ilgiliforum facebook   ilgiliforum instagram   ilgiliforum youtube   ilgiliforum tumblr   ilgiliforum pinterest   ilgiliforum rss  

Söz nedir? Söz ne demek?

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 

Söz nedir? Söz ne demektir?

Söz anlamı, tanımı:

  • Kesinlik kazanmayan haber, söylenti.
  • Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük.
  • Müzik parçalarının yazılı metni, güfte
  • Bir işi yapacağını kesin olarak vadetme.
  • Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi.
  • Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil.

"Söz" cümle içerisinde nasıl kullanılır?

  • "Yer yer birçok türküde rastladığımız beylik sözler de vardı içinde." - B. R. Eyuboğlu
  • "Şarkının sözleri çok anlamlı."
  • "O, sözünde duran bir adamdır."
  • "Ortalıkta bir söz dolaşıyor."

Söz ile ilgili Atasözü, Deyimler, Birleşik Sözler veya Fiiller

  • Sözünü (veya sözünüzü) balla kestim (veya kesiyorum): karşısındakinin konuşmasını kesip arada herhangi bir şey hatırlatmak istenildiğinde izin dilemek için söylenen bir söz.
  • Söz düşürmek: konuşmayı belli bir konuya getirmek.
  • Sözünü geri almak: üstüne aldığı bir işten vazgeçtiğini söylemek. söylemiş olduğu bir sözde haksız olduğunu kabul ederek onun söylenmemiş sayılmasını istemek.
  • Söz misali: Söz gelişi.
  • Söz anlamaz: laf anlamaz.
  • Söz zinciri: Dil birimlerinin birbirini izlemesinden doğan ve ardışıklığa dayanan düzen.
  • Söz aramızda: laf aramızda.
  • Söz bir, Allah bir: verilen sözden dönülmeyeceğini anlatan bir söz.
  • Söze karışmak: lafa karışmak.
  • Sözü ağzında bırakmak: lafı ağzında bırakmak.
  • Sözden anlamak: laftan anlamak.
  • Söz etmek: bir şey üzerine konuşmak. bir şeyin dedikodusunu yapmak.
  • Sözü bağlamak: lafı bağlamak.
  • Söz altında kalmamak: bir kimsenin kendisine dokunan sözüne gereken cevabı vermek. kendisini inciten, itham eden veya rahatsız bir duruma düşüren söze gereken karşılığı verip durumu düzeltmek.
  • Söz olmak: dedikodu yapılmak veya bir iş hoş karşılanmamak.
  • Söz atmak: laf atmak.
  • Sözde kalmak: yapılacağı bildirilmiş bir iş konuşulup gerçekleşmemek. sadece söylenmek ama yapılmamak.
  • Söz açmak: bir konu üzerine konuşmaya başlamak.
  • Sözü ağzından almak: lafı ağzından almak.
  • Sözünü bilmek: lafını bilmek.
  • Sözünün eri: verdiği sözü ne olursa olsun yerine getiren kimse.
  • Sözü kısa kesmek: lafı kısa kesmek.
  • Söz götürmek: doğruluğu ve gerçekliği tartışılabilir olmak. dedikodu yapmak. tahammül etmek, katlanmak.
  • Katı söz: Sert ve kırıcı söz.
  • Söz çakmak: laf çakmak.
  • Söz temsili: Söz gelişi.
  • Söz cambazı: Söz söylemesini iyi bilen, ağzı laf yapan kimse.
  • Sözünden dönmek: verdiği sözü yerine getirmemek veya tutmamak.
  • Sözünü yedirmek: lafını yedirmek.
  • Söz almak: konuşmak için toplantı başkanından izin almak, konuşmaya başlamak. birinin bir işi yapacağını kesin olarak bildirmesini sağlamak. erkek tarafı oğullarıyla evlendirmek üzere kızın ailesinden olumlu cevap almak.
  • Söz sırası: Bir toplulukta konuşma yapma zamanı.
  • Sözüne sadık kalmak: verdiği söze bağlı olmak.
  • Sözüne sahip: Söylediğini yerine getiren, sözünü tutan.
  • Söz vermek: bir işi yapacağını kesinlikle bildirmek.
  • Söz varlığı: Bir dildeki sözlerin bütünü, söz hazinesi, söz dağarcığı, sözcük hazinesi, kelime hazinesi, kelime kadrosu, vokabüler.
  • Sözü açılmak: bir şey veya bir konu üzerinde konuşulmaya başlanmak.
  • Söz gelişi: Bir düşünceyi açıklamak için örnek gösterileceğinde o örneğe giriş olarak söylenen bir söz, söz gelimi, söz misali, temsil, söz temsili, örneğin, mesela, bilfarz.
