Türkan SAYLAN ve ÇYDD DOSYASI

 
Bu konu ile benzer olabilecek diğer forum sayfaları
 
 
 
 
Türkan SAYLAN ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Hakkındaki BOMBA İddialar!..


ÇYDD, bölücü hareketleri güçlendiriyor!..

Asuman Özdemir, bir sivil toplum gönüllüsü. Banka emeklisi Özdemir, uzun bir süre Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Üsküdar Şubesi başkan yardımcılığı yaptı.

ADD adına Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin (ÇYDD) projelerinde aktif çalışmalarda bulundu. ÇYDD üyesi olan Özdemir, derneğin tespit ettiği öğrencilere burs da veriyordu. Özdemir, geçtiğimiz günlerde ÇYDD’den istifa etti.

Özdemir ‘ÇYDD’nin bölücü terör örgütü PKK’ya destek mahiyetindeki çalışmaları’ yüzünden istifa ettiğini söylüyor.

Özdemir, yıllarca samimi duygularla çalıştığı ÇYDD’nin PKK’nın siyasallaşmasına katkı sağladığını düşünüyor. Ona göre Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan “Kardelenler Projesi” adı altında İstanbul’a getirilen kız öğrenciler, Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kadro açığını karşılıyor. Yine Özdemir’e göre ÇYDD’nin Kandilli Kız Lisesi gibi yerlerde okuttuğu kızlardan bazılarının akrabaları hâlâ dağlarda Türk askerine kurşun sıkıyor.

Asuman Özdemir, Dünya Türkleri ve Akraba Toplulukları Hizmet Derneği’nin muhasip üyesi olarak görev yapıyor. Ufuk Ötesi gazetesinde yazılar kaleme alan Özdemir, emekli olduktan sonra topluma faydalı olmak için önce ADD’de sonra da ÇYDD içinde çalışmaya başlamış. Zamanla samimi duygular içinde aktivitelerine katıldığı ÇYDD’nin projeleri hakkında zihninde soru işaretleri oluşmaya başladığını kaydeden Özdemir, o günleri şöyle anlatıyor:

“ÇYDD, İstanbul’a sadece Güney ve Doğu Anadolu’dan kız öğrenci getirip okutuyordu. Neden Edirne ve Muğla gibi diğer illerden kız öğrenci getirmediğimizi yönetime soruyorduk. Çünkü oralarda daha zor şartlarda okuyamayan kızlarımız vardı. Ama sorularımıza yanıt alamıyorduk. Zamanla ÇYDD içinde bazı şeyler açıktan açığa konuşulmaya başlandı. İstanbul’a getirilen öğrenciler içinde yakınları dağlarda terörist olanlar olduğu konuşuluyordu. Bütün bunlar beni rahatsız etmeye başladı. Burs verdiğimiz öğrencileri niçin sıkı bir elemeden geçirmiyorduk?”

Özdemir, İstanbul’a getirilen kız öğrencilerin çok şımartıldığını ve bu yüzden okul arkadaşları ile aralarında kavgalar yaşandığını da belirtiyor. ÇYDD’nin bu projesinin başarısızlıkla sonuçlandığını hatta Güneydoğu’da bölücü hareketlerin güçlenmesine yol açtığını ileri süren Özdemir, “Bu projeyi şöyle tarif edebiliriz. Güneydoğu’da saksıdaki çiçeği söküp İstanbul’a getiriyoruz. Ama burada toprağa ekmiyoruz. Pamuğa koyup her gün su veriyoruz. Sonra çiçeği mezun olduktan sonra ait olduğu saksısına koyuyoruz. Başlanılan yere dönülüyor. Devleti onlara sevdiremiyoruz.” diyor.

Özdemir, kopuş sürecinde Saylan’ın, yardımcılığına, tartışmalara yol açan Azınlık Raporu’nu hazırlayan Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nu getirmesinin ise bardağı taşıran son damla olduğunu kaydediyor.

