ŞEMDİN SAKIK PKK'nın Gerçek Yüzünü Anlatıyor

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
         Tuncer Günay'in Dogan Kitapcilik A.S. yayinlari arasinda cikan (İstanbul, Haziran 2007) " Semdin Sakik Anlatiyor" isimli kitabi, halen Diyarbakir F-Tipi Cezaevinde kalan PKK Merkez Komitesi eski üyesi Semdin Sakik ile yapilmis bir söylesiyi iceriyor. 18 yil boyunca PKK'ya hizmet eden S.Sakik, eski örgütü hakkinda ilginc, bir o kadar da düsündürücü olan ve özellikle Kürt genclerinin ders almasi gereken ibret verici seyler anlatiyor. Anilan kitaptan bazi bölümleri aynen aktariyorum.     

         Semdin Sakik, sözlerine baslarken sunlari anlatiyor:         

"Hayatimin en güzel 18 yilini siddet ve terör batakliginda, vahset, ihanet, nefret, ölüm ve korku telkin eden yalcin daglarin dik yamaclarinda, derin vadilerinde, hastaligin kol gezdigi, börtü böcek dolu, rutubetli magaralarda, agac kovuklarinda gecirdim. 18 yil boyunca daglarda PKK icin savasan ben, siddete ve silaha dayanan formüllerin ve yollarin bu ülkeye, basta Kürtler olmak üzere bütün topluma feci zararlar verecegini ve gidilen yolun cok yanlis oldugunu biliyordum. Ancak bunlari dile getirmek, tartismak ve seslendirmek imkânini bulamadim. PKK'nin kontrolü ve baskisi altinda hicbir militan bunlari konusamazdi. Aksi takdirde kendini aninda idam mangasinin önünde bulurdu.

         Kürt sorununu cözecek olan, siddet ve silah degildir ve olmamalidir da… 18 yil daglarda dünyanin en güclü ve en cesur ordusuyla savasan, yüzlerce operasyondan ve catismadan kurtulmayi basararak hayatta kalan, ayni zamanda da örgüt agasi Apo'nun bana kurdugu yok etme tuzaklarini bozan biriyim. Yasadiklarima ve tecrübelerime dayanarak söylüyorum; su anda cok agir bir bedel ödüyorum. Ailesi, kardesleri, köyü, dostlari ve hayati mahvolmus, cezaevinde cürüyerek ölmeye mahkû»m biriyim ben. Ama bu aci gercek bile beni, Türkiye'yi ve halkimizi sevmekten alikoyamiyor. 

Daglara cikmaya ikna edilmis olan veya bunun icin hevesli görünen Kürt genclerine, tecrübeli bir agabeyleri olarak sesleniyorum: Daglar mesire yeri degildir. Daglar size anlatildigi gibi, romantik devrimcilik yapilabilecek bir macera alani hic degildir. Karsisina cikacaginiz Türk Silahli Kuvvetleri de basibozuk, disiplinsiz ve korkak Batista ya da Saddam kuvvetleri degildir. Terör baronlarina, mafyalasmis örgüt seflerine aldanip daglara cikmayin. Kürt sorununu barisci, dostca yöntemlerle anlatin. Bu sorunun cözümüne yine birlikte yasadiginiz Türk kardeslerimizle ulasabilirsiniz. Türkler sizi dinlemeye ve anlamaya her zamankinden daha cok hazir ve olgunlar. Onlari ürkütmeden ve kiskirtmadan diyalog yollarini kullanarak derdinizi anlatin. Aksi halde her zaman oldugu gibi halkimiz kaybedecek, ülke de harap olacaktir. Bu durumdan bölgede pusuda bekleyen ABD kazancli cikacaktir. ABD hicbir zaman Kürtlerin dostu olmamistir ve olmayacaktir da. Kürtlerin gercek dostlari Türklerdir. Biz onlarla birlikte yasayacagiz.   

         Daglar hayvanlastirici, vahsilestirici, her türlü medeni yasamdan uzaklastirici ve ilkellestirici ortamlardan baska bir sey degildir. Daglar icin anlatilan romantik hikâyelerin hepsi palavradir." ( s.19-20)

         S.Sakik, söylesi sirasinda sorulan bazi sorulari ise söyle yanitliyor: 

         - Daga cikmasaydin bu kadar ünlü, namli olmazdin deniliyor.         