  • Sözüne gelmek: birinin söylediğini sonunda kabul etmek.
  • Ön söz: Kitapların giriş kısmına konulan, o eserin konusunu, amacını, işleniş biçimini anlatan yazı, sunuş, söz başı, ön deyi, mukaddime.
  • (birinin)  sözünü tutmak: öğüdüne uymak.
  • Söze boğmak: lafa boğmak.
  • Sözünü bilmemek: bir sözü, nereye varacağını düşünmeden söyleyemek.
  • Söze dalmak: lafa dalmak.
  • Söz düellosu: İki kişi arasında sözle yapılan tartışma, söz yarışı.
  • Söz birliği: Ağız birliği.
  • Söz işitmek: laf işitmek.
  • Söz yarışı: Söz düellosu.
  • Söz götürmez: doğruluğu ve gerçekliği tartışılamayacak kadar açık olan, tersi savunulamayan.
  • Sözünü esirgememek (veya sakınmamak): düşündüğünü, karşısındakini kıracak bir söz olsa bile söylemekten çekinmemek.
  • Söz ayağa düşmek: bir sorun, karışmaları gerekmeyen veya yetkisiz ve sorumsuz kimselerin görüş bildirdikleri duruma gelmek.
  • Söz var, iş bitirir; söz var, baş yitirir: "sözün insanlar üzerinde etkisi büyüktür; yerinde söylenen sözler işlerin yoluna girmesini sağlar, ölçüsüz ve sert söylenen sözler ise karşıdakini öfkelendirir, söyleyenin öldürülmesine bile yol açabilir" anlamında kullanılan bir söz.
  • Söz hazinesi: Söz varlığı.
  • Söz gelimi: Söz gelişi.
  • Söz meydanı: Serbestçe konuşulacak yer.
  • Söz taşımak: laf taşımak.
  • Söze son vermek: konuşmayı bitirmek.
  • Acı söz: Kişinin onuruna dokunan, gönlünü inciten söz.
  • Söz kaldıramamak: onuruna dokunan söze dayanamayıp karşılık verir yaradılışta olmak.
  • Söz dalaşı: Karşılıklı söz söyleme, sözle saldırma, polemik. Siyaset, bilim, edebiyat vb. alanlarda yapılan karşılıklı sözlü tartışma, polemik.
  • Sözün ardı boşa çıkmak: söz olumlu sonuca ulaşmamak.
  • Söz başı: Ön söz.
  • Sözünde durmak: verdiği sözü yerine getirmek, verdiği sözden dönmemek, verdiği sözü tutmak.
  • Sözünü yabana atmamak: lafını yabana atmamak.
  • Söz karışıklığı: Bir kelimenin yerine bir başkasını kullanma biçiminde görülen konuşma bozukluğu, kelime karışıklığı, parafazi.
  • Sözü dolandırmak: lafı dolandırmak.
  • Namus sözü: Namus ve onur üzerine verilen söz, şeref sözü.
  • Söz yok!: "mükemmel, çok güzel, kusursuz, eleştirilecek bir tarafı yok" anlamında kullanılan bir söz.
  • Sözü ağzında gevelemek: lafı ağzında gevelemek.
  • Sözünü yemek: lafını yemek.
  • Sözünü kesmek: biri konuşurken söze karışıp onun konuşmasına fırsat vermemek.
  • Sözüm ona: Sanki, güya.
  • Sözgötürmez: Sugötürmez.
  • Söz kesmek: genellikle evlenmek için anlaşıp kesin karar vermek.
  • Söz yetiştirmek: laf yetiştirmek.
  • Söz gösterisi: Toplumun ilgisini çeken, çeşitli konuların ele alındığı, karşılıklı şaka ve takılmalarla süslenen program, tolkşov.
  • Söz tutmak: söz dinlemek.
  • Söz sözü açmak: bir konudan konuşurken hemen arkasından türlü konulara geçmek.
  • Sözünü etmek: birinden veya bir konudan söz etmek, onunla ilgili olarak konuşmak.
  • Söze atılmak: bir konu konuşulurken birden araya girip konuşmaya başlamak.
  • Sözü uzatmak: lafı uzatmak.
  • Sözü sohbeti yerinde: güzel, oyalayıcı, kırmadan konuşan.
  • İğneli söz: Dokunaklı, kırıcı söz.
  • Eğri söz: Kötü söz.
  • (birine)  söz getirmek: birinin eleştirilmesine sebep olmak. bir kimseye söz gelmesine yol açmak.
  • Söz kesimi: Gençlerin evlenmeleri için ön anlaşma yapılması, sözlenme.
  • Kuru söz: Kuru laf.
  • Söz anlatmak: laf anlatmak.
  • Ara söz: Doğrudan doğruya konuşulan veya yazılan konuyu ilgilendirmeyen dolaylı söz, istitrat.
  • Söz gümüşse sükût altındır: "susmak bazen konuşmaktan daha iyi sonuç verir" anlamında kullanılan bir söz.
  • Şeref sözü: Namus sözü.
  • Pis söz: Ayıp sayılan veya hakaret olarak kabul edilen, yakışık almayan söz, pis lakırtı.