Kızlar Kürtçü oldu

ÇYDD’nin İstanbul’a getirerek okuttuğu öğrencilerin mezun olduktan sonra gittikleri yerlerde bölücü hareketlere destek olduğu görüşünü ileri süren Özdemir, şöyle konuştu:

“Bugün DTP binalarında erkek üyeden çok genç kızlar var. Orada bilgisayar başında genç kızları görürsünüz. Nereden öğrendiler bunları? Son birkaç yıldır bölücü örgütün Güneydoğu’da düzenlediği eylemlere iyi bakın. Kadınlar, özellikle genç kızların ön sıralarda olduğunu görürsünüz. Hakkari gibi illerde, İstanbul’da okumuş kızlara daha büyük değer verilir. ÇYDD’nin yetiştirdiği kızlar İstanbul’daki okullarından mezun olunca orada kendi talebelerini yetiştirmeye başladı. Bu nedenle ÇYDD’nin yetiştirdiği kızlar Güneydoğu’da Kürtçülüğün, PKK’nın daha çok sivilleşmesine hizmet eder hale geldi.”

Bu nasıl Atatürkçülük?

Asuman Özdemir, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin Doğu’da hiç kadın okutulmadığı izlenimi vermeye gayret eden KADER ile ortak çalışmalar yaptığını da hatırlatıyor. Özdemir: “ÇYDD de KADER’in bu çalışmalarına destek veriyor. İyi de burada atlanılan bir ayrıntı vardı. KADER’in çalıştığı ya da diğer bir deyişle koruyup kolladığı aileler çoğunlukla terörist ailelerdi. Her zaman eylemlerde başrolde gördüklerimizdi. Bunun en güzel örneğini geçen yıl Avrupa Konseyi Nobel Barış Ödülü projesine destek verince Türkiye’den gösterilen adaylarda gördük. Başta KADER olmak üzere kadın derneklerinin desteği ile dört kadın aday belirlediler. Leyla Zana, Ayşe Düzkan, Müyesser Güneş ve Pervin Buldan... Bunların kim olduğunu anlatmama gerek yok. Hepsini biliyorsunuz. Bu nasıl Atatürkçülük?”diye konuşuyor.

Aşağıda Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin ve Üyelerinin E-Posta adresleri yer almaktadır.
AMACIMIZ HEDEF GÖSTERMEK DEĞİL, TÜRK MİLLETİNİN UYUMADIĞINI KANITLAMAKTIR.

Tel : (212) 252 44 33 Fax : (212) 252 65 95 Mail : cydd@cydd.org.tr
Türkan SAYLAN: cydd@cydd.org.tr
Türkel MİNİBAŞ: turkmini@superonline.com
Filiz MERİÇLİ: fmericli@cydd.org.tr
Nur GERÇEL ÖZEREN: ngercel@yahoo.com
Perran YORGANCIGİL: altinecz@superonline.com

Türk Diriliş Birliği
Alıntı: www.turkdirilisi.org (http://www.turkdirilisi.org)
 
 

 
 
Türkan SAYLAN'ın konuşmalarından inciler...


- Biz Türkler hep akın etmişiz; yakıp yıkmışız, başkalarının yaptıklarını yakıp yıkmışız. Şimdi kendi yaptıklarımızı yıkıyoruz. Nedir bu alışkanlık. Biz yakıp yıkmak için var değiliz. Biz yaratmak, geliştirmek ve çağın üstüne geçmek için varız.

- Türkiye'nin bölünmesine, ırkçılığa yönelmesine, binlerce yıl öncesinin Arap ve İran âdetlerinin gelmesine karşıyız. Çocuklarımızın sıra üstünde namaz kılmasını değil bale yapmasını istiyoruz. İnancın insanların iç dünyasında saklı olmasını istiyoruz.

Ayrıca "Yaradılış'ın 'hurafe' olduğunu söyleyen Saylan, Kutlu doğum törenlerini 'şov' olarak niteledi. Saylan, 'Bu şovlarla cumhuriyetten intikam alınmaktadır' dedi."



Milli İstihbarat Teşkilatı'nın Türkiye'deki misyonerlik faaliyetlerini anlattığı yazıda, Profesör Türkan Saylan'ın da adı geçiyor. Yazıya göre, Türkiye'deki bazı Amerikan okullarının kurucusu olan Amerikan Bord Heyeti, bu faaliyetini SEV vakfı eliyle yürütüyor.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Profesör Türkan Saylan,  Milli İstihbarat Teşkilatı'nın bir süre önce Başbakanlığa sunduğu ve Türkiye'deki misyonerlik faaliyetlerini anlatan bir raporda, Türkan Saylan'ın ismi ve başında bulunduğu dernek de yer alıyor!..

