TAKVA Filmi Hakkındaki Eleştirileriniz ¿?

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
yaw fılmde dını saptırmıslar gıbı geldı bana  sızce arkadaslar yorumlarınız nelerdır
 
 

 
 
Burada da var birşeyler...

bi şeyler...
Gamzeleri gelir aklına...
Korkunçtur yalnızlığımız, anlarsın. Bir oynur oynarız, oyalanırız...

bence berbat bır fılm............    gerceklerı detaylı bır bıcımde anlatan halkı aydınlatan bır fılm nıtelıgıne burunememıs coook yazık fılme harcanan paraya. o fılmı ızlemek ıcın verılen paraya .   gercekten cok yazık .... keske tıpkı adı gıbı takva   gercek anlamıyla temızlıgıyle anlatabılseydı .......

ben gitmedim ama tanıtımından pek de iyi bir film olmadığı kanaatine vardım... ???

ben gıttım berbat bısekılde yapmıslar fılmı adıyla alakası yok


Diyanet İşleri Başkanlığı'nın aylık dergisinde Diyanet uzmanından Takva filmine teknik ve görsel açıdan övgü, filmin finali ve bazı sahnelerine ise eleştiri geldi...
               
DİB Eğitim Uzmanı İlhami Ayrancı'nın film eleştirisi

Farklı Bir Sinema Filmi: TAKVA

Televizyonun henüz bugünkü kadar yaygınlaşmadığı ilk gençlik yıllarımın uzun kış gecelerinde anlatılan iki dervişin hikayesini hiç unutmam. Dervişlerden birisi kırlarda koyunlarını otlatarak yaşamını sürdüren Sütçü baba, diğeri ise şehirde ayakkabıcılık yapan Ayakkabıcı baba’dır.

Hikaye bu ya, kırlarda yaşayan derviş, her hafta şehrin pazarının kurulduğu gün şehre inerek hem koyunlarından sağdığı sütlerini heybelerine doldurup pazara getirerek satmakta, hem de ayakkabıcılık yapan dostunu ziyaret edip hasret gidermektedir.

Sütçü baba’nın dostunu ziyaret ettiği günlerden birinde, dükkanda bir de zor beğenen alımlı bir hanım müşteri bulunmaktadır. Ayakkabılardan birini çıkarıp diğerini giyen kadının tavırlarından Sütçü baba’nın aklı karışır. O vakte kadar sahibinin kerameti ile heybelerde akmadan-sızmadan duran sütün damlamaya başladığını gören Ayakkabıcı Baba, dostunu uyararak; “Dağlarda dervişlik yapmak kolay, sen yiğitsen gel de dervişliği şehirde yap!” der.

Yönetmenliğini Özer Kızıltan’ın yaptığı, başrollerini Erkan Can, Meray Ülgen, Güven Kıraç, Erman Saban ve Öznur Kula’nın paylaştığı drama türü bir film olan “Takva”, bana gençliğimin yukarıdaki hikayesini hatırlattı.

Film, vizyona girdiği tarihe kadar; Kars Belediyesi ile Ankara Sinema Derneğinin ortaklaşa düzenledikleri 12. Avrupa Filmleri Gezici Festival kapsamında gerçekleştirilen I. “Altın Kaz Film Yarışması”nda birincilik, “Toronto Film Festivali”nde Jüri Özel Ödülü, “43. Antalya Altın Portakal Film Festivali”nde de en iyi ikinci film, en iyi senaryo, en iyi erkek oyuncu dahil toplam dokuz ödül almış.

Dini bir terim olan takva; “korkmak”, Allah’tan sakınmak, çekinmek, Allah korkusu ile günahlardan korunmak, Allah’ın emir ve yasakları konusunda titizlik göstermek anlamlarına gelmektedir.[1] Takva bir duygudur, Yüce Yaradana duyulan derin saygıdır. Takva sahibi insan gayb’e inanır, beş vakit namazını kılar, helal yolda kazandıklarını yine helal yolda harcar. Bu şekilde davranan insana “muttakî” denir.[2] Kur’an’a göre üstünlük, ancak takva iledir.[3]

