Medya, Fazıl Say davasını etkilemeye mi çalışıyor?


Google Reklamları





Medya, Fazıl Say davasını etkilemeye mi çalışıyor? ile ilgili benzer olabilecek konular...

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


24 Şubat 2013, 03:21:09
C.S.J
Admin
Mesajlar: 11515
Su testisi taşıyan adamı takip edin!












Sponsorlu Bağlantılar

sponsorlu bağlantılar

Malum medya Fazıl Say davasını etkilemeye mi çalışıyor?


Fazıl Say hakkında twitter sosyal paylaşım sitesi üzerinden “dini değerleri alenen aşağılama” (TCK 216/3) suçundan açılan ceza davası devam etmekte iken, bazı medya çevrelerinin konunun gerçek niteliğinden uzak yayınlar yapması kafalarda soru işaretleri oluşturdu.

Özellikle kamuoyunu yanlış yönlendirmeye yönelik yapılan bu haberler karşısında, dava müdahili Sn. Ali Emre Bukağılı, bir basın bülteni yayınlayarak gelişmelere ışık tuttu. İletişim merkezimize gönderilen basın bültenini aynen yayınlıyoruz.



Hızlı Alıntı

BASIN BÜLTENİ

Türk piyanist Fazıl Say, yazdığı bazı twitter mesajlarında “Dini Değerleri Alenen Aşağılama” suçunu işlemiş ve benim şikayetim neticesinde İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesi'nde hakkında dava açılmıştır.

Fazıl Say'ın 18 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı bu davayla ilgili olarak Türk medyasında konunun gerçek mahiyetinden uzak ve kamuoyunu yanıltıcı nitelikte çok sayıda haber çıkmaktadır.

Kanaatimce bu haberlerden bazılarının amacı, bağımsız yargıyı etki altında bırakmak, hatta mahkemeyi baskı altına alarak Fazıl Say'ın beraat etmesini sağlamaktır. Bu eylem ise kanunlarımıza göre suçtur.

Bu haberlerde özet olarak, dava konusu twitter mesajlarındaki cümlelerin 11. yüzyılda yaşamış olan Ömer Hayyam isimli bir İranlı şaire ait olduğu, Fazıl Say'ın ise sadece bu şairin sözlerini aktardığı iddia edilmektedir. (Türkiye'deki kanunlara göre "hakareti nakletmek de hakaret"tir. Dolayısıyla bir kısım basında Fazıl Say'ı cezadan kurtarmak için ortaya atılan bu iddianın aslında pek bir anlamı yoktur.)

Önemle belirtmek isterim ki Fazıl Say'ın eylemini "sadece bir kaç dize paylaşımı" olarak nakletmeye çalışanlar gerçekleri saptırmakta, kamuoyunu kasıtlı olarak yanlış bilgilendirmektedirler.

Konu hakkındaki bazı gerçekleri aşağıda maddeler halinde dikkatlerinize sunuyorum:

1-   Fazıl Say'ın paylaşımlarının düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini iddia edenlerin Fazıl Say'ın Twitter'da yazdığı ifadeleri tam olarak bilmedikleri anlaşılmaktadır. Fazıl Say'ın Twitter'da yayınladığı -ve yargı sürecinde de kendisine 4ait olduğunu kabul ettiği- ifadelerden sadece bazıları (Yüce Allah'ı ve dini inancımızı tenzih ederek) şunlardır:

“Nerede y.vşak, adi, magazinci, hırsız, şaklaban varsa hepsi Allahçı”,
“Cenneti ala meyhane midir… cenneti ala kerhane midir?”
“Tanrı… uğruna hayvanlaşıp öldüreceğin bir şey mi”,
“Müezzin 22 saniyede okudu akşam ezanını… ne acelen var, sevgili?, rakı masası?”
 

Görüldüğü gibi Fazıl Say bir şairin sözünü aktarmamış tamamen kendine has ifadelerle dine ve dinen mukaddes sayılan değerlere saldırmıştır.

Allah'a inanan insanları "y.şak, adi, magazinci, hırsız, şaklaban" olarak nitelendirmek, dinen mukaddes olan Cennet, ezan gibi kavramlara karşı saygısız, alaycı ve küçümseyen bir üslup takınmak üstelik bu eylemi onbinlerce kişinin takipçi olduğu bir platformda dile getirmek elbette mazur görülemez. Bu ifadeler "Dini Değerleri Alenen Aşağılama" olduğundan kanunlarımıza göre suç teşkil etmektedir.

