Sevmek Zamanı

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
İzleyeniniz var mı bu filmi? FİLmin konusuna dair bir yazı buldum bir yerden onu koyayım zihninizde bir şeyler canlansın...

***

tam da doğu masallarına has, macerasını kendisiyle ya$ayan, derdini göz bebeğine gömen, zerre beklentisi olmadan sadece ama sadece seven bir adamın ve ona neyseki a$ık olan bir kadının öyküsünü anlatır erksan...

filmin en önemli unsurlarından biri, dönemin sulu zırtlak a$k filmlerine nazire yaparcasına, erksan'ın filmin neredeyse finaline kadar çifti bir araya getirmemesi, getirdiğinde de kameranın önünde olu$turduğu kimine göre gerçekten daha da gerçek, kimine göre anlamsız (ki bunları yüzeysel diye çağırıyoruz akşam ezanında yemeğe) gelebilecek derecede yoğun hissiyatı; hortum gibi kameradan peliküle, ordan da perde vasıtasıyla izleyicinin direkt aort mahalline göndermek suretiyle kitleleri telef eylemi$ olmasıdır... bu kitlenin içine dahil olma $erefine eri$eni bekleyen yegane ödül de ermi$lere karı$mak olsa gerek, bir süreliğine ya da ömre bedel bir $ehlalık ile birlikte...

hayatını daha çok kadınla birlikte olmaya, yahut daha çok adamı artı hanesine katmaya adamı$ olan kelle avcısı soyundan gelme kıtipiyozların anlamayacağı türden bir durumdur mü$fik kenter'in oynadığı boyacı halil'in durumu... aynı biçimde bu a$ka, kar$ılığını zati sonsuz yüzeysellik denizinden bezmi$ bezdirilmi$ bir tip olarak kar$ımıza çıkan meral (selma özcan) de layıkıyle verir. gerçi burada dönüyor dola$ıyor, yine de a$kın eğlentide değil, birlikte çekilen acıda gerçekliğine erdiğini görüyoruz. tıpkı yeni dönemin capun filmlerinde pek sık rastladığımız gibi.. (ki bunların da doğudan esmesi bo$una değil. zira "ölüp toprak olduğumda, o topraktan testi yapıp yare su verin" diyen bir edebiyatın ye$erdiği torpaklar, elbet çingen oynatarak a$k me$k etmeyecektir, biraz da böyle bulacaktır yolunu...)

bunca meram dökme, filme methiye düzme, bu methiyelerde hissi noktalara fiili müdahalelerde bulunma gibi eylemlerden sonra, filmin tutarlılığı ve de $ahane karakter dizaynı üzerine de diyecek söz bol elbette..

söz gelimi; halil, bir biçimde evlenmekten caydığı amma velakin artık daha da ilersini, resimden ve suretten daha boyutlu halini bildiği bir dönemde, tam da kadının ba$kasıyla yapacağı evlilik öncesinde üstelik, bir gelinlik giydirilmi$ vitrin mankeni yürütmekle verir tepkisini... ho$ sonrası da pek namlıdır, gelinlik giymi$ vitrin mankeni ve kendisini a$k derdine dü$üren resmi kayığına attığı gibi yola çıkar da ardından olanları daha da bir merakla izletir halil
 
 

 
 
film hakkında başka bir yazı... Konusunu da okumuş olursunuz böylelikle...