Ülkemizde bir süredir misyonerlik faaliyetlerinin yoğunlaştığı tartışılıyordu. Geçtiğimiz ay, başında Sinan Aygün'ün bulunduğu Ankara Ticaret Odası bir “misyonerlik raporu” yayımladı. Rapora göre, görünüşte Hıristiyanlığı yayma amaçlı görülen misyonerlik faaliyetiyle, Türkiye'de etnik ayrımcılık ve dini ayrımcılık körüklenmekteydi. Rapor, “Asıl hedef devletin üniter yapısıdır” demekteydi. Misyonerlik faaliyetlerinin Ankara'da yolaçtığı rahatsızlık, yakın zamana kadar Başbakanlık Müsteşarı olarak görev yapmış olan Ahmet Şağar'ın bu konudaki demeçleriyle sürdü, misyonerlik yapan yabancı kuruluşlar hakkında yayınlar yapıldı.

Ancak Aksiyon'un ele geçirdiği bir belge, halen sürmekte olan misyonerlik tartışmasına yepyeni bir boyut getiriyor. Milli İstihbarat Teşkilatı İstihbarat Başkanı Cemal Uzgören imzasıyla 24 Nisan 2001 tarihinde Başbakanlığa gönderilen iki sayfalık yazıda, sürpriz isimler yer alıyor.

MİT'in yazısına göre, Hıristiyanlığın bir kolu olan Protestanlığın Türkiye'de yayılması için faaliyet gösteren Dünya Kiliseler Birliği'nin ülkemizdeki temsilcisi durumundaki Amerikan Bord Heyeti, bu faaliyetini Sağlık ve Eğitim Vakfı eliyle yürütüyor. Yazıda Amerikan Bord adına Türkiye'de faaliyet yaptığı belirtilen Sağlık ve Eğitim Vakfı'nın mütevelli heyetinin başında ise Gülseven Yaşer'in kocası Yaşar Yaşer bulunuyor.

Yazıda, doğrudan Amerikan Bord ile bir ilişkisi olup olmadığı belirtilmemekle birlikte Profesör Türkan Saylan'a ve onun başında bulunduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'ne de genişçe yer veriliyor. MİT'in yazısında Profesör Türkan Saylan'ın annesi Lili Mina Raiman'ın aslen Hıristiyan olduğu, 1936'da Leyla ismini aldığı belirtiliyor.

İşte büyük tartışmalara yol açacak olan MİT'in iki sayfalık raporu:

“Dünya Kiliseler Birliği temsilcisi olarak 1830'lu yıllardan beri ülkemizde faaliyet gösteren Amerikan Bord Heyeti'nin, Protestan mezhebini benimseyen bir kuruluş olduğu, din eğitimi ve sağlık hizmetleri konularında faaliyet gösterdiği, bünyesindeki Protestan kilisesi ve Kitab—ı Mukaddes (Bible House) şirketi aracılığıyla Protestanlığın yayılması için uğraş verdiği öğrenilmiştir.

Üsküdar Amerikan Lisesi, Üsküdar SEV İlköğretim Okulu, İzmir Amerikan Lisesi, İzmir SEV İlkoğretim Okulu, Tarsus Amerikan Lisesi, Tarsus SEV İlköğretim Okulu, Gaziantep Amerikan Hastanesi ile bağlantısı bulunan Amerikan Bord Heyeti'nin sağladığı eğitim hizmetlerinden dolayı Milli Eğitim Bakanlığı'na, sağlık hizmetlerinden dolayı Sağlık Bakanlığı'na, dini çalışmalarından dolayı ise Diyanet İşleri Başkanlığı'na karşı sorumlu olduğu tespit edilmiştir.

Ayrıca faaliyetlerini yabancı müessese sıfatıyla yürüten ve son yıllarda yeni mülk edinmeyen Amerikan Bord Heyeti'nin tasarrufu altındaki mülklerini de Sağlık ve Eğitim Vakfı'na (SEV) devrettiği ve halihazırda faaliyetlerini SEV aracılığıyla yürüttüğü intikal eden bilgilerdendir. Öte yandan Amerikan Bord Heyeti'ne bağlı olarak faaliyet gösteren Kitab—ı Mukaddes şirketinin yöneticisi olan Süryani Asıllı Emanuel Bağdaş'ın, Türkiye Ermenileri Patriği Metrof Mutafyan ile Fener Rum Patriği Bartholomeos Arhondonis'in Haziran 2000 ayı içinde yaptıkları görüşmede vardıkları mutabakat gereği, 17 Ağustos 1999 yılı Marmara depremi ardından ortaya çıkan Kiliseler arası deprem yardım komisyonu başkanlığı yaptığı öğrenilmiştir.

