Ömer Bedrettin Uşaklı Şiirleri

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
ÖMER BEDRETTİN UŞAKLI ŞİİRLERİ

BURSA'DA AKŞAM

Bu gün de sonbahardan süzülüp doğdu akşam
Dağların yere indi koyu serin gölgesi.
Uludağ etekleri al ipekten bu akşam
Düştü yeşil ovaya kubbelerin gölgesi.

Ufuklarda bu akşam ne sis var, ne bulut var
Selvilerin içinde bir alev Emir Sultan.
İçten dualar gibi geçiyor sanki rüzgar
Bir ilahi adaya benzeyen Yıldırım'dan.

Orada ince yollar gölgeleniyor işte
Karşıdan renk içinde solgun ay görünüyor.
Güneşin son nurundan bir damlacık içmiş de
Şu karşıki kulübe bir saray görünüyor.

Gözlerine vurunca kubbelerin gölgesi
Öz cenneti gönlümle seyr ettim ben bu akşam.
Göklerde ne bir nefes, ne de bir kanat sesi
Uludağ etekleri al ipekten bu akşam...





SEVGİLİME

Yolunda gençliğim sönse de, yine
İçimde kız senin aşkın var yeter.
Baygınlık çöksün de kirpiklerine
O kumral saçlarla beni sar yeter.

Varlığın uçarken en şakrak çağa
Dolaştım bakıştan, nurdan bir ağa;
Beni öldürmeye ve yaşatmaya
O baygın gölgeli bakışlar yeter..

Karşısında hasretle gelsem dize de
Anlatsam şu gönül ne felekzede.
Bahar yollarında ikimize de
Menekşe türbeli bir mezar yeter...






UFUK HASRETİ

Sarp dağlardan örülmüş dört duvar içindeyim
Nerdesiniz güneşler, nerdesiniz ovalar?
Dağılmaz simsiyah bulutlar içindeyim
Nerdesiniz güneşler, nerdesiniz ovalar!

Yine duman kapladı zindanımda her yeri
Çoruh'a savuruyor yaprakları sonbahar.
Nerdesiniz ey sabah ve akşam güneşleri
Nerdesiniz atımı koşturduğum ovalar?

Duvarlara çarparak çırpınan bir kuş gibi
Gözlerim uzak geniş bir ufku arıyor.
Çoruh, dağlar içinde akamaz olmuş gibi
Süzülerek geçtiği ovaları anıyor.

Ufuk... Ufuk... Upuzun deniz olsun, göl olsun!
Gözlerimi dikince kanarak indireyim
Doğan, batan güneşleri içime sindireyim
Ufuk... Ufuk.. İsterse alevden bir çöl olsun...

Bir gün ufuk derdine gönlümü verip bir an
Ufuk... diye dağları gözümle deleceğim...
Bir gün ufuk! Diyerek bu çıplak kayalardan
Bir siyah kartal gibi göğe yükseleceğim...






SARIKIZ MERMERLERİ

Afrodit, aşk tahtını kurmuş yüksek başında
Yakub'un rüyasından sanki iz var taşında...
Şahikanda yaşamış efsane dünyaları
Senden birer parçaymış kainatın dağları...
Yalçın tepelerinde kartal saklı yuvalar
Eteğinde Aşil'den ses veren Truvalar.
Binbir çiçek açarken ormanlarında yer yer
Saçlarını tararmış körfezinde periler...
Bahar meşalelerle sende alkışlanırmış
Yapraklar solarken de başında ağlanırmış...
Venüs, şen sahilinde yatarmış kumsallara
Her taşın bir taç gibi sunulmuş krallara...
İlyad'ı çamların dibinde yazmış Homer
Lesbos'dan akşamları seyretmiş seni Bodler...
Barbaros, göklerinde tanımış ülkerini
Yeşil ormanlarından yapmış gemilerini...
Sarıkız'ın derdiyle çatlamış kayaların
Sarıkız'ı anarak esiyormuş rüzgarın
Taşında ve suyunda ağlıyor onun sesi
Zümrüt tepelerinde türkmenlerin kâbesi...
Mağrur güzelliklerin ruhumda ve tenimde
Senin yüksek başından dileğim var benim de...
Bir şey istemiyorum, ne çiçek, ne de çemen...
Ne dağ çileklerinden, ne beyaz çam balından
Ne gemiler yapılan o kızıl çam dalından...
Ne ceylan, ne de ince türkmen dilberlerinden...
Bir parça istiyorum meşhur mermerlerinden...
Ne üstüne destanlar, sevdalar yazmak için
Ne de şekilsiz derdime bir şekil kazmak için
Fıskiyeli havuzlar, heykeller kurmuyorum
Mermerinden saraylar yapıp oturmuyorum.
Bir şelale parçası, bir kevser ister gibi
Bir parça istiyorum meşhur mermerlerinden...
Ne ceylan, ne ince türkmen dilberlerinden
Sarıkız'ın gözyaşı damlamış bir yerinden
Bir parça istiyorum meşhur mermerlerinden...
Toprağına gömdüğüm bir dağ sümbülü için
Eteğine koyduğum bir küçük ölü için...





