Murathan Mungan Şiirleri


Google Reklamları





Murathan Mungan Şiirleri ile ilgili benzer olabilecek konular...

Murathan Mungan Şiirleri hakkında arama bilgileri...

Ziyaretçilerimiz bu sayfayı bulmak için Google`da şu aramaları yaptılar.
Siz de; bir dahaki gelişinizde, bu aramaları yaparak, bu sayfayı kolaylıkla bulabilirsiniz.

Murathan Mungan mayıs şiiri - murathan mungan şiirleri - murathan mungan - ugur murathan siirleri

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.


20 Haziran 2012, 02:06:15
Forum
Forum Sitesi
Admin
Mesajlar: 86823












Sponsorlu Bağlantılar

sponsorlu bağlantılar

MURATHAN MUNGAN ŞİİRLERİ


GÖÇEBE

Birbirinden arınan iki nehir gibi
Birbirimizden geçerek
Çıktığımız açıklık
Ruhlarımızı yeniden bölüştürüyordu bedenlerimize
Uçurum içini çekiyordu
Orman fısıldıyordu
Kumlarını silkeleyen göçebe bedenin
Yeniden düşüyordu yola
Görünmezin atlarıyla uzaklaşıyordun
Erkeliğin sütünü bıraktığın
Tuzlu dudaklarım
Ardından bir şiiri mırıldanıyordu sana

Uçurum, orman, ay ve bedenindeki birkaç işaretle
Zamana geçirilen dayanıklı söz, o gece
Ardından mırıldandığım şiir
Şimdi başkalarının dudaklarında göçebe





PATLAYICI MADDE

Yüzey kusuru tarıyor
İlerleyici yaşlanma
Likit dinamit
Çözülüyor
Kalbin taş kuyusunda
Susuyorum susuyorum susuyorum
Belki de korkuyorum
Bir konuşsam ortaya çıkacak olan
İçimin simyasından
Kanındaki tutku yapan element
Nefretin incelikli kılınan pelikülü
Dinamit saklı likit gözlerinde
Buluştuğumuz yüzey
Sakin ekran
Gülümsüyoruz steril
Sıfıraltı işlemine kadar inmiyor davranışlarımız
Kapılar açılıp kapanıyor
Başka koridorlara ayrılıyoruz
Gülümsüyoruz steril
Oysa dehşet yatıyor derinliklerimizde
Susuyorum susuyorum sonra şiir yazıyoruz





CAM YAZ

Adını arayan rumuz
Eylüllerden yaz yap bana
Bir dönümlük bir dünyada
Şiirim mıntıka temizliği
Cam şişelere koyduğum
Eylüllerden yaz yap bana
Bir dönümlük bir çocukluk
Gökkuşağı uçurtma
Mayın mantar ütopya
Yalancı mücevherler gibi
Birbirine benzemeyen şiirler yazdım
Okyanusa karşı ağladım sonra
Bak ay karışıyor akşama
Acemi mevsimlerdi
Aşk adı altında yıllarca tek kale top oynadım
Cam üfledi şiirimi
Batık gökkuşağı patlamış mayın
Yırtık uçurtma
Eylül gelmeden bavulumda ütopya
Kendime trenlerden ayrılık aldım
Bak ay karışıyor alnıma
Adını arayan rumuz
Bu mantar sende kalsın
Yırt at bu şiiri okuduktan sonra





KIRMIZI FİLM

Yaratıcı ruhun tırnakları
Kırmızı film
Vamp bir vampir
Kaynak yapılıyor
Ruhların geçmişine
Oksijen maske
Korkunun alt yazısı
Kullanılmış biletler
Deri jartiyer
      Siyahı
Sahaflara düşmüş
Sivri topuklar çeviriler
Derinleşmeden kullanın
Bütün korkuları
Fil dişi vampirin
Ve gece yüzölçümü pelerini
Olmayanı yazmanın romanı
Kuralları bile değişmiş
Nasıl öldürüleceklerinin
Herkese bir tane kırmızı film
Satrancın 64 karesi üzerine
Çarpılan sayısız oyun gibi
Aynı kan farklı kurular
Doğadaki üç ana renk
Yalnızca sekiz nota
Ne kadar az ve ne kadar çok
Atomdan bombaya giden
Kan karanlığı yollar
Olmayana inanmanın sineması
Dişlerindeyiz vampirin