Amerikan Bord heyeti ile aynı adreste faaliyet gösteren Sağlık Eğitim Vakfı'nın ise ülkemizde sağlık, eğitim, kültür kurum ve kuruluşlarına yardım amacıyla 1968 yılında kurulduğu, vakfın üye sayısının yaklaşık 12 bini bulduğu, üyelerinin Amerikan Bord heyeti ve SEV'e bağlı okullardan mezun olan şahıslardan oluştuğu, 1999 yılı itibariyle 15 trilyon TL'yi bulan malvarlığına sahip olduğu yönünde duyumlar alınmıştır.

Başkanlığını Gülseven Yaşer'in yaptığı Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) ile Amerikan Bord Heyeti ve SEV koordinasyon içerisinde olup, ÇEV deprem bölgesinde eğitim ve öğretim evi projesi hazırlayarak Amerikan Bord'dan yardım talebinde bulunmuştur. ÇEV, ayrıca üç bine yakın öğrenciye burs vermektedir.

Başkanlığını Profesör Türkan Saylan'ın yaptığı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği hakkında, Atatürk İlke ve İnkılaplarını kalkan olarak kullanıp, bir çok kişi ve kuruluştan yardım adı altında para topladığı, ilgili bakanlıklardan izin almaksızın yurtdışından yardım aldığı, hiç bir yasal dayanağı olmadan kamuoyuna kendisini sivil toplum kuruluşları birliği olarak tanıtan çeşitli dernek ve vakıflarla işbirliği içerisinde oldukları yönünde yapılan ihbarlar sonucu denetime tabi tutulmuş ve Dernekler Kanunu 62 ve 85/2 maddesine muhalefetten 5 Şubat 2001 tarihinde Maltepe Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusu yapılmıştır.

Profesör Türkan Saylan hakkında yapılan incelemede annesinin Raber Ragman ve Mina Verlig kızı, 1324 (1908) Bermingen İngiltere doğumlu ve Katolik Hıristiyan olduğu, Lili Mina Raiman ismini taşımakta iken 1936 yılında Leyla ismini aldığı hususları tespit edilmiştir.

Merkezi İsviçre Cenevre'de bulunan Dünya Kiliseler Birliği'nin kurulması ilk defa Birinci Dünya Savaşı sonrasında 1920 yılında Fener Rum Patrikhanesi tarafından gündeme getirilmiş ve 22 Ağustos 1948 tarihinde Katolik kiliseleri haricinde 44 ülkeden 147 kilisenin katılımıyla kurulmuştur. Tüzüğündeki amaçları:

Dinî diyalog aracılığıyla kiliseler ve insanlar arasında yakın ilişkiler geliştirmek,
İnsanların sahip olduğu maddi ve manevi kaynakların paylaşımını sağlamak,
Her yerde ve ortamda İncil'in öğretisi doğrultusunda çalışmalar yapmak,
İnsanlar arasında adalet, dayanışma ve barışı sağlamak,
Kiliselerin insan ihtiyacını karşılamak,
Ekümenik bilincini geliştirmek,
Birlik ve beraberlik için gelişme ve yenilenmeyi sağlamak,
Diğer ekonomik organizasyonlar ile bağlantı sağlamak,
Yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde ekümenik hareketleri desteklemek yönünde belirlenmiştir.”


MİT'in yazısı hakkında görüşlerine başvurduğumuz Profesör Türkan Saylan, “Bahsedilen olay adaletin önünde bir konu. Bir görüş vermiyorum. İleride kitaplarımda bu konuyu anlatacağım” diyor.

http://www.aksiyon.biz/detay.php?id=11956

Türkan Saylan'la Yapılan İLGİNÇ Röportaj

Star'dan Fadime Özkan, ÇYDD Başkanı Türkan Saylan'la "türban" üzerine öyle bir röportaj yaptı ki.
İkili röportaj boyu birbirine girdi.

