Koku: Bir Katilin Hikayesi - Perfume: The Story of a Murderer

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
Paris’e ilk gittiğinde havada hiç tanımadığı yabancı kokuları keşfeder genç adam… Ve bu kokular onu hiç sahip olmadığı, olamayacağı hayallerine sürükler… İstemeden de olsa bir genç kadının ölümüne sebep olur…


Constantin Film, dünya çapında çok satan Koku’yu Avrupa ortaklığıyla filme çekti. Senaryo, Andrew Birkin (Gülün Adı), Bernd Eichinger (Çöküş) ve Tom Tykwer (Koş Lola Koş), Patrick Süskind’in tüm dünyada çok satan aynı adlı romanından uyarlanıyor.

Roman, ilk kez 1985’te ortaya çıktı ve o andan itibaren bütün dünyada şu ana kadar 12 milyondan çok satarak sansasyonel bir başarı yakaladı. KOKU: BİR KATİLİN HİKû‚YESİ dokuz yıldan fazla bir süre “Spiegel”in çoksatanlar listesinde kaldı ve ABD, Japonya, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya gibi ülkelerin çoksatanlar listesinde başı çekti. Almanca’dan 41 dile çevrildi ve böylece Erich Maria Remarque’nin Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok adlı eserinden beri en başarılı Almanca roman oldu.

Koku, Tom Tykwer (Prenses ve Savaşçı, Koş Lola Koş) tarafından yönetiliyor. Henüz 24 yaşında Shakespeare’in Hamlet’ini canlandırarak Londra’daki bütün tiyatro dünyasını kendine bağlayan Ben Whishaw (Dayanılmaz Aşk, 77 Beds) başrolde Grenouille’u oynuyor. Zor Ölüm ile isim yapan ve büyük başarı yakalayan Harry Potter’da Profesör Severus Snape ayrıcalığını tadan Alan Rickman ise Grenouille’un rakibi Antoine Richis’i canlandırıyor. Koku’nun yapımı Bernd Eichinger tarafından gerçekleştiriliyor. İsviçreli işkadını Gigi Oeri de yardımcı prodüktör olarak rol alıyor.

Olay, 18. yüzyıl Fransasında geçer... Jean-Baptiste Grenouille(BEN WHISHAW) ise tüm insani duyumlardan ve duygulardan yoksun, salt kokulara karşı görülmedik ölçüde duyarlı ve istediği kokuları üretebilmek için cinayet işlemekten kesinlikle çekinmeyen bir katildir. Herkesin ve her şeyin kokusunu almakta, tüm kokuları üretmekte gerçek bir dâhi olan Grenouille, kendi kokusunun bulunmadığını, onun bulunduğu yerlerde insanların insan kokusunu alamadıklarını anladığı gün, dünyasını da yitirir. Kendisi için tek çıkar yol, başkalarına onun için sanki insanmış izlenimini verebilecek kokular sürünmektir. Toplum içinde bireyselliğini hiçbir zaman edinememiş toplum tekini, kendi benliğinin dışında her şeyi yaratabilmiş dâhiyi sergileyen bu görkemli alegorinin olağanüstü bir akıcılıkla erişilen son bölümü, benzeri herhalde ancak bir Kafka’da görülebilecek bir insanlık trajedisinin simgesidir.

Yönetmen: Tom Tykwer
Oyuncular: Ben Whishaw, Francesc Albiol, Gonzalo Cunill, Roger Salvany
Senaryo: Andrew Birkin - Bernd Eichinger
Müzik: Reinhold Heil - Tom Tykwer
Görüntü Yön: Frank Griebe
Tür: Dram-Gerilim-Suç
Süre: 147 Dk.
Yapım Yılı: 2006
Ülke: ABD
Dağıtımcı: Özen Film

ÖZET
1766. Grasse, Güney Fransa.
Kalabalık şehir meydanında bir parfüm yapımcısı olan Jean-Baptiste Grenouille’ün (BEN WHİSHAW) hüküm giymesini izlemek için toplanmıştır. Halk zincirlerinden tutulup sürüklenen adamı kalenin balkonunda gördüğünde gürültüyle öldürülmesi için tezahürata başlar.