         Ünüm batsin. Böyle nam olmaz olsun. Kan dökmekle, yakip yikmakla anilan, övülen Semdin yerine ölü Semdin'i, ekmege muhtac Semdin'i tercih ederim. Simdi kime merhaba deyip elini sikiyorsam, "lütfen gecmisimle degil, su andaki kisiligimle muamele edin" diyorum.

         Eski örgüt sefim, "Her tarafi dökülüyordu, elinden tuttuk adam ettik, komutan yaptik, basimiza bela kesildi…" demisti. Bilmeyen, "Bu adamin hazir ordusu vardi ve Semdin'i alip basina komutan olarak atadi" diye düsünecek. Ben de, cok gecmeden bu söylemin büyük bir yalan oldugunu, sahip oldugum her seyi emegimle yarattigimi, daglarda katlandigim ve cektirdigim acilar sayesinde onun Sam'da yasadigini kendisine hatirlattim. Dagdan inerek, onu Sam'dan cikardim.( s.25)

         - Gercek anlamda kimlere düsmandiniz?     

         Bizim olmayan her seye, bizimle olmayan herkese düsman olmak, düsman politikamizin temeli oldu. Askeri gücleri, "sömürgeci düzenin ordusu" sifatiyla degerlendirip birinci düsman ilan ettik. Her ne bicim ve düzeyde olursa olsun, askerlerle isbirligi icinde bulunan her insana, "isbirlikci", "hain", "ajan", "muhbir" diyerek, hepsini kara listemize aldik. Köy koruculugu yapan köylüleri "düsmanin tetikcileri, piyonlari" ilan ederek, tüm aile, akraba ve asiretleriyle birlikte düsmanlar listesine dahil ettik. Vergi ve yardim adi altinda parasal taleplerimizi veya siyasi cizgimize gelmeyi kabul etmeyen Kürt zenginlerini, seyhleri, agalari, asiret reislerini, ileri gelenleri, taninmis sahsiyetleri, "sömürgecilerin dayanaklari" olarak suclayip, düsmanlarimizin arasina kattik. "Tek tarafli yayin yapiyorlar" gerekcesiyle tüm basin mensuplarini, "halkimizin kutsal mücadelesini legal platformlara cekerek yozlastirmak istiyorlar" diyerek, hedeflerimiz arasina aldik. Yargiclari, "gücün hukukunu tesis ediyorlar" gerekcesiyle düsman belledik. Ögretmenlere, "Kürt kültürünü asimile etmeye calisiyorlar" gerekcesiyle saldirdik. Turistik tesislere "Türkiye bütcesine katki yapip ordunun daha cok silahlanmasini sagliyorlar" diyerek saldirdik. Kisacasi, örgütsel yapimiza karsi olan, hatta dahil olmayan tüm örgüt ve siyasi gruplari, "sömürgeciligin uzantilari" suclamasiyla düsman saydik. Bizden olmayan düsmandi, bizim bizden baska dostumuz yoktu. Bizimle daga cikmayan cocukluk arkadaslarimizi, ailemizi, akrabalarimizi bile kara listemize ekledik.

         Sadece disimizda degil, icimizde de bizi yikmak isteyen düsmanlar olduguna inandik. Bunlara da "icimizdeki hainler" dedik. Akraba cevresi devletle isbirligi icinde olanlar, Kürt egemen siniflarindan gelenler, örgüt icinde uzun süre hayatta kalanlar, örgüt sefini elestirenler, silahli mücadeleyle sonuca varilmaz diyenler, cinsel iliskide bulunanlar, insanca yasamaya calisanlar, düsünenler, kitleler tarafindan sevilenler, "ic düsman"larimizdan bazilariydi. İcimizde de dostumuz yoktu.

         Komsu ülkelere "sömürgeci", Arap ülkelerine "gerici-yobaz", Bati ülkelerine "emperyalist", Dogu Bloku ülkelerine "reel sosyalist-oportünist" diyerek, hepsini düsman bildik. Dünya ülkeleri arasinda da hic dost yoktu.