İşte kavga gibi röportaj..
(Sadece önemli yerlerini veriyoruz. Tamamı için yazı sonundaki linke bakabilirsiniz.)

 
Star Gazetesi'nden Fadime Özkan'ın, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Türkan Saylan'la yaptığı oldukça sert geçen röportaj:

Cumhuriyet, bildiğiniz gibi monarşi olmayan, egemenliğin millette olduğu yönetim biçimi. Bu ülkede aksini talep eden mi var ki mitinglerin adı cumhuriyet mitingi?

Biz cumhuriyetten laik temelli demokrasiyi temsil eden cumhuriyeti algılıyoruz. TC, Cumhuriyet"i ilan etmeden meclisini kurmuş, önce demokrasinin temellerini atmıştır. Dolayısıyla Cumhuriyet de alt kavramlarıyla tehlikede.

Söylediğiniz gibi Cumhuriyet"i, milleti temsil eden Meclis ilan etti. İki ay sonra halkın iradesi sandığa yani meclise yansıyacak. Bu durumda cumhuriyet mitingleri nafile mi olacak?

Öyle şey olur mu? Sandık halkın gerçek düşüncelerini oylarına yansıtıyorsa gerçektir. 12 Eylül sonrası rejimin getirdiği yüzde 10 barajı ve dokunulmazlıklar var. Üçte bir oyla üçte iki çoğunluğu almış bir parti "ben sen bizim oğlan" diye hareket etti. Ama "barajı atlayıp meclise gireyim de ne olursa olsun" diyenlere de karşıyız.
 
Mitinglerde toplumun bir kesimini dışlayan konuşmalar da yapıldı. Bu kamplaşmayı artırabilir mi diye endişelenip sorumluluk hissettiniz mi?

Ben bu sözlerinize asla katılmıyorum. Biraz sanal olduğunu düşünüyorum. O yüzde 35"e sorun bakalım memnun musunuz diye?

İki ay sonra sorulacak zaten.

O zaman konuşalım. Bizim karşıtlığımız bu hükümetin kadınlarımızı türban üzerinden siyasal İslam olarak kullanarak bizi milli görüşe çekmeyi hedeflemesinedir. Biz mitinglerde "elim kırılsaydı da buraya oy vermeseydim" diyenlerle kucaklaştık. Orada bir sürü bizim okuma yazma öğrettiğimiz başörtülü kadınlarımız, annelerimiz, ablalarımız vardı.

Başörtülü kadınlardan bahsederken neden sadece okuma yazma bilmeyen ya da yaşlı kadınları alıyorsunuz? Genç, eğitimli, kentli, dünyadan haberdar, hayatını kazanan, başını da kendi iradesiyle örten çok sayıda kadın var bu ülkede?

Hayır, geniş bir kesim yok kardeşim. Ayrıca bu ülkenin yasaları, yönetmelikleri var. Atatürk"ün, laik cumhuriyetin çocukları olarak biz türbanın belli yerlerde siyasal simge olarak kullanılmasını kabul etmiyoruz. Bu yasal bir tavırdır.

Yasalar insan eliyle yapılır ve her yasa da, hukuki olmayabilir. Önemli olan evrensel temel hak ve özgürlüklerdir biliyorsunuz...

...Benim insan haklarını savunduğumu herkes bilir.

Ben de biliyorum ve bu yüzden soruyorum: Kişinin doğuştan kazandığı, anayasal güvence altına alınmış haklarının elinden alınması haksızlık mıdır, değil midir?

Siz beni kendi fikirlerinize getirmeye çalışmayın. Bu şekilde sorgularsanız cevap vermem size.

Ben bunun konuşulabilir olduğunu düşündüğüm, buradaki çelişkiyi nasıl açıkladığınızı merak ettiğim için soruyorum.

Tavrınızı beğenmediğimi söylemek istiyorum.

Ama sorumu cevaplamıyorsunuz Türkan Hanım?