22 yıl önce. Paris.
Grenouille’in annesi (BİRGİT MİNİCHMAYR) yılın en sıcak gününde şehrin balık pazarının bulunduğu mahallede doğum yapmaktadır. Bu istenmeyen çocucğu çevresinden saklamaya çalışmaktadır. Fakat yeni doğan bebek çıkardığı inanılmaz gürültü sayesinde çevreden yetişenler tarafından annesinin gazabından kurtulur. Çocuk yaşayacaktır fakat annesi çocuğunu öldürmeye çalıştığı için asılarak idam edilecektir.

Grenouille hayatının ilk yıllarını Madame Gaillard’ın (SİAN THOMAS) yetimhanesinde geçirir.. Diğer çocuklar onda bir gariplik olduğunun farkındadılar. Altı yaşına geldiğinde küçük çocuk hala konuşamamaktadır fakat kokular hakkındaki inanılmaz yeteneği ortaya çıkmaya başlamıştır.

13 yaşına geldiğinde Madame Gaillard 10 franka Grenouille’I Grimal’a (SAM DOUGLAS) satar. Grimal bir deri işleme atölyesi işletmektedir. Yaşam şartları cehennemden beter, pis kokulu nitratlar,kokuşmuş postlar içinde geçmektedir fakat bu ortamda hayatta kalmayı başarıp genç bir adam olmuştur.

Paris’e ilk gittiğinde havada hiç tanımadığı yabancı kokuları keşfeder genç adam… Ve bu kokular onu hiç sahip olmadığı olamayacağı hayallerine sürükler… istemeden de olsa bir genç kadının ölümüne sebep olur…

YAPIM HAKKINDA
“Bazen bunun bir çılgınlık olduğunu düşünüyordum. Dizlerime kadar balık kılçıkları ve pislikleri içinde dört dilde yaklaşık bin kişilik bir gruba ne yapmaları gerektiğini anlatmak çok da akılcı bir iş değildi. İnandığüım bir tek şey vardı ki iyi bir lojistikle her tür karmaşayı çözebilirdim...”

“Lojistik” tüm çekim boyunca anahtar kelime olmuştu. Çekimler 12 Temmuz’dan 16 Ekim 2005’e kadar devam etti. Münih (Bavaria Studios) ve İspanya (Barcelona, Girona ve Figueres) çekimlerin yapıldığı setlerin kurulduğu şehirlerdi. Tüm bunların dışında Provence’deki lavanta tarlalarında 3 günlük bir çekim yapıldı. Tykwer tüm bu dönem boyunca 350 kişilik çekimn ekibi ve toplam 5200 kişilik figüran grubunun herşeyinden sorumlu olan tek kişiydi.

Yönetmen Tom Tykwer bir Avrupa prodüksiyonu için oldukça pahalı sayılabilecek bir bütçenin de doğru yöneteilmesi gerektiğine inanıyordu. “Bu kadar güçlü bir bütçe hayal gücününüzün her zaman üstündedir. Fakat çekime başlamadan neyin ne olacağını tam olarak bilmeniz imkansızdır. Sahip olduğumuz bütçenin büyük bir kısmı insane gücüne harcandı. Set ise benzer örneklerdekinin aksine çok daha ucuza mal oldu..”

“Her ihtimalde beyaz perdede izlenecek olan bir kostüm filmi olmaktan öteye gidecek diye düşünüyorum. ” diye ekliyor yapımcı Bernd Eichinger. “Filmin çok pahalı bir görüntüsü var. Seyiri daha once bu tarz bir filmle karşılaşmadı. En zor kısmı ise hikayenin muhteşem döngüsü içinde seyirciyi filmi izlemeden once kostüm filmi ya da dönem filmi önyargısından kurtarabilmek. Çünkü bu modern bir film, filmin oyuncuları giydikleri kostümleri hergün giydikleri elbiseler gibi giyip çıkarıyorlar. Belki THE NAME OF THE ROSE filmi bu filme benzerlik gösteriyor. Film tek başına bağımsız bir yaklaşımla bir sanat filmi olmanın da ötesine gidiyor. ”

Yapımcı Bernd Eichinger romanı ilk basıldığı 1985 yılında okumuş. Okur okumaz da yazar Patrick Süskind ile film hakları için görüşmüş. Fakat Süskind o yıllarda romanın haklarını hiç kimseye satmamaya kararlıymış. Yıllarca bir çok yapımcı yazar ile bu konu üzerinde anlaşmaya çalışmış ve listelerine öncelikli film projesi olarak kitabın adını eklemişler. Hatta Süskind’in bu konudaki tutumu sinema sektöründe efsane haline gelmiş.