TAHTACI GÜZELLERİ

Güneşi baltaların
Ucunda taşıyarak
Burdan daha çok uzak
Bir ormana gidiyor
Tahtacı güzelleri...
Yemyeşil ormanların
Baştacı güzelleri...

Kırmızı, al, yeşil, mor
Fistanları rüzgarın
Elinde birer bayrak
Gür siyah saçlar, gümüş
Paralarla karışık
Omuzlara dökülmüş
Çam kokusuyla dolu
Taşkın göğüsler açık...

Türkülerle gidiyor
Tahtacı güzelleri...
Kırmızı, al, yeşil, mor
Fistanları rüzgarın
Elinde birer bayrak.
Semiz katırlarıyla
Yapraklara basarak
Ormanlardan ormana
Türkülerle gidiyor
Tahtacı güzelleri...
Yemyeşil ormanların
Baştacı güzelleri...





SON DİLEK

Âşıkım, dağlara kurulu tahtım
Çobanlar bağrımı dağlar da geçer.
Günümü yıl eden şu kara bahtım
Engin gurbetlerden çağlar da geçer...

Hasretle doldurur geçtiğim yeri
Vahşi kuş sesleri, yaban gülleri..
Bazen Akpınar'a giden bir peri
İnce yollarımı bağlar da geçer..

Örtse gözlerimi sonsuz bir diyar
Mezarım dağlara kalsa yadigâr
Gönlümü çiğneyip geçen nazlı yâr
Belki mezarımdan ağlar da geçer...





SON ŞEHİR

Anneme

Duvarda canlı ışıklar bir hayal
Bu yaldızından alevler taşan resim.
Ölümle gölgeli bir düştür, ihtimal
Bakıp bakıp bana mahzunlaşan resim.
Bu ince çerçeveden başlıyor düşüm
Gözümde canlanıyor mavi bir liman.
Bu rengi, bilmiyorum, nerde görmüşüm?
Deniz parıltılı, dağlar duman duman...

Düşünce yollara köy köy, konak konak
Nasıl arardık o aydın şehirleri.
Derinleşen uçurumlardan korkarak
Nasıl geçerdik o azgın nehirleri...
Nasıl arardık o aydın şehirleri.

Önümüzde şarkın o kar yüklü damları
Ve işte buzdan ışıklarla bir şafak!
Beyaz ufuklara karşıydı camları
Benim kızaktır o billur yokuşta bak!
Ve işte buzdan ışıklarla bir şafak!

Bir ince kız gibi omuzumda mavzerim
"Çakırcalım" diye başlardı türküler...
Birer ateşti o çapraz fişeklerim
Güneş batınca yavaşlardı türküler
"Çakırcalım" diye başlardı türküler...

Uzaklaşırken at üstünde bahçeden
Düşerdi omuzuma nurdan bakışların.
Limon çiçekleri dallarda ürperen...
Alevlenirdi gururdan bakışların
Düşerdi omuzuma nurdan bakışların...

Bu son şehirde kapanmıştı gözlerin:
Sütun sütundu uzaktan şelaleler.
Deniz güzel... geceler, çeşmeler serin...
Bahar sefasına dalmıştı bahçeler
Sütun sütundu uzaktan şelaleler...





EFENİN BAYRAMI

Eğilmez başın gibi
Gökler bulutlu efem.
Dağlar yoldaşın gibi
Sana ne mutlu efem.

Oyna yansın cepkenin
Yansın güneşten tenin.
Gün senin, şenlik senin
Bayramın kutlu efem...






BİR HANÇER İSTİYORUM

Portakallar altında geçmiyor bu yıl güzüm
Gönlüm uzak bir köyün gelecek baharında.
Aylar var ki, ey tanrım, görünmez oldu yüzüm
Dört atlı yaylıların süslü aynalarında.

Dağlar önümde boy boy, güneş gözümde tel tel
At üstünde söylenen şiirler kadar güzel
Türküler yakılacak ölümler istiyorum.

Bayburt'un kalesinden sakatlar geçmez elbet
Çoruh'un sularından hastalar içmez elbet
Yiğitçe saplanacak bir hançer istiyorum.

 
 

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Ömer Bedrettin Uşaklı Şiirleri hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Ömer Bedrettin Uşaklı Şiirleri siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com