Eminim ki, Fazıl Say'ın yargılandığı davanın açılmasını eleştirenlerin hiç biri, bu mesajlardaki sövgü ve hakaretlerden tek bir tanesiyle bile muhatap olmayı kabul etmez. Yargı sürecine eleştiri getirenlerden, Fazıl Say'a destek eylemleri yapanlardan tek bir kişi bile, kendi şahıslarına bu gibi ifadelerle sövülmesi halinde dava açmaktan geri kalmaz.

2-   Fazıl Say'ın twitter.com sosyal paylaşım sitesindeki hesabı herkese açıktır ve arama motorlarına girildiğinde herkes tarafından ulaşılabilir niteliktedir. Fazıl Say, bu hakaretleri tüm inananlara yapmıştır, hangi dinden olursa olsun inanç sahibi tüm insanlara hakaret etmiştir ve bu hakaretleri yüzbinlerce insanın ulaşabildiği bir ortamda yazarak yaymıştır. Dolayısıyla Fazıl Say'ın bu paylaşımıyla kanunda (Türk Ceza Kanunu madde 216/3)  belirtilen "aleniyet ilkesi" gerçekleşmiştir.

3-   Fazıl Say, bu ifadeleri yüzünden rencide olan inanç sahibi tüm insanlardan özür dilemek yerine, pişman olup sözlerini geri almak yerine hakaretlerini yineleyip, paylaşmaya devam etmiştir. Bu durum da Türk Ceza Kanunu'nda yer alan "zincirleme hakaret" suçu kapsamına girmektedir. Hiç kimsenin bir başkasının inançlarına veya düşüncelerine hakaret etme hakkı yoktur. Eğer benzer hakaretler Fazıl Say'ın dünya görüşüne yönelik yapılmış olsaydı, dünya basınında bu konunun nasıl bir tepki alacağı konusunda tahmin yürütmek zor olmasa gerektir.

4-   Basın, Fazıl Say için, “Ömer Hayyam'ın şiirini aktardı” diyerek konuyu saptırmaktadır. Oysa Fazıl Say'ın dava iddianamesinde geçen "Nerede y.vşak, adi, magazinci, hırsız, şaklaban varsa hepsi Allahçı" (Allah'ı tenzih ederim) şeklindeki ifadeleri herhangi bir şiirden alınmamıştır, kendisine ait ifadelerdir. Kaldı ki çeşitli tarihçiler ilerleyen günlerde diğer ifadelerin de Ömer Hayyam'a ait olmadığı, Ömer Hayyam'ın bu yönde bir şiiri olmadığı yönünde açıklamalarda bulunmuşlardır.

5-   Fazıl Say paylaştığı bazı yazıların kendisine ait olmadığını, bazılarını retweet (tekrar paylaşma) yaptığını, yani başkalarının yazdığı küfür ve hakaretler içeren yazıları aktardığını belirtmiştir. Bu durumun kendisini hukuki sorumluluktan kurtaracağını sanarak, basına verdiği demeçlerde retweet yaptığını belirterek savunma yapmaya çalışmış, hatta üst perdeden konuşarak kendisini kınayanları suçlayıcı, küçük düşürücü ifadeler sarf etmiştir. Fazıl Say'ın bu açıklamaları her ne kadar gerçekleri yansıtmasa da, bir hakareti nakletmek de suçtur. “Filanca böyle söyledi” diyerek hakareti yaymak o hakareti, yazarın, ya da bir politikacının yazmış olması o yazılan hakarete meşruiyet kazandırmaz. HUKUKEN HUKUK DIŞI BİR YAZIYI YAZAN İLE O YAZIYI AYNEN NAKLEDEN ARASINDA HİÇBİR FARK YOKTUR. Kendisi başkasının hakaret ve küfürlerle dolu yazısını naklederken bu hukuk dışı yazıların yanlışlığını belirten bir yorum da yapmamış, bilakis o yazıları benimsediği açıkça anlaşılacak şekilde hareket etmiştir.