“Bunun benim için daha kolay olacağını düşünüyordum, çünkü biz arkadaştık”, diyor Eichinger , “fakat Süskind hiç bir zaman bu kitabın bir film olmasına yanaşmadı”. Kitap 1986’da yayınlandıktan bir yıl sonar dünya çapında bir best seller haline geldi. 45 dilde çevrildi ve Almanca romanların gelmiş geçmiş en başarılı ikinci roman oldu.

Fakat sabırlı olmak Eichinger’in işine yarar.. 2000 yılında Süskind ile tekrar bir araya gelen yönetmen sonunda yazarı bu konuda ikna etmeyi başarır.

Kitabın senaryoya dönüştürülmesi iki yıl almış. Tykwer tüm filmlerinde olduğu gibi bu filminde de tema müziğin bestecisi olmuş. Johnny Klimek ve Reinhold Heil ile birlikte PERFUME: THE STORY OF A MURDERER ‘a score hazırlamışlar..

Filmin post prodüksiyonu Münih’te yapılmış ve 2006 yazında tamamlanmış.

TOM TYKWER İLE SOHBET
“Perfume” romanı ne zaman dikkatinizi çekti?
20’li yaşlarımın başındaydım. O zamanlar herkes kitap okurdu. Fakat ben yine de biraz geç başlayanlardandım. Çünkü tarihi edebiyat pek ilgimi çeken bir tür değildi. Fakat sonunda kitabı okuduğumda çok etkilenmiştim.

Roman o zaman sizi nasıl etkilemişti?
Romanın zamanı ve mekanı anlatım tarzı muhteşemdi. 18inci yüzyılda günlük hayat çöplükte yaşayanlar ve karanlıktan ibaretti. Kitap inanılmaz dramatik bir görsel çiziyor ve bu tarihte sizi yaşatmayı başarıyordu: balık pazarındaki doğum, Paris’in keşfedilmesi birbirini izleyen cinayetler ve tabii ki muhteşem ve beklenmeyen bir sonuç.

Peki sizce kitap neden bu kadar çok tutuldu ve beğenildi?
18 inci yüzyıl hayatına yaklaşışı, normal bir hayat yaşamayan ilginç kahramanı ve dönemin bütün katmanlarına ulaşan anlatım tarzı ile kitap çok değerli bir edebi eser bence.

Hoffman’ı Baldini rolünde ?
Hollywood’da onun yerine bu rolu oynamasını istediğim hiç bir actor yoktu. O da tıpkı De Niro gibi kendine özgü karakterleri büyük bir başarıyla oynayan çok yetenekli oyunculardan biri.

BERND EICHINGER İLE SOHBET
“Perfume”ü ilk ne zaman okudunuz?
80’li yılların ortalarıydı. Kitap basılır basılmaz okumuştum.

Haklarını almak zor oldu mu?
İlk görüşmemizi 1986 da yapmıştık ve 200 yılına dek geçen 15 yıl boyunca yalnızca ben değil bir çok yapımcı bu konuda Süskind’in kapısını aşındırdı. Bunca zaman boyunca sektörde çok büyük değişiklikler oldu tabiii. Fakat sonunda yayıncı bir meblağ konuşabileceklerini iletti bana … ben de hemen her ne isterlerse kabul ettim.

Sizce kitap neden bu kadar başarılı oldu?
Kitabın başarılı olup olmadığı konusunda bir çok yorum yapıldı bugüne kadar. Gerçekte yalnızca bu konuda bir tahminde bulunabilirsiniz. Ama bence çok başarılı bir kitaptı. Ve seyirci kesinlikle bu benzersiz hikayeyi beyazperdede görmek istiyordu.