Bakın orada örtülü kadınlarımız da vardı. Çok hoştu. Hatta bir tanesine mikrofon tuttular. Dedi ki "Biz onlardan değiliz. Onlar zaten bizi sevmez." Ben o kızlarımızla bir öğretim üyesi olarak yaşadım senelerce. Nasıl o hale getirildiklerini, kurtulmak için ne çabalar verdiklerini, yüzlerine kezzap atmaya teşebbüs edenlerin üniversite kapılarında kavga çıkarttıklarını, o kızların büyük sıkıntı içersinde "bizi kurtarın" dediklerini yaşadım. 

Merak ediyorum; yüzüne kezzap atılan kişi üniversite öğrencisiyse, yasal yolları neden kullanmıyor?

Nasıl yapsın? Bu işler kolay mı sanıyorsunuz. Dayak yiyen kadın karakola gittiğinde "kocandır döver" demiyor mu karakol? Lütfen yani gerçekleri şey yapmayın. Siz star gazetesinden misiniz sahiden?

Neden? Size bunları soruyorum çünkü 18 yaşına gelmiş bir insanın kendi iradesiyle başını örtemeyeceğini söylüyorsunuz. Örterse de okuyamayacağını. Ben de bir insan ve kadın hakları savunucusunun bunu neden söylediğini anlamaya çalışıyorum.

Kardeşim, o üniversiteye gidemiyor da, ben asker olabiliyor muyum? Yapmayın yani. Bu ülkenin yasaları var. Yasalara uysun da isterse türban taksın, isterse ne yaparsa yapsın.


...



Türkiye"deki kadın nüfusunun yarısının başı örtülü. Onlar için konulan yasaklar eşleri için de mi işletilmeli?

Ama bakın... Siz provakasyona çok açık bir insansınız galiba.

Bunu nereden çıkartıyorsunuz! Benim işim soru sormak.

Bakın, başörtülü kadınlarla türbanlıları aynı kefeye koyamazsınız. Türban siyasal İslamcı bir davranıştır. 80"den sonra belli bir kadın vaiz ortaya çıkmış, kadınları ikna etmeye başlamıştır. Türban modamsı bir şey. Başörtülü kadınlara karşı değiliz. Anadolu"da analarımız, babaannelerimiz de başörtülü. Biz cumhuriyet kadını olarak yetiştik. Hiçbir örtülü anne de kızının örtünerek okumasından yana değildir.

Peki, o kız kendi iradesiyle başını örtmek isterse ne olacak?

İstiyorsa, istediği yola gidecek.

Başını örttüğü için okula gidemeyecek yani?

Başını örtmek istiyorsa gidemeyecek.

Kızların okuması için yıllardır büyük emekler veriyorsunuz Türkan Hanım. Hem "haydi kızlar okula" diyorsunuz, hem de bazı kızlara "siz değil" diyorsunuz. Bu nasıl mümkün oluyor? Burada bir çelişki yok mu?

Ben sizinle anlaşamıyorum. Ben kızların özgürlüğüne bir şey demiyorum. Erkekler nasıl kravatlı olduysa onlar da çağa uymak zorundalar. Size garanti veriyorum, bizim okuttuğumuz kızlarımızın hiç birisinin anne-babası kızının örtülü olmasını istemez.

...Bakın, ben konunun uzmanı değilim ama uzmanların söylediğine göre vatandaşlarımızın örttüğü örtüyle bu bambaşkadır. Babaannelerimiz, köylülerimiz de başını güzel bağlayan kadınlarımız. Kentli, eğitimli, genç bir kadına "başını kapatacaksan köylüler ya da babaanneler gibi kapat" demek mi bu?

Babaannesi gibi bağlasın demiyoruz. Zaten başı bağlı anneler kızının başını bağlamasını istemiyor.

...

http://www.samanyoluhaber.com/haber-48698.html

Biz asılız... Bizim istemediğimiz birşeyin türkiyede olması mümkün değil.

Bu sözler türkan saylan'a ait.
Biz hakimiyetin kayıtsız, şartsız türk milletinde olduğunu biliyorduk.
Sanırım bu hanımefendi'nin güvendiği veya arkasını yasladığı daha başka kurumlar da mevcut (!?)





ÇAĞDAŞ YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİNİN BURS VERDİĞİ PKK ÖĞRENCİLERİ

[fbvideo]http://video.ak.fbcdn.net/cfs-ak-snc4/57678/245/1382159126586_22240.mp4[/fbvideo]

allah nurunu almış yüzünden, meymenetsiz kalmış :S

ne söylesek yersiz olacak ama bu tipler yüzünden ne geliosa gelio başımıza...  >:(

allah bazılarına rahmet eyler bazılarınada.....

