Kıyamet Ne Zaman Kopacak!

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 

Kıyamet Ne Zaman Kopacak!



“Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O, size ancak ansızın gelecektir. Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi sadece Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar." (A’râf,187)
 


İslâm’ın temel inanç esaslarından biri de ahiret gününe inanmaktır. Buna göre, bir güngelecek, kâinatın düzeni bozulacak, her şeyalt üst olacak, bütün canlılar ölecek ve dünya hayatı bütünü ile son bulacaktır. Bu dehşetli olayların meydana gelmesi Kur’an’da, “kıyamet günü", “saat", “hesap ve karşılık görme günü" gibi kelimelerle ifade edilmiştir. Kıyamet ve ahiret inancı, daima insanlığın gündeminde yer alan, “sonum ne olacak." sorusunun cevabını oluşturur: Yoktan var edilmiş olan kâinat ve insanlık, vakti gelince tekrar yok olacak ve insan dünyada yapıp ettiklerinden hesaba çekilmek üzere yeniden diriltilecektir. İnsanoğlu, vahiy kökenli bu bilginin ne zaman gerçekleşeceğini, yani kıyametin ne zaman kopacağını da hep merak edegelmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.)’e inanmayanlar ona kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlardı. Ancak onların amacı, kıyametin kopacağı zamanı öğrenmek değil, güya Rasû»lullah’ı zordurumda bırakma ve böylece onun peygamber değil, bir yalancı olduğunu göstermekti. Tefsir kaynaklarının ifadesine göre, Hz. Peygamber’in mensup olduğu Kureyş kabilesinden bir grup: “Muhammed! Seninle aramızda akrabalık bağı var. Bize olsun, kıyametin ne zaman kopacağını söyle" demişlerdi. Bir başka görüşe göre ise, bir grup Yahudi şöyle demişti: “Muhammed! Dediğin gibi gerçekten peygamber isen, kıyametin ne zaman kopacağını bize haber ver, çünkü biz kıyametin ne zaman kopacağını biliyoruz." (Taberi, [I-XIII, Düru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 3. Baskı, 1420] VI,186) Aslında bu anlamdaki sorular çeşitli kereler sorulmuştu.

“Birbirlerine neyi soruyorlar. Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi). Hayır, ileride bilecekler. Yine hayır; ileride bilecekler." (Nebe,1-5)  “Ceza günü ne zaman." diye sorarlar. Onun nihai bilgisi yalnız Rabbine aittir. Sen, ancak ondan korkanları uyarıcısın." (Za-riyat, 12)“ Sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. Onu bilip söylemek nerede, sen nerede.."(Naziat, 42-43) Müşrikler Hz. Peygamber’i sınamak için“Ruh nedir." (İsra, 85)“Zülkarneyn kimdir." (Kehf,83) daha pek çok sorular da soruyorlardı. Kur’an müşriklerin bu tutumunu gündeme getirerek, Rasû»lullah’ın takınacağı tavrı yazının başında zikrettiğimiz ayet ile ortaya koymuştur: “Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak, O (Allah) ortaya çıkaracaktır."Gaybı Allah’tan başka kimse bilemez. Konuyu vurgulayan diğer birçok ayetten birisi de şudur: “İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir." (Ahzab, 63) Ayet, kıyametin kopacağı vaktin de gayb konuları arasında yer aldığını, peygamber de olsa bir insanın bunu bilemeyeceğini ifade ediyor. Ayetin anlatım üslubu içinde konu, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in dilinden ifadeye konularak şuna işaret edilmiş oluyor: Allah’ın Rasû»lü kıyametin ne zaman kopacağını öğrenme çabasında değildir. Çünkü bunun bir faydası yoktur. Ayrıca, eğer bu çaba içinde olsa idi, kıyametin vaktinin gizlenmesindeki hikmeti ortadan kaldırmaya çalışmış olurdu. (İbn û‚şû»r,Muhammed b. Tahir, et-Tahrir ve’t-Tenvir, [IXV, Dâru Sah-nû»n, Tunus, Tarihsiz] V, 205)  Nitekim bir sonraki ayette de burada verilen mesaj aklî bir delil ile desteklenmektedir: “De ki: Allah dilemedikçe, ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben inanan bir kavim için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeciyim."(A’râf, 188)  Yani, ben gaybı bilmediğime göre, kıyametin ne zaman kopacağını nasıl bilebilirim. Benim görevim sadece tebliğ  etmektir, müjdelemek ve uyarmaktır. Bana tebliğ etmem emredilen şeyi tebliğ ederim. Rabbimin kendine has kıldığı, beni bilgilendirmediği şeyler konusunda sizin gibiyim.(İbrahim el -Eb-yari, Abdussabur Merzuk, el-Mevsuatü’l-Kur’âniyye, [I-VI, Si-cillü’l-Arab, 1388/1969] VI, 291) 