         Ekmegini elinden aldigimiz köylü, bir sonraki günde düsman belledigimiz kesimlere selam verdi diye düsman ilan edildi.( s.87-88) 

         Sefimiz gibi düsünmeyen, örgütümüzle hareket etmeyen, sefimize ve cetemize cani pahasina bagli olmayan her insani tehlikeli ve bir an evvel bertaraf edilmesi gereken hedef belledik. Bizden olmayan karsitimizdi. Her karsitimiz gece gündüz demeden bizi tasfiye etmek icin cabaliyordu! Kusku, kusku, kusku… Kuskular girdabinda paranoyaklastik. Doga da düsmandi. Bati Anadolu ormanlari da düsmandi. "Bizden baska dostumuz yoktur" safsatasini yüregimizin derinliklerine oturttuk. Düsmanlarin her yanimizi sardigina inandik. Bize göre, bu düsmanlara karsi korunmanin tek yolu onlara saldirmakti.(s. 89)   

         - Nasil eylem yapiyordunuz? 

         "Bizden olmayan düsmandir" mantigi icinde düsman listesi cikarilir, bunlar yönelinmesi gereken hedefler olarak belirlenir, militanlarin önüne konulur ve "eylem yapan Apocu'dur, PKK'lidir, yurtseverdir, daha cok eylem yapan kahramandir…" denilerek ortaliga salinirdi.

         Militanlar, eylemin siyasi sonucuna bakmadan, daha cok örgüte yaranmak, üst kademelere tirmanmak, örgütün agir yaptirimlarindan kurtulmak, "su militan eylemcidir" dedirterek övgü toplamak vb. nedenlerle saga sola saldirirlardi. Düsman kabul edilen cevre ve kisilere duyulan öfke ve örgütün dayatmalari karsisinda icine düsülen caresizlik, militani eyleme yöneltirdi. Onlar eylem yaptikca, üst kademe "cok güzel ama daha fazla yapmalisiniz" diyerek daha fazlasini isterdi. Bazi Eylemler kamuoyunda tepki topladiginda ise, "bu eylemler örgüt cizgisini saptirmak isteyen cete isidir, örgüt iradesi disinda gelismistir…" gibi suclamalarla bir günah kecisine yigilir ve hatta gerekirse bu militan ölümle cezalandirilirdi. Ama ayni eylem bicimi farkli bir zamanda ve farkli bir mekanda yine tekrarlanirdi; zira, eylem yapmanin en temel amaci korku yaratmakti, bu ise toplumda en cok tartisilan eylem bicimleriyle mümkündü.( s.89-90)

         - Örgütle yolunuz nasil ayrildi?             

         Ömrümün en dinamik, en verimli, en yasanilmasi gereken 18 yilini heba ettikten sonra; emirleriyle ölümden ölüme kostugum örgüt sefinin talimatiyla tutuklandim. Aylarca kaya oyuklarinda hapsoldum. Fiziki ve manevi iskenceler gördüm. "Hain", "isbirlikci", "ajan" olmakla suclandim. Bütün bu suclamalar dogrultusunda örgüt tarafindan idam cezasina carptirildim. 

         Verilen cezanin infazini beklemeden 15 Mart 1998 tarihinde, örgütün Kuzey İrak kamplarindan birindeyken, örgütten kactim. "Kürt milliyetcisidirler, bana sahip cikarlar" deyip, KDP güclerine sigindim. Yanlarinda barindiracaklarina inandigim bu güc tarafindan, 28 gün süren sorusturmadan sonra, Türk güvenlik güclerine teslim edildim.

