LAİKLİK İÇİN NOTLAR

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
Laiklik için notlar...

Biz Cumhuriyeti kuralı seksen yıldan fazla oldu.

Üstelik de “sert” bir Cumhuriyet bu.

1950’ye kadar “tek adam” ve “tek parti” sistemiyle yönetildi.

Ondan sonra da açık ve kapalı darbelerle ordu hep iktidarın denetimini elinde tuttu.

Cumhuriyet tarihimiz boyunca “silah” hukuktan üstün oldu.

Bu sert Cumhuriyet kendi “değerlerini” kitlelere “eğitim sistemiyle” enjekte etti.

“Tevhid-i tedrisat” kanunuyla eğitimi, Diyanet ile de dini kontrol etti.

Halkın yolundan “sapacağından” korktuğundan “demokrasiyi” asla cumhuriyetin değerleri arasına almadı.

Halkı, kalın çizgili dar bir çerçevenin içine hapsedip onu şekillendirmeye uğraştı.

Ve, hep “laikliği” vurguladı.

Peki bunca kontrolden ve bunca yıldan sonra ne oldu?

Bugün “şeriat” gelecek diye korkuluyor.

“Laikliğin elden gideceği” söyleniyor.

Şimdi soru şu:

Eğitimin ve dinin böyle sıkı bir denetim altına alınmasına, demokrasiye izin verilememesine rağmen “cumhuriyetin en önemli değeri” neden tehdit altında?

Neden halkın demokrasiyi değil de “şeriatı” seçeceğinden, laiklikten vazgeçeceğinden ürkülüyor?

Neden halkın “laikliği” benimsemediğinden endişe ediliyor?


Nerede, ne aksadı da cumhuriyetin “en önemli değeri,” halkın “en önemli değerleri” arasına giremedi?

Ben, bu ülkeye “şeriat” geleceğine hiç inanmadım.

Bu ülke, hilafetin merkeziyken, “halife” tarafından “şeriatla” yönetilirken bile buradaki düzen diğer Müslüman ülkelerdeki şeriat düzenine benzemiyordu.

Ama halkın, Cumhuriyetin kurucuları gibi “laikliğe” tapınmadığı da kesin.

Laiklik, en kaba anlatımıyla “dinle devlet işlerinin birbirinden ayrılması” demek.

Devlet dinin kurallarına göre yönetilmiyor laik düzende.

Devlet din kurallarıyla yönetilmeyince, halkın yaşama biçimi de “din” tarafından belirlenmiyor.

Peki, insanlar niye böyle bir yönetim biçimi yaratma ihtiyacı duydu?

Neden “laiklik” diye bir yönetim biçimi çıktı?

Laiklik, “burjuva sınıfının” güçlenmesiyle hayata geçmiş bir kavram.

Burjuvalar, krallardan ve aristokratlardan farklı olarak “varlık nedenlerini” tanrıya bağlamıyorlardı, onlar “paralarıyla”, sermayeleriyle varoluyorlardı.

İktidarlarını sürdürmek için “tanrısal” bir desteğe ihtiyaçları yoktu.

Ayrıca, ellerindeki parayı nasıl harcayacaklarının “kilise” tarafından belirlenmesini de istemiyorlardı.

Onlar paralarını özgürce harcamak istiyorlardı.

Bu yüzden laiklik, “halkın” elinde para birikmesiyle ortaya çıktı.

Parayla laiklik arasında çok kuvvetli bir bağ vardır.

Bir halkın “laik düzeni” dirençle istemesi için, elinde “özgürce” harcamak isteyeceği bir para bulunması gerekir.

O paranın sağlayacağı hayat biçiminin, “dinin” denetimi dışına çıkarılmasını talep etmesi gerekir.

Halk zenginleşmemişse, elinde para yoksa, laik düzenin ona sağlayacağı “harcama özgürlüğünün” bir anlamı kalmaz.

Sizce, Türkiye’nin “laik olup olmaması”, Hakkâri’nin bir mezraında yaşayan insanların hayatını nasıl etkiler?

Laik olduğumuzda nasıl yaşarlar, laik olmadığımızda nasıl yaşarlar?


İkisinde de aynı yaşarlar.

Laik bir ülkenin vatandaşı olup olmamaları onların hayatlarında hiçbir fark yaratmaz.

Eğer, bugün “Laiklik elden gidiyor” diye üzülenler, bu üzüntülerinde samimi iseler öncelikle akıllarına takmaları gereken soru, “Halkı nasıl zenginleştireceğiz” sorusu olmalı sanıyorum.

Peki, Türkiye’de yaşayan insanlar nasıl zenginleşir?

Türkiye dışardan kaynak almadan zenginleşemiyor.

Yabancı yatırıma ve dış dünyayla çok ciddi ekonomik bağlara ihtiyacı var.

Yabancı yatırımcıları buraya çekebilmek ve gelişmiş dünyanın parçası olabilmek için de “hukukunu ve demokrasisini” sağlama almak zorunda.

Bunu sağlayabilmenin en iyi yolu da gelişmiş ülkelerin “hukuk kriterlerini” kabullenmek ve o dünyanın parçası olmak.

Kısacası Avrupa Birliği’nin üyesi haline gelmek.

Eğer Türkiye’nin “laik” olmasını isteyenler, bunu halkı zenginleştirmeden, sadece darbelerle ve silah zoruyla yapabileceklerini sanıyorlarsa, Cumhuriyet tarihine baksınlar, onca baskıya ve silaha rağmen istedikleri noktaya gelmedik.

Gelemeyiz de.

Laiklik isteyen, halkın zenginleşmesini talep etmek zorunda.

Halkın zenginleşmesi ise gelişmiş dünyanın parçası olmaktan geçiyor.

Anlayacağınız, hem laiklik isteyip hem de Avrupa Birliği’ne ve demokrasiye karşı olamazsınız.

Öyle olursanız amacınıza asla ulaşamaz ve hep korku içinde yaşarsınız.

“Laikçilerin” çıkmazı da burada zaten.

Hem laiklik istiyorlar hem de halkı zenginleştirip laiklik yanlısı yapacak demokratik gelişmelere karşı çıkıyorlar.

Bu kısır döngüden hiçbir zaman kurtulamayacaklar.

Laikliği buraya, halkın zenginleşmesinin önünü açacak olan demokratlar getirecek o yüzden.

Taraf Gazetesi, 12 Nisan Cumartesi
 
 

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; LAİKLİK İÇİN NOTLAR hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri LAİKLİK İÇİN NOTLAR siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com