avrupa ve Asya'da yaşayan, böcek yiyerek tarıma yararlı olan, oldukça kısa, güçlü ve sivri gagalı, çeşitli renklerde olabilen bir tür kuş (Parus major).
  • Karakılçık: Kılçıkları siyah olan, kırmızı veya beyaz, sert taneli buğday.
  • Karaya çıkarmak: göl veya denizden karaya çıkmasını sağlamak.
  • Karakeçi: Sazana benzer bir tatlı su balığı (Barbus fluviatilis). Kıl keçisi.
  • Kara delik: Yakınındaki nesnelerin kaçıp kurtulmasına izin vermeyecek kadar yüksek çekim kuvvetine sahip, çok yoğun bir kütlenin oluşturduğu uzay bölgesi. Parasal açıdan kapatılamayan açık.
  • Kara mizah: Yalnız güldürmeyi değil, düşündürmeyi ve yergiyi de amaçlayan mizah.
  • Karakavuk: Hindiba.
  • Karakuş: Kartal türünden kuşlara verilen ad. Atların ayaklarında şiş yapan bir hastalık.
  • Kara kuvvetleri: Bir ülkeyi karadan gelecek saldırı ve tehlikeye karşı korumak amacı ile kurulan askerî teşkilat. Silahlı kuvvetler içinde yer alan kara ordularının tümü.
  • Karayemiş: Taflan.
  • Karasinek: Böcekler sınıfının çift kanatlılar takımından, insan ve evcil hayvanların kanını emen, görünüşü ev sineğine benzeyen bir tür eklem bacaklı (Stomoxys calcitrans).
  • Bağrıkara: Bir tür iskete kuşu (Saxicola torquata).
  • Kara pazar: Piyasada olmayan malların gizli olarak yüksek fiyatla satıldığı yer.
  • Karaleylek: Leylekgillerden, gagası aşağı doğru kıvrık, tüyleri kara, uzun bacaklı bir kuş, çeltik kargası (Ciconia nigra).

Kara hakkında resimler
(Resimleri Göster)

Kara ile ilgili diğer yazılar

 
 
Forumlar okunmak ve paylaşmak içindir...

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Kara nedir? Kara ne demek? hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Kara nedir? Kara ne demek? siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com