***

Halil ; "Sen dostlukların, aşkların kolay mı kurulduğunu, kolay mı sürdürüldüğünü sanıyorsun? Resminle..ilk karşılaşmamızı dün gibi hatırlarım.
Elbiselerim eskiydi, kirliydim, sakallarım uzamıştı. Birden bana iyilikle, sevgiyle bakan bir yüz gördüm. İnanamadım..İkinci kez zorlukla baktım resmine. Gene iyilik, gene sevgi vardı gözlerinde. Nihayet DEĞİŞMEZİ
bulmuştum. Resmin benim içime bakıyordu. Benim kendimi görüyordu..Bana hep dostlukla, iyilikle, sevgiyle baktı." Meral ; "Benim bakışlarımda da sevgi var. Ben de senin kendini görüyorum. Resmimin yerine ben seveceğim seni.
Artık ben varım." Büyükada..Yağmurlu bir sonbahar günü deniz kenarındaki tenha lokantada 'Öğle Rakıları'nı içen Mustafa ve Halil..Genç olanı (Halil) bir süre sonra oradan ayrılıp arabasız (umarız hâlâ öyledir) sokaklarda
yürüyor. Bir eve girer. Üst katta, duvarında güzel bir genç kızın, Meral'in, hatırı sayılır büyüklükteki resminin bulunduğu oda..Perdeleri açtıktan sonra
(ve filmin sonuna kadar) resme öyle bir bakar ki..Eve girerken,bahçe kapısını kullanmayıp duvardan atlaması dışında herşey 'evindeymiş' hissini veriyor. Yemek sonrasının geçikmiş keyif sigarasını yakıp, yakındaki bir
makaralı teybi çalıştırınca 'Nihavent Saz Semaisi' odayı doldurur. Oturduğu koltukta, nihayet, resimle başbaşadır..Tam da o gün, evin sahibi Meral, kız
arkadaşlarıyla 'güzel bir hafta sonu geçirmek için' Ada'ya gelmiştir. Eve girip müzik sesini duyunca ne olduğuna bakmak için yukarı çıkar. Önce durumu tam olarak anlayamaz. Bakışları Halil ile kendi resmi arasında gidip gelir.
"Hırsız değilim..(-Buraya ne zamandan beri geliyorsun?) Bir seneden beri her gün geliyorum. (-Peki, ne yapıyorsun burada?)...(-Gitmek mi istiyorsun?) Evet. (-Bir şey daha soracağım. Kimsin, ne iş yapıyorsun?) Boyacıyım.
Evlerin iç süslemelerini yaparım. Şu yukarda Ahmet beylerin köşkünde çalışıyorum. Geçen sene de bu eve boya yapmıştık." Birkaç gün sonra Mustafa'nın söyledikleri "Peki, şimdi ne olacak? Oraya rahat rahat gidemezsin artık..Senin kendi fotoğrafına aşık olduğunu anladı değil mi?" Az
rastlanan bu durumdan etkilenen Meral, delikanlıyı her görmeye gidişinde Halil "Resmin ile aramdaki bir durum seni ilgilendirmez. Ben senin resmine aşığım.", "Resmin sen değilsin ki. Resmin benim dünyama ait bir şey..Benimle
resminin arasına girme." gibi sözlerle ondan uzak durur. Ama, 40'lı yıllarda söylendiği gibi diş macunu, bir kez, tüpten çıkmıştı ve (sonraki yılların teknolojisi ile bir miktar mümkün olsa da) geri koymak çok zordu. Genç kız o
koskoca resmi Halil'e verir ve sonraki bir gün İstanbul'a döner. Mustafa hep Meral'den yanadır "Madem ki şimdi o senin kendisine (resmine) aşık olduğunu biliyor ve de bu sevgiyi seninle paylaşmak istiyor o halde onunla bölüşmeye
mecbursun." Halil her ne kadar "Ona ait olmayan bir şeyi onunla nasıl paylaşırım? Aşkım yalnız bana, kendime ait bir şey." diye dirense de sonunda Meral'i arar. Genç kızla evlenmek isteyen Başar'ın yaklaşımı biraz farklıdır
"Sen adadaki olayın tesirinde kalmışsın. Resme aşık olmak iyi numara..Çocuk olma Meral, sen öyle birini sevemezsin..Bak, birkaç gün beraber olalım, unutur gidersin o adamı." Maslak'daki Atış Poligonu..Başar'ın, kıskançlıkla, adamlarına Halil'i kıyasıya dövdürmesi..Meral..Meral'in babası. Tüm bu hızlı
olayların sonunda, Halil "Sana aşık olarak kalmak istiyorum." diyerek genç kızdan tekrar uzaklaşır. Bir süre sonra Mustafa'nın gazeteden Meral'in
evleneceğini okuduğu Halil'de bir şeyler değişmeye başlamıştır. Önceleri Meral'e "Ben resmine aşığım. Ölünceye kadar onu seveceğim." demişken şimdi resim yetmemeye başlar. Filmin sonuna doğru onu, çok güzel manzaralı bir
gölde kürek çekerken görüyoruz. Kayıkta Meral'in o büyük fotoğrafı ve gelinlik giymiş bir manken vardır. Bir araba gelir. Nikâhtan kaçıp ona gelen Meral yavaşça kayığa biner. Önce, Halil'in bir zamanlar vazgeçemediği resmi
sonra da mankeni suya bırakır. Artık yalnızca ikisi..ama bir de Başar vardır. Elinde de atış poligonundakinden farklı olan ve biraz sonra iki sevgiliyi cansız bırakacak bir tüfek..dürbünlü bir tüfek..Film biterken, tüm
bu acılara karşın, Belgrat Ormanı, göl ve ağaçlık ne kadar da güzel.

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Sevmek Zamanı hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Sevmek Zamanı siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com