Kur’an’da insana tavsiye edilen[4] takva’da esas olan, haramları terk ederek insanın bütün varlığı ile Allah’a yönelmesi, insanı O’ndan alıkoyan her şeyden uzaklaşmasıdır. “Ey iman edenler, Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve ancak Müslümanlar olarak can verin”[5] ve “Gücünüzün yettiği kadar Allah’tan korkun”[6] ayetleri ve “Helal belli, haram bellidir. Bu ikisi arasında şüpheli şeyler vardır. İşte bu sebeple, şüphelilerden korunanlar dinini ve ırzını temiz tutmuş olur. Nasıl koruluğun kenarında koyun otlatan çobanın koyunlarının her an koruluğa girme ihtimali varsa, şüpheli şeylerden korunmayanın da harama girme ihtimali öylece vardır. Haberiniz olsun; her hükümdarın koruluğu vardır. Allah’ın koruluğu ise haramlardır.” mealindeki hadisi şerif[7] de bunu anlatır. Takva sahiplerinin en önemli özelliklerinden biri, harama düşme endişesiyle şüpheli şeylerden uzak durmaktır. Çünkü takva sahibinde güzel bir dini duyarlılık oluşur. Bu duyarlılıkla muttaki kimse, İslâm'ı bütün güzelliğiyle yaşamaya çalışır, her türlü güzelliği sergiler ve her türlü kötülük ve çirkinlikten uzaklaşarak gönlüne yatmayan şeylerden uzak durur.

“Takva”, kimilerine göre Türk sinemasında bir devrim ve bir milat,[8] kimilerine göre ise dine hakaret amacıyla kurgulanmış bir film. Daha filmi seyretmeden gardını alarak film ile aralarına mesafe koyanları anlamak hiç de zor değil. Çünkü biraz gerilere gittiğimizde, Türk sinemasında değişik vesilelerle dine, dindar insana ve dini değerlere saldırma, onları aşağılayıp kötüleme ortak bir tutum olarak karşımıza çıkmaktadır.[9] Bu tür filmlerde dindar görünümlü, çıkarcı ve yobaz Hacı Fettah Efendi tipi öyle çizilmiştir ki filmi seyreden kimse, ondan daha aşağılık, daha çıkarcı ve daha din simsarı bir insan olamayacağı yargısına varır.[10] İşin daha vahim olanı ve bizi daha çok ilgilendiren tarafı, burada çizilen entrikacı, hain, çıkarcı ama aynı zamanda halkın yanında görünen sahte dindar tipinin, kendisinden sonra gelen olumsuz dindar tiplemelerinde de etkili olmasıdır.[11] Bu durum, sinemamızda neredeyse gelenek haline gelmiş, doğunun geri kalmışlığı, kadının ezilmişliği, törelerden kaynaklanan kimi trajik durumlar, İslam’a maledilmeye çalışılmıştır. Hiçbir Müslüman’ın kabullenemeyeceği safça bir kadercilik anlayışı, kimi gelenekler, sanki İslam’ın özüymüş gibi yansıtılarak fatura İslam’a çıkarılmış, böylece İslam, mücadele ettiği şeylerle itham olunmak gibi çok çarpıcı bir durumla karşı karşıya gelmiştir.

Burada söz konusu olan ve yukarıda anlatılan çerçevenin dışında kalabilmeyi başaran filmin konusuna gelince; Mütevazi ve kendi halinde bir kişiliğe sahip olan 45 yaşlarındaki Balkan göçmeni Muharrem, 30 yılı aşkın bir süredir eski bir han’da bulunan baba dostunun dükkanında çalışmakta, Süleymaniye semtinde ata yadigârı ahşap bir evde tek başına ama aile düzeni içerisinde yaşamaktadır. Ana-babasını kaybettikten sonra küçük dünyası iyice küçülmüş, nerdeyse tek başına kalmıştır. Arada bir gittiği dergahta öğretilen haddini bilme, tevazû» ve tevekkül anlayışı sayesinde halinden memnun, iç huzuru ile dolu bir hayat sürmektedir.

Muharrem’in güvenilir oluşu ve gönül zenginliği tarikat şeyhinin dikkatinden kaçmaz ve ona tarikatın sahip olduğu daire, dükkan ve depo gibi seksen beş kadar gayrimenkulün kiralarını toplama konusunda idari bir görev teklif edilir.