         Yargilama sürecinde, ne "savunma hakki kutsaldir" söylemini dillerinden düsürmeyen avukatlarin hukuki yardimlarini, ne adina 18 yil mücadele ettigim halkin destegini, ne de ismimi kullanarak yillarca siyasal rant saglayan kardeslerimin sahiplenmesini gördüm. Kimilerinin "cani"si, kimilerinin "hain"i, kimilerinin "korkak"i ilan edildim. Kimisi "kontra" olmami, kimisi "siyasi savunma" yapmami dayatti. Bu talepleri reddettigimde de iki ates arasinda kaldim. Kimileri gecmisimden, kimileri siddete son verme kararimdan dolayi saldirdi. Bir dönemlerin anli sanli savascisi, türlü saldirilara maruz kalarak linc edildi… Gecmisimi yitirmenin boslugu ve gelecegin karanligiyla birlikte bir hücreye konuldum. Artik hicbir seye sahip degildim; insanlarin iyi niyetini beklemekten baska secenegim kalmamisti. Ne yazik ki, gecmisimin vahameti insanlarin iyi niyet göstermelerini engelliyordu.( s.103-104)

         - Geldigin noktadan memnun musun?           

         Büyük ideallerle kavgaya atilan Semdin'in geldigi nokta; devletten, örgütten, toplumdan, aileden, insani deger yargilarindan, gecmisten, gelecekten, sagliktan ve moralden kopma... Yoksul ve yalniz bir yasama terk edilme… Hayata, kendine, dünyaya olan inancini yitirmis, güvenini yok etmis, tedavisi ve düzeltilmesi cok güc fiziksel ve kalici hasarlara ugramis, korku ve caresizlik icinde kivranan, sucluluk ve utanc duygusu altinda ezilen, her türlü psikolojik rahatsizlikla bogusan bir Semdin. Kim düsmek ister bu duruma? ( s.104)

         - Örgütten ayrildiginiza hic pisman oldunuz mu? 

         Hicbir zaman. Aksine, neden daha erken örgüt melanetinden kurtulma karari vermedigim icin, oturup dizlerimi dövüyor, kel basimi yoluyorum. Ama olan olmustur. Gecmise aglamanin faydasi yoktur. En dogrusu gelecege bakmaktir. Önemli olan gelecektir, gecmisten kurtulmak gelecegi kazanmakla mümkündür.( s.113)

         - Sizce ne kadar insan öldü? 

         30 yil süren siddet ortaminda ölen insan sayisi kesin olarak bilinmedi ve hicbir zaman bilinmeyecektir. Ortalikta dolasan 30-35 bin rakami saglikli degildir. Titiz bir arastirma sonucu degil, birilerinin ortaya attigi yuvarlak bir rakamdir. Hem örgüt hem de devlet kayitlarina gecen rakamlar toplanirsa ölü sayisinin 100 binin altinda olmadigi görülecektir. Faili mechul cinayetler, kayitlara gecirilmeyen ölüler, yurt disinda yasanan ölümler, örgüt ici infazlar, asiretlerle girilen catismalarda ölenler, örgütler arasi catismalardaki kayiplar, siyasi oldugu halde kaza ve köy kavgasi süsü verilen ölümler, Bekaa Vadisi'nde ve K.İrak kamplarinda gömülenler, İran-Türkiye sinirinda degisik bicimlerde öldürülüp topraga verilenler, Türkiye daglarindaki toplu mezarlara konulanlar toplaninca rakamin vahameti anlasilacaktir. (s.128)

         - Örgütün komsu ülkelerle iliskileri nasildi?   

         Siddet, her zaman taraflari, üstünlük saglamak icin, birbirlerine taviz vermek zorunda birakir. Örnegin örgüt, bir müttefik daha kazanmak icin ideolojik düsmani dinci örgütlerle bile isbirligine gitti. İsi Hizbullah'la ittifak yapmaya kadar vardirdi. Bir süre daha Suriye'de kalmak ve bu alanda barinmak icin Suriye Kürtlerinin haklarini askiya aldi, varligini yok saydi, Suriye yönetimi icin ajanlik ve silahsorluk yapti. İrak topraklarini kullanmak icin, İrak yönetimine muhalif olan Kürt örgütlerle catismayi gündemine aldi. Örgütün sürekli Barzani ve Talabani gücleriyle catisma halinde olmasinin nedeni İrak yönetimiyle iliski sürdürmekti. İran'in olanaklarindan da yararlanmaya ihtiyac duyan örgüt, İranli Kürt muhalif gruplarla da catisti. Bu gruplari sik sik İran istihbaratina ihbar etti. Daglarda tutsak ettigi İran muhaliflerini İran yönetimine teslim etti. Tarihsel celiskiler nedeniyle Türkiye ile arasinda soguk rüzgarlarin estigi Ermenistan'in imkan ve topraklarindan yararlanmak icin, diaspora Ermenileriyle birlikte hareket etmeyi uygun gördü. Rusya ile siki iliskilerini sürdürebilmek icin Cecen savascilariyla savasmayi kabul etti. 1980'li yillarda, Filistin kamplarinda barinan örgüt, Filistin-İsrail savasinda militanlarini ölüme gönderdi. Filistin cephesinde yer alan PKK, 13 militanini catismalarda kaybetti. Türkiye ve Yunanistan arasindaki celiskilerden yararlanmayi ihmal etmeyen örgüt, Yunan istihbarat birimleriyle birlikte calisti. PKK, hangi ülkeyle su veya bu düzeyde iliskiye girdiyse, onlarla isbirligi icine girmekten cekinmedi ve bu ülkelerin Türkiye'nin aleyhine olan hicbir istegini geri cevirmedi.(s. 168) 