6-   Fazıl Say açık bir şekilde tüm inananların dini değerleriyle kendince alay ederek, hakaretlerde bulunmuştur. Şimdi de basında Fazıl Say'ın bu uygunsuz davranışı ifade özgürlüğü ile hafifletilmeye çalışılmaktadır.  Oysaki, İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ HAKARETİ KAPSAMAZ. Herkes bilir ki YASALARIN bireylere tanıdığı “ifade özgürlüğü” HİÇBİR ZAMAN BİR BAŞKASININ ŞAHSINA VEYA İNANÇ DEĞERLERİNE HAKARET ETME HAKKI VERMEZ. Fazıl Say'ın neye inandığı veya inanmadığı kimseyi ilgilendirmemektedir. Kişi inancını, neye inanıp neye inanmadığını beyan edebilir, ancak bu ona başkasının inançlarına ve fikirlerine hakaret etme hakkını vermez. Sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin yasalarında değil, gelişmiş ülkelerdeki hiçbir hukuk sisteminde kişilere ve özellikle de inançlara hakaret etme özgürlüğü bulunmamaktadır. BUNA KARŞIN, YAPILAN BAZI TARAFLI AÇIKLAMA VE YAYINLARDA FAZIL SAY'A DAVA AÇILMASININ TÜRKİYE'YE ÖZGÜ, TÜRKİYE'Yİ MAHCUP EDECEK, FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜNE AYKIRI BİR UYGULAMA OLDUĞU HAVASI ESTİRİLMEYE ÇALIŞILMAKTADIR. Gerçekte ise tüm gelişmiş hukuk sistemlerinde, özellikle din ve inanca dayanarak hakaret etmek suç olarak düzenlenmiştir.

Örneğin: 
•   Alman Ceza Kanunu 130 ve 131. Maddesi,
•   1881 Fransız basın Kanunu'nun 24. Maddesi, Fransa Ceza Kanunu 625-7. maddesi
•   İtalyan Ceza Kanunu'nun 414/3, 415. Maddesi
•   İsviçre Ceza Kanununun 261. Maddesi
•   Polonya Ceza Kanununun 212, 256 ve 257. maddeleri
•   Rusya Federasyonu Ceza Kanununun 282. Maddesi
•   Danimarka Ceza Kanununun 266. Maddesi
•   Avusturya Ceza Kanununun 282 ve 283. Maddesi
•   İsveç Ceza Kanunu 16-8, 9 maddeleri
•   İspanya Ceza Kanunu'nun 510, 511, 512, 513, 514, 515, 517, 517, 518, 519, 520 ve 521. maddeleri
•   Finlandiya Ceza Kanunu 11, prg 8. Maddesi


Özetle hiçbir hukuk sistemi hakarete izin vermez, hoş görmez. Türk Milleti'ni bir arada tutan manevi değerleri korumak için gerekli yasal düzenlemeleri yapmakla yükümlü olan Yasama Organı'nın, uluslararası uygulamaya paralel biçimde, bu değerlere hakareti yasaklayıp suç olarak kabul etmesinde hiçbir hukuka aykırılık yoktur.

7-   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre ifade özgürlüğünün suç sayılabilmesi için şiddet içermesi gerekir. Ancak dini değerlere yönelik ifadelerde ise eylemin şiddet içermesi aranmayıp O DEĞERE İNANAN İNSANLARIN AŞAĞILANMASI VE İNCİNMESİ yeterli görülmektedir. Fazıl Say bu yazdıklarıyla alenen Müslümanlığın, Hıristiyanlığın ve Museviliğin ortak kutsal değerlerini aşağılamış ve hakaret etmiştir.

AİHS‘nin 9. maddesinde düşünce, vicdan ve din özgürlüğü herkes için bir hak olarak öngörülmüş, ikinci fıkrada ise, birinci fıkrada garanti altına alınan özgürlüğün uygulanması aşamasında, kamu güvenliği veya düzeninin, genel sağlığın veya ahlakın, ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla, demokratik bir toplumda zorunlu tedbirlerle ve yasayla sınırlanabileceği ifade edilmiştir.

AİHS 10. madde 2. fıkrasında ise, ifade özgürlüğünü kullananlara görev ve sorumluluklar getirilmektedir. Bu sorumlulukların arasında, kişilerin inançlarına karşı saygısız, küçük düşürücü, aşağılayıcı ifadelerden sakınma zorunluluğu da bulunmaktadır. Bu temelde, DİNİ DEĞERLERE YÖNELİK SAYGISIZ, KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ SALDIRILARA YAPTIRIMLAR UYGULANMASI, HATTA ENGELLENMESİ İLKE OLARAK KABUL EDİLİR.

Bunun yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) toplumsal barışın sağlanması açısından ülkelerin kültür ve inanç değerlerinin yasayla korunması noktasında sözleşmeye taraf ülkelerin yetkisini genişletmiştir. Bu durum emsal AİHM kararlarından açıkça anlaşılmaktadır.