ÇYDD


Askeri casusluk soruşturmasından da ÇYDD çıktı. ÇYDD adı daha önce Ergenekon soruşturması kapsamında da gündeme gelmişti. Son iddia çok çarpıcı.

İddiaya göre çete, üst rütbeli subayları ele geçirmek için kullandığı fuhuş tuzağında özellikle ÇYDD'den burslu kızlardan faydalanıyor. Belgelerde, şebekenin fuhuş ve şantaj için kullandığı kadınlara, nasıl ulaştığının da adım adım anlatıldığı ileri sürülüyor. Askeri casusluk ve fuhuş çetesi ile ÇYDD bağlantısını güçlendiren, sadece şüpheliden ele geçen belgeler değil.

İddialara göre soruşturmada, çetenin fuhuş elemanı olarak kullandığı iddia edilen 18 kadın askerden 13'ünün ÇYDD'den burs aldığı tespit edildi. ÇYDD ile ilgili bu iddia şaşırtmadı. Ergenekon soruşturması kapsamında da benzer bir bağlantıyı anlatan skandal bir mektup ortaya çıkmıştı. ÇYDD'den ele geçirildiği iddia edilen mektup, "Saygıdeğer Hanım Efendim" hitabıyla başlıyor ve Tuğamiral O.S.K imzası taşıyordu.

Mektupta, iddia edilen illegal yapının, genç teğmenleri ağa düşürmek için ÇYDD'den burs alan kızları nasıl kullandığı anlatılıyordu.


[fbvideo]http://video.l3.fbcdn.net/cfs-l3-snc6/78896/235/156311507746273_32802.mp4[/fbvideo]


* http://www.kure.tv/webtv/803-haber/forum.vatan.tc/3444-Bolum/78306/




ÇYDD 2008 YILI TOPLANTI KARARLARI, İDDİANAMEYE GİRDİ...
* http://ilgiliforum.com/cydd-hakkinda-cok-ilginc-bilgiler-t53144.0.html

ÇYDD'nin burs verdiği PKKlı Öğrencilerin Listesi
* http://ilgiliforum.com/cyddnin-burs-verdigi-pkk-uyesi-ogrenciler-t53140.0.html

ÇYDD Emniyet Genel Müdürlüğü Personelini bile fişlemiş!..
* http://ilgiliforum.com/cydd-emniyet-genel-mudurlugu-personelini-fislemis-t53139.0.html


Türkan Saylan, Deniz Baykal


Savcı Sayan, CHP içerisinde Deniz BAYKAL'a yapılan komployu doğruladı...


[fbvideo]http://video.ak.fbcdn.net/cfs-ak-snc6/78936/20/137571629632763_34947.mp4[/fbvideo]


 ~ 

Bu konunun linki : 

Yukarıdaki linki arkadaşlarınıza göndermek için kullanabilirsiniz ve bu sayfada; Türkan SAYLAN ve ÇYDD DOSYASI hakkında bilgiler nedir yazıları veya şiirleri gibi sözleri veya resimleri Türkan SAYLAN ve ÇYDD DOSYASI siteleri gibi benzer birçok forum konularını bulabilirsiniz.

 ~ 

Son Forum Mesajları

Kaynak linkimizi belirtmek koşulu ile her türlü bilgiyi kopyalayabilirsiniz. Forum içerisinde yazılan tüm mesajların hukuki sorumlulukları mesajları yazanlara aittir. Üyeler, üyelik sözleşmesi gereği bu kuralı kabul etmiş sayılır. Ziyaretçilerimiz bu forumu kullanmadan önce Forum Kurallarını okumak zorundadırlar. Aksi durumda meydana gelecek bütün olumsuz durumlardan ziyaretçilerin bizzat kendileri sorumludur. Sitemizde telif, kişi haklarına; yasalara aykırı olduğunu düşündüğünüz bir konu görürseniz bize aşağıdaki iletişim adresinden ulaşabilirsiniz.

1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60 100, 150, 200, 250, 300, 350, 400, 450, 500, 550, 600, 650, 700, 750, 800, 850, 900, 950, 960

© 2006-2019 ilgiliFORUM.com