“Sadece iyi bir insan olmak” için yola çıkan ve kendini bu ideale adayan çuval toptancısının emektar çırağı, yeni görevi ile birlikte yeni ve öncekilerden farklı kıyafetlere, cep telefonuna, makam şoförlü arabaya ve her geçen gün artan itibara(!) sahip olur. Artık senelerdir uzak kalmayı başardığı çağdaş dünyanın içindedir. Sahip olduğu değerler yavaş yavaş sarsılmaya başlar. Sakalını kesmiş, bere’sini çıkarmış, tahakküm eden mağrur bir kişiliğe bürünmüş, hayır işlerine karşı mazisiyle uyuşmayacak tavırlar sergilemeye başlamıştır.

Bir gün, -elinde olmadan- bir yolsuzluk yapar. Bu durum ona arka arkaya yanlışlar yaptırır, yalanlar söyletir. Artık hayatında yüzyıllık ahşap mahallesi dışında başka şeyler de vardır. Hayatı sürprizlerle doludur. Bütün dünyasını dünyevi ve manevi şeyleri birbirinden ayırma üzerine kurmuş olan Muharrem’in kendini adadığı değerler kum kuleleri gibi bir bir yıkılmaktadır. Eski huzuru kalmamıştır. Son günlerde yaşadığı bu hızlı değişim ve içine düştüğü bu ikilem, ruh dünyasını alt-üst etmiş, aklî dengesine de zarar vermeye başlamıştır.



***

 
Sinemamızda sık sık şahit olduğumuz şey, din adına çekilen nerdeyse her karenin aksaması, doğru dürüst yapılamaması, örneğin; namaz kılan başrol oyuncusunun bile namazın erkânını lâyıkıyla yerine getirememesi ve sonuçta traji-komik durumların ortaya çıkmasıdır. Bu filmde bu durum belli bir seviyeye kadar aşılmış görünüyor.

“Takva” için, sinematografik anlamda kusursuz diyebiliriz. Görüntü, kurgu ve müzik seçimi harika. Film ilk karesiyle birlikte seyircinin bütün dikkatini toplamayı başarıyor, aynı akıcılıkta da devam ediyor. Ancak finalin aynı güzellikte olduğunu söyleyebilmemiz kolay değil. Film ile ilgili ikinci eleştirim de, “filmde yer alan (toplam bir-iki dakikalık da olsa) rüya sahnelerinin mütedeyyin seyirciyi rahatsız edebileceği”dir.

Sonuç olarak, bir yazarımızın anlatımıyla; “dindarlığın en mahrem ve en çok didiklenen alanına propaganda veya aşağılama dışında yaklaşarak” sade bir mü’minin sınıf atlayarak geçirdiği değişimi anlatan ve bence de bunu başarılı bir şekilde gerçekleştiren “Takva”, özellikle konusu itibarıyla bu ülkede çok tartışılır diye düşünüyorum.



[1] D. Mehmet Doğan, Büyük Türkçe Sözlük, Rehber Yay., 7. Baskı, Ankara 1990.
[2] Rağıb el-İsfahanî, el- Müfredât fî Garibu’l-Kur’an, Mısır 1961, sh, 530.
[3] Hucurat 13.
[4] Rum 31.
[5] Al-i İmran, 102.
[6] Teğabû»n, 16
[7] Buhari “İman” 39; Müslim “Musâkat” 107; Ebu Davû»d “Büyû»” 3;Tirmizi “Büyû»” 1; Nesei “Büyû»” 2; İbn Mace “Fiten” 14.
[8] Ahmet Hakan, 29 11 2006 Hürriyet.
[9] Ömer Menekşe, “Türk Sinemasında Din Adamı İmajı”, II. Uluslar Arası Dini Yayınlar Kongresi-Tebliğ ve Müzakereleri- Diyanet İşleri Başkanlığı Yay., Ankara, 2005, sh., 49
[10] Cevat Rifat Atilhan, “Vurun Kahpeye”, Sebilürreşad, II, (41) İstanbul, 1941, sh., 250
[11] Alemdar Yalçın, Cumhuriyet Dönemi Türk Romanı, Günce Yayınları, Ankara 1992, sh. 128.
 

 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; TAKVA Filmi Hakkındaki Eleştirileriniz ¿? hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri TAKVA Filmi Hakkındaki Eleştirileriniz ¿? siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com