ÖRNEK 1: Hıristiyanlığa ve Hz. İsa'ya hakaret içeren "Council in Heaven (Cennetteki Konsey)" isimli film, fikir ve ifade özgürlüğü kapsamında görülmemiş ve yasaklanmış, AIHM ise yapılan başvurunun ardından filmin yasaklanmasını haklı bulmuştur. Söz konusu filme Avusturya Hükümeti el koymuş ve Hükümet bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne verdiği savunmada, filme el konulmasının nedeni olarak, "başkalarının haklarının özellikle de dini duygulara saygı hakkının korunmasını ve kamu düzeninin sağlanmasını" amaçladığını anlatmıştır.

ÖRNEK 2: 1994 yılında yayımlanan ‘Yasak Tümceler' isimli kitap dine ve Allah'a hakaret içermekteydi. Bunun üzerine Türkiye'de basım ve yayımı yasaklandı.  Yayınevi AİHM'ye başvurdu, ancak AİHM Türkiye'yi haklı buldu. Mahkeme FİKİR ÖZGÜRLÜĞÜNÜN DİNE HAKARETİ KAPSAMAYACAĞINI BELİRTEREK DAVAYI REDDETTİ.

ÖRNEK 3: Avusturya'da milletvekilliği yapan Susanne Winter bir demecinde sözlü olarak Peygamberimiz (sav)'e hakarette bulunmuştur. Bunun üzerine Federal Savcılık suç duyurusunda bulunmuş ve milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılarak yargılanmasına başlanmıştır. Yargılama neticesinde milletvekili Susanne Winter hakkında Graz Eyalet Ceza Mahkemesi'nce 3 ay tecilli hapis ve 24 bin Euro para cezası verilmiştir. Mahkeme hakimi, milletvekilinin suçunu “BELLİ BİR DİNİ AŞAĞILAMAK VE HALKI BAŞKA BİR DİN VE ONUN KUTSAL DEĞERLERİNE KARŞI KIŞKIRTMAK” olarak belirlemiştir.

8-   Üç büyük dinin kutsal değerlerine hakaret eden Fazıl Say'ın ünlü bir kişi olması yapılan suçu hafifletmez ya da meşru hale getirmez. Yargılanan kişinin kimliği, bu kişinin tanınan bir sanatçı olması, kendisini destekleyen kişilerin adliyeye gelerek gösteri yapmaları vb yargı makamlarını hiçbir şekilde etkilemez ve etkilememelidir.

Şunu hatırlatmak isterim ki; bir kişinin ünlü olması işlediği suçu hafifletici bir unsur değildir. Bilakis ön planda olan bir kişinin yaptıklarının, sıradan bir kişiye göre, yayılma hızı herkes tarafından tahmin edilebilir. Fazıl Say'ın ünlü bir piyanist olması, bu çirkin hakaretlerin çok hızlı bir şekilde görsel ve yazılı basında yayılarak tekrarlanmasına sebep olmuştur.

Yaptığım araştırmaların ardından Fazıl Say'ın otizm hastası olduğu yönünde şüpheler olduğunu öğrenmiş bulunmaktayım. Eğer bu şüpheler doğruysa, böyle önemli bir  rahatsızlığı olan bir insanın cezalandırılmasını, ben de vicdan sahibi bir kişi olarak tabi ki talep etmem.

Eleştiri yapmak, görüş açıklamak, fikir beyan etmek “yasal hak”lardır. Ama bunları yaparken başkalarının kişilik, onur ve inançlarına saldırmak “suç”tur. Temennim, herkesin görüşlerini açıklarken sağduyulu, yapıcı, başkalarının görüş ve inançlarına saygılı davrandığı bir anlayışın hakim olması, bunun sonucunda ülkemizde ve dünyada sevgi, anlayış, barış ve huzurun kökleşmesidir.

Tüm bu bilgiler ışığında saygıdeğer basın mensuplarını da sorumlu yayıncılık anlayışı çerçevesinde hareket etmeye ve bağımsız yargı organlarını etkileme amacı taşıyan her türlü girişimden kaçınmaya davet ediyorum. 23.02.2013

Saygılarımla
Ali Emre Bukağılı



Vatan.TC - Özel Haber


Allah'a Güven.


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada Medya, Fazıl Say davasını etkilemeye mi çalışıyor? ile ilgili olarak; Medya, Fazıl Say davasını etkilemeye mi çalışıyor? hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri Türkiye'den ve Dünya'dan en son haberler, son dakika güncel haber, en son gelişmeler, yerel haberler, açıklamalar ve analizler... gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri Medya, Fazıl Say davasını etkilemeye mi çalışıyor? siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Gerçek mutluluk, ancak gerçek sevgi ile yaşanabilir.

Copyright © 2006-2017 AjansMail
Her hakkı saklıdır.