Şiir sayesinde yeryüzü EV olur!

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
   

"Şiir sayesinde yeryüzü 'ev' olur"

"Şiir sayesinde yeryüzü 'ev' olur", ile ilgili forum

Ümran Avcı ile Edebiyat Söyleşileri'nin bu haftaki konuğu Bejan Matur

 

ÜMRAN AVCI / HT GAZETE

Babası, Behice Boran'a olan sevgisinden dolayı ona "Behice" adını  verdi. Nüfus memuru ismini hüviyete "Bercan" olarak geçirdi. Annesi evde  göbek adı olan "Ağlan" diye çağırıyordu. 6 yaşında okula başladığı gün  öğretmeni adını sorduğunda ne diyeceğini şaşırdı ve ağzından "Bejan"  çıkıverdi. "Ağrısız, sızısız" anlamına gelen Bejan... O günden sonra  artık Bejan'dı. İleri de hukuk eğitimi almış bir şair olarak kitapları  26 dile çevrilen "Bejan Matur" olarak anılacağı ismini kendisi vermişti.  Edebiyat Söyleşileri'nin bu haftaki konuğu Bejan Matur, "İsim kaderdir,  kaderinizi çağırırsınız. Bejan olmasaydım eksik olurdum. Bejan'ı  söylediğim andan itibaren farklı yürümeye başladım. Bir ışık doğru  içime..." diyor.

Şiir üzerine konuşarak başlayalım istiyorum...

Şiir  dosyalarını toparlarken tekrar tekrar azaltarak yazıyorum. Üzerinde bir  heykeltıraş gibi çalışıyorum. Sesini, ritmini tartmaya sıra geldiğinde  günün farklı saatlerinde çalışmak zorunda hissediyorum, çünkü gecenin  sesi, sabahın sesi, gündüzün sesi farklı oluyor. Bazen sabah 5'te uyanıp  dolaşarak elimdeki tüm o kâğıtları önce içimden ardından sesli  okuyorum. Jackson Pollock'un "Sonbahar" filmini izlemiştim. Tuvali yere  seriyor ve etrafında bir Şaman gibi dönüp boyaları sıçratarak resmini  oluşturuyor. Resimde sadece bir fırçadan damlamış boya lekeleri var ama  olağanüstü de gizli bir ahenk var. Orada o dansın etkisi, o dönmenin  etkisi. Benimki de biraz ona benzer bir şey. O ses, yürüme bir ritüel.  Yürüme bir tür dans, çünkü şiir kelimelerden önce müzik ve ses demek.  Onu kelimeyle buluşturmak benim açımdan ancak defter kalem varsa mümkün.  Yoksa bir ses olarak gelip, rüzgâra karışıp uçup gidiyor. Onu  yakalayamazsam kelime, cümle olmuyor. Şiir görünenin ötesinde, bizim  algılarımızın ötesinde gizli bir plazması olan başka bir yer aslında.  Oraya yaklaştığımızda duyabiliyoruz. Aslında şiir doğada var.

Şiir her  yerde yani...

Evet her yerde var. O yüzden ben yürürken ya da hareket  halindeyken yazıyorum. Çünkü orada yeryüzüyle olan ilişkiniz değişiyor.  Harekete geçtiğiniz, yürümeye geçtiğiniz andan itibaren yeryüzüyle sizin  varlığınız başka bir ahenk yaratıyor. Orada o sesi duyma imkânınız daha  yüksek. Benim açımdan şiirin ilk yazılış hali benim kontrolümde değil.

Esriklik hali gibi mi?

Evet esriklik hali gibi. Çünkü orada bir alınmış  karar, önceden tasarlanmış bir kavram, bir kelime, bir metafor  kesinlikle yok. Ne geliyorsa ona açık olduğunuzda, onu yakalamaya  çalışan, onu kaydetmeye çalışan biri olarak görüyorum kendimi. Onu  kaydettiğim anda şiir olmuş oluyor. Bu tabii ilk malzemesi. Şiir  sonrasında da yapılan bir şey. Üzerinde oturup heykeltıraş gibi  çalışıyorum. Biraz müzik kompozisyonu gibi. Bir müzisyen doğadaki  sesleri nasıl yakalıyorsa şairler de öyledir. Doğada sesler vardır. Siz  onları bir ağacın dalından, rüzgârdan, taştan alırsınız. Onları alır bir  müzik portesine yerleştirir gibi kelimeleri yerleştirirsiniz. Ve o  sentaks, iç dizim tamamen sizin dışınızdadır. Sonrasında onu nasıl  kuracağınız tamamen sizin matematiksel sezginize, nesneyi hissedişinize  bağlı. Nerede durulacağını şiir aslında size söylüyor. Çok iyi  dinlediğinizde şiir, "Dur, daha ileri gidemezsin" der. Bir adam müsaade  etmez. Taş gibidir, duvar gibidir. Size öyle bir duvar çeker ki. Yani  heykeli bir yere kadar yontarsınız, bir yerde artık müsaade etmez. Çünkü  özü ordadır. O yüzden çok kozmik bir deneyim olduğunu düşünüyorum. İlk  başlangıcı bir vecd hali, sonrası ağır işçilik.

'ŞİİRDE YÜREK KARARI  GEREKİYOR' 

 

"Şiir sayesinde yeryüzü 'ev' olur" ile ilgili resimAğır işçilik kısmı, kelimelerden vazgeçmek mi?