RACHEL HURD-WOOD İLE FİLM ÜZERİNE SOHBET
Böylesine önemli uluslararası bir projede rol almak sizing için ne ifade ediyor?
Çok mutlu oldum ve çok heyecanlandım. Böyle bir ekiple çalışmak her genç oyuncu için rüya gibi bir şey. Tom tanıdığım en muhteşem yönetmen ve bu filmed Laura rolünü oynamak benim için gurur verici.

Bize Laura hakkında neler söyleyebilirsin, Grasse’li bir tacrin kızı?
Ben onun bir kelebek olduğuna inanıyorum. Çünkü hep uçup gitmek istiyor. Babasından uzaklaşmaya çalışıyor ve babası onu hep geri getiriyor. Biraz vahşi ve özgür ruhlu bir kız üstelik de hayat dolu ve mutlu bir kişilik.

Laura’nın Grenouille ile ilişkisi hakkında neler söylemek istersin?
Bence genç kız herşeyden habersiz. Neler olup bittiği, onun nasıl biri olduğu hakkında bir fikri yok. Aslında sonunda anlıyor ama unun öncesinde hic bir sey bilmiyor.

Grenouille karakterini nasıl tanımlarsın?
Çok ilginç bir karakter. Karanlık ve karışık bir insane ama şetan değil. Onun kötü bir insane olduğunu kesinlikle düşünmüyorum.

Senaryoyu ilk okuduğunda tepkin ne oldu?
Muhteşem olduğunu düşündüm. Öncelikle hikayeden haberdar olabilmek için kitabı okudum. Daha sonar ise senaryoyu … İnanamadım, muhteşemdi.bu projede mutlaka olmalıyım diye düşündüm.

Sizce romanın bu büyük başarısı neye bağlıydı?
Bence herkes kitaptan kendince farklı bir sonuç çıkarıyordu. Bunun en büyük sebebi ise yazar Patrick Süskind’in hikayenin karmaşık yapısı içinde tüm karakterlere aynı özenle yaklaşıp tamamını aynı güzel dille analatabiliyor olması.

Alan Rickman ile aynı projede çalışmak için neler diyeceksin?
Alan kesinlikle muhteşem.Tanıdığım en tatlı en pozitif insanlardan biri. Üstelik oldukça sabırlı ve destek verici bir profesyonel.

Peki ya Ben Whishaw için neler diyeceksin?
Ben bence muhteşem bir oyuncu. Ne yazık ki onunla fazla birlikte sahnem yok. Fakat çok tatlı ve iyi biri.

Alman yapımcı Tom Tykwer ile de ilk kez çalıştın değil mi?
Çok yaratıcı biri. Odaklandığı noktada insanları anlamaya çalışıyor ve onlara istediği herşeyi açıkça anlatabiliyor. Ve karşısındakini dinlemeyi de çok iyi biliyor. Oldukça soğukkanlı ve sabırlı bir insan.

En çok hangi setleri beğendin? Yapım tasarımcıları mükemmel bir iş çıkarmış gözüküyorlar…
Onlar birer dahi… Richis’nin evi muhteşemdi. İnanılmaz büyüklükte ve çok güzel. Labirentte muhteşemdi. Benim içinde gün boyunca içinde koşabileceğim bir yer olarak çok eğlenceliydi diyebilirim.

Bu role hazırlanmak için neler yaptın?
Biraz ata binme dersleri aldım. Biraz da davranış dersleri… Nasıl hareket edilir, nasıl konuşulur… Örneğin o zamanlar kadınlar tüm hareketlerini oldukça yavaş yapıyorlarmış. Bugün olduğumuzdan çok daha elegant bir tavır içindelermiş. Bunları öğrenmem gerekiyordu. Bugünkü hayatımızda biz devamlı bir yerden bir yere koşturan insanlarız.

En beğendiğin koku hangisidir?
Benim en beğendiğim kokum mu? Başarının kokusu tabii ki!
 
 
 
Gamzeleri gelir aklına...
Korkunçtur yalnızlığımız, anlarsın. Bir oynur oynarız, oyalanırız...

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Koku: Bir Katilin Hikayesi - Perfume: The Story of a Murderer hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Koku: Bir Katilin Hikayesi - Perfume: The Story of a Murderer siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com