Müşriklerin soru sorma üslupları onların öldükten sonra dirilmeyi inkâr ettiklerini ve kıyametin kopacağını haber vermesi sebebi ile Rasû»lullah’ı küçük gördüklerini gösteriyor:“İnkar edenler şöyle dediler: Çürüyüp ufalandıktan sonra, sizin yeniden diriltileceğinizi söyleyen bir adamı size gösterelim mi. Allah’a karşı yalan mı uydurdu, yoksa onda delilik mi var."(Sebe’, 7-8) Bir gün Cebrail insan kılığında Hz. Peygamber (s.a.s.)’e gelerek, İslâm’ın temel esaslarına dair sorular sormuş, o da bu soruları cevaplamıştı. Sıra “Kıyamet ne zaman kopacak." sorusuna gelince Rasû»lullah, “Bu konuda, kendisine soru sorulan, soruyu sorandan daha fazla bir şey biliyor değil. Fakat ana kıyametin bazı alametlerini bildireyim." karşılığını vermiş ve bazı alametleri zikretmiştir. (Buhârî, İman, 37)Verilen cevabın özü, “Ben de senin gibi, kıyametin ne zaman kopacağını bilmiyorum" dur. Kur’an’da kıyametin ne zaman kopacağı bildirilmemekle birlikte, onun kesinlikle gerçekleşeceği telkin edilmekte ve bunun “yakın" olabileceğini ısrarla vurgulamaktadır. (Ahzâb, 63; İsrâ, 51; $û»râ, 17; Gâfir, 59) Bütün bunların yanında Kur’an şu mesajı öne çıkarır: Asıl önemli olan kıyametin ne zaman kopacağı değil, ondan sonra gelecek hayat için hazırlık yapılıp yapılmadığıdır. “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes yarın için ne hazırlık yaptığına baksın." (Haşr, 18)  “Kıyamet ne zaman kopacak." diye soran bir kişiye Rasû»lullah, “Kıyamet için ne hazırlık yaptın." diye karşılık vermiştir. (Müslim, Birr, 165)

İnsanları kı-yamet hazırlığı konusunda teşvik amacı ile Kur’an, sayısız kıyamet ve cennet- cehennem tasvirlerine yer verir. Bu konuda Seyyid Kutub’un, “Kur’an’ da Kıyamet Sahneleri" adı ile dilimize çevirilen eserini hatırlatmak yararlı olacaktır.Hz. Peygamber gaybı bilmek konumunda değildir. Kur’an’ın da vurguladığı gibi, o sadece Allah’tan vahiy alan bir beşer elçidir. “De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım, (Ne var ki) bana, sizin ilâhınız ancak bir tek ilâhtır, diye vahyolunuyor." (Kehf, 110)  Hz. Peygamber (s.a.s.) gayb bilgisini sahibine bırakmak ve gaybı bilmenin Allah’a ait özelliklerden olduğunu bildirmekle görevlidir. Ayette “Onu vaktinde ancak, O (Allah) ortaya çıkaracaktır" ifadesi ile bu bilginin Allah’a has olduğu, vakti gelinceye kadar onu kimsenin bilemeyeceği vurgulanıyor. İşte zamanı bilinemediği için, “O göklere de, yere de ağır basmıştır." Kıyametin vaktini öğrenme çabaları sahiplerini sıkıntı ve baskı altına alır. Hâlbuki uygun ve akıllıca olan bu konu üzerinde kafa yormak yerine, ölüm ötesi hayata hazırlık yapmaktır. Kur’an kendine has üslup içinde, “Sanki senin ondan haberin varmış gibi sana soruyorlar." ifadesi ile şu gerçeklere işaret ediyor: Kıyametin vaktini Peygamber’e soranlar şaşılacak bir tutum içindedirler. Onlar, peygamberlik görevinin sınırlarını, ulû»hiyetin ne demek olduğunu, Rasû»lün Rabbi katında takınması gereken tavrı bilmemektedirler. Kur’an’ın ilk muhatapları olan müşrikler,bir bakıma materyalist bir dünya görüşüne sahip bulunuyorlardı. “Dehrilik" diye ifade edi-len bu inanışa göre; kâinat olayları üzerinde hâkim olan güç, zaman idi. Onlar bu inanışlarını şu sözlerle formüle ediyorlardı: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder." (Câsiye, 24) Yaşadıkları bunalımların, sonu gelmez çatışma ve zulümlerin temelinde, vahiy kaynağı ile bağlarının büyük oranda kopması ve hesap günü inancından uzaklaşmaları yatmakta idi. Bu sebeple Kur’an, önemli bir denetim ve ıslah unsuru olarak, ahiret inancının benimsenmesine büyük önem atfeder. Zira ahiret inancı daha yüksek ve sonsuz bir hayatı temsil etmektedir. Kulluk yolunda başarılı olarak ölüm ötesi hayatta mükâfat elde etmek için geldiğine inanan kimse, bu inancının gereğini yerine getirmeye çalışacaktır. Bunun sonucu olarak dünyada ahlâk ve fazilete dayalı bir hayat tarzını benimseyecektir. Ahlâk ve fazilet düsturlarının hâkim olduğu toplumda, kişisel hırslar, haksızlıklar, zulümler hakim olmaz. İnsanlık muhtaç olduğu barış ve huzur ortamına kavuşur. Bu dünyada yapılanların hesabının verileceği inancı, kişiyi kötülükler karşısında direnç gösterme ve iyi bir hayat sürmeye sevk eder.

Ölüm küçük kıyamettir. Bu gerçekleşmeden önce büyük kıyamete hazırlanmak gerek.

Doç. Dr. Halil Altuntaş



 
 

 
 
Konuyla ilgili olarak, "Kıyamet Alametleri" adlı videoyu inceleyebilirsiniz.
http://ilgiliforum.com/kiyamet-alametleri-videosu-t39458.0.html


 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Kıyamet Ne Zaman Kopacak! hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Kıyamet Ne Zaman Kopacak! siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2020 ilgiliFORUM.com