Tekrar  tekrar yazmalar, elemeler, sesini oturtmak için yapılan bütün o ayinler  yapılma aşaması. Tabii vazgeçmek çok önemli. Geride bırakabilmek.  Kaleminizden çıkan her şey yücedir, kutsaldır kibrine düşmemek çok çok  önemli. Gazeteci değilsin, mühendislik de yapmıyorsun. İnsana yeni bir  şey söylüyorsun. O yeni şeyi söylemenin, bir tür aydınlanma hissi  vermenin yolu yaptığınız şeyin biricik ve ilk oluşu, yeni oluşu, dilin  yeni oluşu. Tasavvufta "hal" derler, "an". Geçmişin ve geleceğin  kesiştiği o zaman dairesinde kendini bulmak. Aslında şiir o "an"da  gelir. O 'hal'in içinde değilseniz özgün olma şansınız yok. Diğeri  dekorasyona dönüşüyor. Sözü bütün o klişeleriyle tekrarlatarak aslında  sözün gücünü azaltıyor. Sanatın dönüştürücü gücü dediğimiz şeyin  olabilmesi için yürek kararı gerekiyor. Bir sanat eseriyle  karşılaştığımızda kalbimiz ürpermiyorsa o eserde bir eksiklik vardır.  Varlığı tamamlanmamıştır. Yeni ve gerçek bir şeyle karşılaştığınızda o  aşkın ruh hali dediğimiz bir ürperme yaşarsınız. Bedeninizi dinleseniz,  vücudunuz size o sanatın etkisini, gerçekliğini ya da sahte  kurgulanışını söyler. "Bu" dersiniz. O dili biri bulur size getirir.  Bütün çağdaş sanat da bunun peşinde. "Bu" anının yakalanması peşinde.  Yoksa hayatın ne anlamı var ki? 

"Ayın Büyüttüğü Oğullar" kitabınızdaki  bir şiir "Sözcükler acımızı doldurmayacak" diyor... Doldurmaz mı ya da  teselli olmaz mı?

Olur ama eksiktir hep. Dil eksiktir. Çünkü dil,  varlığın aktarımında, anlatımında dünyayla sınırlıdır. Kelimeler bizim  aklımızın sınırlarıyla sınırlıdır. O yüzden şiir bizi sezginin alanına  davet eder. Sezgilerimizle parçalanmış varlık algısını toparlarız. "İyi  sanatta" sezgilerimiz toparlayıp verdiği için ruhumuza dair yeni bir  tamir olma, iyileşme hissederiz. Sözcükler acımızı elbette doldurmaz  çünkü acı her zaman daha büyüktür, daha fazladır, daha anlatılmamıştır  ve anlatılmaya ihtiyacı vardır. Evet dil eksiktir ama başka da aracımız  yok.

İyi ki de anlatıyor ve iyileşiyoruz...

Sanatın başından itibaren o  varlık sebebi iyileşme aslında. Şamanlar da bunun için sözü ayinlerine  dahil ettiler. Dengbejler o sözle o toplumun acılarını aktardılar,  aktarıyorlar. Sanatın iyileştirici, sağaltan bir tarafı var. Bize  hapsolduğumuz bedenin sınırları dışında bir mana, bir varlık alanı açar  sanat, şiir. Onu bize hissettirdiği için büyütür bizi ve kendimizi  yuvada hissederiz. Asıl o zaman yeryüzü ev olur. Şiir, yazan için de  okuyan için de iyileştiricidir. Benzer acılar, benzer sancıları görür ve  yalnız olmadığımızı anlarız.

Kahramanmaraş'tan, çok acılı topraklardan geldiniz. O acılar da şiir  için yol vermiş olabilir mi?

Bir insanın biyografisi, hayat hikâyesi her  zaman yazısının kökünü kaynağını işaret eder. Maraş olayları sırasında  10 yaşındaydım. Biyografik anlatıyı çok büyük merak ve ilgiyle okurum.  Çok önemserim, çünkü insan odur. İnsanın muhayyilesini oluşturan o  çocukluk yaşantıları, imgelerin kaynağı, bizim kâinatla kurduğumuz  ilişki. Bütün o kokuyu, rengi, ahengi orada ediniriz. Benim çocukluğumda  da şiirin referans noktası, yeri hep o topraklardı. O toprakların gizli  katlarıydı. Çocukluğumdan itibaren beni çevreleyen taşların, suların,  rüzgârın söylediği bir acı, kederli ses vardı. Onu hissediyordum.  Kederli ses benim şiirimde hep var. Çünkü o acı var. Çünkü yaşandı,  çünkü dilsizdi, çünkü hiç anlatılmadı ve henüz de anlatılmış değil,  eksik. Biz yeni başladık. Henüz o hikâyelerin içine bakmadık. Acıyla  fasılasız bir tanışma gerekiyor. Biz hep hikâyelerimize açı kaybıyla  baktık. Hep öğretiler üzerinden baktık. Halbuki o köke eğilip bakmak  sizi de oluşturan bir şey. O zaman aslolanı yakalıyorsunuz. Orada  yaşanan acının Alevilerin, Kürtlerin, Ermenilerin acısı olması  gerekmiyor. O zaman insan çıkıyor ortaya. Saf hikâye çıkıyor. O zaman  asıl politik olan çıkıyor. İnsanlığa dair daha büyük bir anlatı çıkıyor  ortaya. O yüzden şiirde politik metafor hiç kullanmadım ama şiirim çok  da politiktir. Çünkü arkasında bir dünya, bir kavim, bir gerçek vardır.  Bir etki yaratmak için politik kavramlar kullanmanız gerekmez. 'Kederli  ses benim şiirimde hep var'

HT

 
 

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Şiir sayesinde yeryüzü EV olur! hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Şiir sayesinde yeryüzü EV olur! siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com