  • Söz sahibi: Bir konuda bilgisi veya yetkisi olan (kimse).
  • Söz bölükleri: Kelimelerin ad, sıfat, fiil, zamir, edat, bağlaç, zarf, ünlem diye adlandırılan türleri.
  • Söz dizimi: Bir cümleyi oluşturan kelime türlerinin arasındaki ilişkileri inceleyen ve sınıflamalar yapan dil bilgisi kolu, cümle bilgisi, tümce bilgisi, nahiv, sentaks.
  • Ağır söz: Kişinin onuruna dokunan, dayanılması güç söz.
  • Sözü geçmek: kendisini kabul ettirmiş olmak, hatırı sayılmak. adı anılmak, bahsedilmek.
  • Söz konusu: Sözü edilen, üzerinde konuşulan, bahis konusu, bahis mevzusu, mevzubahis.
  • Söz ehli: Konuşması istekle, zevkle dinlenen (kimse).
  • Sözü ağzında kalmak: konuşmasını bitirememek.
  • Lastikli söz: Değişik anlamlara gelebilen, farklı değerlendirilebilen konuşma, lastikli lakırtı.
  • Söz bölüğü: Anlatımın herhangi bir parçası.
  • Söz ebesi: Laf ebesi.
  • Söz dinlemek (veya tutmak): söylenen bir sözü, verilen bir öğüdü benimsemek, davranışlarını bunlara uydurmak.
  • Sözünü tutmak: öğüdüne uymak.
  • Söz yitimi: Beyinde meydana gelen bir hasar sonucunda kişinin anlama, konuşma, dinleme yeteneklerinde değişik oranlarda ortaya çıkan kaybolma nedeniyle ses çıkarma yeteneği kaybolmadığı hâlde istenilen sözü bulup söyleyememe hastalığı, afazi. Konuşma güçlüğü.
  • Sözü (veya sözünü) çevirmek: lafı çevirmek.
  • Sözü ağzına tıkamak: lafı ağzına tıkamak.
  • (birine)  söz gelmek: bir davranışından dolayı eleştiriye konu olmak, yerilmek
  • Atasözü: Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel.
  • Söz dağarcığı: Söz varlığı.
  • Söz düşmemek: başkalarının konuşmasından kendisine sıra gelmemek. başkaları dururken kendisinin söz söylemesine gereklik bulunmamak. birinin söz hakkı olmamak.
  • Sözü döndürüp dolaştırmak: lafı döndürüp dolaştırmak.
  • Söz yazarı: Müzik parçalarının metnini yazan kimse, güfteci.
  • Sözünden çıkmamak: birinin isteklerine, öğütlerine, sözlerine uyarak davranmak.
  • Beylik söz: Herkesin kullandığı, etkisi kalmamış söz.
  • Söz çıkmak: ortalıkta bir söylenti dolaşmak.
  • (birine veya bir şeye)  söz geçirmek: söylediğini, istediğini yaptırmak.
  • Söz ustası: Söz söylemesini bilen veya ağzına söz yakışan kimse.
  • Sözü dağıtmak: konuşurken birçok konuya değinerek anlatmak isteği konudan uzaklaşmak.
  • Sözün kısası: Kısacası.
  • Tatlı söz: Tatlı dil.
  • Sözüm meclisten dışarı: konuşma arasında çirkin veya uygunsuz bir söz kullanmak gerektiğinde o sözden orada bulunanların alınmamasını belirtmek için söylenen bir söz.
  • Söz çıkarmak: laf çıkarmak.
  • Sözü kesmek: konuşmasını bitirmeden susmak. başkasının konuşmasını önlemek.
  • Söz anlayan beri gelsin: "hiçbiriniz laf anlamıyorsunuz" anlamında kullanılan bir söz.
  • Sözüm yabana: sözüm meclisten dışarı.
  • Söze başlamak: konuşmaya başlamak, bir konuya girmek.
  • Sözü tartmak: ölçülü konuşmak.
  • Son söz: Bazı edebî eserlerde yer alan son söz niteliğindeki bölüm, son deyiş, hatime, epilog.
  • Sözünü bağlamak: konuşmasını bitirmek için son sözlerini söylemek.
  • Söze yatmak: söz dinlemek.
  • Sözü mü olur?: lafı mı olur?.
  • Sözü edilmek: adı anılmak, bahsedilmek. önemli sayılmak.
  • Söz rüşveti: Bir çıkar sağlamak için bir kimseyi övme.
  • Sav söz: Bir savı klişe biçimine getiren deyiş.

Söz hakkında resimler
(Resimleri Göster)

Söz ile ilgili diğer yazılar

 
 
Forumlar okunmak ve paylaşmak içindir...

 
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Söz nedir? Söz ne demek? hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Söz nedir? Söz ne demek? siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com