         - Sizce PKK hangi güclerin güdümüne girdi? 

         Su anda örgütü yönlendiren ne örgüt sefinin talimatlari ne de örgütün ikide bir yaptigi kongre ve konferanslardir. Örgütün hangi isimle, hangi kararlarla ve hangi hedeflere yönelecegini baska gücler belirliyor. PKK, bir parca Avrupa'nin, bir parca ABD'nin ve bir parca da Ortadogu istihbarat örgütlerinin mali haline gelmistir. PKK, HADEP boyutuyla AB'nin, K.İrak'taki varligiyla ABD'nin denetimindedir. PKK icindeki gruplasma ve catismalar, bu farkli cikar cevrelerinin catismalari ve gruplasmalaridir. "Yedi kocali Hürmüz" durumuna gelen PKK, bu gercek dolayisiyla nerede, nasil ve neler yapacagini kendisi bile kestiremiyor. Bakmissiniz, kosulsuz teslim olmayi kabullenmis, bakmissiniz kavgayi daha da gelistirmeye calisiyor. Apo ne kadar iradesini yitirmis durumda ise, PKK da o kadar iradesini yitirmis durumdadir.(s. 172) 

         - Bu siddet döngüsünden nasil kurtulabilecegiz? 

         Atilmasi gereken ilk adimlar bellidir: Bir taraf bölünme fobisinden, diger taraf bagimsizlik hayalinden kurtulmalidir. Bu ülke bölünemez ve bu ülke tek renge bürünemez. Bu ülkede farkliliklar yok edilemez ve bu ülkede farkliliklar üzerinden siyaset yapilamaz. İkincisi, siddetin ne büyük bir illet oldugu gerceginin bilince cikarilmasi icin büyük bir mücadelenin verilmesi sarttir…

         Siddet atesi, bize ait ne kadar deger varsa hepsini yakarak bugüne geldi, yanacak fazla deger kalmadigi icin de sönmeye yüz tutmus atesi yeniden alevlendirebilir. Bu ülkenin vatanseverlerine düsen, bir an önce bu siddet atesini bir daha alevlenmeyecek sekilde söndürmektir. Kavga atesi her seyi yakip bitirmeden, biz onu söndürebiliriz. Belki bu bicimde gecmiste islenen günahlarimizi affettirebiliriz.

         Dünyanin neresinde ve hangi döneminde olursa olsun, verilen savaslarin tek sonucu vardir: Kaybetmek… Savasci, ya fiziken ya da ruhen ölür. Bir savasci her halükarda ölüdür."(s. 174-175) 

         "Semdin Sakik Anlatiyor" isimli kitap, gerek halen PKK icinde silahli eylemlerini sürdüren ve gerekse PKK ile mücadele eden güvenlik gücleri tarafindan okunmasi gereken, ibret verici hususlar iceren bir eser. Herkese öneriyorum… 

         Sinan Sungur   
 
 

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; ŞEMDİN SAKIK PKK'nın Gerçek Yüzünü Anlatıyor hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri ŞEMDİN SAKIK PKK'nın Gerçek Yüzünü Anlatıyor siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com