BU NE BİÇİM HAYAT

Bu ne biçim postacı
Üç defa çalıyor kapıyı
Bu ne biçim kel
Hem merhemi var
Hem sürmüyor başına
Bu ne biçim biçimler
İstediğiniz kadar çoğaltılabilir
Memleket çok müsait buna
Örneğin yeni bir komşu taşındı karşıya
Bir baktım Fahriye abla
Kırk yılık bir rötar yapmış
Erzincan treni
Ben gelmişim şu yaşıma
O ise şiirdeki yaşından gün almamış daha
Benimki ne biçim hayat
Uymuyor ne gördüklerime
   Ne duyduklarıma
   Ne okuduklarıma
Ben ne biçim benim
Ne kendime benziyorum
Ne başkalarına





SİZDEN SAKLI

gelmediniz, ben hep sizi bekledim
eksilen yanlarımla
sizden saklı eskidim
 
her şeyden önce aşk verilmiş bir sözdü benim için
gün, ay, saat, hafta; takvimişi zaman yani
Aldıkça dönemeçleri değişmedi hiçbir şey
yalnızca ufuklar yeniledim
 
Kaç aşktan oluşmuş bir şeydi aşk
her sevgiliyle biraz daha
biraz daha sizden saklı eskidim





PEYNİR TENEKESİ

nasır bağlamış elleri
yüreğinin kapısını yıllarca
                    kapalı tuta tuta
yağmur öncesi bir buluta gizlenmiş
unutmuş olsa gerek
zorludur, öç alır pişmanlığın elleri
getirir kor insanı bilmediği bir hududa





MASKE

Maske ölmek isteğidir sevgilim
gerisin geriye dönen etiket
bak gökyüzünde takma bulutlar
ümitlerini yükseğe ayarla
ve bataklık halılarında dinlen
ey kutsal beden
sana da gelecek sıra
pilindeki kuraklık yetmiyor değil mi
hatıranın yüksek gerilimine
başkalarının bantlarında batıp çıkıyor sesin
kağıttan intihar kuleleri
eteklerinde dipnotlarıyla devrildi tek tek
bilgisayarlarının depoladığı vahşetten çıkış alıyor
yeni bir maskenin formülleri
granite dönüşsün diye iskelet iskelet ve etiket
Doğru, kolay silinebilir bir muşambadır seks
ateşten geçirir karton filmleri
bazukalar altında kadife gece
leoparlar öldü sevgilim, parslar, jaguarlar
çölü olmayan bedeviler platoların yeni aynalar
tinerle sil maskeni, ekrandaki görüntüyü ayarla
volümünü kıs kalbinin, dahili hatta seni arıyorlar





MIRILDANDIKLARIM

Kırdım mı incittim mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım
taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hâlâ sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli
ahşaplarıma
ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik
etmemeli
ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz
zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar
özlüyorum
"içtenliğin" ya da "dünya görüşünün" kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan
insanlar
Hâlâ bir umut var mıdır
Çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması
vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım ne de mutsuz
Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o
kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin,
tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
senin ve benim, yani bizim için...





SİS ÇANLARI

ağır yol, uzak yapılar
yaklaşmak için yaklaşık tanımlar
onlarla çıktık yola
yollarda kaldık
sis bastı her yanı
tutukluk çeken silahlar gibi
sözcükler, fısıltılar, mırıldanışlar
eksilerek vardık bir yapıya
O mu, değil mi?
Kim bilebilir şimdi
kılavuzlar şehit
şehitler hain
gözlerimiz karanlık bir pusuda
çoğumuz büyümüş, kimimiz ölmüş
kendimiz bile tanıdık değiliz artık
gözümüzden silinen düşün sabahında
önümüzde açılan yeni bir uzay
Şimdiki zamana ait bomboş ve ölü anlar
ne başka yer ne başka zaman
bizler için hâlâ biryerlerde çalınan
sis çanları var
belki bir gün buluşur diye
aynı ormanda kaybolan çocuklar




Forumlar okunmak ve paylaşmak içindir...


Bu Konunun Linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz. Bu sayfada Murathan Mungan Şiirleri ile ilgili olarak; Murathan Mungan Şiirleri hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri En Güzel Sözler, güzel Şiirler, Yazılar forumu, anlamlı, duygusal mesajlar, şiir, makale, deneme vs. gibi bilgileri veya indirme linklerini, sözleri veya resimleri Murathan Mungan Şiirleri siteleri gibi benzer birçok konuları bulabilirsiniz.

 
Gerçek mutluluk, ancak gerçek sevgi ile yaşanabilir.

Copyright © 2006-2017 AjansMail
Her hakkı saklıdır.